------------------------------------------------------------------------

  Mediha Abdulhay <http://www.bilim.org/author/medihaabdulhay>: Evrenin
  oluşumu ve diyalektik materyalizm

12 Eylül 2014|


<http://www.bilim.org/evrenin-olusumu-ve-diyalektik-materyalizm.html>

Evreni yüzyıllardır sorguluyoruz, araştırıyoruz.
Nasıl oluştuğuna dair sürekli akıl yürütüyoruz.
İlk çağ filozoflarından bu yana da hep sorgulanmış.
Hep bilim adamlarından dinledik, şimdi de filozoflarımızın açısından
bakalım.
Birçoğu diyalektik materyalizm adı verilen bir olguyla, evrenin
oluşumunu bağdaştırmış.

Eytişimsel özdekçilik ve eytişimsel maddecilik olarak da bilinen
diyalektik materyalizm, Milat Öncesine kadar dayanan bir kavramdır.
Peki nedir bu kavram?
Neyi açıklar?

Öncelikle, diyalektik kelimesinin kökeninden başlamak istiyorum anlatmaya.
Kelime kökeniyle diyalektik, eski Yunanca'da dır ve batı dilinde
tartışma sanatı, münazara, tez-antitezle akıl yürütme anlamında
kullanılmıştır.
Materyalizm ise maddecilik anlamındadır.

Diyalektik, bir düşünme, araştırma, değerlendirme yoludur ve yöntem
olarak karşıt kavramların, zıtların birliği esasına dayanır.
Bu zıtlar nedir?
büyük-küçük, dişi-erkek, aydınlık-karanlık, az-çok, alt-üst, hızlı-yavaş
ve daha nice örnek verilebilir bu konuda.
Doğa zıtlıklar ile doludur.
Her şeyin bir zıttı vardır.
Öyleyse diyalektik ile her şeyi açıklamak mümkün.

Karşıtların birliğini ifade eden bu yasa, oluşu, dolayısıyla da aynı
zamanda varlığı anlamanın yasasıydı.
Diyalektik materyalizm, doğadaki gelişim ve değişim sürecinin diyalektik
temelde biçimlenmesi anlamında, en basitten en karmaşık yapıya,
inorganik düzeyden organik düzeye doğru evrimleştiğinin, farklılaşma ve
çoğalmayla birlikte nicel olandan nitel olana doğru bir dönüşümle
birlikte karmaşık yapıların ve canlı varlıkların oluştuğunu vurgulamaktadır.

Diyalektik yöntemi benimseyenler, yorumlarını bu zıt kavramlar
arasındaki çelişkileri irdeleyerek oluştururlar.
Ne zaman başladığına bakacak olursak: Diyalektik, ilk çağ
filozoflarından bu yana süregelen bir olgu.
Ancak M.Ö 535-475 yılları arasında yaşayan Heraklitos diyalektiğin
babası sayılır.
Karşıtların savaşı, oluşun zorunlu ve tek şartıdır.
Herakleitos şöyle der; eğer karşıtlıklar arasındaki savaş olmasaydı
hiçbir şey olmazdı.
Kozmos karşıtlıkların savaşının meydana getirdiği bir uyumdur:

    */"Karşıt olan şeyler bir araya gelir ve uzlaşmaz olanlardan en
    güzel uyum doğar.
    Her şey çatışma sonucunda meydana gelir"/*

Varlıkların meydana gelişi ancak birbirlerine zıt olan ve bundan ötürü
birbirlerini devam ettiren zıtların çatışmasına bağlıdır.
Heraklitos, savaşın her şeyin babası ve kralı olduğunu; kimini tanrı,
kimini insan olarak ortaya çıkardığını; kimini köle, kimini özgür
kıldığını söyler.
Heraklitos, tanrılarda, insanlarda yok olsun o kavga diyen ozanı kınıyor.
Çünkü pes ve tiz sesler olmazsa uyum olmazmış, birbirine karşıt erkek ve
dişi olmazsa canlı varlıklar olmazmış.

Evren zıt unsurlardan meydana gelmiştir.
Bu zıtlıklar arkasında ise bir olan hep durmakta olup, tanrı adıyla anılır.
Bu ayrılıklı birliği filozof çeşitli simgelerde ve şekillerde görüyor.
İnen ve çıkan yolun aynı olduğunu, iyi ile kötünün aynı olduğunu,
çemberin çevresinde başlangıç ve sonun ortak olduğunu, yazının yolunun
düz ve eğri olduğunu, soğuğun ısınıp, sıcağın soğuduğunu; nemlinin
kuruyup kurunun nemlendiğini söylüyor.
Bütün bu zıtlıklar, ikililiklerine rağmen aynı şey olup bir'in ayrı ayrı
yanlarıdır.

Fragmentlerinde sıkça belirtiyor:

    */"Bağlanışlar; bütünler ve bütün olmayanlar, bir arada duran ve
    ayrı duran, birlikte söylenen ve ayrı söylenen.
    Her şeyden bir, bir'den her şey"/*

**

    */"Yayın adı yaşamdır, işi ise ölüm"/*

**

    */"Ölümsüzler ölümlü, ölümlüler ölümsüz.
    Biri diğerinin ölümünü yaşar, diğeri de ötekinin yaşamını ölür"/*

Bu üstteki cümleler Heraklitos’un diyalektik materyalizm hakkındaki
görüşleri.
Söz konusu Heraklitos’a gelmişken çoğu kişi tarafından da bilinen, benim
ise Heraklitos’u bu kadar çok sevmeme neden olan felsefesine de değinmek
istiyorum.

Heraklitos’a göre her şey akar, sürekli değişir.
Heraklitos’a göre ana madde ateştir.
Ateş bir an bile hareketsiz kalmayan bir maddedir.
Bu büyük filozofun akış öğretisini anlatan cümlesi şudur:

    */"Aynı ırmaklara girenlerin üzerinden farklı sular akar"/*

**

    */"Aynı ırmaklara gireriz ve girmeyiz.
    Hem varız hem yokuz"/*

Heraklitos’un evren anlayışı ise şöyledir; Ona göre tüm evren ateşten
var olmuştur ve bir süre sonra yine ateşe dönecektir.
Evrenin var oluşu ve yok oluşu olayı, periyodik olarak sonsuz kere
yinelenecektir.
Evren, belirli dönemlerde var olan ve yine belirli bir dönemde yok olan
bir olgudur.
Heraklitos'ta yeni olan taraf; evrenin birden bire bir oluş ve yok oluş
olgusu olarak görülmesidir.
Milet okuluna göre evren özü somut olan bir şeyden; sudan ya da havadan
yapılmıştır, her şeyin özünde bu maddeler bulunur.
Heraklitos ise ateşi ana madde yapmakla, varlıkların özde bir madde
değil, bir olgu olduğuna dikkat çekmiştir.

Gelelim diyalektiğin diğer filozoflar tarafından nasıl incelendiğine?
Platon’a göre doğru bilgiye ulaşmanın en doğru düşünce yoludur diyalektik.

Aristotales’e göre ise, diyalektiğin babası Elealı Zenon’dur.
Zenon’un diyalektiği bir tür özdeşlik düşüncesine dayanır.
Zenon, diyalektik yöntemi kullanarak hareketin olanaksızlığını gösterir.
Ona göre evrende görünenler yanıltıcıdır, bir dizi paradoksla çokluk ve
çeşitliliğin hayali olduğunu öne sürer.
Elealı Zenon bir mantık ustası ve diyalektik düşüncelerin önemli
geliştiricilerindendir.
Zenon diğer diyalektik ile ilgili görüşlerin tersine, hareketin ve
değişimin olanaksız olduğunu, bunların bir yanılsama olduğunu ve temelde
varlığın değişmeyen bir halde bulunduğunu öne sürer.

İlk çağ filozoflarının diyalektik yöntemi, Kant’a gelinceye kadar batı
düşüncesinde olumsuz algılanmıştır.
Kant, diyalektiği çelişkilerle açıklayarak her oluşta, her durumda
çelişkiler olduğunu ortaya koyarak Herakleitos’un diyalektik anlayışını
yeniden canlandırmış ve Hegel’e zemin hazırlamıştır.

Hegel'e göre diyalektik, tez-antitez-sentez üçlüsüne dayanır.
Gerçekleri oluşturan kavramların her biri karşıtını kendi içinde taşır.
Düşünce, bir kavramdan (tez) onun içindeki karşıtına (antitez) bundan da
yeniden karşıtına (yani ilk kavrama) dönmekle, diyalektik hareket
içinde, iki kavramın birliğini oluşturan üçüncü kavrama (sentez) ulaşır.
Bu süreç, düşüncenin kendisini kavramasını sağlayan bilinç içeriğini
artırır.
Hegel’e göre diyalektik, varlığı belirleyen düşüncenin kendi süreci
olduğu gibi dünya tarihinin de oluşum ilkesidir.

Marx ve Engels, maddenin hareketinin diyalektik iç çelişkilerinin ürünü
olduğunu ileri sürer ve Hegel’in diyalektiğini tersine çevirerek
diyalektik idealizm yerine diyalektik materyalizmin temelini
atarlar"Diyalektik, ‘dış dünyada ve insan düşüncesindeki hareketin genel
yasalarını inceleyen bilimdir’ tanımı ile diyalektiği bilimle
açıklayarak ve bilime dayandırarak günümüzde kullanılan diyalektik
yöntem tarifini oluştururlar.


    /(Das Kapital, Almanca İkinci Baskıya Önsöz)/

Marx, kendi teorisini den farklılaştırmaya özen gösteriyor, evrimin
önemine ve toplumdaki kıpırtılara dikkat çekiyordu.
Mekanist modeldeki tekrar eden ve geriye dönen fiziksel tepki anlayışına
da karşı çıkıyordu.

Her bilim, gerçeğin farklı alanlardaki gelişimini ancak o alanlarda
geçerli olan özel yasalara bağlar, diyalektik materyalizm ise, bizzat
gelişme olgusunu genel yasalara bağlar.
Bu genel yasalar, kurgusal varsayımlar değil; bizzat doğanın, toplumun
ve bilincin işleyişinden çıkarılmış ve onlara uygulanarak denetlenmiş ve
doğrulukları saptanmış bilimsel yasalardır.

Bu yasalar:

 1.

    *Karşıtların birliği ve savaşı yasası*

 2.

    *Nicelikten niteliğe ve nitelikten niceliğe geçiş yasası*

 3.

    *Olumsuzlanmanın olumsuzlanması yasası adlarıyla anılırlar*

Bu yasalar, evrende var olan her şeyin bizzat nasıl devinip
geliştiğinin, süreklilikte kesintinin ve karşıtlıkların birdenbire
dönüşümlerle nasıl aşıldığının, eskinin yıkılıp yeninin nasıl
oluştuğunun anahtarını verir.

Diyalektik materyalizm, hem bilme ve hem de yapmanın öğretisi olmakla,
teori ile pratiğin bağımlılığını da ortaya koymuştur.
Teorisiz pratik, pratiksiz teori olmaz.
Pratik teori ile başarılı olabildiği gibi, teori de pratikten yansır.
Son cümlemi yine Herakleitos’un başka bir sözü ile daha fazla bilgi
yığmadan bitiriyorum /./

*Referanslar:*

 1.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Diyalektik_Materyalizm

 2.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Heraklitos

 3.

    
http://www.academia.edu/4619913/HERAKLITOSUN_KARSITLARIN_BIRLIGI_VE_SAVASI_TEORISI

 4.

    Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm, bilim ve sosyalizm yayınları 9.Baskı

 5.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Eleal%C4%B1_Zenon



------------------------------------------------------------------------

a45UyF587661-141027144921-01
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>

 
-- 
Oraj POYRAZ

A posteriori
Deneysel verilerden yola cikarak

Latin Atasozu




Islam da zorlama yoktur (K.BAKARA 256)
***
Islam dan gayri bir dine yonelenler sapiktir! (K.IMRAN 85; Tevbe 33 ),
Musrikleri nerede gorurseniz oldurun! (K.TEVBE, 5
Ya da Islam a aykiri bir inanista ise analariniz, babalariniz,
yakinlariniz icin magfiret dilemeyin, onlarin namazini kilmayin vs..
(ornegin K.TEVBE 23, 84, 113; AZHAB 60-61)


 
Allah, ahirette peygamberlere kimligini kanitlamak icin bacagini acip
baldirini gosterir.

Buhari 97/24, 10/129 ve 68.surenin tefsiri



Din elbette bir vicdan isidir.
Lakin din sadece vicdan isidir demek buyuk bir sapikliktir.

Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.



Gogsumde iman, basimda kurari ve elimde padisah fermani olarak geliyorum.
Basta Kemal olmak uzere Kuva-i Milliyeci subaylarin hepsini kesecegim,
Kemal'in kafasini padisaha goturecegim.

Anzavur Ahmet (Kuva-i Muhammediye Birlikleri Komutani) - 1.10.1919



Adana, Maras, Ayintap ve Urfa gibi en eski Islam memleketleri Fransiz
zabitlerinin idaresinde Ermeni kin ve ofkesine, Ermeni ruhunun yirtici
kabalik ve dusmanligina yenecek, parcalanacak bir av gibi terkedildi.

(09 Mayis 1920)
K.ATATURK



Kuzey Afrika daki zenci bir kadinin resmiydi.
Korkunc bir kuraklik yasiyorlardi.
Ve olu bebegini kucaginda tutup olabilecek en uzgun ifadeyle gokyuzune
bakiyordu.
Resme baktim ve dusundum:
Bu kadinin tek ihtiyaci olan sey yagmurken merhametli ya da sevgi dolu
bir tanriya inanabilmek mumkun mu?

Charles Templeton



Daha gun o gun degil, derlenip durulmesin bayraklar.
Dinleyin, duydugunuz cakallarin ulumasidir.
Saflari siklastirin cocuklar,
Bu kavga fasizme karsi, bu kavga hurriyet kavgasidir.

Nazim Hikmet Ran



Zaman icinde Filistin in tamamina yayilacagiz

Prof.Dr.Haim Weizmann, Israil Devlet Baskani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52



Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
        Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap