İskilipli Atıf Hoca Gerçeği

<https://tibbiyelihikmet.wordpress.com/2014/12/21/sapka-giymeyen-hocalar-asildi-yalani/>Klasik
Cumhuriyet tarihi yalanlarından birisi şapka inkilabı konusudur.
Geçmişten günümüze bir çok Atatürk düşmanı, şeriatçı yazar takımı bu
konuda yalan üstüne yalan uydurup vıcık vıcık duygu sömürüsü kokan
palavralarla insanları kandırmışlardır. Efendim şapka giymeyenin
kafasına katran sürmüşler, devrime karşı çıkan hocaları asmışlar,
asmakla da yetinmemişler astıktan sonra kafasına şapka giydirmişler,
Salla sallayabildiğin kadar nasılsa inananlar çıkar. Bugüne kadar nelere
inanmadık ki bu da onlardan biri….

Konu şapka devrimi olunca akla gelen ilk isim hepimizin bildiği gibi
İskilipli Atıf Hocadır. Şapka devrimi muhalifliğinin sembolü, şeriatçı
kesimin devrim şehidi, büyük alimi İskilipli Atıf Hocası… Neden
yıllardır bu isim şeriatçı kesimin sembol ismi oldu düşündünüz mü?
İskilipli Atıf’ın alim ilan edilmesi dini ilminden mi kaynaklanıyordu
yoksa işin altında başka işler mi vardı? Bunu anlamak için önce
İskilipli Atıf hocayı biraz tanıyalım

Atıf efendi, Akkoyunlu aşiretinden ve İmamoğulları denilen aileden
Mehmed Ali Ağa’nın oğlu olup, 1292 hicri (1875 / 1876 Miladi) senesinde
Çorum’un İskilip kazasının Toyhane köyünde dünyaya gelmiştir Annesi
Mekke-i Mükerreme’den göç etmiş Ben-i Hattap aşiretinden, Arap dedenin
torunlarından Nazlı hanımdır. Altı aylıkken öksüz kalan Mehmed Atıf,
dedesi Hasan Kethüda efendinin himayesinde yetişmiştir.

Köy hocasından başladığı tahsiline 1891’den itibaren iki sene İskilip’te
devam etti. 1893’ün Nisan ayında gelerek medrese eğitimine burada devam
etti. 1902’de medresedeki öğrenimini tamamladı.1905 yılında Fatih
camiinde ders vermeye başladı. Şeyhülislam tarafından sürüldüğü Bodrumda
sürgündeyken Kırımlı İbrahim Efendinin pasaportuyla Kırım’a kaçtı.
İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’a döndü. İstanbul`a
dönüşünden itibaren dönemin İslami matbuatları olan Sebilürreşad,
Beyan-ül Hak gibi gazetelerde yazılar yayınladı. 31 Mart ve Mahmut
Şevket Paşanın öldürülmesi olaylarında Divan-ı harp tarafından önce
Sinop’a daha sonra Çorum Sungurlu ve Boğazlayan’a sürgün edildi, 5,5 yıl
sürgünde yaşadı.

*İsklipli Atıfın Kurtuluş savaşına kadar kısaca biyografisi budur.
Fatih’in tanınmış hocalarından, İttihatçı karşıtı, koyu sünni düşünceye
sahip saltanatçı, hilafetçi bir hocadır. Şeriatçı tayfanın anlattığı
gibi tanınmış büyük bir alim değildir. İstanbul’da tanınan Fatih Cami
hocalarından birisidir. *

Atatürk düşmanlarının alim, vatansever, şehit ilan ettiği Atıf Hoca
Kurtuluş savaşında nerdeydi? Bir Rıfat Börekçi, Bir Abdurrahman Kamil
Efendi ya da bir Şeyh Ahmet Sunusi gibi canını dişine takarak kurtuluş
savaşına hizmet eden hocaların arasında mıydı? Asla…

Binlerce hoca Anadolu’da Atatürk ile beraber düşmana karşı savaşırken
İskilipli Atıf o günlerde İstanbul’da Anadolu’da savaşan milyonlarca
müslümana karşı muhalif faaliyetler yürütüyordu.

15 Şubat 1919’da kurulan Cemiyet-i Müderrisin kurucularından birisi
İskilipli Mehmet Atıftır. Cemiyetin kurucuları ve idare heyeti şu
şekildedir:

*Kurucular:*

Fatih Dersiamlarından

Abdülfettah

Fatih Dersiamlarından

Geyveli İbrahim Hakkı

*Fatih Dersiamlarından İskilipli Mehmed Atıf *

Bayezid Dersiamlarından Ermenekli Mustafa Safvet

*İdare Heyeti:*

Reîs-i Evvel: Fatih Dersiamlarından Mustafa Sabri Efendi.

*Reîs-i Sâni: Darü’l-Hilâfeti’l-İbtidâ-i Dahil Medreseleri Umûm Müdürü
İskilipli Mehmed Atıf Efendi.*

Kâtib-i Umûmî:

Darü’l-Hilâfeti’l-Aliyye İbtidâ-i Dahil Medreseleri Osmanlı Edebiyatı
Müderrisi Ermenekli Mustafa Safvet Efendi.

*A‘zalar:*

A‘za: Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye a‘zasından Eşref Efendizâde Şevketî,

A‘za: Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye a‘zasından Said-i Kürdî,

A‘za: Fatih Dersiamlarından Düzceli Zahid,

A‘za: Darü’l-Hilâfeti’l-Aliyye Sahn Medreseleri Fıkıh Müderrislerinden
Seydişehirli Hasan Fehmi,

A‘za: Darü’l-Hilâfeti’l-Aliyye İbtidâ-i Dâhil Medreseleri Mantık
Müderrisi Manisalı Mustafa,

A‘za: Fatih Dersiamlarından Âsitâneli Hafız Abdullah,

A‘za: Dersiamdan Sinoplu Mehmed Emin Efendilerdir

Görüldüğü gibi İskilipli Atıf cemiyetin hem kurucusu hem de başkan
yardımcısıdır. Cemiyetin başkanı ise *”**Türk düşmanı” *Mustafa Sabri
Efendidir.

Binlerce hoca Anadolu’da savaş katılırken bizim büyük alim İskilipli
Atıf İstanbul’da bir Türk düşmanı olan Mustafa Sabri Efendi ile kol kola
girerek bir cemiyet kurmuştur. Cemiyetin amacı ve kuruluş beyannamesi
şöyledir:

*Bir milletin varlık ve devamı yöntemi;kendini oluşturan bir veya daha
fazla topluluğun içinde bulunduğu sınıflar tarafından insan fıtratında
kurulu bulunan bütün ihtiyaç ve gereksinimlerin kitlece düzenlenmesine
ve geliştirilmesine bağlıdır.Bir topluluğun yalnız kahramanlığı ya da
tarım ve ticarette gelişmiş olması devamına yeterli değildir.İlim, fen,
eğitim,sanayi,tarım,ticaret, adalet, siyaset, din,ordu ve diğer
medeniyet unsurlarında da gösterilecek oluşumlardır ki, milli benlik
devam etsin..(Cemiyet-i Müderrisin Nizamnâme-i Esâsisi, Evkâf-ı İslâmiye
Matbaası, 1337)*

/Memleket işgal altındayken bu cemiyetin amacı sadece din ve ilim sahibi
olmanın arttırılması… Tıpkı bugünkü suya sabuna dokunmadan cezbeye
tutulmuş giden tarikatlar gibi… Konunun devamında göreceğiz ki bu sadece
görünüştedir. Kurtuluş savaşında tarafını seçmiştir ama İngilizlerin
tarafını…/

Erzurum ve Sivas Kongreleri sırasında Damat Ferit Paşa hükümetinin Ali
Galip olayı ve kurtuluş savaşı aleyhindeki diğer faaliyetlerinden dolayı
Sivas Kongresi sonrasında Heyeti Temsiliye İstanbul ile haberleşmeyi
kesme kararı almıştır. Padişah bu karardan sonra 20 Eylül 1919 tarihinde
bir beyanname yayınlamıştır. Bu beyannamede İzmir’in işgalini telgrafla
duyduğunu, Anadolu’daki işgale çok üzüldüğünü belirttikten sonra Heyet-i
Temsiliye’yi İstanbul ve millet arasına giren bir hizipçi olarak
nitelendirmiştir. Vahdettin’in beyannamesinden güç alan Cemiyet-i
Müderrisin 26 Eylül 1919’da Kuvayi Milliye aleyhinde bir beyanname
yayınlamıştır. İşte o beyannamaden bazı bölümler:

”Bir zamanlar ne kadar şen ve bahtiyar idiniz. Hemen hepiniz çoluğunuz
ve çocuğunuzun yanında, tarlalarınızın, bağlarınızın başı ucunda,
çiftinizle, çubuğunuzla uğraşıp vaktinizi hoş geçirmeye çalışır idiniz.
Bir müddetten beri size ne oldu? Niçin öyle boynunuz bükük tıpkı bir
yetim gibi mahzun duruyorsunuz? Hakkınız var. Çünkü kiminiz yerinizden
yurdunuzdan mal ü menalinizden, kiminiz, çoluğunuzdan çocuğunuzdan
oldunuz. Vaktiyle gürül gürül tüten ocaklarınız şimdi söndü ve her akşam
tarladan gelirken keyifli keyifli türkü söyleyen babalarınız ve
yavrularınız şimdi öldü. Acaba şu halin neden ileri geldiğini biliyor
musunuz; şüphesiz ki bazılarınız bilir fakat içinizde bilmeyenler de
bulunur. Bunun için cümlemizin yani aziz milletimizin ve mukaddes
vatanımızın bir vakitten beri başına gelen belâların ve tâunden beter
olan âfetlerin esbabını size biraz anlatalım:”

“*Nitekim bu defa da Anadolu’da Mustafa Kemal ve Kuvâ-yı Milliyye
maskaraları Yunan askerlerinin önünden nâmerdâne bir surette kaçarken,
zavallı saf ve gafil ahâlî ve askerden cem’ ettikleri kuvvetleri
düşmanla harbe tutuşturarak ve* “siz mevkiinizde sebat edin, biz şu
taraftan onların arkasını çevireceğiz” tarzında yalanlar ve hilelerle
savuşup kaçarak zavallı neferlerimizi ve ahâlimizi boşuboşuna kırdırmak
usulünü takip ediyorlar. Biçare millet! bu yankesicilerin hilelerini,
desiselerini hâlâ tamamen anlayamamıştır. Yazık, bin kere yazık ki gerek
harp içinde ve gerek mütârekeden sonra memleket bunların fitne ve fesadı
uğruna milyonlarca evlâdını telef ediyor da***Talât, Enver, Cemal,
Mustafa Kemal vesaire gibi beş on şakînin vücudunu ortadan kaldırmak
için icap eden küçük fedakârlığı göze al-dıramayarak memleketi ve
kendilerini ebedi tehlikeden kurtarmak ve selâmete çıkarmak tarikini
idrâk edemedi ve hâlâ da edemiyor!”*

*Milleti işgale karşı değil de düşmanla savaşan Atatürk ve silah
arkadaşlarına karşı direnmeye çağıran bir beyanname… Sadece bu kadarı
bile ihanetin çukuruna batması için yeterliyken bakın bizim büyük alim
İskilipli Atıf’ın kurucusu ve başkan yardımcısı olduğu Cemiyet-i
Müderrisin beyannamesinde neler diyor:*

“*İngilizleri kızdırdınız, üzerimize Yunanlıları musallat
ettiler*.***Harb-de mağlup olduktan sonra uslu oturmak ve mağlubiyetin
netâyicine katlanarak telâfisini sabr ü sükûn ve akl ü tedbir dâiresinde
izâle etmekten başka çare var mıdır? Yunanlılarla harbe tutuşuyor, sonra
da bir taraftan kaçıyor ve bir taraftan şöyle mukavemet ettik, böyle
zayiat verdik gibi yalanlarla halkı iğfale çalışıyorsunuz!
D*üşünmüyorsunuz ki Yunanlılara fazla zayiat verdirmek bile bundan sonra
bizim için hayırlı ve menfaatli bir şey olmaz: hudânegerde sizin
yalanlarınızı şahit tutarak işgal ettiği memleketimizde; “bu kadar kan
döktüm ve şöyle fedakârlık ettim, böyle emek çektim” diyerek hakk-ı feth
davasına kalkar! Hem sizler ey yalancı ve deni şakîler! Kendi
milletimize karşı ecnebi milletlerden hiçbirinin yapmadığı şekavet ve
şenaatleri irtikâp edip dururken milleti, *eşrafı memleketi, ulemâyı
asıp keserek mallarını yağma ederken kendinize ne hakla, ne yüzle, ne
utanmazlıkla Kuvâ-yı Milliye namını veriyorsunuz? Milleti öldürerek,
mahvederek hukuk-ı milleti müdâfaa edeceksiniz öyle mi? Utanmaz hâinler,
artık yetişir, yakamızı bırakın: Cenâb-ı Hakk’ın gazap ve laneti sizin
üzerine olsun!”*

/Anadoluyu işgal eden İngilizlerin gönlünü hoş tutup yenilgiyi kabul
etmeye çağıran ve işgalcilere karşı tek bir söz söylemeyip Kuvay-i
milliye hakkında ağıza alınmayacak hakaret eden bu cemiyetin ve
İskilipli Atıf’ın islamla, vatanseverlikle ne alakası var soruyorum. Bu
mu dindarlık? Bu mu vatanseverlik? Beyannameye devam edelim/

*“**Harb senelerinde sizi cephe cephe sürükleyen ve aç susuz süründüren
ve din kardeşlerinizin, hemşehrilerinizin beyhude yere ölmelerine
sebebiyet veren birkaç kişi arasında Mustafa Kemal, Ali Fuat, Bekir Sami
gibi zâlimler de var idi! *İşte bu hâinlerin harb cephesi haricinde
kalmış olan efrâd-ı alinize kanlı elleriyle ne kadar fecâyii irtikâb
etmiş olduklarını harbden avdetinizi müteakib gördüğünüz!***Bugün yine o
şakiler, bağilerdir ki elleri birtakım yetimlerin, dul kadınların
kanlarına mülamma olduğu halde kalbgâhınıza sokularak sizi mahvetmek ve
evlâd u iyâlinizi yetim ve dul bırakmak ve servet ve saadetinizi
külliyen çalmak için şeytanın dahi hatırına gelmeyen hiyle ve desâisi
irtikâb ediyorlar. Siz bu zâlimleri cinayetlerine daha ne kadar göz
yumacaksınız? Elinize aldığınız fetvâ-i şerif ki Allanın emridir,
okuduğunuz hatt-ı münif ki halifemizin, padişahımızın bir fermanıdır,
siz Allanın emrine halifenin fermanına ittibâen bu canileri, bu katil
canavarları daha ziyade yaşatmamakla memur ve mükellefsiniz. Şu alçaklar
ve hempaları bu cinayetleri hep sizin sayenizde yapıyor; bunları
vücudlarını külliyen dünyadan kaldırmak beşeriyet için, Müslümanlık için
bir farz olmuştur.”*

“Padişahımız halifemiz efendimiz hazretlerinin merhamet ve şefkat kucağı
size açılmıştır. Hepiniz koşunuz, geliniz dünya ve ahiret saadetini
ihraz ediniz: İşte size ihtar eyliyoruz*. Allahını, peygamberini ve
padişahını seven bu tarafa gelsin!”*

/Atatürk ve silah arkadaşları için en ağır hakaretlere devam ettikten
sonra yine öldürülmelerinin farz olduğunu söylüyor. Beyannamenin son
cümlesi o zamanlarda da dinin nasıl kullanıldığını
gösteriyor./*Allahını, peygamberini ve padişahını seven bu tarafa
gelsin!” */Bu taraf neresi? Bu taraf /

/düşmanla savaşan kuvay-i milliyenin değil Padişahın ve İngilizlerin
tarafı, Bu taraf tam bağımsızlığın değil sömürgeciliğin tarafı, Bu taraf
aydınlığın değil karanlığın tarafı, Bu taraf özgür olmanın değil kul
köle olmanın tarafı. Bu tarafta olan Allahı sevse ne olur sevmese ne
olur. Allah onu sevmedikten sonra… Söyleyin Allah bu tarafta olan kulunu
sever mi? /

Bu beyanname çok açık ve net şunu gösteriyor. İskilipli Atıf Kurtuluş
savaşı karşıtı bir hocadır. Bir Atatürk düşmanıdır. Yobazın önde
gidenidir. Neden Atatürk karşıtları Elmalılı Hamdiyi, Rıfat Börekçiyi ve
Anadolu’da mücadele eden bilerce hocayı değil de kurtuluş savaşının
karşıtı bir hocayı dillerinden düşürmezler? İskilipli Atıfın Atatürk
karşıtlığının Cumhuriyetten sonrası yaptığı devrimlerle alakası yok.
İskilipli Atıfın Atatürk karşıtlığı

Cumhuriyet öncesine dayanır. *Hadi diyelim ki Cumhuriyet sonrası yaptığı
devrimlere karşı muhalif olmak fikir özgürlüğü olabilir herkes Atatürk’ü
sevmek zorunda mı diyebilirsiniz fakat kurtuluş savaşındaki Atatürk’e
karşı olmak hainliktir. Çünkü Kurtuluş savaşındaki Atatürk şapka devrimi
yapan laik Cumhuriyetin Cumhurbaşkanı değil düşmana karşı savaşan
milletin başkomutanı, Osmanlı paşasıdır. Sadece bu bile İskilipli Atıfın
hain olduğunu ispatlamaya yeter. *

*TIBBIYELİ HİKMET.*




------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150205160209-03

Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Attachment: 0x3F3BBD21.asc
Description: application/pgp-keys

Cevap