Asıl kıyamet 7 Haziran’dan sonra kopacak
AutoResizeImage.http://odatv.com/images/2015_05/2015_05_13/asil-kiyamet-7-hazirandan-sonra-kopacak-1305151200_m2.jpg
Türkiye’de 21 Ekim 2007 günü parlamenter-demokratik rejim sona
ermiştir... Cüneyt Ülsever yazdı...
2007’de Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesi için yapılan Anayasa
Referandumundan sadece 3 gün sonra şöyle yazmıştım.
***
“21 Ekim günü *Türkiye’de rejim milletin oyları ile değişti*! Ama merak
etmeyin! *Şeriat*falan gelmedi. Türkiye’de 21 Ekim 2007 günü
*parlamenter-demokratik rejim *sona ermiştir.
Yerine *başkanlık rejimi *mi gelir, *yarı-başkanlık rejimi *mi gelir,
şimdiden kestiremiyorum ama artık bu ülke *parlamenter-demokrasi *ile
yönetilemez.
Millet cumhurbaşkanını kendisi seçmeye karar verdiği anda, ama
bilerek-ama bilmeyerek parlamenter demokrasiye son vermiştir.
***
Hükümet,*‘parlamenter demokrasiyi köstekliyor’ *diyerek cumhurbaşkanının
yetkilerini kısmak üzere yola çıkmış, ama şimdi cumhurbaşkanın
yetkilerini daha da artırmak zorunda kalacağı bir sürece girmiştir.
Bundan dönüş yoktur. Böylece de korumak, hatta güçlendirmek istediği
*parlamenter demokrasiyi *hukuken olmasa bile fiilen sona erdirmiştir.
Millet tarafından seçilecek yeni cumhurbaşkanı ile ülkede yeni bir rejim
yürürlüğe girecektir.” (Hürriyet-24.10.2007)
***
2007 Referandumundan sonra 8 yıl içinde “*farkında mısınız rejim
değişti” *mealli en az 10 yazı yazdım. Kimse oralı olmadı. Yumurta
kapıya gelene dek beklendi.
*Parlamenter demokrasiyi *ön-gören mevcut Anayasamız bir yönü ile
*Cumhurbaşkanı*’na*devleti temsil etme *görevi vermiştir. Bu görev
*semboliktir*. Ancak, Anayasa bazı maddeleri ile de Cumhurbaşkanı’nı
*önemli yetkiler *ile donatmıştır. (1982 Anayasası’nda Kenan Evren faktörü)
Örneğin; *104. maddeye *göre Cumhurbaşkanı’nın bazı yetkileri şunlardır:
1)Türkiye Büyük Millet Meclisini gerektiğinde toplantıya çağırmak,
2)Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri
göndermek,
3)Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde
halkoyuna sunmak,
4)Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğünün, tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil
veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde
iptal davası açmak,
5)Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,
6)Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek veya
Bakanlar Kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmak,
7)Yabancı devletlere Türk Devletinin temsilcilerini göndermek,
8)Milletlerarası andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,
9)Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin
Başkomutanlığını temsil etmek,
10)Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek,
11)Genelkurmay Başkanını atamak,
12)Millî Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırmak,
13)Millî Güvenlik Kuruluna Başkanlık etmek,
14)Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya
olağanüstü hal ilân etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,
15)Kararnameleri imzalamak,
16)Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin
cezalarını hafifletmek veya kaldırmak,
17)Devlet Denetleme Kurulunun üyelerini ve Başkanını atamak,
18)Devlet Denetleme Kuruluna inceleme, araştırma ve denetleme yaptırtmak,
19)Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek,
20)Üniversite rektörlerini seçmek,
21)Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı vekilini,
Askerî Yargıtay üyelerini, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini,
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek.
***
Bu yetkilere sahip Cumhurbaşkanı aynı zamanda “*sorumsuzdur.”*
*Sorumluluk ve sorumsuzluk halini *düzenleyen *105.maddeye *göre:
/“Cumhurbaşkanının, Anayasa ve diğer kanunlarda Başbakan ve ilgili
bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen
işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca
imzalanır; bu kararlardan *Başbakan ve ilgili bakan sorumludur*.
Cumhurbaşkanının *resen imzaladığı *kararlar ve emirler aleyhine
*Anayasa Mahkemesi *dâhil, *yargı mercilerine başvurulamaz*.”/
***
Sekiz yıldır iddia ediyorum. *Halk *tarafından seçilen bir
*cumhurbaşkanı *artık “*devleti temsil etme” *görevi ile yetinmez. O
kişi artık “*milletten siyasi destek” *almıştır. *Siyasi görevler
*yüklenmesine kimse engel olamaz.
*RTE şu anda Anayasa’yı açıkça ihlal ediyor*. Ama mevcut Anayasa
yapılırken böyle bir ihtimal göz önüne alınmamıştır.
Anayasa’ya göre *Cumhurbaşkanı*’nın anayasayı ihlal etmesinin *hiçbir
müeyyidesi *yoktur.
*YSK*’ya kızmayın. YSK’nın Cumhurbaşkanı hakkında herhangi bir karar
almaya yetkisi hayda hayda yoktur.
Bakın göreceksiniz *Anayasa Mahkemesi *de benzer bir karar alacaktır.
Zira Cumhurbaşkanı ancak *vatana ihanetle *suçlanabilir. Vatana ihanetin
ise somut bir tarifi yoktur.
Anayasa Mahkemesi RTE’ye en fazla “*ayıp ediyorsun” *diyebilir!
***
Dünyada parlamenter demokrasiye sahip olmasına rağmen cumhurbaşkanının
halk oylaması ile seçildiği ülkeler yok mu? Var! Örnek *Finlandiya*!
Ancak, orada Anayasa başta olmak üzere tüm kanunlar bu esasa göre
hazırlanmıştır.
Kaldı ki Anayasa’da 2000 yılında yapılan bir tadilatla cumhurbaşkanının
yetkileri kısıtlanmıştır.
***
Bu yazı ile bir kez daha uyarmak istiyorum.
7 Haziran’da RTE Anayasayı referandumla değiştirecek 330 milletvekilini
bulamasa bile*düzen atık bozulmuştur*.
Anayasayı değiştiremeyen *AKP *tek başına iktidar olsa bile (276-330
arası milletvekili) yürütmede ve yasamada büyük kargaşalar yaşanacaktır.
(Bkz: Cumhurbaşkanının yukarıda zikrettiğim yetkileri)
Hele hele bir *koalisyon *doğarsa ortalık toz-duman olacaktır. Hükümet
ile Cumhurbaşkanı devamlı *yetki kavgası *yapacaktır.
***
7 Haziran’da başkanlığa cevaz veren bir sonuç çıkmasa dahi bu ülke:
a) Ya Cumhurbaşkanı’nı yeniden TBMM’nin seçmesi şıkkına geri dönecek,
b) Ya da halkın hem Cumhurbaşkanı’nı, hem TBMM’yi doğrudan seçtiği bir
ortamda hem Cumhurbaşkanı’nın, hem Hükümet’in görev, yetki ve
sorumluluklarını yeniden tarif etmek üzere tüm Anayasa’yı, tüm ilgili
kanunları, tüm ilgili yönetmelikleri, tüzükleri, kısacası tüm hukuksal
mevzuatı yeniden tarif etmek zorunda kalacaktır.
Aksi *kaos *olur!
*Esas kızılca kıyamet işte o zaman kopar!*
*Cüneyt Ülsever*
*[email protected]* <mailto:[email protected]>
*Odatv.com*
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150514151710 Oraj Poyraz [email protected]
2015/05/15 00:01 1 39 1 undefined [email protected]
Edep insanin kemalidir.
Hz.Ali
Cennette yuksek derecelere kavusmasi icin mumine musibet gelir.
Bunun icin peygamberlere cok bela ve musibetler gelmistir.
En siddetli bela, peygamberlere, velilere ve benzerlerine gelir
(Tirmizi)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet
gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili
kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.
Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya
koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin
tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak yakindan
bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme anlamini
kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde kullanimidir ve
cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar, duygusallik, yersiz
gondermeler, acelecilik, ozensizlik, genelleme, duygu somurusu, Turkce
yi kotu kullanma gibi sebeplerden kaynaklanir.
---
Ortak Tutuma Basvurma Safsatasi (Fallacy of Appeal to Common Practice) :
Oneriyi kabul ettirmek icin, buyuk cogunlugunun ortak bir davranisi
oldugu dusuncesine basvurarak dogru oldugunu iddia etme.
Ornek 1:
Ne olmus kopya cektiysem yani?
Kopya cekmeyen var mi?
Ornek 2:
Yemek yapmak erkeklerin gorevi degildir.
Cunku evlerde hep kadinlar yemek yapar.
Guncel Ornek 1:
Yine televizyonlarda Hakan Sukur un dedikodulari yapiliyor.
Cikiyor Hincal Uluc, Hakan muthis paragoz diyor.
Bir baskasi apayri seyler konusuyor.
Gorun iste, bunlar spor
Yazari!
Halbuki Hakan Sukur un Galatasaray a neler kazandirdigini sagir sultan
bile biliyor.
Para canlisi olmayan kaldi mi memlekette?
Hakan a paragoz diyenler, adeta bedava degil
Yazarlik yapmak, selam verirler mi insana?
Insan biraz dusunur, hele yasini basini almis adamlarin biraz daha
yutkunmasi lazim konusurken.
Cocuk gitmis Italya ya, kendini ispatlama pesinde, rahat birakin garibi.
(Sami Ozey, 29.8.2000, Akit)
Yazar Hakan Sukur u paragozlukle suclayanlara karsi savunurken,
memlekette zaten para canlisi olmayan da kalmadi diye Hakan in paraya
duskunlugunun normal oldugu cikarimin yapiyor..
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.