Soner Yalçın :  Hrant adını kimler kullandı

Twitter: hsoneryalcinE-mail: [email protected]

16 Nisan 2015

Beykoz ilçesi Kaynarca Mevkiinde *“mühimmat”* bulundu.

Arkasından emniyete *“Hüseyin Vatansever”* ve *“Lütfü Demir”*
isimleriyle ihbar mektupları geldi.

22 Nisan 2009’da emekli Binbaşı Levent Bektaş’ın evinde, ofisinde arama
yapıldı.

Çeşitli sözde belgelere el konuldu. Bunlardan biri, *“3”* numaralı DVD
idi. Fakat, nedense 3 No’lu DVD’nin ne kopyası alındı ne de mühürlü
torbaya kondu.

Hatta aynı gün…

3 Nolu DVD’nin İstanbul TEM Şube Müdürlüğü’nde yapılan ilk
incelemesinde, *“suçla ilişkilendirilebilecek bir bilgiye
ulaşılmadığına”* ilişkin rapor düzenlendi.

Sonra….

3 No’lu DVD’den Türkiye’yi ayağa kaldıracak *“bilgiler”* ortaya
çıkarıldı: Kafes Eylem Planı!

Neler yoktu ki içerisinde…

Hrant Dink’in öldürülmesinden *“operasyon”* diye bahsediliyordu!

Azınlık haklarını hararetle savunma konusunda ön plana çıkmış
kişi/kişilere suikast düzenlenecekti!

Agos gazetesi civarı gibi belirlenen yerlere ses bombaları konacaktı! Vs.vs…

Ne korkutucu değil mi…

Cemaat, içinde olduğu cinayetleri *“Ergenekon”*un üzerine yüklemek ve
yürütülen soruşturmalarla ilgili dünya kamuoyundan destek almak için bu
tezgahı kurmuştu. Böylece, Silivri davalarının *“meşruiyeti”*
uluslararası arenada da sağlanacaktı. Öyle ya, Ermeni *“soykırımının”*
100. yılı da yaklaşırken, bundan daha uygun fırsat olamazdı.

Sonunda istedikleri oldu:

Hrant Dink’in avukatları davaya müdahil oldu; *“şikayetçiyiz”* dediler.

Geçen gün…

Kafes Eylem Planı’nın bulunduğu 3 No’lu DVD’deki imzaların emekli
Binbaşı Levent Bektaş’a ait olmadığı ortaya çıktı! İmzalar, bire bir
fotoğraflanarak DVD’ye konmuştu!

Yani… Cemaat polislerinin bir sahteciliği daha ortaya çıktı.

Olan, yaklaşık 5 yıl cezaevinde kalan Levent Bektaş gibi askerlere oldu.

Ve…

En acısı…

Bu komplolara dayanamayıp onurlu bir eylemi seçen Deniz Yarbay Ali
Tatar’a oldu…

Hrant’ın avukatları

Ahmet Tatar….

Yaşamına son veren Ali Tatar’ın ağabeyi…

Son kumpas ortaya çıkınca bir mektup yazıp gönderdi.

Bakın ne diyor:

*“**Ergenekon- Balyoz başlığındaki davalarda sahtekarlığın yeni bir
zirvesi ortaya çıktı.***

*Üzerinde fırtınalar koparılan, azınlıkların pasifize edilmesi, yok
edilmesi içinhazırlandığı ileri sürülen /‘Kafes Planı’/nın üstündeki
Levent Bektaş imzaları başka yerlerden taşınmış. Yani sahte. Bilirkişi
raporu /‘tıpkı basım’/ diyor. Ben/‘tıpkı diğer sahtekarlıklar gibi’/
diye okuyorum.***

*Konu Ergenekon, Balyoz olunca bunun ne çok örneği var!.. Daha yakın
zamandaTuğgeneral Süha Tanyeri‘ne ait olduğu iddia edilen 11 ve 17 No’lu
iki CD üzerindeki imzaların başka bir yerden kopyalanıp, alet yardımıyla
aktarıldığı bilirkişiler tarafından tespit edilmişti.***

*Şimdi benzer sahtekarlık Kafes’te çıktı. Sürpriz mi? Evet, kamuoyu için
belki sürpriz. Ama davanın içindekiler için hiç sürpriz değil.***

*Kardeşim Yarbay Ali Tatar’ın suçlandığı /‘Amirallere Suikast’/ davası
ile birleştirildikten sonra Kafes ve Poyrazköy davalarına da yakından
şahit oldum.***

*Savcıların sahte delillere dayalı suçlamalarına karşı, insanların
suçsuzluklarını ispat için nasıl çırpındıklarını gördüm.***

*Celal Ülgen gibi mesleğinin duayeni, Hüseyin Ersöz gibi teknolojiye de
hakim genç avukatların, üniversitelerden, ta ABD’den getirttikleri
bilirkişi raporlarını sunmalarına karşın verilen kararlar karşısındaki
çaresizliklerine, müvekkillerini sakinleştirme çabalarına tanıklık ettim.***

*Müdahil avukatlar da gördüm bu davada. Bunca hukuk eğitimine ve
bazılarının ilerlemiş yaşlarına rağmen, benim gördüğümü, görememelerine
şaştım.***

*Bunlardan Avukat Fethiye Çetin‘i hüzünle okuduğum /‘Anneannem’/ adlı
kitabından tanıyordum. Rahmetli Hrant Dink ve ailesinin de avukatıdır
kendisi. Kitabı çok dokunmuştu bana. Onu da, anneannesini de çok yakın,
çok tanıdık bulmuştum. Ara verilince dayanamayıp, avukat odasında
kendimi tanıttım. Sonra, anılarına büyük saygı duyduğum, bizim toprağın
adamı Hrant’ı korumalarını; bu davalara karıştırmamalarını, bu davada
taraf olmamaları gerektiğini söyledim.***

/*‘*/*/Biz gerçeklerin ortaya çıkması için buradayız’/ dedi. Davada suç
ve suçlu olduğuna inanmış bir hali vardı. Zaten konuşmalarıyla da bu
kanaatini belli ediyordu.***

*Üzüldüm ve sadece, /‘Hrant’ın kemiklerini sızlatıyorsunuz’/ diyebildim.
Bir süre sonra Fethiye Hanım duruşmalara gelmez oldu. Sonra diğerleri de
vazgeçtiler gelip, gitmekten. Terk ettiler duruşmaları.***

*Bugün, kendisinin ve Hrant adının bu davalar için kullanıldığını
düşünüyor mudur? Oysa, buna izin vermemek gerekirdi.***

*Gerçekler saklanamıyor. Eninde sonunda ortaya çıkıyor işte.***

*Geriye kaybedilen canlar, çekilen çileler kalıyor…”*

Unutturmayız

Ahmet Tatar mektubunu şöyle bitiriyor:

*“**Bugün yaşananları, kaybettiklerimizi unutmadan, vakaretle
yüreğimizde saklayarak, faillerin izini sürüyoruz.***

*Adaletin yerini bulması, yapanın yanına kalmaması için sesleniyoruz:***

*Hey siz bu davaların savcısı kesilenler,***

*Zekeriya’lar, Seçenler, Süleyman Pehlivan’lar, siz, kara cübbeli
zalimler,***

*Bugün mağduriyet edebiyatı yapan polisteki kumpasçılar, sehvenciler,***

/*‘*/*/Ateş olmayan yerden duman çıkmaz’/ diyenler,***

/*‘*//*Yetmez ama evetçiler’*/**

*Köşelerinde ahkam kesenler,***

*İyi okuyun bu satırları.***

*Hatırladınız mı, neler söyleyip neler yazdığınızı?***

*Hatırladınız mı, ne dümenlerin içinde yer aldığınızı?***

*Hatırladınız mı, ne günahlara battığınızı?***

*Unutmak için zorlamayın. Unutturmayız…***

*Öncelikle oturup, tekrar vicdanınızı sorgulayın. İnsanın vicdanını
hatırlaması, insanlığını hatırlamasıdır.***

*Konuşulacak şeyler, daha sonra…”*

Ahmet Tatar’ın mektubu böyle bitiyor. Ama…

Görünen o ki…

Bu dava böyle kapanmayacak, hesabı mutlaka sorulacak!

 

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150416151845 Oraj Poyraz [email protected]
2015/04/16  16:13 4  58  1 undefined [email protected]

 

Kabiliyet
. . . . . .
Affedilmez hata

LEHCET UL HAKAYIK (GERCEKLERIN DILI)

Said-i Nursi, gundemi takip etmedigi icin yeniliklerden uzaktir.
Ona gore dunyada; vaktini gecirdigi medrese egitimi, buranin gundeminde
olan tartismalar ve bu donemde okudgu tarikat kitaplari vardir.
Ne Kur an i tanir ve bilir, ne de halki...
Halktan uzak bir gundemi vardir.
Kitaplarini halkin anlayabilecegi dilde yazmamistir.
Boylelikle eserlerini daha gizemli hale getirmistir.
Halktan bir cogu da anlamadigi seylere daha cok inanir olmustur.

(Tarihce-i Hayat 624)

Onemli olan aydinlar degil kitlelerdir. Cunku onlari kandirmak cok kolay.

Joseph GOEBBELS
(Hitler in Propaganda Bakani)


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap