TBG’li gençleri tebrik ediyorum.
Dötünün gölgesinden kokan milyonların,
Gündelik menfaatlerinin, rahatının peşinde gezen milyonların,
Kıçını oynatmaya aciz milyonların,
Cahillerin, inatçıların, ahlaksızların,
Herkesin yüzünü ağarttılar.
Hesapta milliyetçilik şampiyonu, testesteron kumkuması, ova yiğidi
Ülkücü gençlere kapak olsun.
Onlar hala daha inat etsinler, hala daha beklesinler.
Biz milliyetçiyiz, onlar ulusalcı safsatanın ardında beklesinler.
Yapacakları çok basitti.
Biz onlardan Kobani’de savaşan Kürtler gibi sokak savaşlarına
katılmaların beklememiştik.
Ülkenin bölünmesine onay vermediklerini, Amerikan oyunlarını
yemediklerini anlatacak kadar meydana çıksalar yeterdi.
Yapmadılar.
Bu utanç onlara yetmeli.
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
------------------------------------------------------------------------
*Yılmaz Özdil: Çuval*
Gene böyle bi kasım ayında, Milas’ta dünyaya gelmişti.
Sakarya ilkokulunu bitirdi, Anadolu lisesini kazandı.
İlk okuduğu roman, babasının 13’üncü doğumgününde hediye ettiği
Gorki’nin eseri Ana’ydı.
Steinbeck’ten Fareler ve İnsanlar’ı, Gazap Üzümleri’ni okudu.
Harıl harıl kütüphane kurcalarken, istiklal harbi’ne, cumhuriyet
devrimleri’ne yöneldi.
Atatürk’ün Bursa Nutku’nu okuduğu an, hayatının dönüm noktası oldu, çok
etkilenmişti.
*
Gitti okula, koridordaki panoda ne varsa indirdi, Bursa Nutku’nu yapıştırdı.
Okul karıştı tabii…
Müdür panoyu söktü, Bursa Nutku yoktur, Atatürk’e ait değildir,
uydurmadır dedi.
Öyle mi?
Bu sefer, Bursa Nutku’nun tarihçesini kağıtlara yazdı, sınıfları tek tek
dolaştı, sıraların üstüne bıraktı.
*
Müzik grubunda solistti, okul tiyatrosunda rol alıyordu, edebiyat
kolundaydı, yılsonu etkinliği için şiir dinletisi hazırlamışlardı.
Öğretmenlerden oluşan denetim kurulu, çocukların seçtiği şiirleri
*"siyasi"* buldu, şairleri değiştirtti, Melih Cevdet Anday, Attila
İlhan, reddedilmişti.
2005 senesi, bizimki henüz 17 yaşındaydı…
Sunucuydu.
Çıktı kürsüye…
Öğretmenler tarafından onaylanan sunum metninin son cümlesi *"bu güzel
mayıs akşamında şiirlerimizle gönlünüzü açmak istedik"* diye bitiyordu.
Bizimki orada bitirmedi…*"Gönlünüzü açmak istedik ama, tam olarak
açtırmadılar gönlümüzü, şiirlerimizi engellediler"* dedi…
Ve, Nazım Hikmet’in *"Vatan Haini"* şiirini okumaya başladı.
*
*"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi, Hikmet.
Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran
puntolarla
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson’un,
66 santimetrekarede gülüyor, ağzı kulaklarında
Amerikan amirali Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120
milyon lira
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi,
Hikmet Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala…"*
*
*"Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt.
hainiyim, ben vatan hainiyim
vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan
vatan, tırnaklarıysa ağalarınızın
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan
ben vatan hainiyim
yazın üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla
Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala!"*
*
Bitti şiir…
Salonda çıt çıkmıyordu.
Önce bir anne, sonra bir baba, sonra bir başka öğrenci velisi derken,
bütün salon ayağa kalktı, gözyaşlarıyla alkışladılar 17 yaşındaki
yürekli öğrenciyi.
*
Protokol ise, buz kesmişti.
Emrivaki şiirle, ters yumruk almış kroke vaziyetteki boksör gibi olmuşlardı.
En ön sırada oturan kaymakam, öfkeyle ayağa kalktı, *"alın bu
terbiyesizi"* dedi, yürüdü, gitti.
Aldılar hemen, gözaltına…
17 yaşındaki lise son öğrencisini, karakola götürdüler.
Anneciği salondaydı, fenalaştı, hastaneye kaldırdılar, babası hastaneye
mi koşşun, polis arabasına bindirilen oğluna mı yetişşin, şaşırmıştı.
*
Haber, manşetlerde patladı.
Hürriyet’ten Sabah’a Milliyet’ten Zaman’a Cumhuriyet’ten Yeni Şafak’a,
bütün gazeteler, Milas Anadolu Lisesi’ndeki yürekli öğrenciyi yazdı.
*
AKP’nin iktidardaki ilk dönemiydi, henüz gerçek yüzünü göstermemişti, AB
kriterlerini savunan *"özgürlükler partisi"* ayağına yatıyordu.
Bu nedenle…
Tayyip Erdoğan, Milas’taki öğrenciyi *"fırsat"*olarak değerlendirdi,
sahiplendi, hatta o öğrenciyi kendisine benzetti*.
"Ben de aynen o genç gibi şiir okumuştum, benim başıma da benzer şeyler
gelmişti, benim şiirime nasıl baktıysanız, ona da öyle bakın"* dedi.
Yani, bi tek AKP gençlik kollarına davet etmediği kalmıştı!
*
Seneler akıp geçti.
Dün…
Tayyip Erdoğan’ın *"tıpkı benim gibi"* diyerek, kendine pay çıkardığı o
yürekli öğrenci, 11 arkadaşıyla birlikte Amerikan askerlerinin kafasına
çuval geçirdi!
*
Çağdaş Cengiz…
Pentagon’un *"eşkıyalar"*dediği, AKP dışişleri sözcüsünün
*"kınıyoruz"*dediği, yalaka medyanın *"teröristler"* dediği TGB’nin başkanı.
*
Bizim oralı, tipik Ege çocuğudur.
En çetrefil durumlarda bile, hayata gülümseyerek bakar.
Gazetelerde yayınlanan gözaltı fotoğraflarına baktım mesela…
Gülümseyerek selfie yapmış iyi mi!
*
Çocukken de böyleydi bu.
Kocaman delikanlı oldu, kahkahalarla vatan hainliğine devam ediyor hala.
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-141114112443-01
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>
--
Oraj POYRAZ
Mutluluk her seyden once vucut sagligindadir.
Curtis
Senin dinin sana, benim dinim bana
(Kafirun 109/6)
Musrikleri gordugunuz yerde oldurun
(Tevbe 9/5)
Haydi bakalim simdi kivrinin durun, yok o nesh edildi, bu menhus oldu falan.
Sonucta ilah daha ilk anda bir oyle, bir boyle demis.
Daha kendi doneminde bir dedigi bir dedigini tutmamis.
Bir de zamanlar ustu olma iddiasi var.
Baska bir hadiste ise Allah en cok sevdigi kullarina, en agir ve
siddetli musibetleri verdigi bildirilmektedir:
Insanlarin en cok musibete ugrayanlari evvela peygamberlerdir, sonra
derecelerine gore (veliler ve salihler) gelir.
Kisi dinine gore bela ve imtihanlara maruz kalir.
Eger dine bagliligi varsa, belasi daha da artar.
Fakat dininde gevsek yasiyorsa ona gore musibetlerle karsilasir.
Kisiye belalar gelir gelir de artik onun uzerinde hicbir gunah kalmaz
(Tirmizi, Zuhd 57; Ahmed b.Hanbel, I/172, 174)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet
gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili
kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.
Risale-i nur oyle degerli bir kitaptir ki ,kuranin onda yansiyan
nurlarina hizmet etmek ,askerlikten ve kutsal savastan daha ustundur.
benim elimde firsat ve param olsa, Risale i nur hizmetinde olan degerli
kardeslerimi askerlikten kurtarmak icin; bin lira karsiliginda bile olsa
bedeli oder ve kurtaririm onlari.
Lemalar | On Altinci LemA a | 156
Said-i Nursi
Halifenin muttefiki olan Ingilizler Pinarbasi'na dogru geliyorlar.
Onlarla birlik olup Kuva-i Milliyecileri yenecegiz.
Delibas Mehmet -1920
Ingiliz Karadeniz Ordu Komutani General Milne'nin Londra'ya Ingiliz
Genelkurmayi'na yazdigi rapor'dan
Adana dahilinde, Ermenilerin Fransizlar tarafindan silahlandirildigi ve
Islamlarla bogazlasmaya sevk edildikleri.
(23 Ekim 1919)
K.ATATURK
Ben anlamiyorum! Ya sen?
Cehennemliklerin sucu seks ve icki idi.
Cennetliklerin mukafati da seks ve icki...
Gelecektekiler bizim safligimiza guluyorlar.
Sen anliyor musun?
Ben anlamiyorum!
Huri ve fahisenin farki nedir?
Biri Allahin calisani, digeri kulunun...
Inananlarina rusvet olarak huri veren Allah ve genelev olan cennet!
Hangisi gunahsiz?
Caresizlikten karnini boyle doyuran fahise mi?
Yoksa vucudunun hazzi, kullarin iyi islerinin mukafati olan huri mi?
Sen biliyor musun?
Ben bilmiyorum!
Sadik Hidayet
17 Subat 1903 te Tahran da dogdu,
9 Nisan 1951 de Paris te 48
yasinda canina kiyip bu dunyadan goctu...
PEZEVENK
. . . . . .
Dunya ahvalinden haberi yoktur
Sohbeti din ile acar pezevenk
Komsusu ac iken kendisi toktur
Sanki melek olmus ucar pezevenk
. . . . . .
Karanlik islerde ziplama ister
Evine granit * kaplama ister
Dunya mektebinden diploma * ister
Insanlik dersinden kacar pezevenk
. . . . . .
Herkesin kabina cesmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komsusunun yuzune bakmaz
Selamsiz sabahsiz gecer pezevenk
. . . . . .
Sanirsin Allah'la akde oturmus
Cennete giderken macun goturmus
Huriler'i dizip isi bitirmis
Simdi gilmanlari secer pezevenk
. . . . . .
Aydinliga dusman yobazin dolu
Hu cekerken sismis agzinda dili
Erbabi, ulkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini sacar pezevenk
Asik ERBABI
Parayla toprak almayacagiz.
Topraklari isgal edecegiz
David Ben Gurion, Israil Basbakani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
<mailto:[email protected]>
Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]
<mailto:[email protected]>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.