Masal Bir varmış,bir yokmuş.Allah'in kulu çokmuş, Evvel zaman içinde kalbur saman içinde Deve tellal iken,pire berber iken, Ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, Ak sakal,sarı sakal Berber elinden yeni çıkmış kırkılmış yok sakal, Kasap olsam sallayamam satırı Nalbant olsam nallayamam katırı Hamama girsem sorarım natırı Nadan olan bilmez ahbap hatırı Dereden geldim,sandığa girdim Bir de ne göreyim,köşede bir hanım oturuyor Şöyle ettim,böyle ettim, Yüzüne baktım,hanım yerinden kalktı Çıktık birlikte yola Ne sağa baktık ne sola Gide gide Kaf dağının arkasına geldik ki Ne ileri gidilir ne geri, Sana bir masal söyliyeyim gel beri.....
Buyrun arkadaşlar Lem’alardan bir dersdir bu. Okuyun ne anlıyorsanız anlayın ve bu sizin yaşamınıza anlam katsın. Ben okudum, hep okuyorum. Sadece saçmalık görüyorum. Bakalım siz ne göreceksiniz? Bakın neler neler olmuş? Meğer o gün bu gündür baykuşlar gece uçarmış. Haa yazan adam bir kolaylık da yapmış. Yanında sözlük var. Kötü Osmanlıca ya da Türkçe nasıl olurmuş bunu da anlamış olursunuz. Bir örnektir yani. Hayırlı olsun, inşallah, hamdolsun!.... Oraj POYRAZ([email protected]) -------- Forwarded Message -------- Subject: █▓▒░░ Tevhid ░░▒▓█ LEM'ALAR DERSLERİ-291-YİRMİBEŞİNCİ LEM'A(DEVAMI) Date: Fri, 27 Mar 2015 09:48:17 +0200 Reply-To: [email protected] * _LEM’ALAR DERSLERİ_* *_22.11.YİRMİBEŞİNCİ LEM’A(DEVAMI)_* *_ON ÜÇÜNCÜ DEVÂ(DEVAMI)_* Ezcümle, arkadaşlarımızdan—Allah rahmet etsin—iki genç vardı: Biri İlâmalı Sabri, diğeri İslâmköylü Vezirzâde Mustafa. Bu iki zât, talebelerim içinde kalemsiz oldukları halde, samimiyette ve iman hizmetinde en ileri safta olduklarını hayretle görüyordum. Hikmetini bilmedim. Vefatlarından sonra anladım ki, her ikisinde de ehemmiyetli bir hastalık vardı. O hastalık irşadıyla, sair gafil ve ferâizi terk eden gençlere bedel, en mühim bir takvâ ve en kıymettar bir hizmette ve âhirete nâfi bir vaziyette bulundular. İnşaallah, iki senelik hastalık zahmeti, milyonlar sene hayat-ı ebediyenin saadetine medar oldu. Ben onların sıhhati için bazı ettiğim duayı, şimdi anlıyorum, dünya itibarıyla beddua olmuş. İnşaallah, o duam, sıhhat-i uhreviye için kabul olunmuştur. İşte bu iki zât, benim itikadımca, on senelik bir takvâ ile elde edilecek bir kazanç kadar bir kâr buldular. Eğer ikisi, bir kısım gençler gibi sıhhat ve gençliğine güvenip gaflet ve sefahete atılsaydılar, ölüm de onları tarassut edip tam günahlarının pislikleri içinde yakalasaydı, o nurlar definesi yerine, kabirlerini akrepler ve yılanlar yuvası yapacaklardı. Madem hastalıkların böyle menfaati var. Ondan şekvâ değil, tevekkül, sabır ile, belki şükredip rahmet-i İlâhiyeye itimad etmektir. *_Lügatler : _* *âhiret* : öldükten sonra yaşanacak olan sonsuz hayat *beddua* : kötü dua *bedel* : karşılık *define* : hazine *devâ* : ilâç, çare *ehemmiyetli* : önemli *ehl-i iman* : Allah’a ve Ondan gelen herşeye inananlar, mü’minler *ezcümle* : örneğin *ferâiz* : farzlar, Allah’ın kesin emirleri *gafil* : Allah’ı düşünmeyen ve sorumluluklarından habersiz *gaflet* : sorumsuzluk, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranma *hadise* : olay *hayat-ı ebediye* : sonsuz hayat, âhiret hayatı *hikmet* : sebep, gaye *hüsn-ü zan* : güzel zanda bulunma *inşaallah* : Allah izin verirse *irşad* : doğru yolu gösterme, uyarma *itibarıyla* : açısından *itikat* : inanç *itimad etmek* : güvenmek, dayanmak *izah* : açıklama *kalemsiz* : okur yazar olmayan *kemâl-i sadakat* : tam bir bağlılık *kıymettar* : değerli *medar olmak* : sebep olmak, vesile olmak *menfaat* : fayda, yarar *mertebe* : derece, makam *mühim* : önemli *nâfi* : faydalı *Rabb-i Rahîm* : sonsuz merhamet ve şefkat sahibi ve herşeyi terbiye ve idare eden Allah *rahmet-i İlâhiye* : Allah’ın herşeyi kuşatan sonsuz rahmeti *saadet* : mutluluk *sair* : diğer, başka *saliha* : dinin emir ve yasaklarına uygun hareket eden, Allah’ın sevgili kulu mü’mine kadın *sefahet* : yasak zevk ve eğlenceye düşkünlük *sıhhat* : sağlık *sıhhat-i uhreviye* : ahiret hayatında sağlıklı olma *şekvâ* : şikayet, yakınma *şükür* : nimeti veren Allah’a karşı minnet duymak, teşekkür etmek *takvâ* : Allah’ın emirlerini tutup, günahlardan sakınmak *talebe* : öğrenci *tarassut etmek* : gözetlemek *tevekkül* : Allah’a dayanma ve güvenme *vaziyet* : durum, hâl *zât* : kişi Su senin benim dedigimiz toprak neyimizdir Birkac gunluk cennetimiz cehennemizdir Bugun su ictigin su testi toprak olunca Mezarina atilir belki bir gun, kim bilir. . . . . . . Omer Hayam Risale-i Nur un 129 parcasi Kuran dan uzanan elektrik telinin ucuna takilan 129 elektrik lambasi gibidir... Bu oyle bir kitaptir ki insanlari karanliktan isiga cikarsin diye sana indirdik (Secde suresi ) .... Said-i Nursi ye gore bu ayetlerdeki nur , yani ISIK sozuyle anlatilmak istenen yine Risale-i Nur dur.. Bu oyle bir kitaptir ki sen onunla insanlari Risale-i Nur un isigina cikarasin diye sana indirdik Allah a cagiran , guzel isler yapan ve ben muslumanlardanim diyen kimsenin sozunden daha guzel ne olabilir (Fuss. suresi 33.ayet) Said-i Nursi Her dakika ovulmek isteyen bir Tanriya inanamam. Friedrich Nietzs Grup eposta komutlari ve adresleri : Gruba mesaj gondermek icin : [email protected] Gruba uye olmak icin : [email protected] Gruptan ayrilmak icin : [email protected] Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected] Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/ -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to [email protected]. To post to this group, send email to [email protected]. Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat. For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.
