2015 yılında Kürt kalkışmasıyla, Ermenilerin hedef seçtikleri tarihin
çakışması tesadüf mü?
Soru bu? Aslında soru da değil, endişe bu.
Paranoyak bir endişe değil de, somut sebeplere, duyumları, göstergelere
dayalı bir endişe bu.


Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA

  * Bölünme yılı olursa mesela 2015, "ayrılırsak" sonunda, bunu "kesin
    sonuç" sayıp kabullenecek miyiz?"Buraya kadarmış" deyip elimizde bir
    çıkın, çekip gidecek miyiz? <#mozTocId488337>
      o
          + – Bu "varlık-yokluk seçimi olacak" !. Bu kez, daha
            "yukarıları" sarmış bu "varlık-yokluk" endişesi.
            <#mozTocId431770>
          + Çünkü 2015’te -hesap edilen şu ki- Ankara’nın değil,
            Diyarbakır’ın da, Ağrı’nın da, Mersin’in de, Gaziantep,
            Şanlıurfa’nın da "kimliği" renk değiştirecek. <#mozTocId577329>
          + Biz "olası bir iç çatışma halinde…" diye başlayan cümlelerin
            devamını çoğu kez "Kürtler" diye getiriyoruz ama 2015’i
            "hedef" alan ve emin olun şu sıralar hiç boş durmayan
            "Ermeniler" de var. <#mozTocId597421>
          + Çünkü şehirde karşılaştığınız Ermenilerin cevapları pek de
            öyle can havliyle, neresi denk gelirse oraya *"sığınmış"
            insanlarınkine benzemiyor.* *"Dönmek" yok* hiçbirinin
            gelecek planları arasında. Hatta *"zaten döndük"* diyorlar;
            *"burası bizim dedelerimizin toprağı, evimize geldik, niye
            başka bir yere gidelim ki?"* <#mozTocId385725>


------------------------------------------------------------------------


  *Selcan Taşçı: Tesadüfler ülkesi***

KPYPl8

Siyasiler, gazeteciler, stratejik analistler, *"sıradan vatandaş"*,
*"sokaktaki adam"* ve onun nabzına en hakim konumdakiler; bakkal,
berber, taksi şoförü…
Hemen herkesin tezi benzer (Ki bu *"uzlaşma"* nın da kendi içinde
barındırdığı bir risk var:


      Bölünme yılı olursa mesela 2015, *"ayrılırsak"* sonunda, bunu
      *"kesin sonuç"* sayıp kabullenecek miyiz?
      *"Buraya kadarmış"* deyip elimizde bir çıkın, çekip gidecek miyiz?

Nereye?
Öyle bir yer; Türk’ün *"sığınağı"* olacak, onu koruyacak, kollayacak,
doyuracak,*‘yarın’* sunacak güvenli bir yer kaldı mı ki yeryüzünde?
Buyurun işte *"elde kalan son vatan parçası"*ndan bu kadar kolay
vazgeçmemeniz için bir neden daha size…) :

– 2015, dananın kuyruğunun kopacağı yıl olacak!
Ya herru ya merru…

Parantez için paylaştığım peşin şerhimdeki gibi ya kuyruğu kopan *"evin
danası"* olursa!

* * *

Bugüne kadar hep kürsüden halka söylenen şeydi;


      – Bu *"varlık-yokluk seçimi olacak"* !. Bu kez, daha
      *"yukarıları"* sarmış bu *"varlık-yokluk"* endişesi.

Geçtiğimiz hafta Ankara’da üç-beş tecrübeli poltikacıyla *"istişare(!)"*
imkanım oldu; içlerinde *"siyasi ömür"*lerinin sonuna geldiklerini
*"görebilen"* ve kendileri için *"alternatif gelecek"* inşasına başlayan
*"ummadığım"* isimlere rastladım.
Ki bu -bence- çok önemli bir veri.
Hem Türkiye’nin, hem siyasi partilerin, hem de -bizim kuşağın-
çocukluğumuzdan beri ezberlediğimiz isimlerinin akıbetini belirleyecek
2015 Genel Seçimi.
*"Milletvekili olamasam da partideki yerim hazır"* devri bitti.
Siyasi partiler sırtlarında taşıyacakları değil kendilerini taşıyacak
kadrolar üzerine kuruyorlar önümüzdeki döneme dair stratejilerini.
Muhtemelen *"taşra"*da göreceğiz bunun ilk etkisini; ağabeylerin,
ablaların, başkanların *"kardeşleri"* değil; seçmenin gördüğünde,
konuştuğunda, karşılaştığında, giyimi-kuşamı, oturması-kalkması,
anlattıklarıyla seçmene *"tamam ben bu adamın temsil ettiği partiye oy
veririm"* dedirtecek il, ilçe yöneticileri işaret edilecek(!) delegenin
hür iradesine(!) Ki zaten aksi parti yönetimleri için harakiri…

* * *

*"Değişimin"*ille de bir partinin baraj altı bırakılması, dibe
vurması/tavan yapması, kapısına kilit vurma noktasına getirilmesi yahut
şahlanması şeklinde olması gerekmiyor.
Üç aşağı beş yukarı *"mevcut güçleri"*ni korusalar da, bu *"gücün"*
niteliği, etki alanında bir *"yatak değişikliği"* tehdidiyle karşı
karşıya olanlar var.
O yatağın hangi *"kaynak"* tan beslenip hangi denize, okyanusa
bağlanacağı mühim.

Özetle şu anda sadece iktidar değil muhalefet partileri de kuşatma
altında; *"öz"* lerini muhafaza edip edemeyecekleri, *"sızma"* olan
*"çatlak"*larını onarıp onaramayacakları sandıktan elde edecekleri
*"yetki"* yle orantılı.

Bu upuzun girişi yapmamın bir nedeni var;

Türk siyasetinin *"doğal ömrü"* içinde yaşanan bir süreç değil yukarıda
*"hissettirmeye"* çalıştığım…
Siyasetin bütün unsurlarını *"Yeni Türkiye"* denilen garabetin
*"parçası"* haline getirmek hedef.


      Çünkü 2015’te -hesap edilen şu ki- Ankara’nın değil, Diyarbakır’ın
      da, Ağrı’nın da, Mersin’in de, Gaziantep, Şanlıurfa’nın da
      *"kimliği"* renk değiştirecek.

Bilmem ne kadar farkındasınız, *"açılım süreci"*nde çizilen zihin
haritası, sınırların kevgir halini alması, *"sığınmacı"* akınıyla
birlikte *"etnik getto"*lar oluştu bir çok *"stratejik"* şehrin *"il
sınırları"*nda.
Eyalet modeline *"insani yatırım"* yapılıyor.


      Biz *"olası bir iç çatışma halinde…"*diye başlayan cümlelerin
      devamını çoğu kez *"Kürtler"* diye getiriyoruz ama 2015’i
      *"hedef"* alan ve emin olun şu sıralar hiç boş durmayan
      *"Ermeniler"* de var.

Ve yine biz *"soykırım"*ın tanınması yönünde açılan davalar sonucunda
ulaşmayı planladıkları *"toprağı"* Ağrı’yla sınırlandırıyoruz belki ama
bu manada sessiz ve derinden bir çalışma yürütülüyor Gaziantep-Adana
hattında.

Adana’da -az çok memleket meselelerine kafa yoran- kimle konuştuysam
*"Ermeni sığınmacılar"* mevzuna getirdi lafı.
Dediklerine göre Adana’daki kamplara yerleştirilen *"sığınmacılar"*
büyük oranda *"Suriyeli Ermeniler"*den oluşuyordu.

Öyle mi?

Sormak için kampın bulunduğu ilçenin *"yerel yöneticileri(!)"*ni aradım;
geri dönen olsaydı daha somut bilgiler aktaracaktım!

Her neyse…

Eğer öyleyse, hakikaten de Sarıçam’daki kampa yerleştirilenler Suriyeli
Ermeniler ise, tesadüfen mi getirildiler bu bölgeye?


      Çünkü şehirde karşılaştığınız Ermenilerin cevapları pek de öyle
      can havliyle, neresi denk gelirse oraya *"sığınmış"*
      insanlarınkine benzemiyor.
      *"Dönmek"* yok hiçbirinin gelecek planları arasında.
      Hatta *"zaten döndük"* diyorlar; *"burası bizim dedelerimizin
      toprağı, evimize geldik, niye başka bir yere gidelim ki?"*

* * *

Tam da bu noktada hadiseyi hafife alanlara hatırlatmakta fayda var;

1856’dan sonra, binlerce dönüm arazi satın almıştı Ermeniler Sarıçam ve
civarında!
Amaç Türkiye’de konunun sayılı uzmanlarından olan, Türk Tarih Kurumu
eski Başkanı Yusuf Halaçoğlu’nun ifadesiyle *"Bölgeyi Ermenistan halinde
teşkilatlandırmak"*tı.
O topraklar 2.Abdülhamit tarafından kamulaştırıldı.

Bu *"bilgi hapı"*nı yuttuysanız kana karıştıktan sonra bir kere düşünün
derim ben;

O kamp için Sarıçam’ın tercih edilmesi tesadüf mü?

Suriye’den kaçan Ermenilerin *"dedemizin toprağı"*dediği Adana’da
*"gettolaşması"* tesadüf mü?

Bütün bunların 2015 arifesine denk gelmesi tesadüf mü?

------------------------------------------------------------------------

a45UyF587661-140929144106-01
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>

 

Oraj POYRAZ

Bir cinayet insani katil yapar. Milyonlarca cinayet ise kahraman.

Charlie Chaplin




Meryem in kardesi
MERYEM 19/27-28.cocugu alip kavmine getirdi, onlar: meryem!
Utanilacak bir sey yaptin.
Ey harun un kizkardesi!
Baban kotu bir kimse degildi, annen de iffetsiz degildi dediler.


 
Peygamber e, Allah in yerleri ve gogu yaratmadan once nerede oldugu soruldu.
Peygamber; Bir bulut icerisinde idi; ustu hava, alti hava idi.
dedi.

Hanbel 4/11



Kur an dan verdigi ayetler, Kur an in anlasilmasi icin degil, kendi
fikir ve kitaplarini dogrulamak icindir.
Bunu, ayetlerdeki sozcuklerin Ebced(Arapca harflerin sayisal) degerini
bulup, -kendisi buna cifirce sayma der- bu degerin, Said-i Nursi veya
Risale-i Nur sozcukleriyle uyusup uyusmadigini ispatlamak icin ornekler
getirmesinden anliyoruz.
Aciklamaya veya anlatmaya calistigi ayet sayisi oldukca azdir.
Cogu, eserini suslemek ve kendi planlari icin kullanilmistir.
Ayrica eserlerinde fikir adina ortaya attigi dinsizlik veya imansizlik
batagini kurutmak icin beyin zorlamalariyla orneklemeler ve bunlari
guclendirmek icin ayetler getirir.

($ikke-i Tasdik-i Gaybi 59,54) (Sualar-6 186) (Kastamonu Lahikasi 206)
(Sualar 692)



Kim Kemalci milliyetcilerle birlikte Yunana karsi gelirse ser'an kafirdir.

Delibas Mehmet -1920
Ingiliz Karadeniz Ordu Komutani General Milne'nin Londra'ya Ingiliz
Genelkurmayi'na yazdigi rapor'dan



Devlet ve milletimizin parcalanmasi ve Ermeni ve Yunan esaretine
dusulmesi soz konusudur. Alti yuz elli sene efendilik eden bir milletin
kole mevkiine dusmesi kolay bir hadise degildir.

(6 Temmuz 1919)
K. ATATURK



Ben anlamiyorum! Ya sen?

Cehennemliklerin sucu seks ve icki idi.
Cennetliklerin mukafati da seks ve icki...
Gelecektekiler bizim safligimiza guluyorlar.
Sen anliyor musun?
Ben anlamiyorum!
Huri ve fahisenin farki nedir?
Biri Allahin calisani, digeri kulunun...
Inananlarina rusvet olarak huri veren Allah ve genelev olan cennet!
Hangisi gunahsiz?
Caresizlikten karnini boyle doyuran fahise mi?
Yoksa vucudunun hazzi, kullarin iyi islerinin mukafati olan huri mi?
Sen biliyor musun?
Ben bilmiyorum!

Sadik Hidayet
Modern Iran edebiyatinin onde gelen duz yazi ve kisa hikaye yazaridir.
17 Subat 1903 te Tahran da dogdu, 9 Nisan 1951 de Paris te 48 yasinda
canina kiyip bu dunyadan goctu...
Sadik Hidayet in bircok kitabi Yapi Kredi Yayinlari tarafindan
yayinlandi...



Bir ulus kendi icindeki aptal ve hatta muhteris olanlarla bas edebilir
Fakat icersindeki satilmis ve hainlerle yasayabilmesi olanaksizdir.
Sinirlari zorlayan dusman silah ve alemlerini acikta tasidigi icin daha
az tehlikelidir.
Fakat bir hain, hain gibi gorunmez,
kurbanlari ile ayni aksanda konusur,onlarin cehresine burunur ve
onlarin argumanlarini kullanarak ulusun politik yapisina nufuz eder,
butun kapilardan serbestce gecer, sesi en ust duzey hukumet
koridorlarinda duyulur,
ulusun ruhunu curutur
Politik yapiya her turlu hastalik bulastirarak yasam gucunu elinden alir
Bir katil daha az korkuludur.

Marcus Tullius Cicero
(M.O.106-M.O.43)



Terorun bir savas yontemi olarak kullanilmasi engellenemez.
Bizim icin teror, bugunku kosullarda siyasi bir savasin bir parcasidir.

Izhak Samir, Israil Basbakani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52



Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
        Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap