Bülent ESİNOĞLU*: Kimin ve neyin yapısal dönüşümü?*

Yapısal Dönüşüm ifadesi çok sihirlidir.

Herkesin kendine göre yapısal dönüşümden çıkardığı, bir anlam vardır.

Egemen çevreler yeni bir sermaye birikimi modeline geçerken, bu tür
kulağa hoş gelen kavramlalar üretirler.

Bu kavramlar, yeni bir sermaye birikim modelinin meşrulaştırılması
adımlarıdır. Kulaklar ve beyinler iyice doldurulduktan sonra, asıl
gerçekler o zaman meydana çıkmaya başlarlar.

İşlemekte olan sermaye birikimi modeli tıkanmaya başlayınca,*“yapısal
dönüşüm”* ifadesi dolaşıma girer.

Hepimiz izliyoruz. Batı kapitalizmi kriz dönemlerinde, hep bir yapısal
dönüşümden geçer.

 

Küreselleşme ne kadar da hoş bir ifadeydi. İçini açınca ne çıktı?

 

Sermayenin önündeki engellerin kaldırılması, özelleştirme, emeğin
metalaştırılması, özgürlüklerin daralması, sosyal hakların kısılması
olarak özetlenebilir.

 

Sermaye egemen çevrelerinin, yapısal dönüşümden anladığı şey; krizlerin
bedellerini, çalışanların üzerine yıkmanın yasal zemini bulmaktır.

 

Halkın rızası alınarak veya alınmadan yapısal bir dönüşüm yaparlar.

*Sermaye birikiminin tıkanan kanallarının açılması işinin adı; yapısal
dönüşümdür.*

 

Bildiğiniz gibi hem ABD, hem de Avrupa’da kriz hüküm sürmektedir.

 

Yani Batı sermayesi yeni bir çıkış aramaktadır. Bizdeki egemen sermaye
çevreleri de, Batı sermayesi ile ortak olduklarından, Batı’daki bir
kriz; Türkiye’deki kriz anlamına gelmektedir.

 

Avrupa’daki kriz, şimdilik, Almanya’nın diğer ülkelerle olan ekonomik
ilişkilerinde kendini gösteriyor.

Almanya, Avrupa halklarından ve devletlerinden topladığını, Avrupa ile
paylaşmak istemiyor.

Avrupa’nın fakir ülkeleriyle, zengin halklar arasında paylaşımda bir
tıkanma var.

Buna kültürel ve tarihi farklılıklar da eklenince, sistem tıkanıyor.

 

Avrupa Birliği Projesi yürümez oluyor.

 

*Aslında Avrupa Birliği Projesi Batı zenginlerinin, yeni bir sermaye
birikim projesiydi.*

 

Artık işlemiyor. Tıkandı.

 

Amerika’daki durum da pek farlı değil. Dolar dünya parası olma gücünü
yitirdiği için orada da üretim tıkanması var.

 

Batı tekelleri, başladılar yeni bir sermaye birikim modeli yaratma
çalışmalarına…

Bu sebepten, Batı tekellerinden Türkiye tarafına yeni bir propaganda
pompalanıyor.

 

*Ali Babacan*ve benzer liberaller ağızlarından *“yapısal dönüşüm*”
ifadesini eksik etmiyorlar.

Hatta Hükümet yeni, utangaç yapısal dönüşüm planları açıklıyor. Ancak
açıklanan bu planlarda, Batının yeni talepleri, görünür hale getirilmiş
değil.

 

Seçim dönemi içinde olmamız sebebiyle, herkes bir bekleyiş içinde.
Özellikle sermaye egemen çevreler!

 

Sermaye egemen çevreler, sermaye birikim yollarının açık tutulmasını
isterler. Çalışanlar ise, gelirlerinin artırılmasını beklerler.

 

Sermaye egemen çevreler, çalışanların haklarını biraz daha kısarsak
tıkanıklığı aşarız diye düşünürler.

 

Oysa yaşam koşulları iyice tükenmiş olan halk,  iş ve aş peşindedir.

 

Egemen çevreler, hükümetin önüne, kendi isteklerini içeren raporları
çoktan koymuşturlar.

 

Eminim raporum birinci cümlesi *Esnek Çalışma* ifadesiyle başlamıştır.

Taşeronlaştırmayı kılcal damarlara kadar indirmenin adıdır, esnek çalışma…

 

*Var olan sosyal hakları daha da azaltmak. Güvencesiz çalışma alanlarını
daha da genişletmek, egemen sermaye çevrelerinin, krizden çıkış yolu
olarak gördükleri tek seçenektir.*

 

Güvencesiz çalışanları ne kadar çoğaltırlarsa, geçici işçileri ne kadar
artırırlarsa, kendilerini başarılı sayarlar.

 

Sıcak para kanallarının tıkanması, içerdeki egemen çevreleri endişeye
sevk ediyor.

 

Daha çok yabancı sermaye çekmenin yolu olarak; gelebilecek olan
sermayeye daha fazla güvence vermek gereğini düşünüyorlar. Bunu yapmanın
yolu da, güvencesiz çalışanların sayısını artırmaktan geçiyor.

 

Egemen sermaye kendisini ancak, çalışanlar güvencesiz ve savunmasız
olursa, kendilerini güvende hissediyorlar.

 

*Özetlersek, eğer egemen çevreler başarabilirse, emeğin ve şirketlerin
yeniden metalaştırılması dönemine giriyoruz.*

16.2.2015, [email protected] <mailto:[email protected]>

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150216161901 Oraj Poyraz [email protected]
2015/02/16  22:00 4  58  1 undefined [email protected]

 

Peygamber hic bir vakit ayak ustunde isemedi.

Hanbel 4/196; 6/136, 192, 213).
Peygamberin ayak ustunde isedigini gordum.

Buhari 4/60, 62; Hanbel 4/246; 5/382, 394

MAIDE - 69 Fakat inananlar, Yahudiler, Sabiiler ve Hiristiyanlardan
Allah a ve ahiret gunune inanan, iyi isler yapana korku yoktur, onlar
uzulmeyeceklerdir. Ayni hukum BAKARA - 62 de de gecmektedir.
***
AL - IMRAN - 85 ise Kim Islamiyetten baska bir din ararsa onunki kabul
edilmeyecektir.
O ahirette de kaybedenlerdendir. denilmektedir.

Butun dinlerin viruslerin salginina cok benzer bir akil hastaligi
oldugunu dusunuyorum.
Din mukemmel bir kulturel yapi.
Ama bu onu gercek yapmiyor ve beni gercek ilgilendiriyor.
Cicek virusu mukemmel bir virus.
Isini cok guzel yapiyor.
Ama bu onun iyi oldugu, ve yok olmasini istemedigim anlamina gelmiyor

Richard Dawkins


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap