12 Eylül hakkında üç yanlış inanış
  
<http://www.gazetevatan.com/ibrahim-kiras-789263-yazar-yazisi-12-eylul-hakkinda-uc-yanlis-inanis/>

<http://www.gazetevatan.com/ibrahim-kiras-789263-yazar-yazisi-12-eylul-hakkinda-uc-yanlis-inanis/><http://www.gazetevatan.com/ibrahim-kiras-yazar-tum-yazilar-267/>


12 Eylül’ün üstünden çok zaman geçti. Onun için özellikle bugünkü
kuşağın bu travmatik süreci çok da sağlıklı değerlendirmesi kolay değil.
Kenan Evren’in ölümünün ardından yapılan yorumlara bakıldığında bazı
problemli ve ezber yargıların yaygın biçimde paylaşıldığı görülüyor. En
başta *“halka karşı gerçekleştirilmiş olan bu kanlı darbeye halkın
tepkisi”* doğru değerlendirilemiyor. Bazıları darbe anayasasına ve
Evren’in cumhurbaşkanlığına halkın yüzde 92’sinin kabul oyu vermesini
sorguluyor. Bazıları ise tam aksine halkın *“bugün”* 12 Eylül’le
hesaplaşma talebinin olduğunu düşünüyor. İkisi de yanlış.

12 Eylül bizim tarihimizdeki darbelerin en kanlısı, en zalimi. Ama
toplumun geniş çoğunluğunun nefretini üzerine çekmiş bir hadise olmadı
hiçbir zaman. Bunun sebebi 12 Eylül’ün belirli bir toplumsal kesimi veya
onların siyasetteki temsilcilerini değil, bir bütün olarak siyaset
kurumunu ve aydınları hedef almasıydı. İkincisi, topluma kolayca kabul
ettirebileceği bir meşruiyet iddiası vardı: Terörü önleyememiş sivil
siyaseti devreden çıkararak sokaklarda akan kanı durdurmuştu bir günde.

Bir başka sebep 12 Eylül’ün belirli bir zümre hesabına yapılmış
görünmemesiydi. Kenan Evren ve arkadaşlarının sağdaki partilerle
birlikte soldaki partileri ve hatta CHP’yi de kapatmış olmaları bu
algıyı geliştirmeye yaramıştı. İdamlarda bile sözüm ona *“denge”*
aramıştı darbe rejimi. Biliyorsunuz, Kenan Evren *“adaletli olsun diye
bir sağdan bir soldan astık”* demişti.

Ne var ki Evren’in ölümünün ardından sosyal medyada çıkan yorumlardan
anlaşıldığı kadarıyla, *“12 Eylül’ün sadece solu vurduğu”* iddiası da
solcularımızın ürettiği bir şehir efsanesi olarak dolaşımda hâlâ. Bunda
da medyanın çoğunlukla solun veya sol kökenlilerin kontrolünde olmasının
payı var. Dönem hakkındaki fikirlerini seyrettikleri TV dizilerinin
şekillendirdiği kitlelerden söz ediyoruz ne de olsa.

Oysa 12 Eylül rejiminin Ülkücülere karşı daha acımasız olduğu bile
söylenebilir. Çünkü 12 Eylül’den sonra yargılanan sol eylemciler kısa
zamanda cezalarını çekip çıktılar ama onlarla aynı suçları işleyen sağcı
mahkûmlar kolay kolay çıkamadılar. Peki, neden oluştu bu fark? Çünkü
solcuların aksine Ülkücü eylemciler işledikleri suçlar *“örgüt suçu”*
kabul edilmediği için solcu eylemcilere göre kat kat daha fazla ceza
aldılar.

12 Eylül ve Kenan Evren dendiği zaman derhal gündeme gelen bir başka
ezber *“Güya darbelere karşıyız ama hâlâ darbe anayasasıyla
yönetiliyoruz”* lafları… Burada iki büyük yanlış var: İlki, 12 Eylül
darbecilerinin hazırlattığı anayasayı baştan sona yeniden yazılmış,
orijinal bir metin zannetmek. Oysa 1924 ve 1961 anayasalarının *-belli
başlı birkaç maddesi darbecilerin istedikleri şekilde değiştirilerek-*
tadil edilmiş şekli bu metin.

Bundan daha da önemlisi, her ne kadar siviller baştan sona yeni bir
anayasa metni yazmaya muvaffak olamamış olsalar da, bugüne kadar 1982
metni üzerinde yapılan değişiklikler 12 Eylülcülerin bir önceki anayasa
metni üzerinde gerçekleştirdiği değişikliklerden daha fazladır ve bunlar
çok daha esaslı değişikliklerdir. Neredeyse 12 Eylül’ün metinde bir izi
kalmamıştır. *(YÖK’ün mevcudiyetinin devam etmesi gibi konular ise
anayasayı değiştirmekten aciz oluşumuzla ilgili meseleler değildir,
tercihtir. Keza Diyanet’in varlığı veya zorunlu din dersleri de sivil
siyasetin tercihleridir; bunların darbenin devam eden etkileri diye
gösterilmesi çarpıtmadır.)* Dolayısıyla *“hâlâ darbe anayasasıyla
yönetiliyoruz”* lafının aslında bir gerçekliği yok.

Görüyorsunuz, 12 Eylül darbesi daha üzerinden yarım asır bile geçmeden
zihinlerde aslından çok farklı şekillere sokulmuş bir tarihî olay.
Varın, asırlar öncesinde yaşananların bugüne yansımasının sıhhatini siz
hesap edin.

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150511111843 Oraj Poyraz [email protected]
2015/05/11  12:14 4  58  1 undefined [email protected]

 

Kendinizi ve karsinizdakini iyi taniyorsaniz sizin icin tehlike yok
demektir. Kendinizi iyi bilmenize ragmen karsinizdakini yeterince
tanimiyorsaniz yine de kazanma sansiniz vardir. Ancak ne kendinizi ve ne
de karsinizdakini bilmiyorsaniz o zaman her savasta tehlike ile karsi
karsiyasanizdir.

Sun Tzu dan Savas Sanati

Kisi, hep sihhat ve selamette olsa idi, bu ikisi onun helaki icin kafi
gelirdi

(I.Asakir)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet
gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili
kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.

Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya
koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin
tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak yakindan
bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme anlamini
kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde kullanimidir ve
cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar, duygusallik, yersiz
gondermeler, acelecilik, ozensizlik, genelleme, duygu somurusu, Turkce
yi kotu kullanma gibi sebeplerden kaynaklanir.
---
Faydaci Safsata (Fallacy of Pragmatism) :
Bir seyin bazi insanlar uzerindeki yararli etkilerinden dolayi dogru
olacagini varsaymak.
Ornek 1:
Fenerbahce nin 6 yabanci oynatmasindan dolayi ceza gormemesi Fenerbahce
nin menfaatinedir.
Kulup menfaatlerini gozetmekle yukumlu federasyonun Fenerbahce ye ceza
vermesi yanlistir.
Ornek 2:
Trolle avlanmayi yasaklamak, balikcilari ac birakmak demektir.
Ornek 3:
Findik taban fiyatini arttirmak gerekir, yoksa findik ureticileri
perisan olurlar.
Ornek 4:
Emeklilik yasi 40 a indirilmelidir, yoksa memurlar magdur olurlar.
Guncel Ornek 1:
Bu arada, unutmadan ekleyelim, Suriye ye yeni atanan buyukelcimiz de
firtinalar yaratti.
Hadi, kolu kirip yenin icinde tutalim ve firtinanin nedenini yazmayalim..
Bilen bildigi ile kalsin..
Ne de olsa, son tahlilde Disisleri Bakanligi nin, Turkiye nin gozbebegi
bir bakanlik olmasi lazim.
Diplomatlarimizla 25 yili askin sure birlikte olunca, ister istemez
yerlesiyor bu duygu..
(Sedat Sertoglu, 18.8.2000, Sabah)
Yazar, Turkiye nin Suriye Buyukelcisinin hakkinda bildigi bazi seyleri
aciklamamanin Turkiye nin faydasina oldugu gerekcesiyle aciklamiyor.


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap