------------------------------------------------------------------------

  Sevan Nişanyan - Rabiacılara neden karşıyız?

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Bir kere şunda anlaşalım.
Mısır'ın kaderi sadece Mısırlıları ilgilendirmez.
Mısır'ın kaosa sürüklenmesi veyahut birtakım gözü dönmüş manyakların
yönetimine girmesi, öncelikle komşu ülkelerin güvenliğini ilgilendirir.
İkincisi, o kargaşadan etkilenecek olan diğer Arap ve İslam ülkelerini
ilgilendirir.
Üçüncüsü, onmilyonlarca aç ve öfkeli insanla başa çıkmak zorunda kalacak
olan dünya ülkelerini ilgilendirir.
Dolayısıyla bu ülkelerin, Mısır'ın intihar etmesine engel olma hakkı -
hatta haktan öte görevi - vardır.

*"Parayı veren düdüğü çalar"*yasasını da akıldan çıkarmayalım.
Mısır Suudi'lerin, Amerika'nın ve Avrupa'nın sadakasıyla geçinen bir
ülkedir.
 Geçen hafta Cengiz Aktar dış yardım rakamlarını vermişti, onun
yalancısıyım.
Mursi döneminde 9 milyarı Suudi Arabistan'dan olmak üzere 22 milyar
dolar dış yardım almışlar.
Buna karşılık toplam (2012'de) 28 milyar dolarlık mal ve hizmet ihraç
etmişler.
Senin toplam dış gelirinin yüzde kırkdördü Suudiyle Amerikalının sana
acıdığı yahut batmanın sonuçlarından korktuğu için hibe ettiği paraysa,
*"ağa benim içişlerime nasıl karışır"* diye babalanma hakkın olmaz.

Bu ülke binlerce seneden beri bütün Akdeniz havzasının mahsul ambarıydı,
aldığından kat kat fazlasını ihraç ederdi.
Bugün bu hale düştüyse bunun nedenini hayali dış mihraklarda aramanın
alemi yok.
Kötü yönetilmiştir, en az altmış yıldan beri feci derecede kötü
yönetilmiştir.
Adamların elinde dünyanın en verimli toprakları var, üstüne Süveyş
Kanalı gibi (Avrupalıların sana hediyesi) bir para basma makinesi var.
Palavra aleminde yaşayan birtakım cahil ve ahmak kadrolar o geliri har
vurup harman savurmuş, yatırım diye bir şey akıllarına gelmemiş, sonunda
çökmüş bir altyapı, yüzde yirmi küsur işsizlik, sıfır döviz rezervi ve
petrol ihtiyacını bile zor karşılayan bir dışsatım kapasitesiyle baş
başa kalmışlar.

Şimdi söyler misiniz, Mısır'ı Mısırlılar yönetsin diye ısrar etmenin
anlamı ne?
Adamlar yönetmekten acizse zavallı Mısır halkını bu eziyete mahkûm
etmenin insaniyetle bağdaşan yanı nerede?
Sen otomobil alırken yabancıyı tercih ediyorsun.
Gazoz alırken yabancıyı tercih ediyorsun.
Çocuğunu gâvurun okuluna göndermek için can atıyorsun.
Devlet hizmeti satın alırken *"bizim olsun, isterse öküz olsun"* diye
inat etmenin mantığını söyle.

*

Mübarek rejimi otuz senenin sonunda (tıpkı Abdülhamid'in son yılları
gibi) çürümüştü.
Demokrasi olsun dediler, devirdiler.
Herkes bayram etti.

O karambol içinde adamın biri çıktı, Mısır halkının %56,6'sının boykot
ettiği bir seçimde, %51, 7 oyla başkan seçildi.
Zagazig Üniversitesinde makine mühendisliği profesörü olmaktan başka
idari tecrübesi yoktu.
Cehaleti yücelten ve dünyayı düşman sayan bir paranoya ideolojisine
mensup olmaktan başka entelektüel donanımı da yoktu.
 Ülkenin yarısının ve yönetici elitin tamamının kendisine muhalif olduğu
bir ortamda, *"ben ne dersem o"* kibiriyle memleket yönetebileceğini sandı.
Anayasayı değiştirip kendine diktatör yetkileri verdi; beceremeyip çark
etti.
Nargile kahvelerini ve Ümmü Gülsüm şarkılarını yasakladı.
Maliye çöktü.
Güvenlik çöktü.
Belediye hizmetleri çöktü.
Turizm çöktü.
Yatırımlar komple durdu.

16 yıl önce Luksor'da turistlere katliam yapan adamları Luksor valisi atadı.
Bütün ülke ve dünya *"gel konuşalım"* diye yalvarırken, kırk yıllık
yorgun müstebitler gibi sarayına kapandı; belki konuşmaya takati veya
cesareti yoktu, belki söyleyecek sözü olmadığından korktu.
Her müflis politikacı gibi dış krizden medet umdu, Etiyopya'ya savaş
denemesine girişti.
Her müflis Şark politikacısı gibi, Yahudi düşmanlığı yaparak cahil halkı
galeyana getirmeyi denedi; Allahının arkasına saklanıp İsrail'i
lanetledi; peygamberinin arkasına saklanıp *"maymun ve domuzlar soyu"*
diskuru çekti.

Nihayet devrildiğinde, aklı olan herkes derin bir nefes aldı.

Yerine gelenler, hayır, daha matah adamlar değildi; altmış yıldan beri
memleketi batıran ekipti.
Ama Tahrir cenderesinden geçmişlerdi; kısıtlı da olsa demokrasi olmadan
ülkeyi yönetemeyeceklerinin farkındaydılar.
Dış sponsorlarının talebi de o yöndeydi.
Kısa süre içinde serbest seçim sözü verdiler; İhvan'a *"gel konuşalım"*
dediler; Mursi'ye onurlu bir çıkış yolu önerdiler.

Ama olmadı.
İhvan'cıların cihat ve şehadet retoriğiyle efsunlanmış gözleri, çıkış
yolunu göremedi.
Kalabalıkları sokağa sürdüler.
İhtilali ihtilalle altedebileceklerini sandılar.
Karşı taraf bir an sendelese ülkeyi kaos ve kargaşaya boğacak bir kumar
oynadılar.
Karşı taraf sendelemedi.
Tahrir-sonrası çekingenliğini bir yana atıp, asli kimliğine geri döndü.
Sonuç: şimdilik bin küsur ölü.

Şimdi bütün dünya, ölen *"ılımlı İslam"* projesinin yasını tutuyor.
İslam ülkelerinde demokrasi denemesini bir başka - çok uzak - bahara
ertelemenin sıkıntısını yaşıyor.

*

Rabiatül Adeviye Maydanında ölenlerin yasını tutamıyorum, üzgünüm.
Piyon olarak sahaya sürüldüler, harcandılar.
Orada ölen yüzlerce insanın - ve Mısır'ın ölen demokrasi hayalinin -
vebali İhvan'ın ve Mursi'nin omuzlarındadır.

Gezi'de ayaklananlarla Rabia'da ayaklananların aynı kaba
konulabileceğini de düşünmüyorum, hayır.
Buradakiler, gözü dönmüş bir zorbaya meydan okumak için sokağa çıktılar.
Oradakiler, iflas etmiş ve yenilmiş bir zorba adayını geri getirmek için
sokağa çıktılar.
Gezi'nin Mısır'daki muadili, geçen Aralık'tan beri her gün Tahrir'de
sokağa çıkan ve Temerrüd hareketini organize eden milyonlardır.

Gezi bayrağına dört parmak ekleyenler, her şeyden önce, Tahrir'de
özgürlük mücadelesi veren Mısır halkına hakaret etmiş olurlar.

Onunla da kalmazlar.
Burada, yenilgiyi kabul etmektense ülkeyi yangın yerine çevirmekten
çekinmeyecek bir siyaset kumarbazını biraz daha cüretlendirmeye, onun
ürkütücü patinajını biraz daha uzatmaya hizmet etmiş olurlar.

 

 http://nisanyan1.blogspot.co.il/2013/08/rabiaclara-neden-karsyz.html

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-201307301451-05
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
 

zaryop:jaro

Butun okullar Imam Hatip yapilacak.
(17.9.1994 Cumhuriyet)

Recep Tayyip Erdogan.
(1994 - 2006) Belediye Baskanligi Doneminde...
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]  Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]

        Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
        Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.




-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.

Cevap