Bana göre en çarpıcı cümle şudur: *II. Balkan Felaketi **faciası
yaşanması an meselesidir.*

Ben hep bu endişeyi dile getirdim. Yabana atılacak bir endişe değildir.
Kuruntu, vehim, felaket tellallığı değildir. Bu endişenin son derece
bariz sebepleri vardır. Bunların neler olduğunu uzun uzun anlattık,
ülkeni aklı evvel bir sürü insanı gırtlak paraladı. Karşımızda Kürt
isyanının yüzyıldan uzun bir tarihçesi duruyor.

Ben daha vahim ve elim olan tarafından gireyim. Bu ülke 2nci Balkan
Felaketinden daha ağırını yaşayacak. Çünkü artık ne Türkler ne Kürtler
için gidecek yer yok. İstanbul, İzmir, Antalya, Trakya. Bunlardan daha
ötesi yok. Türkler ülkenin bir yerlerini öbeklenmiş durumda, Kürtler ise
ülkenin her yerine saçılmış durumda. Böyle bir nüfus dağılımıyla bir
bölünme imkansızdır. Bölünme olmaz fakat ne olur, iç savaş olur, çok
fazla kan akar, ve yine de ülke bölünemez.

Yok ben yanılmışsam ve ülke bölünürse o bölünmenin senaryosu da tam
olarak Ermeni Kalkışmasında olan bölünmedir. Bunun sonuçlarını
biliyoruz. Karşılıklı katliamlar, etnik arındırmalar, araya sıkışmış bir
kopuk devlet ve bin yıllık yeni bir kan davası.

Hep Çekoslovakya, Bask Bölgesinden bahsediliyor. Çekler ve Slovaklar
birbirleri içine saçılmamıştı. İhtilaflı tek bir kasabaları vardı. Onu
görüştüler, uzlaştılar ve anlaştılar. Türkler ve Kürtlerin böyle bir
şansı yoktur.

Bask ve İspanyollar da aynıdır. Onlarda da Basklılar belirli bir alanda
öbeklenmiştir. Ancak Basklılar aynı zamanda bütün İspanya‘ya
saçılmıştır. Onların da bölünmeleri imkanı yoktur. Ve eğer bir gün
bölünme olursa bunda kayıplı çıkan taraf Basklılar olacaktır.

Ve İngiltere, İskoçya örneği var. Referandum yapıldı, bölünme direkten
döndü. Ancak, aklı başında İskoçlar da İskoç toplumunun İngiliz toplumu
içine saçılmış olduğunu ve bir kopuşun felaket olacağını belirttiler.

Kürtler güney doğuda bazı illeri koparıp Kuzey Irak/Güney Kürdistanla
birleştirebilir. Ancak, bilmeleri gerek bu şekilde kavga ederek
gerçekleşen bir bölünme sonrasında ülkenin kalan bölümlerinde Kürt
nüfusu barınamaz. Dahası Türkiye hilafına kurulacak bir Kürdistan tıpkı
Ermenistan devleti gibi kuşatılmış bir devlet olur.

Kürtlerin bir bölümü fena halde kandırılmıştır. Ve giderek ağırlaşan
ihtilafın güzellikle halledilmesi ihtimali azalmaktadır.

*Kürtlerin en azından önemli bir bölümünün, on yıllardır Türklerin arzu
ve duygularını ezip geçerek bir şeyler almaya çalıştıkları çok açıktır.*
Sonuçta dağlarda silahla gezenler, on yıllardır en üst perdeden silahlı
mücadele yürütenler Kürtlerdir. Eğer bir bölünme olursa bunun barışçı
bir bölünme olmadığı ve olmayacağı çok açıktır. Bu vakitten sonra
barışçı bölünme konuşmaları saçmalıktır.

Ülkemizde kronik yaralar vardır. Bu yaralar çok kurcalanmıştır.
Yapılanlar tedavi etmekten çok azdırıcı olmuştur. Giderek kangrenleşme
işaretleri gelişmiştir. Ve bilmelisiniz bütün kangrenlerde tek tedavi
vardır. Bütün kurtarmak için parça koparılır atılır. Kopan parça artık
ölüdür. Kalan beden ise artık sakattır. Bizi bekleyen böylesi bir
senaryodur.

Ve biz biz diye bahsettiğim sadece Türkler değil, aynı bizin içinde
Kürtlerin de olduğunu özellikle vurgulamak isterim.  Bu durumda beden
Türklerdir, kopan kangrenli parça ise Kürtlerdir. Kim beden, kim kopan
parça onu artık sizin insafınıza ve izanınıza bırakıyorum. Ancak, kim
kimden koparsa kopsun, bunun çok kanlı, çok sancılı olacağı çok açıktır.


Oraj POYRAZ([email protected] / [email protected])           
L2fSIJNoA0xfSNxA

------------------------------------------------------------------------


  Ümit Özdağ: İkinci Van raporu

​Van’da yaşayan bir bürokrat dostum bir süre önce bu köşede yayınladığım
bir Van raporu yollamıştı. Kısa bir süre önce ’İkinci Van Raporu’adını
verdiğim aşağıdaki raporu yolladı. Muhalefeti, İstanbul’da savcımızın
DHKP-C tarafından şehit edilmesinden sonra */“teröre karşı omuz omuza
durmaya”/* çağıran Başbakan Davutoğlu’nun yönettiği Türkiye’de Güneydoğu
Anadolu’da bir ilimizin durumunu göstermesi açısından bu rapor
çarpıcıdır. Davutoğlu teröre karşı mücadele konusunda samimi değildir.
Türkiye terör karşısında teslim olmuş bir ülke görünümü vermektedir.
Şimdi Van raporunu okuyalım:

*/“/**/Değerli Hocam; Belki çok yeri tekrarlanmış olmakla beraber, Van
özelinde Doğu Anadolu’ya dair bir durum tespiti daha yapmak, âcizane
kanaatimce şart olmuştur. Adımın saklı kalmasını istirham ederek bir
kere daha halimizi arz etmek isterim./**//*

*/Daha dün karşılaştığım bir köylü, Aydın’dan arazi almanın ne kadar
kârlı bir iş olduğunu, bir sohbet ortamında anlatıyordu. Aydın’dan almak
istediği zeytinliğin fiyatı, çoğu memurumuzun bir yıllık maaşından çok
daha fazlaydı. Ama köylülere sorsanız, devlet Doğu Anadolu’da
vatandaşına yeterli yardımı yapmıyordu./**//*

*/Bunun ötesinde Doğu Anadolu’nun ücra bir köyünden Kürt kökenli bir
vatandaşımız, ülkenin batısını da kendi vatanı olarak gördüğünü
söyleyerek bununla övünüyordu. Bu güzeldi elbette. Ama burada garip olan
şey şuydu ki vatandaşımız bunun “Barış Süreci”/*denen safsatayla
sağlandığını sanıyordu.

Sohbet meclisinde ortaya çıkan sessiz gerginliğin farkında değildi.
Çünkü karşısında, PKK’nın tehdidini, yollarda her gün yaşayan Türkler
vardı. Hastasını, çocuğunu il merkezine götürdüğü Van-Hakkâri yolunda,
hâlâ PKK etkinliği olduğunu bilmiyor olamazdı. Oysa ona göre */“Barış
Süreci”/* ile ülkede sulh ve sükûn sağlanmıştı.

Beri yandan artık köyden batıya gitmek istediğini söylüyordu. O bunu bir
sınıf atlama işi olarak görüyordu belki ama köyünden ve civar
köylerinden sadece geçen yaz, beş yüzden fazla insanın bölücü örgütün
*/“vergilerinden”/* dolayı batıya göçtüğünden ya habersizdi ya da
habersiz görünmeye çalışıyordu.

Bugün AKP, Türkiye’de Türk adının egemenliğini ortadan kaldırmıştır.

Fiilî bir durum olarak Doğu Anadolu’da vatandaşlar, işlerini görmek
üzere PKK’nın siyasi uzantılarına müracaat eder hale getirilmiştir. İki
gün önce konuştuğum eski bir köy muhtarı, köyün su şebekesi için gereken
vanaları */“partiden”/* (Bölge halkı PKK’nın siyasi uzantılarından
kısaca */“parti”/* diye bahseder) temin ettiğini fütursuzca
söyleyebilmiş bir de ayak üstü PKK propagandası yapmıştı.

Doğu Anadolu artık sözde */“AKP Milletiyle”/* Kürt etnik ırkçılığının
filli hükümeti arasında paylaşılmıştır. Van, Erbil gibidir. Ticari ve
sosyal hayatın hareketliliği insanlarda bir gelişme duygusu yaratmakla
birlikte */“Kürtçe bilmek”/* artık doğal bir zorunluluk gibi addedilmeye
başlanmıştır. Çöp kutularından resmi tabelâlarına kadar belediye, her
yerde iki dilli uygulamaya geçmiştir.

Halk BDP ve HDP gibi siyasi etnik ırkçılığın PKK terörüyle ilgisinden
habersiz gibidir.

Devletçe sağlanan maaş ve sosyal yardımların */“Dünya Bankası’ndan”/*
geldiği, dolayısıyla aslında Türk Devleti’nin burada hiçbir katkısının
olmadığı, yıllardan beri en cahil köylülerin bile kafasına işlenmiş bir
söylemdir.

Kolordu ve Hudut Alay Komutanlıkları hâlâ yerlerinde durmakla beraber
Van şehir merkezinde askeri tesis hemen hemen kalmamıştır. Merkezdeki
askeri lojmanların tamamı yıkılmıştır. Merkez Komutanlığı yıkılmış ve
arsası ticari bir iş için satılmıştır.

Doğu Anadolu’da şu anda, Türk Ulusal bütünlüğü ortadan kalkmıştır. Kürt
kökenli yurttaşlarımızda */“Türk olmak”/* bilinci bitirilmiştir. Türklük
artık */“batıdan gelen yabancı ve geçici misafirlerden”/* ibarettir.

Devletin resmi sağlık, eğitim ve emniyet hizmetleri, sadece geçim
sıkıntısı yaşayan memurların, maaş farkları ihtiyacından dolayı
karşılanabilmektedir. Bunun yanı sıra gene de hizmet aşkıyla çalışan az
sayıdaki memurumuz, bölgenin kapalı kültürel yapısıyla ciddi bir
uyumsuzluk yaşamaktadır. Bölgenin Türkçe ile tek ilgisi, sağlık ve
eğitim hizmetleri sayesindedir.

Öğretmenlerimiz, emniyetin nispeten daha iyi sağlandığı köylerde, hâlâ
resmi bayram kutlamalarını Türk Bayrağı ve Atatürk resimleriyle
yapmaktadırlar. Bu sevindiricidir.

Sağlık hizmetleri, devletin hiçbir güvenlik teminatı olmaksızın en ücra
köylere kadar sadece sağlık görevlilerinin fedakârlıklarıyla
sağlanabilmektedir.

Son zamanlarda Van-Hakkâri yolunda seyrek de olsa askeri araç trafiği
görülmekle birlikte başta Zernek Barajı olmak üzere bu yol üzerinde
hiçbir faal kontrol noktası bulunmamaktadır.

Herhangi bir iç savaş halinde, bölge halkının Türkiye Cumhuriyeti’nden
yana davranıp davranmayacağı önceden söylenemez. Bölge halkı */“güçlüden
yana”/* tavır sergilemektedir.

Köylerde hane hane gelir durumu, bölücü örgütçe bilinmektedir. Bölge
halkında PKK ve siyasi uzantılarıyla ilişki içinde bulunmanın vatana
ihanet olduğuna dair hiçbir ahlâkî ve siyasi endişe kalmamıştır. Bu da
*/“Anayasadan Türk adını silmek için”/* PKK ile iş birliği yaptığı artık
ortada olan Siyasal İslâmcı iktidar partisi tarafından meşrulaştırılmıştır.

Siyasi bölünmenin toplumsal alt yapısı hemen hemen tamamlanmış gibidir.
Bunun geri döndürülmesi ancak bölgede çok güçlü ve tavizsiz ulusal bir
kanun hakimiyetinin yeniden kurulmasıyla mümkündür. Memurunun
Türklüğünden emin olmadığı bir devletin, vatanın bütünlüğünü sağlaması
mümkün değildir.

Kaldı ki artık bölgedeki tüm resmi kurumların üst düzey yöneticileri
Kürttür. Devlet memurları çekinmeden PKK taraftarlığı yapabilmekte bunu
sosyal medyada da paylaşabilmektedir. Bebek katillerinin yanında olarak
devletten maaş almayı içine sindirmek artık vaka-i adiyedendir. Bunun
önüne geçmenin yolu, Doğu Anadolulu memurların bir müddet kesinlikle
memleketlerinde görev yapmalarının engellenmesi ve bölücü örgüt
sempatizanlığının dahi çok ciddi şekilde soruşturulması ve
cezalandırılmasıdır.

Doğu Anadolu’nun Kürtleştirilmesi iyice hızlanmıştır. Van İlçelerinin
köylerinde dahi artık Kürtçe isimli levhalar dikilmiştir. Dahası
*/“Doğulu olmak Kürt olmaktır!”/* bilinci topluma yerleştirilmiştir.

Şüphesiz önceki raporda da temas edilmiş hususlar mevcuttur. Ama durumun
vahameti, ne kadar tekrar edilse azdır.

Etnik terör fiziken ortadan kaldırılmadıkça bölge halkında, Kürt devleti
kurmak hayali bitmeyecektir. Bölge halkında, siyasetin ahlâkla ilgisine
dair bir soyutlama yeteneği yoktur ve etnik bölücülük bu zaaftan
yararlanmaktadır. Ahlâkî bir soyutlama yeteneği olmayan Kürt toplumunun
tek bildiği şey, */“Menfaatin sağlayıcısı, güçlüden yana”/* olmaktır.
Etnik terörün tehditleri bölge halkında devletten yana olmak duygusu
yaratmak yerine, */“Etnik terörle iş birliği yaparak menfaat temin
etmek”/* bilincini yaratmaktadır. Bu bilinç de Türk’e karşı duyduğu
nefreti her gün resmi ağızlardan ifade eden hükümetçe beslenmektedir. Bu
yüzden de Türk devletinin gücünün tartışmasız olduğu, bölge insanına
mutlaka gösterilmelidir.

Siyasal İslâmcılık tam ve kesin şekilde yasaklanmadıkça…

Etnik siyaset tam ve kesin şekilde yasaklanmadıkça…

Bölücü terör, en son unsuruna kadar istisnasız ve fiziksel olarak
ortadan kaldırılmadıkça Doğu Anadolu’nun elde tutulması zor olacaktır.

Bu bir imdat çığlığı olarak duyulmalıdır. Aksi takdirde ikinci bir
Balkan faciası yaşanması an meselesidir. Saygılarımla.”

Durum Türk Milletine arz olunur.

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150403100211 Oraj Poyraz [email protected]
2015/04/03  11:02 4  58  1 undefined [email protected]

 

Sanatci mermeri yonttukca dusunen adam heykelini ortaya cikarir; heykele
bakan adamsa anlamak icin beynini yonttukca kendini ortaya cikarir
Michelangelo esintisi

M. Soyek

Namaz kilan bir adamin onunden esek, kara kopek ve kadin gecerse namazi
bozulur

Buhari 8/102; Hanbel 4/86)

Medineniler ile Mekkeliler arasinda derin bir dusmanlik ta vardi.
Muhammet te Mekke den kalkip Medine ye kacti.
Buna Hicret denildi

ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Tarih kitabi


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap