* Yusuf Yavuz : Hayvanların AKP ile imtihanı! <#mozTocId122885>
      o ‘AYI GÖRÜRSENİZ BİBER GAZI SIKIN’ DİYEN BAKAN <#mozTocId668235>
      o KAFAYI YİYEN YABAN HAYVANLARI TEDAVİYE, İŞ MAKİNALARI ORMANA
        <#mozTocId846435>
      o İLGİLİ BAKANLARDAN ŞAKA GİBİ AÇIKLAMALAR <#mozTocId722783>
      o ÖLÜMÜ GÖSTERİP YIKIMA RAZI ETMEK <#mozTocId258309>
      o ‘GÖKYÜZÜ NE KADAR GADDARSA YERYÜZÜ DE O KADAR GADDAR’
        <#mozTocId611035>
      o BABİL’İN ASMA BAHÇELERİ BUGÜN NEDEN 15 METRE KUMUN ALTINDA?
        <#mozTocId593717>
      o İNSANA BOYUN EĞMEYEN SARI NEHRİN İBRETLİK ÖYKÜSÜ <#mozTocId897938>
      o ‘İBRET ALIP DA AKILLANMADINIZ Kİ, HALA SAKARLIK EDİYORSUNUZ’
        <#mozTocId117332>
      o BEYAZLARLA SALDIRIP, KIZILDERİLİLERLE YAS TUTMAK <#mozTocId294435>

------------------------------------------------------------------------


  Yusuf Yavuz : Hayvanların AKP ile imtihanı!

*"Ayı görünce biber gazı sıkın"**diyen Bakanların olduğu ülkede
domuzların şehri basması kaçınılmazdır…*

Türkiye, Anadolu coğrafyasının tarihi boyunca görmediği bir yıkıcılığın
tam ortasında yaşıyor.
Bunun adı hiç abartısız tam bir eko-kırım!
Geçtiğimiz yıllarda ülkenin kuzeydoğusunda varolma mücadelesi veren boz
ayıların yaşam alanlarının daralmasıyla kimi yerlerde köylere,
kasabalara inerek yurttaşlara zor anlar yaşattıklarını biliyoruz…


    ‘*AYI GÖRÜRSENİZ BİBER GAZI SIKIN’ DİYEN BAKAN *

HES’ler, barajlar, otoyollar ve vahşi madencilikle ahlat’ı elinden
alınan boz ayılar bir sabah köyü basmış, kimi yerlerde yurttaşları
tokatlamış, kimi yerlerde ise köyün imamını dövmüştü!
O günlerde Türk usulü*‘ölü taklidi’* yaparak ayıdan kurtulma hikâyeleri
sıklıkla yerel basına yansıyınca, ayı sorunu meclisin gündemine taşınmış
ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’na ayı saldırılarına maruz
kalan vatandaşların nasıl davranmaları gerektiği ve bu konuda bir önlem
alınıp alınmadığı sorulmuştu"*Ayı görürseniz ıslık çalıp biber gazı
sıkın"*diyen Bakan Eroğlu’nun önergeye yanıtı ise kendisini tanıyanları
hiç de şaşırtmamıştı.
İlgili haberimiz için tıklayınız:
(_http://www.odatv.com/n.php?n=ayi-gorurseniz-islik-calip-biber-gazi-sikin-0402131200_)



    KAFAYI YİYEN YABAN HAYVANLARI TEDAVİYE, İŞ MAKİNALARI ORMANA

Yıkım politikalarıyla yaşam alanlarından edilen boz ayılar, 'ayı insan
çatışması' türünden doktora tezlerine konu edilip, bu çatışmanın her
daim kaybedeni olan ayılar, yine insan eliyle Bursa’daki iyileştirme
merkezinin yolunu tutuyordu.
Aynı dönemde güney sahillerinde yine insan eliyle delirtilen ve önüne
gelene saldıran deniz kaplumbağaları da Dalyan’daki iyileştirme
merkezinde tedavi altına alınırken, iş makineleri de kıyı ve ormanlara
dalıyordu.
Zira AKP hükümeti döneminde yalnızca insanların değil, yaban
hayvanlarının çektiği zulüm de tarihe geçecek türden.


    *İLGİLİ* *BAKANLARDAN ŞAKA GİBİ AÇIKLAMALAR *

Son bir haftadır tıpkı ülkenin kuzeydoğusundaki ayıların dramına ortak
olan İstanbul’un son ormanlarında yaşayan yaban domuzları!
Türkiye’nin metropolü olmakla övünülen İstanbul’un orta yerinde kendine
yaşam alanı arayan yaban domuzları AKP eliyle uygulanan eko-kırım
politikalarının belgesi, adeta kimlik kartı niteliğindedir.
Ancak bundan daha da vahimi, ayılara biber gazı sıkılmasını öneren Bakan
Eroğlu’nun konuya yaklaşımının, "*domuz, domuzluğunu yapmış"biçiminde
olması.
İstanbul’u istila etmesini "magazin haberi" diye görmezden gelip
küçümseyen ve "çok abartılacak bir olay değil, bir hayvandır"*diyen
Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’nin tavrı da cabası.


    *ÖLÜMÜ GÖSTERİP YIKIMA RAZI ETMEK *

Ölümün gösterilip yıkıma razı edilen insanların coğrafyası haline
getirilen Türkiye’de Yırca köyündeki zeytin ağacı katliamını alkışlayan,
"*zeytin Yahudi ağacıdır, görüldüğü yerde kesilmeli"* diyebilen
insanların varlığından beslenen, bir yanıyla da bu anlayışı besleyerek
yeniden üreten siyasi otorite, tarihin hiçbir döneminde görülmemiş bir
yıkıcılığın bayraktarlığını yapıyor.


    ‘*GÖKYÜZÜ NE KADAR GAD**D**ARSA YERYÜZÜ DE O KADAR GADDAR’ *

Suyun, toprağın ve ağacın kutsandığı bir coğrafyada yaşadığımız söylenir.
Ancak Batınilik üzerine çalışmalar yapan araştırmacı Esat Korkmaz’a göre
bir coğrafyada gökyüzü ne kadar sertse yeryüzü de o denli serttir.
Ortadoğu’nun tanrılarını gaddar bulan Korkmaz, bunun yeryüzüne
yansımasının da benzer biçimde olduğunu savunur: /
"//*Belirli bir alan var ve herkes bu alana sahip olmaya çalışıyor.
Yeryüzündeki ilişkiler ne kadar gaddarsa, gökyüzündeki ilişkiler de o
kadar gaddar oluyor.
Dünyanın hiçbir yerinde -Afrika dâhil-; insanların yaratılış öyküsü
hizmetçiliğe dayandırılmadı.
Yalnızca Mezopotamya’da var bu.
Tanrılar, sırf ayak işlerini gördürmek için, hizmetçilik için
yaratmıştır insanları.
Başka hiçbir coğrafyada böyle bir şey yok…"*///
Tamamı için bakınız:
(_http://gazeteciyazaryusufyavuz.wordpress.com/2013/03/03/yazar-esat-korkmazdan-akpnin-alevi-acilimina-carpici-yorum-arsiv/_)



    *BABİL’İN ASMA BAHÇELERİ BUGÜN NEDEN 15 METRE KUMUN ALTINDA?*

Esat Korkmaz’ın altını çizdiği coğrafyadaki hırs ve yağma ilişkisi
aslında çok da yeni değil.
Türkiye’de bitki sosyolojisi dalının kurucusu olan botanikçi Prof. Dr.
Hikmet Birand, *‘Alıç Ağacı ile Sohbetler’*(TÜBİTAK Yay.) kitabında,
Babil uygarlığını yaratan doğal zenginliğin insan eliyle nasıl bir
ekolojik felaketle son bulduğunu alıç ağacının ağzından anlatır:

/*"Güzel bir vatanı olmak, insanı mutlu yapan bir şeydir.
Vatan üzerinde yaşadığımız topraktır.
Onu korumak en kutsal ödevimizdir.
Geçmişte ünlü, mutlu ülkeler vardı, şimdi namlarından şanlarından eser
kalmadı.
Anadolu'nun güneyinde Babil denen zengin, abadan bir ülke vardı.
Bizim Fırat nehri bu ülkeden de geçerdi.
Kral Nebokodonosor'un açtırdığıkanallarla, tarlalar, bağlar dillere
destan olan bahçeler sulanıyor, Babil adeta zenginlik ve mutluluk içinde
yüzüyordu.
Lakin Anadolu'da o zamanlar M.Ö 7.yüzyılın ilk yarısında Fırat'ın
mecrasında yakılan, kesilen ormanlar yüzünden başlayan erozyonla Fırat'a
sürüklenen kum toprak Babil'de su kanallarını doldurdu.
Bağlar, bahçeler sulanamaz oldu, hepsi kurudu ve fırtınaların savurup
getirdiği kumların altına gömüldü.
Şimdi orada, o parlak devri hatırlatan saray ve mabetlerin
kalıntılarından başka, Babil'in namından, şanından eser yok.
Babil'e o zamanki zenginliğini ve mutluluğu sağlayan su kanalları
üzerinde 15 metre kalınlığında kum çakıl yığılıdır.
Musa peygamber, Beniisraili Kenan eline geçirdiği zaman orası öyle
abadan bir ülke imiş ki her yanından bal, yağ akarmış.
Şimdi orada, toprağı erozyon silip süpürdüğü için yamaçlarda sadece
çıplak kayalar ışıldamaktadır…"*//**/


    *İNSANA BOYUN EĞMEYEN SARI NEHRİN İBRETLİK ÖYKÜSÜ *

Antakya ile Halep ve Hama arasında bulunan ve bugün çölleşen 400 bin
hektarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmalarda yüzden fazla kent
kalıntısına rastlandığını aktaran Birand, aynı kitabında Çin'deki Sarı
Nehrin ibretlik öyküsüne de değinir:
/"//*Bu nehir kollarından birinin suyu çok bulanıktır; o kadar ki suyun
ağırlığının yüzde 63'ü sürüklediği topraktır.
Nehrin sürüklediği toprak, dağlarda bilgisiz çiftçilerin usulsüz kurmuş
oldukları bahçelerden sellerin nehre ilettiği topraktır.
Sarı nehir Çin Denizi'ndeki deltaya karıştığı yerde ağır akar,
sürüklediği mil çöker ve yığılır.
19.yüzyılda Çinliler nehrin taşması yüzünden bela kesilen su
taşkınlarını önlemek için 15 metre yüksekliğinden bentler yaptılar.
Lakin nehrin getirdiği mil yavaş yavaş yatağını doldurdu.
O kadar ki nehrin yatağı, içinden geçmekte olduğu arazinin seviyesinin
üstüne çıktı.
1852'de nehir bütün barajları yıktı, büyük felaketlere sebep oldu ve
kendine yeni bir yatak açtı.
Bugün, eskiden döküldüğü yerin 640 kilometre kuzeyinden Çin Denizi'ne
karışmaktadır"*//**/


    ‘*İBRET ALIP DA AKILLANMADINIZ Kİ, HALA SAKARLIK EDİYORSUNUZ’ *

Türkiye’nin yetiştirdiği yüz akı biliminsanlarından biri olan Birand’ın
alıç ağacına söylettiği, /"//*ah!"*/, insanın tarih boyunca nedeni
olduğu bu yıkımlardan bir türlü akıllanmadığı üzerine sürer gider: /*
"Az önce Babil'i ünlü bir ülke haline getiren Kral Nebokodonosor
zamanında bizim Fırat ve Dicle nehirleri ayrı ayrı yerlerde denize
dökülürlerdi.
Bugün eskiden denize karıştıkları yerlerden 160 kilometre uzakta
birbirlerine kavuşmakta ve bir kolla denize dökülmektedirler.
Sorarım şimdi sana, o kadar toprağı nereden getirdiler.
Nil yedi koldan Akdeniz'e karışırdı.
Bugün iki koldan denize dökülmektedir, beşi mille dolmuştur.
Tarsus'un eskiden kıyı şehri olduğu, Kleopatra'nın Antonius'la buluşmak
üzere gemisi ile gelip şehre indiği rivayet edilir.
Kıyı şimdi şehirden 20 kilometre uzaktadır.
Çukurova, Berdan, Seyhan, Ceyhan nehirlerinin taşıdığı topraklarda
sonradan olmuştur.
Daha dün denecek kadar yakın bir zamanda sürüklediği topraklar İzmir
Körfezi'ni doldurmak tehlikesi gösteren Gediz'in yatağı değiştirilmiştir.
Anadolu'da yapılan kazılarda da yeraltından eski şehirler çıkarılmaktadır.
Ama ibret alıp da akıllanmadınız ki.
Hala sakarlık edip duruyorsunuz…"*//**/


    *BEYAZLARLA SALDIRIP, KIZILDERİLİLERLE YAS TUTMAK *

Alıç ağacının tarihin derinliklerinden aktardığı ibretlik tükeniş
öyküleri bugünün yıkıcılığı karşısında oldukça naif kalıyor.
Ancak yine de bu, Başbakanlığı döneminde "*Çevrecinin daniskasıyım",
Cumhurbaşkanlığı döneminde ise kaçak sarayını "gelin, gücünüz yetiyorsa
yıkın"* diyebilen, beyazlarla saldırıp, Kızılderililerle yas tutmayı
gelenek haline getiren, Tayip Erdoğan’ın ‘yeni Türkiye’sinin de benzeri
bir ekolojik felakete doğru sürüklendiği gerçeğini değiştirmiyor.

------------------------------------------------------------------------

a45UyF587661-141113114656-01
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>

 

Oraj POYRAZ

Poeta nascitur, non fit.
Sair olunmaz, dogulur.

Latin Atasozu




Yaratilis maddesi
ALAK 2.o; insani pihtilasmis kandan yaratti.
ABESE 19.bir damla sudan yaratti da onu bir olcuyle bicime soktu.
MERYEM 67.insan dusunmez mi ki, daha once o hicbir sey olmadigi halde
biz kendisini yaratmisizdir?
SECDE 7.o (Allah) ki, yarattigi her seyi guzel yapmis ve ilk basta
insani camurdan yaratmistir.
RUM 20.sizi topraktan yaratmasi, o nun (varliginin) delillerindendir.
Sonra siz, (her tarafa) yayilan insanlar oluverdiniz.
NUR 45.Allah, her canliyi sudan yaratti.
Iste bunlardan kimi karni ustunde surunur, kimi iki ayagi ustunde
Yurur, kimi dort ayagi ustunde yurur...
Allah diledigini yaratir; suphesiz Allah her seye kadirdir.


 
Tanim: Istanbul un fethi kiyamet aninda olacaktir.

(Kutubu Sitte, Kiyamet bolumu)
Hadis No : 5045



Fussilet Suresinin 33.ayeti de Risale-i Nur a isaret ediyormus...
Ayetin anlami:
Allaha cagiran, guzel isler yapan ve ben Muslumanlardanim diyen kimsenin
sozunden daha guzel ne olabilir !?
Said-i Nursi ye gore: Hicbir sozun kendisininkinden daha guzel
olmayacagi Soz , Risale-i Nur Kulliyati ndan Sozler adli Risale yani
kitaptir.
Ayetle, iste bu kitap anlatilmak istenmis ve ovulmustur.
Said-i Nursi, ayetin kelimelerinden sayilar cikariyor ve bir tarih
meydana getiriyor.
Ayetle o tarihte her sozden daha guzel bir soz bulunduguna isaret
edildigini anlattiktan sonra soyle diyor;
-Demek ki; biri, o tarihte son derece guzel sozlerle meydana cikacak,
sozlerinin guzelligi ile halki buyuleyecek.
Bu ozellikse bu zamanda; Risale-i Nur un sozler adli: Sanat, guzellik,
tesir, buyuleyicilik yonunden yuksek bir mertebede bulunan Risalenin
kelimelerinde ve guclu sozlerinde bulunur.
Demek ki, bu ayet isaret anlami ile Risale-i Nur u ovmektedir Said-i
Nursi ye gore; ayetin anlami soyle oluyor:
Allah a cagiran, guzel isler yapan ve ben Muslumanim diyen Said-i Nursi
nin: Sozler adli kitabindan daha guzel ne olabilir?

Derleyen: Osman Turkoguz
INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK.



Yunan kuvvetlerinin ozel bir toren ve saygi ile karsilanmasi....

Izmir Valisi Kambur Izzettin'in genelgesinden - 26.05.1919



Adana da 1170, Toprakkale-Islahiye simendifer hatti uzerinde 270,
Osmaniye-Adana uzerinde 200, Katma da 300, Kilis te 600, Antep te 1200,
Maras ta 1200 kadar Fransiz somurge ve Ermeni askeri olmak uzere isgal
kuvvetleri bulundugu anlasilmistir.

(24 Ocak 1920)
K.ATATURK



Yasam korkusu ya da olum korkusu ya da kor inanc temeli uzerinde bir
Tanri kavramini kabul edemem.
Size kisisel bir Tanri olmadigini kanitlayamam, ama onun hakkinda
konusuyor olsaydim bir yalanci olurdum.

I cannot accept any concept of God based on the fear of life or the fear
of death or blind faith.
I cannot prove to you that there is no personal God, but if I were to
speak of him I would be a liar

Albert Einstein; from Ronald W.Clark, Einstein: The Life and Times, New
York: World Publishing Company, 1971, p.622.



PEZEVENK
. . . . . .
Dunya ahvalinden haberi yoktur
Sohbeti din ile acar pezevenk
Komsusu ac iken kendisi toktur
Sanki melek olmus ucar pezevenk
. . . . . .
Karanlik islerde ziplama ister
Evine granit * kaplama ister
Dunya mektebinden diploma * ister
Insanlik dersinden kacar pezevenk
. . . . . .
Herkesin kabina cesmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komsusunun yuzune bakmaz
Selamsiz sabahsiz gecer pezevenk
. . . . . .
Sanirsin Allah'la akde oturmus
Cennete giderken macun goturmus
Huriler'i dizip isi bitirmis
Simdi gilmanlari secer pezevenk
. . . . . .
Aydinliga dusman yobazin dolu
Hu cekerken sismis agzinda dili
Erbabi, ulkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini sacar pezevenk

Asik ERBABI



Filistinliler, tipki cekirgeler gibi oldurulmelidir...
kafalari kayalara ve duvarlara carpilarak parcalanmalidir

Izhak Samir, Israil Basbakani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52



Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
        Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap