Pozitif olmak, iyimser düşünmek hayatı toz pembe görmek değildir
Pozitif Dusunmek Ogrenilebilir! Pozitif olmak, iyimser dusunmek hayati toz pembe gormek degildir. Aksine pozitif dusunenler engeller karsisinda yilmak yerine dusunup mucadeleye devam edenlerdir. Peki, pozitif olmak ogrenilebilir mi? Iste cevabi… Kendinizi yorgun hissediyor musunuz? Enerjiniz daha ogleye varmadan tukeniyor mu? Kendinizi is ortamina yabanci hissettiginiz oluyor mu? Sebepsiz yere cabucak sinirleniyor musunuz? Bu sorularin coguna evet diyorsaniz buyuk ihtimalle "tukenmislik sendromu" yasiyorsunuz demektir. Iyimserlik ogrenilebilir mi? Tukenmislik hissi insanin hayat kalitesini dusurur. Bunu yasayan insanlar is hayatlarinda verimsiz; ozel hayatlarinda mutsuz olurlar. Schopenhauer "Engelleri asmak, varolusun en buyuk amaci ve hazzidir." der. Schopenhauer gibi dusunenler hayati, "engelleri asmak" olarak goruyorlar. Onlar icin hayat daha cok acilarla dolu ve dogal olarak amac bu acilari dindirmek ya da azaltmak. Bir de hayata olumlu yonunden bakanlar var. Pozitif psikolojinin onculerinden Martin Seligman'a gore hayat sadece engelleri asmak degildir. Insan mutlu olmak icin yasamalidir. Peki, siz nasil degerlendiriyorsunuz? Sizce hayatin amaci acilari dindirmek ya da azaltmak mi yoksa mutlu olmak mi? Martin Seligman'in daha mutlu ve refah icinde bir hayat yasamak icin bizim elimizde olan ve istedigimiz takdirde cogumuzun uygulayabilecegi bes adimli bir formulu var: 1-Aklimizdaki pozitif duygu ve dusuncelerin sayisini artirmak. Bilimsel bircok deneye gore, zihnindeki dusuncelerinin cogu olumlu olanlar daha mutlu oluyorlar. Seligman, depresyonda bile olsaniz, her gece o gun yaptiginiz uc olumlu davranisi -bunlar cok onemsiz, kucuk seyler bile olabilir- aklinizdan gecirerek uyumanizi oneriyor. Bu kucuk egzersiz bile ertesi gunun iyi gecmesine neden oluyor. Bunu aliskanlik haline getirenlerde ise depresyon riski azaliyor. Anlasilan o ki zihnimizi olumlu dusuncelere odaklamak bize iyi geliyor. Olumsuz duygular ise (kizginlik, kiskanclik, nefret, utanma, sucluluk…) bizi mutsuz ediyor. 2- Insanin kendi guclu yonlerini kesfetmesi ve hayatinda bu guclu yonlerini daha cok kullanmasi gerekiyor. Is hayatinda kendi guclu yonleri kullanan insanlar yaptiklari isle butunlesiyorlar, zamanin nasil gectiginin farkina bile varmiyorlar. Bu durumu Mihaly Csikszentmihalyi "akis" (flow) olarak tanimliyor. Insani "alip goturen" bu is birisi icin bahceyle ilgilenmek ya da cocuk yetistirmek olabilecegi gibi baskasi icin sirket yonetmek ya da arkeolojik kazi yapmak olabilir. 3- Seligman'a gore mutlu insanlar iliskilerinde sevgiyi on planda tutup yapici tavir sergiliyorlar. Kendilerini kenara cekip baskalarini yargilamak yerine insanlarin hayatlarina dahil oluyor ve kendi hayatlarina insanlari dahil ediyorlar. 4- Mutlu insanlar, hayatlarinin anlamini bulmus insanlardir. Hayatin anlami bir seye sahip olunca bulunmaz. Bir mevkiye gelmek de insana hayatin anlamini ogretmez. Insan ancak kendisinden daha buyuk bir seye baglanip ona inanirsa hayatin anlamini yakalar. Herkesin anlam arayisi farklidir elbette. Bazilari bu anlami dinde ve ibadette bulur, bazilari kendini bilime adar. Anlamli bir hayat, kimisi icin iyi cocuklar yetistirmek, kimisi icin meslegini hakkiyla yapmak olabilir. Bu anlam sayesinde insan hayattaki varolusun nedenini anlar, hedefini netlestirir. Anlam insanin pusulasidir. 5- Hayatlarinda anlam bulan ve olumlu iliskiler yasayan insanlar kendilerine somut hedefler koyup bu hedefleri gerceklestirmek icin yasarlar. Hedefi olan insanlar hayata tutunurlar. Sanildiginin aksine basarili insanlar en zekiler arasindan degil hayata en siki tutunanlar arasindan cikiyor. (Seligman, kendi teorisini PERMA olarak adlandiriyor. PERMA, yukarida anlatmaya calistigim bes maddenin Ingilizce isimlerinin bas harflerinden olusuyor. Pozitive emotion, Engagement, Relationship, Meaning ve Achievement) 2000′li yillarin basindan itibaren pozitif psikolojiden esinlenen psikologlar da "kendini isine adama" gibi kavramlari daha sistemli bir sekilde incelemeye basladilar. Ozellikle Fred Luthans, kendilerini islerine adayan kisilerin oz yeterlilik, iyimserlik, dayaniklilik gibi yapici duygulara sahip insanlar olduklarini kanitladi. Pozitif psikoloji 1980'lerden sonra yukselise gecti ve bize sunu ogretti: Basini sokacak bir evi, yiyecek yemegi olmayan, sefalet icinde yasayan insanlar elbette mutlu olamazlar; ama bu seviyenin uzerindeki herkesin mutlu olmasi kendi elindedir. Isin puf noktasi kanimca su: Biz genelde hayata tersten bakmaya programlanmisiz. Zannediyoruz ki mutlu olmak icin once basarili, zengin ya da cok populer olmak gerekiyor. Ama aslinda dogru olan tam tersidir, eger insan olumlu dusunur, sevgiye dayali iliskiler kurup anlamli bir hayat yasamaya baslarsa mutluluk o insanin pesini birakmaz. Mutluluk insanin kendi tercihiyle elde edecegi bir zihin durumudur. Insanin mutlu olmasi icin once mutlu olmayi secmesi gerekir. California Universitesi hocalarindan ve pozitif psikolojinin en taninmis isimlerinden Sonja Lyubomirsky'nin de israrla vurguladigi gibi mutlu olmak ve daha tatminkar hayatlar yasamak bizim elimizdedir. Yeter ki sukretmeyi, affetmeyi, iliskileri sevgi uzerine kurmayi, ihtiyaci olanlara yardim etmeyi ve hayattan zevk almayi ogrenebilelim. Iyimserlik de mutlu olmak da ogrenilebilir. Yazan: Temel AKSOY [?][?][?][?][?][?][?][?][?][?][?][?][?][?][?][?]__._,_.___ BİR FFIKRA Bir Noel gecesi Newyork semaları birden olağanüstü bir ışıkla aydınlanmış, ışıkhüzmelerinin arasından büyük bir ihtişamla süzülen Hz. İsa yavaşça Newyork'a inivermiş... Halk şaşkınlık ve hayranlık içinde yerlere kapanmış.... Hz.İsa etrafına bakındıktan sonra en yakın süper markete yönelmiş ve kapılar kendiliğinden açılmış. Hz. İsa ; Bu nedir ? Bunca bolluk-bereket, bunca mal varken insanlar neden aç, neden yoksul...? Girin kardeşlerim, bu malların hepsi sizin, istediğinizi alın...Artık tanrının krallığında hiç kimse aç-yoksul olmasın...demiş. Tabii halk hemen markete hücum etmiş.. Hz. İsa orada fazla oyalanmadan devamlı aynı sözleri yineleyerek sırasıyla diğer süpermarketleri, dükkanları açmaya ve halkı davet etmeye devam etmiş... Ortalıkta tam bir bayram havası sürerken sıra bir Yahudi'nin süpermarketine gelmiş... Hz. İsa buranın da kapılarını ardına kadar açıp kasadaki Solomon'a aynı sözleri tekrarlamış... Solomon kayıtsız bir tavırla arkasındaki perdeyi hafifçe aralamış ve karısına seslenmiş ; ''Bertha... Dolaptaki alet çantasından çekici ve çivileri getirir misin canım, bu adam yine ortaya çıkmış...'' -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to [email protected]. To post to this group, send email to [email protected]. Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat. For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.
<<01A.gif>>
