*Mikdat Kadıoğlu *Havadan Sudan  <[email protected]>
Dünyanın tek organik çayı kar yağışlı Hemşin'de

Türk çayı, hiçbir kimyasal mücadelenin olmadığı, dünyanın tek doğal çayı
olarak dünya pazarlarında artık yer alıyor. İnanılmaz ama bunu bölgedeki
kar yağışına borçluyuz

Tropikal ve yarı tropikal iklimlerde yetişen "Camellia Sinensis"
ya da hepimizin
<http://www.milliyet.com.tr/index/Hepimizin/default.htm> bildiği
adıyla çay, eskiden
<http://www.milliyet.com.tr/index/eskiden/default.htm> olduğu
gibi günümüzde de misafirleri en zarif biçimde ağırlama işlevini
sürdürüyor. Kar
yağışı<http://www.milliyet.com.tr/index/kar-ya%C4%9F%C4%B1%C5%9F%C4%B1/default.htm>
görülmeyen
tropiklerde çayın, böcek gibi haşerelerden korunması için ilaçlanması da
gerekiyor. Bu nedenle, doğal ya da organik çayın yetişmesi için tropikal
özellikleri olan bir yerin yanı sıra bir de çay yaprakları üzerinde böcek
gibi haşereler olmaması için o yaprakların üzerine kar yağmasına ihtiyaç
var.
Farkında değiliz ama dünya ile kıyaslandığında ülkemizin çay üretiminde çok
büyük bir avantajı var. Doğu
Karadeniz<http://www.milliyet.com.tr/index/Karadeniz/default.htm>Bölgesi'nin
doğal iklim <http://www.milliyet.com.tr/index/iklim/default.htm> şartları
gereği, çay tarımında kimyasal ilaçlama yapılmıyor. Doğanın bizzat kendisi,
çay için gerekli
<http://www.milliyet.com.tr/index/Gerekli/default.htm>
ilaç<http://www.milliyet.com.tr/index/%C4%B0la%C3%A7/default.htm>etkisini
yaratıyor. Yani
Türkiye<http://www.milliyet.com.tr/index/T%C3%BCrkiye/default.htm>,
dünyadaki büyük çay üreticilerinin arasında, çayın üzerine kar yağan tek
ülke... Doğa, çayın üzerine yağdırdığı kar ile ona gerekli olan korumayı da
sağlıyor.

*Üç temel çay çeşidi var*
Geçmişte yoğun olarak
mısır<http://www.milliyet.com.tr/index/M%C4%B1s%C4%B1r/default.htm> ve
fasulye yetiştirilen Karadeniz bölgesinde, bugün önemli miktarda çay
yetiştiriliyor. Türkiye'de çay üretimine Cumhuriyet'in ilk yıllarında Doğu
Karadeniz bölgesinde başlandı ve başarılı sonuç alındıktan sonra 1940
yılında çıkarılan Çay Kanunu ile Araklı'dan Sovyet sınırına kadar olan
bölge çay tarımına ayrıldı. 1947 yılında, 60 ton/gün kapasiteli ilk çay
fabrikası Rize <http://www.milliyet.com.tr/index/Rize/default.htm>'de
işletmeye açıldı,
1965 yılında kuru çay üretimi iç tüketimi karşılayacak seviyeye ulaştı.
1971 yılına kadar
Tekel <http://www.milliyet.com.tr/index/Tekel/default.htm> Genel
Müdürlüğü'nce yürütülen çay alımı, işleme
ve satış işlemleri 1971 yılında kurulan Çay Kurumu'na devredildi. Sonuçta
Türkiye,
çay tarım alanlarının genişliği bakımından üretici ülkeler arasında 6, kuru
çay üretimi bakımından 5'inci sırada; yıllık kişi başına
tüketim<http://www.milliyet.com.tr/index/t%C3%BCketim/default.htm>
bakımından
ise dünya ülkeleri arasında 4'üncü sırada yer alıyor. Ayrıca ülkemizde,
Rize'nin Hemşin ilçesi organik çay tarım havzası olarak belirlendi ve
organik çay üretimine de başlandı.
Çayları birçok kritere göre sınıflara ayırmak mümkün olmakla beraber; üç
temel çay çeşidi var. Bunlar
siyah<http://www.milliyet.com.tr/index/Siyah/default.htm> çay,
yeşil çay ve beyaz çaydır. Bunların dışında, yetiştiği bahçe, yaprak
boyutu, işleme yöntemi ve fermantasyon yöntemlerine göre de sınıflara
ayırmak mümkün.
Japonya<http://www.milliyet.com.tr/index/Japonya/default.htm>'ya
gidene kadar çocuklar gibi
"paşa çayı" içiyordum. Şimdi yeşil çaya başladım. Japonların "chanoyu"
denilen geleneksel çay seremonisi ile tanıştıktan sonra; Türkiye'de bir
bardak keyif olan çayın, Japonya'da sabrın ve bilgeliğin sembolü olduğunu
da gördüm.
Japonlara göre çay seremonisi, Japonya'ya özgü estetik bir eğlence.
Özelliği, Matcha denilen yeşil toz çay sunulması ve içilmesidir. Çay
Japonya'ya Çin <http://www.milliyet.com.tr/index/%C3%87in/default.htm>'den
8'inci yüzyılda gelmiş olmakla
birlikte Matcha, 14'üncü yüzyıldan itibaren üst sınıflar arasında
düzenlenen sosyal toplantılarla yaygınlaşmış.

*Kaçak çayın itibarı ve tüketimi düşüyor*
Bize göre de Hemşin'in organik çayı bize özgü; o ithal edilen çaylardan
farklı olarak, kuru çaylarda pestisit denilen hiçbir kimyasal
madde<http://www.milliyet.com.tr/index/kimyasal-madde/default.htm>
kalıntısı
içermiyor. Bu durum ülkemize dünyada yükselen organik
tarım<http://www.milliyet.com.tr/index/organik-tar%C4%B1m/default.htm>
için
de çok büyük bir avantaj sağlıyor. Çünkü içinde zararlı kimyasallar bulunan
ve ülkemizde "kaçak
çay<http://www.milliyet.com.tr/index/ka%C3%A7ak-%C3%A7ay/default.htm>"
olarak adlandırılan çayların, sağlığa zararlarından dolayı itibarı ve
tüketimi hızla düşüyor...
Özetle dünyada yaklaşık 1500 çeşit çay var. Aralarındaki tek fark
fermantasyonu. Diğer bir deyişle, siyah ve yeşil çayın ikisi de aynı
yapraklardan yapılıyor. Siyah çayın yaprakları yavaşça kurutuluyor. Yeşil
çay ise yapraklar toplanır toplanmaz hemen kavrulup hızlı bir şekilde
kurutuluyor. Yani siyah çay kurutulurken okside ediliyor. Yeşil çay ise
okside edilmiyor... Şimdi bu listeye ve Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yetişen
doğalına ilave olarak Hemşin Vadisi'nde yetişen organik siyah, yeşil ve
beyaz çayı da eklememiz gerekiyor. Evet, gerçek ve tek organik çay
Hemşin'de, başka yerde yok!
Hemşin'in organik çayını, bakkallardan, marketlerden, kafeteryalardan,
çaycınızdan,
ev sahiplerinden ısrarla istemeyi ve az miktarda üretildiği için de
tükenmeden almayı unutmayınız!

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

EVLİMİSİN BEKARMISIN....

vliliğin nasıl olup da bir Halk Sağlığı konusu olduğunu merak ediyorsanız
işte açıklaması:
Evlilik, daha iyi fiziksel ve mental sağlık için belirleyici bir katkıdır.

Amerikan Ulusal Tıp Akademisi'ne göre "Halkın sağlıklı olması ve sağlıklı
kalması için toplum boyutunda ortaklaşa yapılan herşey Halk Sağlığı ile
ilgilidir." Bu yaklaşımı göz önünde bulundurduğumuzda sağlık "salt tıbbi
bakım ya da kişisel davranış" olmaktan çıkıyor.

Evlilik yetişkinler için de çocuklar için de çok önemli sağlık faydaları
sağlar. Buna en belirgin örnek bekar ölümlerinin evlilerden daha fazla
olmasıdır.
Son yıllarda yapılan çalışmalar evliler arasında düşük ölüm oranları
bulgularken, bekarlarda yüksek fiziksel ve mental bozukluk oranlarına
dikkat çekmektedir. Evli kadınlarda ve erkeklerde bekarlara oranla daha
düşük depresyon, Alzheimer hastalığı, kalp rahatsızlıkları, kanser ve madde
bağımlılığı olduğu biliniyor. Evlilerin hayattan daha çok zevk aldığı ve
mutlu olduğu da yapılan araştırma sonuçları arasındadır. Bu sonuçlar dünya
genelinde değişik yaş ve eğitim gruplarında test edilmiş.

Bütün bunlar açıkça göstermektedir ki evlilik bir halk sağlığı konusudur.
Evlilik, daha iyi fiziksel ve mental sağlık için belirleyici katkıdır. Aynı
zamanda evliliğe sosyal bir farklılık, sağlık ve hayat sigortası ve
finansal güvece açısından bakan herkes için sağlık faydaları sunmaya devam
eder.

Birbirine bağlı kadın ve erkek arasındaki evlilik şüphesiz ki birçok sağlık
faydası sunmaktadır. Benzer şekilde çocuklar da bu olumlu sonuçlardan
yararlanarak toplum genelinde sağlıklı bireyler yetiştirmeye katkı
sağlamaktadır.

Uzun lafın kısası evlilik bir halk sağlığı konusudur! Hilesiz, yani
birbirine bağlı kadın ve erkek arasındaki evlilik, sağlık faydaları sunan
nadide bir kurumdur.
***********************************************************************************************************************

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.

Cevap