*Soner Yalçın: Cumhurbaşkanı seçildikten sonra kendini imparator ilan
eden kimdi*
*Erdoğan’ın avukatına pazar bulmacası:*
**
*Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı, bu sayfada yer alan “Pazar Bulmacası:
Kim Bu Diktatör” yazımla ilgili “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla
savcılığa şikayette bulundu! Yazımda diktatörün adını açıkça yazmıştım;
Adolf Hitler’di. Anlaşılan Erdoğan‘ın avukatı bulmacayı çözememişti!
Herhalde benzetti! Hadi bir şans daha **
* Soner Yalçın: Cumhurbaşkanı seçildikten sonra kendini imparator ilan
eden kimdi <#mozTocId772622>
o 48 Şubat Devrimi <#mozTocId850016>
o II. Cumhuriyet <#mozTocId599766>
o Sivil Darbe <#mozTocId251400>
o LAKABI BADINGUET İDİ <#mozTocId207627>
o MARKS BU İŞE NE DİYOR? <#mozTocId176776>
o VICTOR HUGO’DAN “HAN-I YAĞMA” <#mozTocId325233>
**vereyim; halkın oyuyla cumhurbaşkanı seçildikten bir süre sonra
kendini imparator ilan eden kimdi?..*
Portresini yazacağım kişi; *ülkesinin doğrudan halkoyuyla seçilen ilk
cumhurbaşkanı idi!..*
Nasıl cumhurbaşkanı olmuştu?
Seçilmesinde din önemli etken oldu. Ona göre…
İdeoloji ve siyaset, mantıksal düşüncenin olduğu kadar *inancın *da
ürünüydü. *Tarihin gelişmesini, Tanrı’nın gönderdiği ve ilerlemeyi
temsil eden büyük insanlar gerçekleştiriyordu!*
Kendini *“kurtarıcı” *olarak tanıttı!
Bunu kimse yutmazdı ama ülkede ağır bir ekonomik ve siyasal kriz vardı.
Uygulanan ekonomik politikalar sonucu yeni gelişen sanayicilerin ve
şirketlerin gelirlerinde büyük artış olurken, nüfusun büyük çoğunluğu
yoksullaşmıştı. İşçiler sağlıksız koşullarda çalışıyor ve yaşıyordu.
Köylerde topraksız kalanlar kentlere göç ediyordu.
Aç halk hemen her gün yürüyüş yapıyordu…
AutoResizeImage.mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/neomailbox.net/Templates?number=12539965&part=1.3&filename=graphics2Böylesine
bir siyasal atmosferde ya *devrimciler *kazanacaktı. Ya da…
Onun gibi *muhafazakarlar!*
Sadece bu ülkede değil *komşu ülkelerde de devrimler başlamıştı.*
Ülkenin zenginleri -bölgede bir hayalet gibi dolaşan- *“kızıl
tehlikeden” *korkuyordu.
İşte…
O dönemde yakın çevresiyle birlikte *parti *kurdu. Meclis’e aday oldu.
Seçildi.
İsteği *Cumhurbaşkanı *olmaktı…
48 Şubat Devrimi
*28 Şubat*‘ta değil ama *48 Şubat*‘ında ülkede büyük alt üst yaşandı.
*Şubat Devrimi *sonucunda iktidara “Geçici/Koalisyon Hükümet” geldi.
*Başlarında bir şair vardı!*
10 Ağustos’ta değil ama 10 Aralık’ta cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacaktı.
Kolları sıvadı…
Orta sınıfa ve çiftçilere “düzen” ve “refah”, yoksullara “yardım” sözü
verdi.
Konuşmalarındaki sihirli sözcük *“istikrar” *idi.
Köylülerin biriken borçlarını tasfiye edeceğini söyledi.
Özgür basından bahsetti; işçilere grev hakkı vermek gibi demokratik
haklardan bahsetti.
Ülkenin devrimcileri ona karşıydı ama yanında *ağzı laf yapan liberaller
vardı.*
*Ülkenin en güçlü dini cemaati yanındaydı!*
Ülkenin en zenginleri yanındaydı.
Ayrıca… *İngiltere sermayesi *de destekçisiydi…
Kısa bir süre *tutuklu kalmayı *insanların vicdanlarına seslenerek kullandı.
Kazanması için her şey yapıldı. Örneğin…
Oy kullanma alanları daraltıldı. Vs.
Sonuçta, r*akiplerinin parçalanmışlığından da yararlanıp *rekor bir oyla
cumhurbaşkanı seçildi…
Yedi buçuk milyon oyun beş buçuk milyonunu aldı…
II. Cumhuriyet
Ülkede ilk kez halkın oyuyla seçilen bir cumhurbaşkanı vardı.
Buna “*II. Cumhuriyet” *adı verildi.
*İlk icraatı*; yönetim ve ordunun kilit noktalarına adamlarını getirmek
oldu. Ardından kendine koşulsuz bağlı hükümet atadı.
*İkinci icraatı; *komşu ülkedeki iç çatışmada dini örgütlere yardım
etmek oldu! Sadece komşu ülkeye değil, komşu olmayan bir ülkenin de iç
içişlerine müdahale edecekti.
Ordularının, Cumhuriyet isteyenlere karşı savaşması ülkedeki
Cumhuriyetçilerin büyük tepkisine yol açtı. Fakat dağınıktılar; etkileri
olmadı.
Yeni cumhurbaşkanı istediğini yaptı… Örneğin…
*İngiltere ile serbest ticaret anlaşması imzaladı.*
Ekonomik politikaları hep tutarsız-dengesiz olacaktı.
İşçilerin örgütlenme ve gösteri hakkını ellerinden aldı.
Basın organlarına izin alınmadan verilen yayın serbestisine son verdi.
Dincilerin okul açmasına; *din hocalarının eğitimi denetlemesine izin
verdi.*
Karşı çıkanlara, bayındırlık hizmetlerini ya da demiryolu inşaatlarını
anlatarak yanıt verdi!
*“İyileştirme gerekiyorsa ancak bu benden gelir” *diyordu.
Verdiği reform sözlerini anımsatanlara, aldığı oy yüzdesini hatırlatıp
*“referandum tehdidini” *kullandı! Ülke nüfusunun büyük çoğunluğunu
oluşturan *köylülerin gelenekçiliğinden *ve *halkın cahilliğinden
*yararlanıyordu.
Ve sonra dediğini yaptı ülkeyi referanduma götürdü.
Fakat referandumdan 20 gün önce bakın ne yaptı…
Sivil Darbe
2 Aralık…
Dağınık durumdaki *Cumhuriyetçiler birleşme toplantıları *yapıyordu.
Ayrıca…
Anayasa *dört yılını tamamlayan bir cumhurbaşkanının yeniden seçilmesini
önlüyordu. *Anayasayı değiştirmek için Meclis’te gereken dörtte üç
çoğunluğu elde edemeyeceğini biliyordu.
Cumhuriyet’in “nimetlerinden” yararlanan bu kişi ne yaptı dersiniz?
Darbe yaptı!..
Darbeciler 2 Aralık günü bilinçli seçmişti; *dini bayramdı…*
Sabaha karşı 04.00’te harekete geçtiler…
İlk, kimi komutanlar ve milletvekilleri gözaltına alındı.
Halk, duvarlara yapıştırılan kağıtlardan Meclis’in feshedildiğini okudu.
İki gün sonra… Cumhuriyetçiler sokağa çıktı. O güne kadar Cumhuriyet’in
ordusuna güvenmişlerdi. Yanılmışlardı. Ayaklandılar.
Darbeciler; *300 kişiyi öldürdü. *6 bin 642 kişiyi hapse attı. *9 bin
530 kişiyi sürgüne gönderdi. *2 bin 804 kişiyi kamplara yolladı. *5 bin
kişiyi gözetim altına aldı.*
Bin 545 kişi yurt dışına kaçmak zorunda kaldı.
59 kişi idam edildi…
21 ve 22 Aralık günü yapılan r*eferandum sonucuna göre, *artık *10
yıl*değiştirilemeyecekti!
Yaklaşık bir yıl sonra yapılan 2 Kasım’daki referandumda *imparator
*seçildi!
*Bu, “II. Cumhuriyet”in sonuydu…*
İngiltere, Almanya, Rusya, Avusturya yeni imparatoru hemen tanıdı.
Yeni imparatorun ilk yaptığı yeni ticaret anlaşmaları imzalamak;
soyluluk unvanlarını geri vermek oldu!
Artık ülke *polis devletiydi*. Öyle ki…
Ülkenin *ulusal marşı, *devrimci fikirler içeriyor diye yasakladı.
Yeni imparatoru tanımayanlar da oldu; *dünya tarihinde ilk bombalı
suikastten kurtuldu.*
Direnen bir avuç devrimciydi.
Aydınlar umutsuzluğa kapılmıştı.
Ordu kendine güvenini kaybetmişti.
O ise, *ataları gibi büyük askeri zaferler kazanacağını sanıyordu!*
Her sıkıntıda, dikkatleri dışa yöneltmek için savaş yaygaracılığı
yapmayı sürdürdü.
Ve Almanya’ya açtığı savaş sonunu getirdi.
Ordusu bozguna uğradı.
Hükümeti devrildi.
Kendisi; önce Almanlara esir düştü; sonra her daim koruyucu olan
*İngiltere’ye kaçtı*ve orada can verdi.
Ülkeyi Alman işgalcilere karşı korumaya çalışanlar ise, *-içlerinde Jön
Türklerin de bulunduğu-*Paris Komünü’nün yiğit devrimcileri idi…
Peki…
Kimdi bu imparator?..
LAKABI BADINGUET İDİ
Adı, *Charles Louis Napoleon Bonaparte.*
Yani, III. Napoleon 20 Nisan 1808 yılında *Paris‘*te doğdu.
*Babası; *I. Napoleon’un (1769-1821) erkek kardeşi Louis Bonaparte
(1778-1846) idi.
*Annesi; *I. Napoleon’un üvey kızı Eugenie-Hortense de Beauharnais
(1783-1837) idi.
Amcası Napoleon Bonaparte’ın *Waterloo*‘da yenilgiye uğraması ve tahttan
indirilmesinden sonra *Bonaparte’ların tümü gibi 1815’te Fransa’dan
sürüldü. *Önce Almanya’ya daha sonra İsviçre’ye sığındılar.
I. Napoleon’un tek oğlu olan II. Napoleon’un (1811-1832) ölümünden sonra
Louis-Napoléon kendisini Fransız tahtının varisi olarak görmeye başladı.
*“Rêveries Politiques” (1832; Siyasal Düşler) *adıyla yayımladığı
kitapçıkta Fransa’ya zafer ve özgürlüğü ancak bir imparatorun
verebileceğini ileri sürdü.
1838’de Fransa’nın baskısı sonucunda İsviçre’den sınır dışı edilince
*İngiltere*‘ye yerleşti.
1839’da *“Des idées napoléoniennes”i (Napoléonca Düşünceler) *kitabını
yayımladı ve o sırada ancak romantik bir efsane olan Bonapartçılığı
siyasi bir ideolojiye dönüştürmeye çalıştı.
56 yandaşıyla, 6 Ağustos 1840’ta Fransa’da, Boulogne yakınlarında
başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişiminde bulundu. Tutuklandı. *Ham
Şatosu*‘nda sürekli ikamet cezasına çarptırıldı. Bu dönemde yazdığı
birçok kitapçıktan *“Extinction du paupérisme” (1844; Yoksulluğun Kökünü
Kazımak) *kendisine solda da bazı yandaşlar kazandırdı. 25 Mayıs
1846’da, *Duvarcı Badinguet*’nin giysileriyle buradan kaçmayı başararak
İngiltere’ye geçti.
*Badinguet *lakabı buradan gelmekteydi…
Şubat 1848 Devrimi’nin patlak vermesi üzerine Paris’e hareket eden
Louis-Napoléon geçici hükümet tarafından geri gönderildi.
Napoléon’un bazı yandaşları *Bonaparte’çı parti kurarak *kendisini
Kurucu Meclis’e aday gösterdi. 4 Temmuz’da dört ilde seçimi kazanmasına
karşın daha uygun koşulları bekleyerek meclis üyeliğini kabul etmedi.
Eylüldeki seçimlerde ise beş ilde seçimi kazandı. Paris’e dönüşünden
sonra hiç zaman kaybetmeden cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanmaya
başladı.
*Zafer anılarıyla Napoléon efsanesini canlandıran *III. Napoleon, *II.
Cumhuriyet*döneminde kendisini düzenin koruyucusu olarak gösterdi.
Toplumun her kesimine çıkarlarını gözetme vaadiyle kendini kabul
ettirmeyi başardı.
*Cumhurbaşkanı *seçildi.
Ardından *imparatorluk *geldi.
Sonrası malum…
MARKS BU İŞE NE DİYOR?
III. Napoleon, siyasal terminolojiye bir kavram kazandırdı:
*Bonapartizm…*
Dar anlamıyla; 19. yüzyılda Bonapart Ailesi’nin iktidarını koruması için
izlenen politikaya verilen isimdi.
Geniş anlamıyla; Bonapartizm, güçlü ve merkezi bir devleti savunan asker
ve bürokratın izlediği politikaları ifade ediyordu.
*Yani Bonapartizm; *iktidarı emekçilerin alamadığı ama burjuvazinin de
alacak kadar palazlanamadığı için siyasal gücünü bürokrasiye devrettiği
rejimin adıydı.
Kavramı gündeme getiren, *Karl Marks’*tı. Dedi ki:
“Kapitalist toplumda icra-i görevdeki grubun, *bir kişinin yönetiminde
olması *ve devletin diğer tüm bölümlerine ve topluma *diktatörce *bir
kuvvet uygulamasıdır.”
III. Napoleon örnekti…
Aralık 1851-Mart 1852 tarihleri arasında New York’ta yazdığı *“Louis
Bonaparte’ın 18 Brumaire” *adlı eserinde K. Marks, III. Napoléon’un
gerçekleştirdiği darbeyi, amcası Napoléon Bonapart’ın daha önceden
gerçekleştirdiği darbeyle kıyasladı.
Ve daha sonra popüler olacak şu cümleyi yazdı: *“Hegel, bir yerde şöyle
bir gözlemde bulunur: Bütün tarihsel büyük olaylar ve kişiler, hemen
hemen iki kez yinelenir. Hegel eklemeyi unutmuş: İlkinde trajedi,
ikincisinde komedi olarak!”*
Marks, ilkinde Napoléon Bonapart’ı, ikincisinde de III. Napoléon’u
kasteder!..
VICTOR HUGO’DAN “HAN-I YAĞMA”
Romantik gerçekçiliğin büyük ustası…
İnsanoğlunun vicdanı…
Gençliğinde ateşli bir *monarşist *idi.
24 yaşında yazdığı *“Bug Jargal”*, köleliğe karşı yazılmış dünyada ilk
romandır.
29 yaşında yazdığı *“Notre Dame’ın Kamburu”*; güzellik ve çirkinlik
kavramlarını kökten değiştirdi. Güzel olan-iyi olan; kilisenin zangocu
*Ouasimodo*’ydu, Çingene güzeli *Esmeralda *değil.
Böylesine biri kuşkusuz III. Napoleon’a karşı çıkardı. Çıktı da…
Mücadelesini etkin sürdürebilmek için *milletvekilliğinden istifa etti.*
Evi taşlandı. Yargılandı, sürgüne gönderildi.
Hiç geri adım atmadı….
Yıllar sonra bizim *Tevfik Fikret*‘in *“Han-ı Yağma” *dizeleriyle de
karşımıza çıkacak şiirinde şöyle diyordu:
“Kodamanlar, haydutlar, hırsızlar, çabuk olun.
Koşun, gelin, ziyafet sofrasına kurulun,
Koşun herkese yer var.
*Yiyin efendiler, ömür geçer çabucak;*
*Bu saf, alık, avanak, bu el koyduğunuz halk,*
*Sizindir kodamanlar!*
Kurutun kaynakları, hazineyi boşaltın.
Yasalar sizden yana, yiyin, yalayıp yutun,
Tam zamanıdır şimdi.
Kalmasın tek metelik, çalın, gülün, oynayın.
Köylüyü, emekçiyi bitine kadar soyun.
Ve bulun neşenizi.
Çalın gülün oynayın…” (Cezalar)
*Ve…*
*Son söz:*
*Sanırım Erdoğan’ın avukatı ne demek istediğimizi anlamıştır!..*
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150517120610 Oraj Poyraz [email protected]
2015/05/17 13:44 4 58 1 undefined [email protected]
Yasim arttikca Piyonlara da daha cok deger vermeye basladim.
Keres
MEKTUBAT Risalesi, 19.Mektup .
Mucizat-i Ahmediye sayfa 135
Altinci cocuk: Resul-i Ekrem Aleyhissalatu Vesselam namaz kilarken,
hircin bir cocuk namazini kat edip gectiginden, Resul-i Ekrem
Aleyhissalatu Vesselam : ( Elleahummeakta eserahu) ( Allahim, onun
yerden izini kes ) demis.
Ondan sonra cocuk daha yurumemis, oyle kalmis, hircinliginin cezasini
bulmus.
Muhammed in koydugu esaslarin toplu oldugu kitaba Kur an denir.
Islam ananesinde bu ayetlerin Muhammed e Cebrail adinda bir melek
vasitasiyla Allah tarafindan vahiy, yani ilham edildigi kabul olunur.
Muhammed birdenbire Allah in Resuluyum diyerek ortaya cikmamistir.
O, Araplarin ahlak ve adetlerinin pek fena ve iptidai ve islaha muhtac
oldugunu anlamis, bunlari islah icin tenha yerlere cekilerek senelerce
dusunmus ve yillarca tefekkurden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri
dogmustur
ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Tarih kitabi
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.