* Orhan Bursalı - Zenginlerin Adamı Yoksulları Sürüyor <#mozTocId246174>
  * Bekir Coşkun - Kına... <#mozTocId977892>
  * Ali Sirmen - Yeni '6-7 Eylül'ler <#mozTocId213537>

------------------------------------------------------------------------


  Orhan Bursalı - Zenginlerin Adamı Yoksulları Sürüyor

[email protected]

Behiç Ak ile denizotobüsü boyunca sohbet ediyoruz.
Tabii yakıcı konu olimpiyatlar ve İstanbul..
İyi sıyırdık diyoruz ikimiz de.
Önce İstanbul sonra Türkiye olarak!
İstanbul bir kez daha mahvolacak, yoksullar da oturdukları mahallelerden
sürülecekti..

Arjantin'de olimpiyat savaşını kazanmak için *"meydan muharebesi"* verildi.
Komutan, tim'inin başında Rusya'dan doğrudan Arjantin'e uçtu!
Sonuç belli..
Apoletini takamadan döndü!
Yoo hayır, sanmayın ki iktidara karşı olduğum için böyle yazıyorum ve
olimpiyatların İstanbul'a gelmemesine seviniyorum!
Şunu hiç unutmayın: Ülkemin yararına olacak önemli her şeyi desteklerim!
İster RTE başta olsun!
Ülke sevgisi ile siyasi karşıtlığı ayırabildiğimiz ölçüde inandırıcı ve
tutarlı olabiliriz..

1.Olimpiyatlar maliyetleriyle ülkelere önemli yıkım getiriyor.
Atina Olimpiyatları, ülke ekonomik krizinin derinleşmesine ne kadar
katkıda bulundu, hesabını gören var mı?

2.Olimpiyatların ilk maliyet hesapları, iki-dört kat fazlasıyla
gerçekleşiyor.
Neden?
Bir şirket diyelim ki kendine inşaat yapacak..
gerçekleşebilecek maliyetin 1.5 katı bile aşması mümkün mü?
Ama olimpiyatları devlet yapıyor, yani cebimizden çıkıyor paralar..
Neden üç dört kat?
Olimpiyat yapıyoruz diye, hazinenin birkaç katıyla yağmalanacağı ve bu
kez çok büyük paraların inşaatçılarla siyasi iktidar arasında
kırışılmayacağını mı sanalım!?

3.Olimpiyatların, gerçekleştirildiği büyük kentlere verdikleri ağır
zararı Melis Alphan dünkü Hürriyet'te köşesine taşıdı; biz yazıp
söylesek herkese vız gelir tırıs giderdi ama uzman söylüyor: *"Eski
Birleşmiş Milletler Konut Hakkı Raportörü Miloon Kothari'nin tespitleri
beni olimpiyat fikrinden soğutmuştu.
Demişti ki Kothari: Dünyada oimpiyatlar ve Dünya Kupası gibi büyük spor
organizasyonlarının yapıldığı kentlerin hep negatif etkilendiğini
düşünüyoruz.
Bütün örnekleri inceledik, olumlu katkısının olduğu tek bir yer yok"*

4.Behiç, olimpiyatlara da karşı.
Ama ben değilim, dünyayı dostlukla yarıştırıyor.
Ama olimpiyatlar bu şekliyle sürdürülebilir değil.
Fikri kalmalı ama konsepti değişmeli..
Neden bütün yük bir ülkeye, bir kente yıkılsın?
Örneğin dağıtılabilir oyunlar..
Böylece ülkeler/kentler arasındaki bu yıkıcı yarış da sona erer..
Futbol bir yerde, atletizm başka bir ülkede..

5.Hatta şu yapılabilir: Ülke veya kent değil olimpiyat bölgesi seçilir!
Mesela Akdeniz'in birbirine yakın ülkeleri arasında bölüşülür, isteyen
ülkeden ülkeye gider ve seyreder; bu yolculuğu kolaylaştıracak önlemler
alınır...

6.Olimpiyatların siyasal rant olarak da kullanılmasının önüne geçilmiş olur!
Seçimleri kazanmak için büyük gösterilerle kitlelerin gözünü boyayacak..
Üstelik, ülkeyi ve kenti batırarak!
Hele bu kişi bir de diktatör eğilimliyse!
Avrupa'nın en geri, en az eğitimli ve din tüccarlığının, siyasetin temel
aracı olduğu bir ülkede mesela, olimpiyat gibi büyük gösteriler neye
hizmet eder?

***

Gelelim şu zenginlerin adamı konusuna!
Evet olimpiyatlarla İstanbul'un yine *"gecekondu"* diyebileceğimiz
mahallelisi sürülecek, toplumsal ve ekonomik ilişkileri paramparça
edilecek..
Yoksul değil mi vur ensesine, çek altından evini, toprağını ve zengine
peşkeş çek!

Behiç anlattı.
Güney Afrika'da (Mandela kepazeliği!) Johannesburg'da yoksul bir
gecekondu bölgesi, kentin göz zevkini köreltiyor diye buldozerlerle
yıkılıp bitirilmiş..
Şüpheniz olmasın, zenginler gelip konmuştur oraya..

Kentlerin rant alanında kalan (arsası ve evleri değerlenen) yoksul
semtleri, *"kent dönüşüm projeleri"* yaldızlı yasalarla yok ediliyor.
Orada oturanlar uzak yerlere sürülüyor..
Kentle kurdukları bütün sosyolojik ve ekonomik bağları darmadağın ediliyor.
Tam bir sürgün yaşıyor hepsi..
Veee yerlerine zenginler gelip oturuyor..
Hadi adını verelim: Tarlabaşı Projesi böyle bir şey!

Oysa, yıkıp yeniden pahalı mekânlar yapmaktansa, küçük kredilerle
uluslararası fonlarla binaların iyileştirilmesi sağlanabilir, ekonomik
gücü az insanların yaşam kaliteleri iyileştirilebilir ve yükseltilebilir!

Behiç'e sordum, Johannesburg'da gecekondu bölgesini yıkacaklarına,
gecekonduların yeni bir planla iyileştirilerek *"yoksul"* villalarına
dönüştürülmesi en kolay ve ucuz yol değil mi?
İnsanları sürerek aslında dağınık ve çok büyük kriminal yaşam alanları
yaratmaya teşvik ediyorsunuz!
İnsanlara, insanca bir çevrede yaşamalarına yardımcı olacağınıza..
Yardım edin sonra da satış yasağı koyun!

***

Şimdi Haliç Tersanesi bölgesini de marinalara ve zenginlere pahalı bir
mekâna dönüştürüyor bu iktidar..
Kasımpaşalılar, sürgüne hazır olun, hepiniz 10 yıl içinde çil yavrusu
gibi dağıtılacaksınız!

Üstelik adamınız bir Kasımpaşalı marifetiyle..

-                            -                           
-                            ^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>


  Bekir Coşkun - Kına...

[email protected]

*"Kına yaksınlar"*diyor bir de...

Bizim kıçımız olimpiyat halkası mı, renklensin...

*

Sen kafana bak...

*

Olimpiyatlar; insanların bir gün artık savaşmamaları, güç ve
yeteneklerini sporda barış içinde yarışarak, birbirlerini severek
göstermeleri umuduyla doğdu...

O halkalar, birbirine geçmiş insanlığı anlatır...

Sarı, Asya; kırmızı, Amerika; yeşil, Avustralya; mavi, Avrupa; siyah,
Afrika...

Barış ve sevgi o...

*

Sende var mı?..

Yok...

*

Petersburg'da dünya liderlerine *"Gelin Suriye'yi vuralım"* diye
tutturup, oradan uçarak Buenos Aires'te halkaları isteyince...

Kına lazım oldu tabii...

*

Elinde karanfille parkını savunan gençlerinden onlarcasının gözünü
çıkartmış; yüzlercesinin ayağını, kolunu, kafasını kırmış; otuzunu
komaya sokmuş; beşini öldürmüş bir ülkeye...

Aydınlarını, bilim adamlarını, yazarlarını, gazetecilerini, subaylarını,
üniversite gençlerini, deresini savunan çevrecilerini hapishanelere
doldurmuş bir memlekete...

Bir cemaat ile bir imam tarafından yönetilen tuhaf bir rejime...

Çağdaş yaşama arkasını dönmüş, giderek ilkelleşen bir topluma...

*"Al, dünyanın umudu barış ve sevgi halkalarını dalgalandırmak senin
hakkın"*demediler salaklar...

*

Ulusal olimpiyatımız 19 Mayıs'ta kızların etek boyunu dizin altına
uzattıktan sonra, daha bir hafta önce *"Kadınlara ayrı olimpik yüzme
havuzu"* müjdesi verenin...

Olimpiyat tutkusu ne oluyor?..

19 milyar dolar eder mi?..

*

Sonuçta...

Biz kınalık olduk...

*

Sana kına da az...

Metalik sprey boya anca...

-                            -                           
-                            ^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>


  Ali Sirmen - Yeni '6-7 Eylül'ler

[email protected]

6-7 Eylül olayları, geçen haftaki 58.yıldönümünde, Olimpiyat tutkusunun
gölgesinde kalarak fazla anımsanmadı.

Oysa, 6-7 Eylül 1955 olayları hiç akıldan çıkarılmaması, ders alınması
gereken, tarihimizin kara sayfalarından birini oluşturmuştur.

Yeni patlak vermiş olan Kıbrıs krizi dolayısıyla Ankara ile Atina
ilişkilerinin çok gerginleştiği bir ortamda bir akşam gazetesinin
Atatürk'ün Selanik'teki evine Yunanlılar tarafından bomba atıldığı
haberi üzerine, İstanbul'da patlak veren olaylar, kısa bir süre sonra
tamamen kontrolden çıkarak, başta Rumlar olmak üzere, azınlıklara karşı
şiddeti de içeren gösterilere dönüşmüş, gayrimüslim vatandaşlara ait
işyerleri tahrip ve yağma edilmiştir.

Kolluk güçleri çok kısa süre içinde olayların kendi boylarını aştığını
ve denetim dışına taştığını görmüşler, 6-7 Eylül 1955 gecesi bir süre
İstanbul sokaklarına anarşi ve terörün hâkim olduğu, devletin bütün
gelişmeleri eli böğründe seyrettiği bir kente dönüşmüştür, devlet ancak
ertesi sabah durumu denetim altına alabilmiştir.

***

Olayın iç yüzü, kamuoyuna açıklanmasa da, kısa sürede anlaşılmıştır.
Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'nun istemi üzerine, iktidar
kamuoyunun kendi Kıbrıs tezini desteklediğini göstermek üzere bir gövde
gösterisine kalkışmıştı.

Ata'nın Selanik'teki evinin bombalanması da, Ankara kaynaklı bir
povokasyondu.

Olayın yabancı düşmanı, ırkçı yanı, Cumhuriyet'in, savunduğu ya da
savunduğunu söylediği ulus kavramı düşüncesinin geçerli olmadığı,
kamuoyu ve yöneticiler tarafından da yeterince içselleştirilmediği
gerçeğini ortaya çıkarmıştır.

6-7 Eylül olayları sözcüğün tam anlamıyla, 20.yüzyılda yaşanmış bir
vandalizm vakasıdır.
Olayın kısa sürede, sınıfsal bir içerik kazandığı ve varsıllık
düşmanlığına dönüştüğü de, daha sonra gelişmeleri irdeleyenlerin hemen
hepsi tarafından kabul edilmiştir.

Üzerinden 6 yıl geçtikten sonra bu toplumsal olayın sorumluluğu Yassıada
mahkemelerinde gündeme getirilmiş ve Menderes iktidarı olayların
vebalini yüklenmek durumunda kalmıştı.

Yassıada davaları içinde en ipe sapa geliri 6-7 Eylül olaylarıyla ilgili
olanıdır.

***

Gerçekten de, 1955 yılındaki olaylarda, geniş kitleleri popülist
söylemlerle ve azınlıkları ötekileştirip, ötekileştirilenlere karşı
çoğunluğu kışkırtarak, geniş kitleleri iç ve dış politikasının yanında
saf tutturmak isteyen DP yönetimi sorumludur.

Bir iktidarın, böyle bir gelişmeyi önlemek için her türlü tedbiri alması
ve çok titiz davranması gerekirken, akıl almaz bir sorumsuzlukla tam
aksi yönde bir tavırla olayları kışkırtarak politikasını kabul ettirmeye
çalışması demokrasiden zerrece nasibini almışların asla iltifat
etmeyecekleri bir tutum iken, demokrasiyle çoğunluk diktasını birbirine
karıştıran Adnan Menderes, tutumuyla tarihi utanç lekesini ulusunun
alnına sürmüştür.

Bu açıdan 6-7 Eylül olaylarını, sık sık anımsamakta yarar olduğu kesindir.

İşin kötüsü, aradan geçen 58 yıla karşın, politikalarına karşı
olanlarını ötekileştirip ötekileştirdiği ile yandaşları karşı karşıya
getirmeyi ve böylelikle kendi çevresindeki saflaşmayı, güçlendirmeyi
tasarlayan Tayyip Erdoğan yüzünden, Türkiye bugün yeni 6-7 Eylül'lere
gebe bir ortamı yaşamaktadır.

6-7 Eylül 1955 tarihi utancı hâlâ silinmedi, ama bilin ki, yeni 6-7
Eylül'lerin yıkımı 58 yıl öncekinden çok daha büyük olacaktır.

DÜZELTME:

Değerli okurum Çavlı Gülfaz, Tercüman gazetesinin 1955 yılı yarışmasını
Emil Galip Sandalcı ile birlikte kazanan kişinin Özcan Ergüder değil,
Ahmet Kabaklı olduğunu bildiriyor.
Haklıdır, kendisine teşekkür eder, yanlışım için özür dilerim.
A.S.

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-201307301451-05
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
 

zaryop:jaro

KARA CIZGILER
. . . . . .
dogada ilk kirlenmedir
ulkelere
bolunmesi
yeryuzunun

Fazil Husnu DAGLARCA
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]  Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]

        Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
        Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.




-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.

Cevap