> > *ÇOCUKLUĞUMUZDA...** > > Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı. > Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç > açmadım. > Hatta Babamın bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir > parçası gibiydi, hep evdeydi. > Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek > bir yer yoktu ki..... > > En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı. > Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani. > Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık. > Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya,* > > *zıplaya yürüyerek gelirdik.* > * > Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi. > Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara > koyar oyuna bile dalardık. > Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle > bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi. > Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi. * > *Susayınca girer evlerine su içerdik.** > Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar, > hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik. > Kısacacı > evine gidip gelen (...ki;sadece çişi gelen giderdi evine) > elinde mutlaka yiyecekle dönerdi. > Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de > gönderirdi. > Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu. > > Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin > diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri > alırdık. > > Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi. > Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi...* > *Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.** > Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, > onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla > saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine > oyuna dalardık.* > * > Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık. > Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık. > Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı > alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara > girmezdik. > > Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim. > Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki. Komşumu tanımıyorum ama evinin > camında, temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin > der konuşurum. > Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem. > Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ; bilmem kaç > kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri. > Evlerimiz var, içinde yaşayan yok. Parklarımız var, > içinde oynayan çocuk yok. > Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks > binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar... > Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz.. > > Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız, > onlara dede, nene diye > hatırını soran çocuklarımız yok oldu. > Ben kapılarında ' vale ' lerin, ' bady ' > lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir. > Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, > taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek > ters gelir bana. > Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de > cüzdanıma hitap eder. > Nedir bunlar? > Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş > insanlar olduk.* > * > Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk. > İyi de neden böyle olduk ? > Biz mi istemiştik? Yoksa birileri mi böyle istedi?.. > 'Her toplum hakettiği gibi yönetilir'' derler ya, hakettiği gibi de yaşar > diyelim mi ? * > > *********************************************************************************************************************************************** BİR FIKRA
Fındık Kıran :) Adamın biri bir gün, Fransa'ya bir iş için gitmiş. Akşam olunca > sıradan bir gece kulübüne gitmiş. Eğlencenin doruk noktasında spikerin > anonsunu duymuş; > "Şimdi, meşhur Temel'in gösterisi başlıyor!" > Sahneye smokin giymiş Temel çıkmış. > Fakat Temel ne pantolon ne de don giymiş. > Sahnede duran masaya doğru ilerlemiş, masanın üzerinde bir fındık varmış. > Müzik susmuş, Temel kıvrak bir hareketle elinde tuttuğu penisi ile fındığa > vurmuş, > fındık paramparça herkes çılgın gibi alkışlamış. > Aradan 40 sene geçmiş aynı adam tekrar Fransa'ya gitmiş işlerini > hallettikten sonra tekrar eğlenmek için aynı yere gitmiş. > Eğlencenin en görkemli zamanında spikerin anonsu duyulmuş; > "Meşhur Temel'in gösterisi başlıyor!.." > Aynı Temel yine sahnede fakat oldukça yaşlanmış... > Yine masaya doğru ilerlemiş ama masada bu sefer bir hindistan cevizi varmış. > Temel çevik bir hareketle elinde tuttuğu penisi ile vurmuş. > Hindistan cevizi paramparça olmuş. > Bizim vatandaş bu gösteriden sonra dayanamamış hemen kulise gidip Temel'e > sormuş; > "Ben yıllar önce geldiğimde fındık kırıyordun, şimdi ise Hindistan > cevizi kırıyorsun bu nasıl oluyor?" demiş. > Temel cevap vermiş; > "Cözlerim eskisi gibi cörmeyi!.. Finduğu iskalayrum" *********************************************************************************************************************************************** [image: Satır içi resim 1] X -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to [email protected]. To post to this group, send email to [email protected]. Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat. For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.
<<kemalağa (2) -.jpg>>
