------------------------------------------------------------------------

  *Ekonominin en büyük 5 istatistiksel yalanı!*
  
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2015/01/ekonominin-en-buyuk-5-istatistiksel.html>

İstatistikler hayatımızın bir parçası artık. Her gün onlarcasını duyup
kararlarımıza dayanak yapıyoruz. Böylece daha doğru kararlar vermiş
oluyoruz. Ama kafamızı kurcalayan bir şey de var. İstatistiklerin yalan
olduğu düşüncesi. Gerçeği çarpıtarak anlatarak rayından çıkmış treni
hala rayında gösterebildikleri realitesi. İstatistiklerin gerçeği
gizleyen doğası daha önce birçok krizde karşımızı çıkmıştı. O nedenle
bundan kimsenin şüphe duyduğu yok. Yalan olduğunu çoğu zaman bilsek de
kullanmayı ihmal etmiyoruz.

 

Bu bakış açısıyla, ekonominin en önemli 5 istatistiğini ve bunların
gerçekle bağdaşmayan yanlarını ortaya koyduk. İstatistiklerin gerçeği
nasıl sakladığını ana hatlarıyla anlatmaya çalıştık.

İşte, ekonominin en büyük 5 istatistiksel yalanı:

*1- Enflasyon Oranı*

Bir ülkedeki mal ve hizmet fiyatlarının yükselişini gösteren orandır.
Vakti zamanında o kadar yüksekti ki, halk tarafından canavar olarak
tanınmış; Van Gölündekinin kuzeni, Lochness'tekinin bacanağı,
trafiktekinin eltisi sanılmıştı. Japonya son on yıldır yükselsin diye
dua ederken biz düşmesi için dua etmiştik. Sonunda düşürmeyi başardık
da. Fakat hesaplamasında deve etinden golf sopasına bizi ilgilendirmeyen
yüzlerce şeyin fiyatının kullanıldığını öğrenince "teessüf ettik,
kınadık". Ama elimizden başka bir şey gelmedi. 2013 yılında %7,5
enflasyon oranı yakaladık. Çocuklar gibi sevindik. Ama Dünya Bankasının
verilerini görünce bir kere daha lanet ettik. Çünkü bu oran bizi dünya
sıralamasında ancak 141. sıraya koymuştu. Yani enflasyon oranı en yüksek
141. ülkeydik. Pes artık!

Enflasyon oranı ekonomistlerin kullandığı en büyük yalandır. Kanıtını da
geçen yıl Nobel Ekonomi Ödülü kazanan Robert Shiller yapmıştır. Nasıl mı?

Shiller, bir dizi soru hazırlayıp önce halka sonra ekonomistlere sorar.
"Enflasyon sizi fakirletir mi" sorusuna sokaktaki vatandaşın %77'si evet
demişti; oysa aynı soruya evet diyen ekonomistlerin oranı sadece
%12'ydi. "Enflasyon gelecek için endişe verir mi" sorusuna ise sokaktaki
adamın %66'sı evet demişti; ekonomistlerin ise sadece %5'i. Shiller'in
yaptığı anketle ortaya çıkardığı açı gerçek şuydu: Enflasyon sadece
halkı tedirgin ediyor; ekonomistlerin umurunda bile değil.

"Enflasyonsuz yaşamayı öğrenmemiz lazım" sözünü duyarsanız, maaşınıza
zam yapılmayacağını anlayabilirsiniz.

*2- Milli Gelir*

Bir ülkenin zenginliğinin en önemli göstergesi sayılır. Üretilen mal ve
hizmetlerin toplam değeridir. Son zamanlarda bir gecede arttığı görülür
olmuştur. Akşamdan sabaha verilecek hizmetlerin önemli kısmı özel hayata
girerken, milli gelir hesabına konu olması şaşırtıcıdır ya, neyse. Fakat
milli gelir bu hızla artmaya devam ederse, haşa huzurdan, para
bolluğundan yakında herkes "gay" bile olabilir.

Acı bir gerçek var ki, milli gelir rakamından en zengin bin kişinin
katkısını çıkar, geriye gelir falan kalmaz. Yani kısacası, herkes yüksek
olmasını istese de önemli olan boyu değil işlevi.

*3- Kişi Başına Düşen Milli Gelir*

2003'te 3.500 dolarken şimdilerde 11.000 dolar kişi başına düşen milli
gelirimiz var. Herkesin geliri artmış görünüyor. Ne dersiniz?

Diyelim ki küçük bir adada üç kişi yaşıyor. Bunlardan biri işçi ve
geliri 10 lira. Diğeri memur ve geliri 10 lira. Üçüncüsü bir telefon
üreticisi ve geliri 150 lira. Bu durumda bu adanın milli geliri 150
liradır. Kişi başına milli gelir ise 50 lira. Şimdi bu adada dördüncü
bir kişi olduğunu ve bu kişinin de başbakan olduğunu düşünelim.
Başbakan, halkı olan bu üç kişiye "sizin kişi başına milli geliriniz 50
liradır" dese, işçi ve memur "nerede bizim 40 liralarımız öyleyse"
demezler mi? Muhtemelen diyeceklerdir. Öyleyse yanıtlanması gereken soru
şudur: Kişi başına milli gelir hangi kişiye düşüyor?

820 milyar dolarlık milli gelirimizi 75 milyonluk nüfusumuza bölünce
çıkan bu rakama gelin biraz daha yakından bakalım. Bu ülkede 820 milyar
dolar milli geliri kimler yaratıyor dersiniz? Yaklaşık 22 milyon
öğrenciye sahibiz ki, bunların milli gelire "1 kuruş" katkısı yok. Peki
5 milyon işsizin var mı? Ya 10 milyon yeşil kart sahibinin? 10 milyon
emeklinin var mıdır sizce? Yoktur, olamaz da. Yani 47 milyon kişinin çok
açık bir şekilde milli gelire katkısı olması teknik olarak imkansızdır.
Ülkemizde sigortalı olarak çalışan kişi sayısı 18 milyondur. Yani bu 820
milyar dolarlık milli geliri yaratanlar topu topu 18 milyon kişidir.
(Kalan 10 milyon kişi istatistiksel olarak belirlenemediğinden
hesaplamamızda elimine edilmiştir.) İşte şimdi can alıcı noktaya geldik.
820 milyar doları 18 milyon kişi yarattığına göre kişi başına milli
gelir 46.000$ olmalıdır. Milli geliri yaratan 18 milyon çalışanın yarısı
asgari ücretlilerden oluşuyor. Eğer kişi başına milli gelir 46.000$ oldu
derseniz, asgari ücretli 9 milyon kişi şöyle der: "Sen Rahmi Koç'la
benim gelirimi toplayıp ikiye mi bölüyorsun; demek ki sen beni
aldatıyorsun!"

Argoda yaygındır, duymuşsundur: "At yalanı, seveyim inananı."

*4- İşsizlik Oranı*

İşsiz sayısını işgücüne bölünce bu oranı buluyoruz. Şu an bizde %10'lar
seviyesinde. Duyunca insanın aklına hemen şu geliyor, halkın %10'u
işsiz. Ama hiç de öyle değil. Yeşil karta sahip olanların oranı %20'ler
seviyesindeyken, işsizlik oranı nasıl %10 olur? Olur, bal gibi olur.
Çünkü hesabı şeytanın aklına gelmeyecek yöntemle yapılıyor. Son üç ayda
bir saat bile çalıştıysan işsiz değilsin artık. İş arama isteğini
kaybettiysen bu orana girme hakkını da kaybettin demektir. Tuhaf değil
mi? Ekonomin çamura batmış, adam iş aramış aramış bulamamış, demiş ki
"severim ben böyle aşkın ızdırabını"; sen adamı işsiz bile saymıyorsun.

Akşam haberlere bakıyorsun, 100 kişilik iş için on bin kişi başvurmuş,
aklın karışıyor bu nasıl istatistik diye. Kabaca hesaplayalım. 24 milyon
çalışan, 3 milyon işsiz var. Geriye kalıyor 51 milyon kişi. Eeee, bunlar
nerede?

*5- Tüketici Güven Endeksi*

Ekonomik gidişata halkın bakışını gösteren faydalı bir endeks
zannedersin. Ama özü şudur. Tüketici güven endeksi arttıysa halk
ekonomiye güveniyor demektir. Gelecekte işlerin daha iyi olacağı,
işsizliğin azalacağı, gelirlerin artacağı, istikrarın olacağı falan
sanırsın. Çok safsın. Çünkü tüketici güven endeksi arttıysa bunun tek
bir anlamı vardır. Tasarruflar azalacak harcamalar artacak demektir.
Düşerse de kötüdür, hem de en kötüsü. Çünkü o zaman da herkes tasarruf
edecek, parasını biriktirecek demektir.

N'oldu canım, tasarruf hakkında tüm bildiklerini unuttun mu; atalarının
o özlü sözleri, devlet büyüklerinin tasarruf yapın nidaları, finansal
kuruluşların kumbaraya para atın çığlıkları. Ekonomiye güven olan yerde
tasarruf olmaz. Madem kapitalizmin din kardeşleriyiz, bunu aklından
çıkarma.



------------------------------------------------------------------------

a45UyF587661-150109101409-03
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>


 
-- 

GIDERAYAK
. . . . . .
Handan,hamamdan gectik
Gun isigindaki hissemize raziydik
Saadetinden gectik
Umidine raziydik
Hicbirini bulamadik
Kendimize huzunler icadettik
Avunamadik
Yoksa biz...
Biz bu dunyadan degil miydik?

Orhan Veli KANIK

NISA - 82 Kuran i dusunmuyorlar mi?
Allah katindan baska yerden gelseydi, onda birbirini tutmaz pek cok sey
bulurlardi.

Din ve milliyetcilik, bunlarin yaninda gelenekler ve ne kadar sacma
olursa olsun herhangi bir inanc, sadece bireyi diger insanlara baglar ve
butun insanlarin en cok korktugu seyden kacistir:
yalnizliktan.

Erich Fromm


Grup eposta komutları ve adresleri                   :
Gruba mesaj göndermek için...........................:
ozgur_gundem@yahoogroupscom
Gruba üye olmak için                                      :
ozgur_gundem-subscribe@yahoogroupscom
Gruptan ayrılmak için....................................:
ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroupscom
Grup kurucusuna yazmak için                          :
ozgur_gundem-owner@yahoogroupscom
Grup Sayfamız..............................................:
http://groupsyahoocom/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz      :
http://orajpoyrazblogspotcom/  

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap