* Cihan Dura : AHMET TANER KIŞLALI, ELİNDE MEŞALE... <#mozTocId307722>
o Bu tehlikelerden biri de, Batı’nın Türkiye’ye yönelik "ortak
strateji"sidir. <#mozTocId208814>
o İlk sorum şu oldu: "Sevgili hocam, nasıl bir stratejidir bu,
biraz açar mısın?" <#mozTocId305949>
o Sordum: "Batı Atatürk’e ve Türkiye Cumhuriyeti’ne neden
karşıdır?" <#mozTocId372940>
+ 1920’ler dünyasında da Batı’nın tercihi Atatürk değil,
Vahdettin’di. <#mozTocId176332>
o Sordum: "Batı, Türkiye stratejisini nasıl uygulamaya koyuyor?"
<#mozTocId191769>
o Son sorum, doğal olarak şu oldu: "Batı nasıl bir Türkiye
istiyor?" <#mozTocId677423>
------------------------------------------------------------------------
Cihan Dura: AHMET TANER KIŞLALI, ELİNDE MEŞALE...
21.10.2013
/*Aydın, mayına basma tehlikesini bile bile, doğru bildiği yolda yürüyen
kişidir.*/
**
*Ahmet Taner Kışlalı*
Yine bir yurt sorunuyla yüklü, ne zaman kalemi elime alsam, hep o
doruklara yöneliyor, onları düşünüyor, o öncülerin kitaplarını okuyorum:
*"O doruklar"* dediğim; en başta Atatürk, sonra onun silah ve çalışma
arkadaşları, Cumhuriyetimize kanat gerenler, Kemalist aydınlarımız...
Hep onlardan feyz almaya çalışıyorum.
Yeni bir fikir ya da çözüm mü arıyorum, önce onların bıraktığı mirasa
başvuruyorum.
Çünkü yaratıcılığın, yeni şeyler bulmanın bir sürekliliğin,
kuşaklar-arası bir işbirliğinin ürünü olduğuna inanıyorum.
Bu akşam, yine öyle bir akşam.
Masamın başında, ışıklar içindeyim...
Yücel’ler, Tonguç’lar, Tütengil’ler, Üçok’lar, Aksoy’lar, Mumcu’lar...
Ve Ahmet Taner Kışlalı...
Karanlık, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’yı 21 Ekim 1999’da aramızdan aldı.
Elimde son kitabı, Ben Demokrat Değilim (1999), bir sönmez meşale;
dünyamı, tüm varlığımı ve bilincimi gürül gürül aydınlatmakta.
*"Genç yüzü, Yunus’ca sevgiyi, engin hoşgörü"*yü doya doya yaşayarak,
Atatürkçülüğün bu yiğit *"sınır neferi"*ne yeni sorular yöneltiyorum.
Her soruma kadife kadar yumuşak, ancak ölçülü ve kararlı sesiyle, akıcı
konuşmasıyla berrak, doyurucu yanıtlar alıyorum.
A.T.Kışlalı; yapıtlarında *"Türkiye’nin sorunlarını, karşı karşıya
bulunduğu tehlikeleri"* sürekli işlemiştir.
Bu tehlikelerden biri de, Batı’nın Türkiye’ye yönelik *"ortak
strateji"*sidir.
Görüşleri çok isabetlidir.
Çünkü okudukça taşlar yerine oturur, zihin aydınlanır.
‘***’
İlk sorum şu oldu: *"Sevgili hocam, nasıl bir stratejidir bu, biraz
açar mısın?"*
O duru ve temiz, örnek Türkçesi ile, alçakgönüllü, hemen anlatmaya başladı:
- Strateji hem ABD’de, hem de Avrupa’da geliştiriliyor.
Amerika Birleşik Devletleri; CIA istasyon şefleriyle, CIA Türkiye ve
Ortadoğu masası şefleriyle, CIA güdümündeki bilim adamlarıyla, CIA
patentli Türkiye uzmanları ile, Amerikan irtibat subaylarıyla,
hayırsever (!) Amerikan kuruluşlarıyla, Türkiye’de hep şu görüşleri
egemen kılmaya çalıştı:
/"Kemalizm günümüzde geçerliliğini yitirmiştir.
Atatürk ilkeleri *‘Yeni Dünya Düzeni‘* ile birlikte ölmüştür.
Köktendincilik Türkiye için ciddî bir tehlike değildir.
Nurcular ilericidir...
Türkiye’nin *‘Yeni Dünya Düzeni‘ *içindeki yeri, *‘ılımlı İslam‘*la
bütünleşmesindedir...
Türkiye Kürt kimliğini kabullenmelidir...
Kürtlere özerklik vermelidir...
Atatürk, devrim tarihi kitaplarından çıkarılmalıdır...
Atatürk’ü bırakın, Turgut Özal’a sarılın" /
Strateji, Avrupa kaynaklarında da açıkça sergilenir.
Süddeutche Zeitung’ta (1998) yayınlanan şu haberde olduğu gibi : /"On
yıl içinde, üç güçlü siyasal sistem battı ve yok oldu.
Bu sistemler, İran’da Şah monarşisi, Sovyetler Birliği’nde politbüro
komünizmi ve Yugoslavya’da federatif devlet, en az Türklerin Kemalist
modeli kadar dayanıklı görünüyordu.
Her üç devlet de Türkiye Cumhuriyeti ile paralellik gösteriyordu.
Hepsi de dinsel ya da etnik çelişkiler yüzünden yıkıldılar.
Üstelik Türkiye’de her ikisi de var"/
ABD’nin hedefi, yorum gerektirmeyecek kadar açık.
Alman *"dostlarımız"*a göre ise, sıra şimdi Türkiye’de!
Bu sözde dostlar Türkiye’ye yeni bir Sevr kaftanı giydirmeye hevesleniyor.
Niçin?
Dinci güçler yeniden cüret bulduğu için...
Batılı dostların sırtını sıvazladığı, birçok devletin yardım ettiği
etnik terör sürdüğü için...
Oysa o üç sistemin yok oluşu, Atatürk’ün haklılığını kanıtladı.
Batıp gidenler O’nun yolunu izlemeyenlerdi: Laik ve demokratik bir
çağdaşlaşma...
Kültür ortaklığına ve yurttaşlık bağlarına dayalı bir ulus...
Bunlardan biri ya da öbürü, o sistemlerde yoktu.
‘***’
Aklıma doğal olarak şu soru geldi: Batı’nın Türkiye Cumhuriyeti
karşıtlığı acaba nereden kaynaklanıyordu?
Şimdi bunu öğrenmeliydim.
Sordum: *"Batı Atatürk’e ve Türkiye Cumhuriyeti’ne neden karşıdır?"*
Birden oturduğu yerden doğruldu, yaptığı derin araştırma ve
irdelemelerden aldığı güçle, hiç duraksamadan *"Batı beş nedenden dolayı
Atatürk’e ve Cumhuriyet’e karşıdır"* dedi ve saymaya başladı:
Bir: Türkiye’nin bağımsız hareket edecek kadar güçlenmesi, Batı’nın
çıkarları ile bağdaşmaz.
Oysa Kemalizm, tam bağımsızlık ilkesine dayanır.
İki: Ilımlı İslam’la bütünleşmiş yarı çağdaş bir Türkiye, Batı’nın
çıkarlarına daha uygundur.
Oysa laiklik Kemalizmin altı okundan biridir.
Üç: Türkiye Kürtlere özerklik verirse, sonunda bağımsız bir Kürt devleti
kurulur.
Bunun Batı’ya iki yararı vardır: Petrol bölgesinde, Batı’ya muhtaç
*"kukla bir devlet"*e kavuşacak.
Türkiye’nin Ortadoğu’da büyük bir güç haline gelmesi önlenmiş olacak.
Bu hedef ancak Türkiye’nin üniter yapısının bozulması koşuluyla
gerçekleştirilebilir.
Oysa Atatürk’ü yıkmadan, Türkiye’nin üniter yapısını bozma olanağı yoktur.
Dört: Küreselleşme, emperyalizmin yeni ideolojisidir.
Yeni Dünya Düzeni’nde uluslararası sermayenin önündeki iki engel,
*"ulusal devlet"*ve *"devletçilik"* anlayışlarıdır.
Ulusalcılık ve devletçilik de Atatürk’ün altı oku arasındadır ve ayrıca
Anayasamızda yer alır.
*"Pazarlığı güçlü bir ulusal devletle yapmak yerine, zayıf bir yerel
birimle yapmak"* emperyalizmin işine gelir.
Beş: Kemalist rejim, Batı’nın uydusu Ortadoğu ülkelerindeki çağdışı
rejimlerin korunması açısından tehlikeli bir örnektir.
1920’ler dünyasında da Batı’nın tercihi Atatürk değil, Vahdettin’di.
Batı; o tarihten beri, temelde değişmedi.
‘***’
- Öyleyse Avrupa Birliği’ne de kuşkuyla bakmalıyız, değil mi?
- Elbette...
Avrupa Birliği Türkiye karşısında hep yanlı ve ikiyüzlü olmuştur.
Örneğin Die Zeit’ın sahip ve başyazarının şu sözü unutulmamalı :
"Şeriatçı bir Türkiye AB’ye giremez.
Ama Kemalist bir Türkiye de AB’ye giremez"
Ya AB’nin şu ikiyüzlülük kanıtlarına ne dersin?
AB; Türkiye’ye *"Yunanistan’la sorunlarını çöz, Kıbrıs’ta ödün ver,
askerlerini çek"* der.
Ama Yunanistan’a dönüp *"PKK terörüne verdiğin desteği çek, Yunan
askerinin Kıbrıs’ta işi ne?"* demez.
Türkiye’ye *"Demokrasini düzelt"* der.
Ama sıra, örneğin Slovakya’ya gelince *"Canım, zaman içinde
düzeltirsin"* diye yumuşar.
Kıbrıs; uluslararası anlaşmalara göre Türkiye’nin üye olmadığı bir
uluslararası kuruluşa üye olamaz.
Ama konu *"kendilerine yakın olanlar"*ın çıkarları ile ilgiliyse, AB
hukuk falan tanımaz.
Hıristiyan Kıbrıs’ı içine almak için kolları sıvar.
‘***’
Batı’nın, gülen yüzünün ardında gizlediği gerçek kimliği görmüştüm.
Peki, emperyalizm düşmanca planlarını nasıl eyleme dönüştürüyordu?
Sordum: *"Batı, Türkiye stratejisini nasıl uygulamaya koyuyor?"*
Atatürk Cumhuriyeti’ne beyni ve yüreğiyle bağlı ödünsüz yurtseverin
gözlerinin yaşardığını fark ettim:
-Uygulama için iki cephe açtılar: Biri dışarda, öbürü içerde.
Dışarda, Türkiye’yi parçalama planları yaptılar.
Önce ASALA...
Bu bitince PKK’yı pazarladılar.
Apo’nun çapını çok aşan bu örgütlenme, onların eseriydi.
PKK terörünü Kürtlerin kurtuluş mücadelesi olarak gördüler.
*"Çekiç Güç"* helikopterleri ile yardım ettiler.
Önce *"Türkiye etnik terörle baş edemez"* inancını yaymaya çalıştılar.
Bu sökmeyince *"Kürt sorunu"*nu uluslararası boyutlara taşımaya kalkıştılar.
Ardından, *"Ermeni sorunu"*nu yeniden ısıtıp sofraya getirdiler.
Etnik farkılıkların yanısıra mezhepsel farklılıkları da kaşıdılar.
Ortadoğu haritasını, kendi çıkarlarına göre yeniden çizmeye heveslendiler.
İçerdeki cepheleri 12 Eylül ile Turgut Özal oldu.
Stratejilerini onlara uygulattılar.
CIA’nın ürettiği tezleri, içerdeki papağanlara kolayca yinelettiler.
Çünkü Kemalizm ihanete uğramıştı.
Türkiye’nin son yarım yüzyılına damgasını vuranlar, Atatürk yolundan
adım adım uzaklaşmışlardı.
12 Eylül yönetimi şu kötülükleri yaptı: ABD servislerinin "Ilımlı
İslam," *"Türk-İslam sentezi"* telkinini bayrak yaptı.
Atatürk’ün kurduğu hemen bütün kurumları kapattı.
Türk-İslam sentezi"ni resmî ideoloji haline getirdi.
Devleti bu ideolojinin yandaşlarına teslim etti.
Zorunlu din dersini Anayasa’ya soktu.
Turgut Özal’ın ülkemize verdiği zararlar ise çok daha büyük oldu: ABD
servislerinin telkiniyle, *"ikinci cumhuriyet"* ideolojisini,
küreselleşme ile bütünleşmiş olarak Türkiye’nin gündemine soktu.
Ceza Kanunu’ndan 163.maddeyi kaldırtarak, Şeriatçı güçlerin önünü açtı.
Şeriatçı sermayenin güçlenmesini sağlayacak önlemler aldı.
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet yerine, 2.cumhuriyet’in kurulması için
uğraştı.
Kürtçülere federasyon umudu verdi.
ABD’nin Turgut Özal’a biçtiği misyon şuydu: "Ilımlı İslam’la
bütünleşmiş, yarı laik, yarı çağdaş, etnik bölünmeleri siyasal yapısına
yansıtmış, Ortadoğu’da ABD’nin çıkar bekçiliğini üstlenmiş, bir yeni
cumhuriyet!.."
*
Son sorum, doğal olarak şu oldu: *"Batı nasıl bir Türkiye istiyor?"*
Kaygılı ve üzgün, şu yanıtı verdi:
- Batı’nın istediği, asla *"tam bağımsız, ileri ve güçlü bir Türkiye"*
değildir; bunun tam tersidir: Yarı çağdaş, yarı bağımsız, kendi ayakları
üzerinde duramayan, her zaman Batı’ya muhtaç bir Türkiye!...
Ilımlı İslam’la bütünleşmiş, yarı laik, yarı demokratik, ulusal ve
sosyal devlet anlayışı son bulmuş bir Türkiye’dir, özlediği...
Türkiye’yi içinde değil, sınırında, kapısının önünde ister.
Ne bütünüyle içine alır, ne de dışlar.
Çünkü içine alırsa giderek güçlenebilir, dışlarsa kullanamaz.
Kullanmak ister, olabildiğince az şey vererek...
Batı’nın ortak stratejisinin hedefi, işte böyle bir Türkiye"dir.
Öyleyse uyanık olmak, hazır olmak gerek.
Kurtuluş yeniden kaynağa dönmekle mümkün.
Karşı strateji için, Bizim Stratejimiz için temel ve malzeme oralarda:
Büyük Nutuk’ta, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde!...
Tonguç’ların, Aksoy’ların, Mumcu’ların..., yaktıkları meşalelerde!
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-141108140432-01
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>
Oraj POYRAZ
Gecmisin tehlikesi esir olmakti, gelecegin tehlikesi ise robot olmak.
Erich Fromm - Aforizmalar
BAKARA - 256 dinde zorlama yoktur...
MUZEMMIL- 19 Suphe yok ki bu (Kur an) bir oguttur.
O halde dileyen Rabbine goturen yolu tutsun...
MUDESSIR - 54 - 55 Suphesiz ki, gercekten de Kuran bir oguttur.
Dileyen ondan ogut alir.
Ummu Seleme anlatiyor:
Ben Resulullah in yaninda idim.
Yanimda Meymune bint Haris de vardi.
O esnada Ibn Ummu Mektum bize dogru geliyordu.
(Bu vaka tesetturle emredilmemizden sonra idi) ve yanimiza geldi.
Resulullah bize:
Ona karsi ortunun.
diye emretti.
Biz:
Ey Allah in Resulu!
O, ama ve bizi gormeyen, varligimizi tanimayan bir kimse degil mi?
dedik.
Bunun uzerine Resulullah:
Siz de mi korlersiniz, siz onu gormuyor musunuz?
Buyurdu.
Ebu Davud, Libas 37, 4112; Tirmizi, Edeb 29, 2779; Kutub-i Sitte,
10.cilt, s.233
Gazze de oruclu Muslumanlarin basina gokten ates yagarken, biz burada
luks ve israfli iftar ziyafetleri veriyoruz.
Bu Ramazan da iman ve Kur an hizmetleri acisindan bosa gecti.
Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.
Yunan kuvvetlerinin ozel bir toren ve saygi ile karsilanmasi....
Izmir Valisi Kambur Izzettin'in genelgesinden - 26.05.1919
Ermenileri geri cekerek, Islamlar aleyhindeki zulme nihayet
vereceklerini soyleyen Fransizlarin bu defa birlikte Islam halki katliam
eyledikleri son derece dikkate degerdir.
(11 Ocak 1920)
K.ATATURK
Marx hataliydi.
Din insanligin afyonu degildir.
Afyon;uyusturucu, hissizlestirici,$ikici seyleri akla getiriyor.
Ama din,$iklikla korkunun afrodizyagi,gaddarligin anfetamini olmustur.
En iyi oldugu durumda ruhlari ayaga kaldirmis,can kuleleri dikmistir.
En kotu oldugu durumdaysa butun uygarliklari mezarliga cevirmistir.
PHILLIP ADAMS
PEZEVENK
. . . . . .
Dunya ahvalinden haberi yoktur
Sohbeti din ile acar pezevenk
Komsusu ac iken kendisi toktur
Sanki melek olmus ucar pezevenk
. . . . . .
Karanlik islerde ziplama ister
Evine granit * kaplama ister
Dunya mektebinden diploma * ister
Insanlik dersinden kacar pezevenk
. . . . . .
Herkesin kabina cesmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komsusunun yuzune bakmaz
Selamsiz sabahsiz gecer pezevenk
. . . . . .
Sanirsin Allah'la akde oturmus
Cennete giderken macun goturmus
Huriler'i dizip isi bitirmis
Simdi gilmanlari secer pezevenk
. . . . . .
Aydinliga dusman yobazin dolu
Hu cekerken sismis agzinda dili
Erbabi, ulkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini sacar pezevenk
Asik ERBABI
Zaman icinde Filistin in tamamina yayilacagiz
Prof.Dr.Haim Weizmann, Israil Devlet Baskani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
<mailto:[email protected]>
Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]
<mailto:[email protected]>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.