* Türkiye'yi bitirecek deprem! Prof. Naci Görür Tarih bile verdi!...
<#mozTocId992082>
o İSTANBUL DEPREMİ : 7.2 BÜYÜKLÜĞÜNDE OLACAK VE... <#mozTocId490282>
o İSTANBUL HAZIR MI? <#mozTocId237869>
o İSTANBUL'DA DEPREM OLDUĞU TAKTİRDE... <#mozTocId297458>
+ Biz boş arsaları, yeşil alanları yıkıp AVM’ler, binalar
yapıyoruz… <#mozTocId719380>
o DEPREM ARAŞTIRMALARI YAPILMIYOR <#mozTocId86523>
o ARAŞTIRMAYA TEK KURUŞ VERMEDİLER <#mozTocId13925>
* İTÜ'nün sembol ismi isyan ve istifa etti!... <#mozTocId34987>
o ‘İçime sindiremiyorum’ <#mozTocId306725>
o ‘Standardımı düşürdüm’ <#mozTocId760564>
o ‘Profesör olmak kolaylaştı’ <#mozTocId711349>
o Kimse dert edinmiyor <#mozTocId983818>
o ‘Yok sayıyorlar’ <#mozTocId948611>
o ‘Yerlerde sürünüyoruz’ <#mozTocId170083>
o ‘Laboratuvarımızı almaya çalıştılar’ <#mozTocId912824>
------------------------------------------------------------------------
Türkiye'yi bitirecek deprem! Prof. Naci Görür Tarih bile verdi!...
İTÜ Maden Fakültesi’ndeki görevinden AKP’ye tepki olarak emekliye
ayrılan Prof. Dr. Naci Görür Nepal depremi sonrası bir kez daha
uyarılarda bulundu.
Nepal’in başkenti Katmandu’da önceki hafta meydana gelen 7,8’lik deprem
İstanbul için olası deprem tahminlerini tetikledi. Profesör Doktor Naci
Görür ise yaptığı açıklamalarla 'deprem' etkisi yarattı. Marmara
depreminin ardından Türkiye meğer hiçbir şey yapmamış. Naci Görür
*'Millet zannediyor ki Türkiye’de deprem araştırmaları yapılıyor, hayır
yok öyle bir şey'* diyerek sarsıcı gerçekleri anlattı.
Geçtiğimiz yıl eylül ayında *‘Üniversiteler bilimden uzaklaştırıldı,
deprem konusunda resmi organlar bizden fikir dahi almıyor”* (*) diyerek
İTÜ Maden Fakültesi’ndeki görevinden emekliye ayrılan Prof. Dr. Naci
Görür, 15 yıl boyunca Marmara denizinde yürütülen deprem
araştırmalarının da başındaki isimdi.
Naci Görür Birgün Gazetesi'nden Ömür Şahin Keyif'e verdiği röportajda
İstanbul'u bekleyen felaketi resmetti. İşte Prof. Naci Görür’ün
açıklamalarından önemli bölümler;
İSTANBUL DEPREMİ : 7.2 BÜYÜKLÜĞÜNDE OLACAK VE...
1999’dan bu yana bilim insanları olarak bizler, tehlikenin boyutunu,
verebileceği hasarı, bu hasarı minimize etmek için ne yapılması
gerektiğini, hatta depremin oluşabileceği zamanı dahi verdik. Marmara
bölgesi en az 7,2 büyüklüğünde bir deprem bekliyor. Bu deprem belki
Adalar’ın güneyindeki fayda olur, belki Adalar ile Orta Marmara
çukurluğu, Marmara Ereğlisi’nin güneyindeki hat üzerinde olabilir. 7,2
deprem meydana geldiği takdirde İstanbul çok şiddetli şekilde
etkilenebilir. Çünkü İstanbul, yapı stokunun yüzde 60’ı mühendislik
hizmeti görmemiş, deprem güvenliği olmadığı resmi ağızlarca söylenen bir
kent. Bunun dışında yolları, altyapısı son derece gelişigüzel.
İstanbul’un çok ciddi şekilde etkilenmesi üzerine de çalışmalar yapıldı
zamanında; gerçi Boğaziçi Üniversitesi kayıp sayısını azaltıyor, bir ara
10 bin 15 binlere kadar indiler ama ben onun siyasi nedenlerden olduğunu
düşünüyorum. 1999’dan sonra 30 sene içinde (eksi, artı 15) bir deprem
beklendiği söylendi ve bu hâlâ geçerli.
İSTANBUL HAZIR MI?
17 Ağustos’tan sonra belki çok şey yapıldı. Ancak İstanbul depreme
tamamen hazır hale getirildi mi derseniz, tabii ki hayır. Bu hiçbir şey
yapılmadığı anlamına gelmez, bazı şeyler yapılıyor da ama bu yapılanlar
nicel olarak yeterli değil. Resmi binalar, okullar, hastaneler
güçlendirildi. Tamamı bitti mi? Hayır. İstanbul’da 1 milyon 600 bin bina
var. Yüzde 60’ına çürük derseniz, yaklaşık 900-950 bin bina deprem
güvenli değil, demiş olursunuz. Bu binaları bugünkü kentsel dönüşüm
mantığıyla (lüks binalar yaparak) zaten güçlendirmeniz mümkün değil. Ne
zaman ne de para yeter…
İSTANBUL'DA DEPREM OLDUĞU TAKTİRDE...
Biz boş arsaları, yeşil alanları yıkıp AVM’ler, binalar yapıyoruz…
Belediyelerimiz sağ olsun, o amaçla çalışıyor… Hani toplanma sahaları?
Peki hani acil yollar? Deprem olduğunda senin bulunduğun bölgenin acil
kurtarma ekipleri hangileridir, sayıları nedir, nereden geleceklerdir?
Diyelim sağ kurtuldun, nereye, kime başvuracaksın, hangi ekmek
fırınından ekmek alacaksın? Böyle bir örgütlenme, bilgilendirme yok.
DEPREM ARAŞTIRMALARI YAPILMIYOR
Millet zannediyor ki Türkiye’de deprem araştırmaları yapılıyor, hayır
yok öyle bir şey. Zaten yapılması mümkün değil. Siz deprem
araştırmalarında birinci derece sorumlu AFAD derseniz, nasıl mümkün
olsun? AFAD, Kızılay gibi bir şey. Nitekim kalktılar bir şey yapmaya,
parayı gösterip şu üniversitelere deprem araştırması için kaynak
veriyoruz dediler, o para da bu işin uzmanı olan olmayan insanlara
bölüştürüldü. AFAD yapılan işin kalitesini de ölçemez zaten, öyle bir
yapılanması yok.
ARAŞTIRMAYA TEK KURUŞ VERMEDİLER
*Bize de tek kuruş vermediler, bir tek Avrupa kaynaklarından yaptık
araştırmaları.
Bu yaşananlardan dolayı ben akademiyi bıraktım.
Allah işlerinizi rast getirsin dedim, o oldu.*
Cumhuriyet, 4 Mayıs 2015
İTÜ'nün sembol ismi isyan ve istifa etti!...
İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, 9
Eylül’den itibaren akademisyenliği ve başında bulunduğu Marmara
Denizi’nde süren deprem araştırmalarını bırakma kararı aldı.
Üniversitelerin bilimden uzaklaştığını düşünerek bu kararı alan Görür,
çok sert açıklamalar yaptı. İTÜ’nün artık eskisi gibi olmadığını, bir
bilim insanının taşıması gereken evrensel ölçütlerin tehdit olarak
görüldüğünü söyleyen Görür, */“İTÜ, inanılmayacak ölçüde geriye düşen
öğretim üyesi profiliyle inanılmayacak düzeyde fukaralaşan üniversiteye
dönüştü. Genel olarak üniversitelerde insanlar uluslararası
standartlardaki başarıları ile, araştırmaları ile algılanmıyor. Bizden
mi bizden değil mi, hangi toplululuğa, hangi düşünceye aidiyeti var gibi
saçma sapan bir yolun içine girildi. Eğer belirli bir düşüncenin insanı
değilseniz sizi görmezlikten geliyorlar. Öyle olunca da gerçek bilim
adamları küstürülüyor. İnsanlar artık kendi üniversitelerine
aidiyetlerini yitirdiler”/* diyor.
Prof. Dr. Naci Görür, emekliye ayrılarak akademi dünyasından ve beklenen
büyük İstanbul depremi açısından çok büyük önem taşıyan Marmara
Denizi’ndeki araştırmalardan çekilme kararı ile ilgili gazetemize
çarpıcı açıklamalar yaptı.
‘İçime sindiremiyorum’
Görür, emekli olduktan sonra üniversitelerde öğretim üyeliğine devam
etmenin mümkün olduğunu, birçok üniversiteden teklif de aldığını
belirterek */“Özel üniversitelerden teklif var, iyi de para veriyorlar.
Gidip orada da bu işi yapabilirim ama ben içime sindiremiyorum. Bu
üniversite sisteminde bir şeylerin yapılabileceğini düşünmüyorum”/* dedi.
‘Standardımı düşürdüm’
Görür, öğrencinin de bu kokuşmuş üniversite düzeni içinde daha kolay
nasıl mezun olacağına baktığını, birçoğunun neredeyse hiç çalışmadan
diploma aldığını vurguladı. Görür, */“Bunları dekanlığa, rektörlüğe
yazdım. Ben işi ciddiye aldığım için öğrenci açısından da hedef haline
geldim. ‘Naci Hoca’nın dersinden geçersen üniversite bitmiştir’ gibi bir
algı oluşmuş. Halbuki zor bir hoca değilim. Ben sınav kâğıtlarını ciddi
ciddi okursam kimse geçemiyor. Bunun ürküntüsü ile ben de standardımı
düşürdüm, buna rağmen unvanım bu. Düşünün artık üniversite ne hale
gelmiş”/* yorumunu yaptı.
‘Profesör olmak kolaylaştı’
İTÜ’de evrensel bilim kriterlerinin tehdit olarak görülüp içinin
boşaltıldığına dikkat çeken Görür, */“Bu değerler ne kadar
sulandırılırsa profesör, doçent olmak, kadro almak daha kolay oluyor.
İşin bu hale gelişinde siyasetin büyük etkisi var. Üniversiteler
siyasallaştı. Her dönemde bu oldu ama benim asistanlığımdan, yani
1971’den bu yana hiçbir dönemde bu son 10 senedeki gibi üniversiteler
siyasallaşmadı”/* diye konuştu.
Kimse dert edinmiyor
Türkiye’de üniversitelerin durumunun hiç de iç açıcı olmadığını,
evrensel ölçütlerde bilim üretilmediğini, araştırma yapılmadığını
söyleyen Görür, eğitimin kalitesinin de buna bağlı olarak düştüğünü
vurguladı. İTÜ’deki durumun da aynı olduğunu ifade eden Görür,
*/“Üniversitenin yetkili organlarına da bildirdim. Gördüm ki bunu kimse
dert edinmiyor. Siyasi iktidar artan üniversite sayısı ile övünüyor”/*
diye konuştu.
‘Yok sayıyorlar’
Prof. Görür, Türkiye’de bilim insanı profilinin fukaralaştırıldığını
vurgulayarak şunları söyledi: */“Dünyada bir bilim adamı akademik
basamakta yükseltilecekse yayınlarına, aldığı atıflara, yazdığı
kitaplara, dünya bilim camiası ile ne kadar iç içe olduğuna bakılır.
Bizde ise kesinlikle öyle değil. Eğer uluslararası bilimsel kriterlere
uyuyorsan tehdit olarak bakıyorlar. Belki kolayca bileğini büküp
harcayamıyorlar ama seni yok saymaya çalışıyorlar. Çünkü o tür ölçütler
üniversitedeki insanları rahatsız ediyor. O ölçütlerin gelmesi demek
onların değersizleşmesi demek. İşlerinin zorlaşacağını, belirli akademik
basamaklara tırmanamayacaklarını düşünüyorlar. Onun için o değerleri
bırakıp yeni yeni eften püften değerler üretip kendilerine değer
biçiyorlar.”/*
‘Yerlerde sürünüyoruz’
Kendi fakültesinde yaptığı bir incelemede 40 akademisyen içinde sadece
üçünün Avrupa veya Amerika’da profesör olabilecek niteliğe sahip
olduğunu gördüğünü ifade eden Görür, */“Yerlerde sürünüyoruz. Ama bundan
kimse rahatsız olmuyor”/* dedi.
‘Laboratuvarımızı almaya çalıştılar’
Depremle ilgili Marmara Denizi’nde yaptıkları çalışmalar nedeniyle de
hedef haline geldiklerini söyleyen Görür şöyle devam etti:
*/“/**/Türkiye’de deprem araştırmaları fazla yapılmıyordu. Uluslararası
kaynaklar, projeler bulup biz yaptık. İTÜ’de deprem araştırmaları
yapılıyor, kurumsal desteği var gibi anlaşılıyor ama öyle değil. Biz
fazla etkin oluyoruz diye üniversitemiz rahatsız. Laboratuvarımızı
elimizden almaya bile çalıştılar. Üretmeyeceksin, çalışmayacaksın.
Üretirsen fark yaratıyorsun. O farkı yarattığın zaman da rahatsız
oluyorlar. O fark oluşmasın diyorlar. Marmara’yı dünyanın en iyi bilinen
denizi haline getirdik. Bunun için sürekli yurtdışından gemiler
getirdik, araştırmalar yaptık, aletler yerleştirdik, bizzat çalıştık.
Kendi kurumlarımızdan destek istedik, çoğu kez de alamadık.”/*Görür,
artık jeotermal enerji ile ilgili araştırmalar yapacağını belirterek
*/“Bilgi birikimi ve tecrübemle araştırmanın tam içinde olarak
Türkiye’ye hizmet edebileceğimi düşünüyorum”/* dedi.
Cumhuriyet, 26 Ağustos 2014
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/112373/iTU_nun_sembol_isminden_isyan_ve_istifa.html#
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150505171709 Oraj Poyraz [email protected]
2015/05/06 15:43 4 58 1 undefined [email protected]
Bene nati, bene vestiti, et mediocriter docti.
* * *
Iyi aileden gelme, iyi giyimli ama vasat egitimli.
Latin Atasozu
Baldirlari acik olan bir sahabeye Peygamberimiz rastlamis ve
Baldirlarini ort.
Baldirlar da avret yerlerindendir.
Demistir.
Tehzibut Tezhip 2/69
***
Peygamber imiz evde baldirlari acik yan ustu yatiyorlardi.
Ebu Bekir izin istedi Peygamber hic istifini bozmadan izin verdi.
Omer istedi ayni sekilde ona da verdi.
Hanbel 1/71
Ve gerek Rus gerek Garb istatistikleri bu hususta kanit olarak yeterlidir.
Birkac asirdan beri Sark Vilayetlerimizin hicbir kisminda hicbir vakit
bir Ermeni cogunlugu olmamistir.
Ve Carlik idaresi veya Garb emperyalistleri tarafindan tesvik edilen
Turk ve Ermeni halklarinin girismis olduklari kanli mucadeleler bir
tarafa oldugu kadar, oteki tarafa da can kaybina malolmustur.
1917 de Ruslarin cekilmesinden sonra Ermeni cetelerinin Sark
vilayetlerimizi ne halde biraktiklari bunun kafi derecede bir ispatidir.
Ermenistan i Mezopotamya da yerlesmis Ingilizlere yaklastiracak surette
uzatmak, Moskova ve Ankara hukumetlerine pek cok nahos surprizler
yaratmak demek olur.
(27 Aralik 1920)
K.ATATURK
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.