ERGENEKON SANIĞI SEMİH TUFAN GÜLALTAY : Fethullah Bahailerin Lideri mi ?


    /*"Fethullah Müslüman değil, Bahailerin lideri"*/**

  * ERGENEKON SANIĞI SEMİH TUFAN GÜLALTAY : Fethullah Bahailerin Lideri
    mi ? <#mozTocId811610>
  * <#mozTocId241669>
      o "Fethullah Müslüman değil, Bahailerin lideri" <#mozTocId325628>
      o Işık evlerinin sırrı: Ev-mabetler <#mozTocId91964>
      o Gülen’den Bahailere gizli övgüler <#mozTocId129596>
      o Arabistan’da ne kasır vardı ne saray." <#mozTocId18295>
      o Fethullahçılıkla Bahaî inanışları arasındaki paralellikler
        <#mozTocId883743>
      o Gülen’in sözlerinde gizli anlamlar <#mozTocId183685>
      o Kendini peygamber gören Gülen <#mozTocId511340>
      o Fethullah’ın Amerikancılığının Bahailikteki kaynağı
        <#mozTocId887782>

Semih Tufan Gülaltay, (İleri Yayınları’ndan çıkan) /*"Fethullah Müslüman
mı"*/kitabında Fethullah Gülen’i farklı bir açıdan inceliyor. Kendi
kaleminden: "Bu kitaptaki ana mevzu, Fethullah’ın rejim düşmanlığı ya da
ABD adına yüklendiği misyon değil... Ben O’nun İslamiyet’in içine
sokulmuş bir Truva atı olup olmadığını sorguluyorum. O bir Truva atı
mıdır? Fethullah Bahaîler’in gizli lideri midir? Amaç İslam dinini
tahrif etmek midir? Gerçek ve halis Müslüman kitlemizi Fethullah’tan
nasıl koruyabiliriz? Ve benim için işin en önemli yanı 21. asrın en
büyük dinamik gücü olan *Türkçü gençliğin Türk-İslam sentezi *adı
altında kandırılmasının önüne geçme yollarının ortaya konmasıdır...
Nurculuğun Türk milliyetçilerinin sırtına basarak Tevrat ittifakı
kurmasının önüne geçmek, Orta Asya’da misyonerlik okulları açarak
İngilizceyi Orta Asya’da tek dil haline getirme çalışmalarına artık dur
diyebilecek miyiz?

*Fethullah’ın birinci gayesi Türk devletini ele geçirmek, ikinci gayesi
ise, geçmişin intikamını almak için İran’ı istila edip İran’la harbe
girmektir... *O, bu operasyonda *Turancıları kullanmayı düşünüyor...
*Bütün Türk dünyasını ele geçirdikten sonra ise önce aldatmaca bir
dinler diyalogu oluşturacak sonra da gerçekte *bir Tevrat ittifakı olan
Bahaîliğe geçiş sürecini başlatarak bütün dünya dinlerini Bahaîlik
altında birleştirme sürecini başlatacaktır... *Son merhalesi
*Fethullah’ın */*"mesih"*/*ilan edilerek dünya peygamberliğine adım
atmasıdır..." *Kitapta Gülaltay, Fethullahçılığın *kökeni İran’a uzanan
Bahaîlik tarikatının bir kolu olduğunu ve Gülen’in Bahailiğin
günümüzdeki lideri olduğunu iddia ediyor. *

Gülaltay’a göre, Bahaîlik sıradan bir tarikat veya cemaat değildir.
Hatta Bahaîlik İslam içinde bir mezhep de değildir. Bahaîlik, *3 büyük
dini, İslamiyeti,* *Hıristiyanlığı ve Museviliği tek bir pota altında
birleştirmeye çalışan bir* *dinlerüstü mezheptir. *İran’da İslam öncesi
geleneklerini sürdürmek isteyen ve bu nedenle İslamiyeti diğer dinlerle
birleştirmeye ve tahrif etmeye çalışan çeşitli tarikatlara
dayanmaktadır. Bahaîliğin ortaya çıkışını 800’lü yıllara kadar götüren
Gülaltay’a göre *Fethullah’ın Müslümanlık anlayışının ardında aslında
kökeni* *İran’a dayanan bu İslam-dışı tarikatlar vardır. *Dolayısıyla
Fethullah’ın ne kadar Müslüman olduğu sorgulanmalıdır.

Gülaltay kitabında, İran’daki Batınî mezheplerinin her birinin ortaya
çıkışını ve birbirini nasıl takip ettiğini anlatıyor ve bu mezheplerin
neden İslam-dışı sayıldığını örnekleriyle okuyucuya sunuyor.

Gülaltay, *İran’daki İslamdışı mezhepleri Mazdek’le başlatıyor. Sonra
sırasıyla, Hürremiye Mezhebi, Babek, İsmailiye ve Hasan Sabbah,
Hurufîler, Cavidaniye, Babilik, Bahaîlik... *Gülaltay’a göre bu
mezhepler farklı isimler taşımalarına karşın aslında aynı mezhebir
devamıdır. Çünkü, sık sık İran Devleti’ne ve Halifeliğe karşı ayaklanan
bu mezhepler, başarısız olunca yollarına devam edebilmek için isim
değiştirmiştir. Yoksa eylemleri de inançları da farklı değildir. Bu
tarikatların kısa bir tarihin sunduktan sonra Fethullah’ın bu
tarikatlarla bağlantısını yapıtlarından örneklerle açıklanıyor. *Örneğin
Batınî tarikatlarının en* *önemli özelliği yasak kimliklerini saklayarak
takiyye yapmalarıdır. *Gülaltay’a göre, Batınîler takiyye yaparak gerçek
inançlarını gizlerler, Müslümanlarla kaynaşırlar ve devleti içten içe
fethetmeye çalışırlar. Aynen Fethullahçılar gibi...

*Batınîlerin Kitabün Nur’undan Saidi Nursi’nin Risale-i Nur’una*
Öncelikle *Batınîler, şeyhlerinin kitabını *Kuran yerine kabul ederler.
*Cavidanîyeler,* şeyhleri *Fazlullah’ın Cavidannamesi’ni*, *Babiler *ise
şeyhleri Muhammed Bab’ın kitabı *Kitab-ün Nur’u Kuran *kabul ederler. Ne
hikmetse, *Saidi Nursî’nin Risale-î* *Nur’u *isim olarak ve cemaatin
gösterdiği saygı bakımından, içerik olarak, *Kitab-ün* *Nur’a *çok
benzemektedir. Türkiye’deki Nurculara göre, Kuran anlaşılması zordur, bu
nedenle müritlere Nur Risaleleri önerilir. Risalelere adeta ikinci bir
Kuran mualemesi gösteren Fethullah, Gülaltay’a göre bu şekilde
Müslümanlığa da aykırı hareket etmiş olmaktadır. Gülaltay, Fethullah’ın
şu sözüne dikkat çekiyor: /*"İlimler sahasında meselenin temel esprisini
ise Bedîüzzaman’ın mülahazasında buluruz. Şöyle der o: Allah’ın iki
kitabı vardır. Biri kainat kitabı, diğeri Kur-an’ı Kerim."*/ Gülaltay’a
göre Fethullah Gülen, /*"Kainat kitabı"*/ derken Risaleleri
kastetmektedir. Gülaltay, buna benzer pek çok örneği kitabında veriyor
ve Nurcuların Risaleleri öne çıkarmasının nedeninin Kuran’ın
geçerliliğini ortadan kaldırmak olduğunu söylüyor. *Fethullah isminin
kaynağı Gülen’in kimliğini ele veriyor* Fethullah Gülen’in isminin
kaynağı da gizli kimliğinin bir başka göstergesi. *Gülen’inismi 1844
yılında İran Şahı’nı öldürmeye kalkışan bir Bahaî fedaisinden*
*gelmektedir: Fethullah Kamî. *Fethullah Gülen’in ailesinin İran’dan
göçme olduğunu da ortaya koyan Gülaltay, Bahaîlikle bir başka
bağlantısını daha ortaya çıkarmaktadır.

Fethullah’ın rumuz olarak kullandığı isimler de eski Bahaî kahramanlara
atıftır. Örneğin, /*"1982 yılının sonlarında DGM savcılığının hakkında
başlattığı soruşturmada, Fethullah’m Dahhak kod adını kullanarak kitap
yazdığı tespit edilmiş. Bilindiği üzere Dahhak İran mitolojisinde,
İran’ı istila edip İran Şahı Cemşit’i testere ile ortadan ikiye
böldürten, İran halkına işkenceler, eziyetler yapan bir adammış. İran
halkı Dahhak-ı Zalim diye andıkları bu gaddar adamın zulmünden perişan
olmuştu."*/


    *Işık evlerinin sırrı: Ev-mabetler *

Gülaltay, Babilerin ibadet için camiler yerine evleri tercih etmesiyle
Fethullahçıların Işıkevleri arasında da bir bağlantı kuruyor:
/*"Babiler, camilere gitmez, cemaatle namaz kılmazlardı. Bunun yerine
evlerde toplanmayı tercih ederlerdi."*/**Ardından Nur evleriyle ilgili
Fethullah Gülen’in şu sözlerine dikkat çekiyor: /*"Bu ışık evlerinin
kendine has özellikleri vardır... Yüreği pek, imanı çelik insanların
yetiştiği kutsal mekanlardır... Artık geçmişte camide yapılan dini
ruhunun müzakereleri bu evlerde biraraya gelinerek yapılacaktır."*/**Ve
Gülaltay nur evlerinin İslamdışı olduğunu şu şekilde anlatıyor:
"Anlaşılacağı gibi Fethullah Gülen, bundan sonra caminin önemli
olmadığını söylüyor. Çünkü *büyük ustası Kürt Sait de camiye girmezdi.
*Buradaki amaç ise İslam’ın birliktelik ve cemaat ruhunu yıkmaktır.

Kurretü’l-Ayn’ın ve Babi şeyhlerinin vaaz verdiği yerler camiler
değildi. Fethullah’ın tabiriyle nur evleriydi. Yine aynı Fethullah,
Yeşeren Düşünceler isimli kitabının 164. sayfasında ev-mabet [adıyla] bu
ışık evlerini tarif ediyor. *Ev-mabet terimi Bahailik* *dininde mabede
verilen addır. Bahailerin mabedlerine ev-mabet adı *verilir."


    *Gülen’den Bahailere gizli övgüler *

Gülaltay, *Fethullah’ın kitaplarında Bahaîlere nasıl gizlice övdüğünü
*de ortaya çıkarıyor. Örneğin, Fethullah’ın Hz. Muhammed’i anlattığı
sanılan kimi yazılarında aslında Bahaîlerin lideri *Molla Muhammed
Ali’yi *andığını aktarıyor: /*"Dostların vefasızlığına, düşmanların ardı
arkası kesilmeyen istila ve ifsatlarına uğramasaydı, kim bilir daha
neler yapacaktı? Keşke, bu mübarek dünya; duygu, düşünce, anlayış ve
hayat felsefesiyle hiç değişmeseydi. Onun yiğitliği, sadeliği ve
mertliği bu güne kadar dipdiri kalabilseydi. Keşke O muhteşem saray ve
yüksek kasırların altın yaldızlı kubbeleri altında, baygın ve mahmur
dolaşan hasım dünyanın, talihsiz insanlarının durumuna
düşmeseydi."*/**Gülaltay, bu alıntıda önemli bir çelişkiyi yakalıyor:
"*Yukardaki metinde anlatılan kasır ve saraylar* *dönemin İran Şah’ının
saraylarıdır. Çünkü Hz. Muhammed devrinde *


    *Arabistan’da ne kasır vardı ne saray." *

Gülaltay, bu konuda daha pek çok örnek yakalamış. Gülaltay’a göre, baskı
ve zulüm gören insan tasvirleri sanılanın aksine Hz. Muhammed dönemi
yaşamış Müslümanlar değil, başarısız ayaklanmalardan sonra yurttan yurda
göçürülen Bahailerdir. Örneğin, *1868’de Bahaîler sürgüne gönderilir.
Fethullah Gülen’in kitaplarında anlattığı* *ömür boyu süren büyük göç
aslında Bahaîlerin sürgünüdür. Gülaltay’a göre* *bahsedilen göç
sanıldığı gibi Mekke’den Medine’ye Hz. Muhammed’in hicreti değildir. *

Başka bir yerde ise Fethullah G. şöyle diyor: /*"Bir başka defasında da
seni kardeşinle konuşmaktan men etmişlerdi. Hani o güne kadar, bir lahza
kendisinden ayrılmadığın kardeşinle konuşmaktan... Savaş meydanlarında
omuz omuza, yemek sofralarında diz dize oturduğun kardeşinle
konuşmayacaktın."*/**Gülaltay’a göre burada kastedilen de yine Bahai
liderleridir. Çünkü Müslümanların tarihinde kardeşiyle konuşmaktan men
edilme gibi bir cezalandırma söz konusu edilmemiştir. Halbuki
Abdülaziz’in bir fermanında, Bahaullah’ın çocukları birbirleriyle
konuşmamaları kaydıyla sürgüne gönderiliyordu. Fethullah’ın uğruna
gözyaşı döktüğü işte bunlardır.


    *Fethullahçılıkla Bahaî inanışları arasındaki paralellikler *

Gülaltay’ın bulduğu çeşitli paralellikleri şöyle sıralayabiliriz:

- Bahaîler cenazelerini İslam inanışının tersine, mermer lahitler içinde
gömerler. Saidi Nursî de vasiyetinde cesedinin lahitin içine konulmasını
istemiştir.

- Bahaîlerde ibadete başlama yaşı 16’dır. Fethullah Gülen de bir
kitabında şöyle demektedir: /*"16 yaşıma kadarki dönemi çocukluk dönemi
sayıyorum."*/

- *Bahaîlikte el öptürmek kesinlikle yasaktır*. Fethullah Gülen de el
öptürme konusunda şöyle diyor: /*"Fevkalade rahatsızlık duyuyorum. El
öptürme prensibimm hiç yoktur."*/**

- Bahaîler, camiye girmez, cemaatle namaz kılmaz. Sadece cenaze namazı
kılarlar. Gülaltay’a göre, *Fethullah Gülen’in de cenaze namazı dışında
camiye girip* *namaz kıldığını şu ana kadar kimse görmemiştir. *

- Bahaîlikte kurban kesilmez. Ünlü Fethullahçı bilim adamlarından birisi
de katıldığı bir tartışma programında kurban kesmeyi hayvan katliamı
olarak nitelendirmiştir.

- Bahaîlikte, herkes malının yüzde beşini, toplumun başında bulunan
19’lar heyetine vermek zorundadır. Fethullahçı organizasyon ve
vakıfların başındaki yönetim kurulu da 19 kişidir.

Fethullah ile Bahaîler arasındaki bir başka somut bağlantı ise Saidi
Nursi’nin hayatından alınmaktadır. Saidi Nursi, Gülaltay’ın ortaya
çıkardığına göre, İran Şahına suikast düzenleyen Babilerin şeyhlerinden
Celaleddin Afgani’nin İran’dan kaçıp Abdülhamit’in himayesine girmesi
sırasında kuryelik etmişti. Saidi Nursî, yine bir başka Bahaî tetikçi
Kirmani’yi de İran-Türkiye sınırında karşılayacak ve İstanbul’a kadar
kendisine eşlik edecekti.


    *Gülen’in sözlerinde gizli anlamlar *

Fethullah’ın eserlerinde gizli gizli Bahaîlik propagandası yaptığını da
Gülaltay çeşitli örneklerle açıklıyor:

*Kapı: Bahaî mezheplerinden Babiliğin kurucusu Muhammed Bab’tır.
*/*"Bab"*/*kelimesinin bir anlamı da */*"kapı"*/*dır. *

/*"Ulu sultan! Canlı-cansız, insan-hayvan, (..) her şey varlığını
soluklar."*/*: *Gülaltay bir başka bölümde ise Gülen’in bu sözündeki
gizli anlamı ortaya çıkarıyor: *Ulu* *Sultan kelimesi Bahaî Şeyhi
Bahaullah’a atfedilmiştir*. Hayvanları, eşyaları bile Allah’ın kulları
olarak kabul eden ise Muhammed Bab’ın hocası Kazım-ı Reşdi’dir. Nebiler
Sultanı: Gülaltay, Fethullah’ın sık sık kullandığı /*"Nebiler
Sultanı"*/**teriminin de karşılığını buluyor. Gülaltay’a göre,
Fethullah’ın burada kastettiği Hz. Muhammed değil, Bahaullah’tır. Çünkü,
*Bahaullah’ın lakabı döneminde */*"Sultan"*/*dır.* Nur Asrı: Muhammed
Bab’ın Kitabün Nur ile Babiliği yaydığı ilk yıllara da Nur asrı
denmektedir.

Timur ve Cengiz düşmanlığı: Fethullah bir kitabında şöyle diyor:
/*"Allah bir zamanlar Cengiz, Hülagü ve Timurlenk’in eliyle hırpaladığı
ve ikaz ettiği İslam alemini bugün de Batılılar vasıtasıyla hırpalayıp
ikaz etmektedir..."*/**Gülaltay, Fethullah Cengiz, Hülagû ve Timurlenk’e
karşı olmasını bu hükümdarların Bahaîlerin önemli önderlerini öldürmüş
olmasına bağlıyor. *Cengiz Han’ın oğlu Hülagû, Hasan Sabbah’ı;
Timurlenk’in oğlu Miranşah ise Fazlullah’ı öldürmüştü.. *

/*"Dönmezem"*/**ve /*"mum gibi yanıp erimek"*/*: *Bu kelimeleri de
Fethullah sık sık kullanmaktadır. Örneğin: /*"Çevresinde kol gezen
tehlikelere aldırmadan, yüce derslerine devam eden ve hakkında
bayağıların bayağısı hükümler kesilip biçilirken. ‘Hançer ile yüreğimi
yar! Senden dönmezem’ diyerek hakikati haykıran büyük muzdariplerin
‘Evet hep böyle ızdırap gören ızdırap düşünen ve bir mum gibi yana yana
eriyip giden, bu yüce kametlerin arkasında yürüyenler hiçbir zaman
aldanmadılar ve hiçbir zaman hayal kırıklığına uğramadılar.’"*/**Tahran
Kalesi’nde infaz edilmeden önce /*"Dönmezem"*/ diye bağıran Bahaîlerin
ünlü kadın kahramanı Kurretül-Ayn’dır. O dönem *Bahaîlere yapılan
işkenceler arasında en yaygın olanı da vücutları hançerle yarıp içlerine
mumlar sokulmasıydı. *Fetret Devri ve Rönesans: Fetret devri derken
kastedilen Bahailerin yaşadığı uzun sürgün dönemidir. Yeniden diriliş
ise Bahaîlerin öğretilerini tüm dünyaya kabul ettirmeleri demektir.
Örneğin: /*"Bu ise uzun bir fetretten sonra, bu mazlumlar ülkesinin
yeniden dirilişi ve "*/*Rönesansı*/*" demektir. Kimbilir, belki o zaman
batmak üzere olan dün-yanın diğer kesiminin elinden tutup kaldırma
fırsatı doğar."*/**


    *Kendini peygamber gören Gülen *

Bahaîlerin bir başka propagandası şeyhlerinin peygamber olduğudur. Bahai
şeyhleri kendi peygamberlikleri altında tüm dünya dinlerini bir arada
toplanmaya çağırırlar. Gülaltay, Fethullah’ın kimi yazılarında satır
aralarında kendi peygamberliğini nasıl savunduğunu göstermektedir:

/*"Allah, elbette insanları da peygambersiz bırakmayacaktır."*/**

/*"İnsanlar, akıllarıyla kainatta cereyan eden hadiselere bakıp, Allah’ı
bulsalar bile yaratılışlarındaki gaye ve hikmeti, nereden gelip, nereye
gittiklerini ve ibadetlerinin keyfiyetlerini peygambersiz bilemezler."*/

/*"Hilafete giden yol herkese açıktır."*/**

/*"Hak için halkın temsilcisi demek, peygamber mesleğine talip olmak ve
onu temsil etmek demektir. Onu yapabilmek için de peygamberane aşk,
şevk, gayret, azim, cehd ve irade gerekir."*/

Fethullah görüldüğü gibi yeni peygamberlere ihtiyaç olduğunu ve Allah’ın
insanları peygambersiz bırakmayacağını söylüyor. Halbuki İslam inancına
göre Hz. Muhammed son peygamberdir. Yalnızca bu bile Gülaltay’a göre
Fethullahçılığın İslamdışı olduğunun bir kanıtıdır ve bu propagandanın
bir sonraki aşaması Fethullah’ın kendisini Mesih ilan etmesi olacaktır.


    *Fethullah’ın Amerikancılığının Bahailikteki kaynağı *

Gülaltay, kitabın sonuna doğru Fethullah’ın gerçek amacının dünya
çapında bir Bahaî imparatorluğu kurmak olduğunu ortaya koyuyor.
Gülaltay, Avustralya’dan Afrika’ya Asya’dan Amerika’ya milyonlarca
Bahaînin bulunduğunu söylüyor. Bahai imparatorluğunun işlevi dünya
çapında ABD’yi iktidara getirmek olacaktır. Zaten, Bahailiğin ortak dili
de İngilizce olacaktır.

Gülaltay’a göre ABD’de bugün 20 milyon Bahaî yaşıyor ve Bahailerin
etkinliği oldukça önemli. Zaten Bahailerin kullandığı ev-mabetlerin
kubbeleri de Beyaz Saray’ın kubbesine benziyor.

Fethullah’ın Orta Asya’daki misyonu da bu şekilde ortaya çıkıyor.
Gülaltay’a göre Bahailer dünya çapındaki iktidarlarında İngilizce’yi
resmi dil olarakilan edeceklerdir. Fethullah’ın okullarının tümünde
İngilizcenin öğretilmesinin nedeni olarak bunu gösteriyor. Üstelik
Fethullah’ın en etkin olduğu Türk Cumhuriyetlerinden olan Yakutistan’ın
durumunu da Gülaltay’dan öğreniyoruz. Bu ülkedeki Fethullahçı proje
sonunda başarıya ulaşmıştır. Yakutistan’ın resmi dili İngilizce olarak
ilan edilmiştir.

Gülaltay, Fethullah Gülen tehlikesinin uluslararası çapta olduğunu bu
şekilde olduğunu ortaya koyduktan sonra kitabında tüm Türk milletini
uyarıyor ve Fethullah tehlikesi hakkında Devlet üzerine düşeni yapmazsa
görevin Kuvayı Milliyeci Atatürkçülere düşeceğini söylüyor:

/*"Atatürk ve Kuvayı Milliyeci yiğitlerin kurduğu devlet, hiçbir zaman
sarsılmayacak, bu sarp kale, tunçtan yığınlar halinde omuz omuza yürüyen
Türk gençliğinin sırtında, ulaşılmaz bir kartal yuvası olarak ebediyete
kadar var olacaktır."*/

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150521143030 Oraj Poyraz [email protected]
2015/05/21  22:26 4  58  1 undefined [email protected]

 

Sorun bana beni yitirmeden; Cunku andolsun Allah a, Kur an da hicbir
ayet yoktur ki nicin ve kimin hakkinda indi, nerde indi, duzlukte mi,
daglikta mi, hepsini de en iyi bilenim ben.

Hz.Ali

Hadis-i Serif te, Yahudiler, taslarin ve agaclarin arkalarina
saklanacaklar, tas veya agaclar Ey Musluman, ey Allahin kulu, iste
Yahudi benim arkamdadir.
Gel onu oldur. diyecektir.
Ancak Garkat agaci haric.
Zira o, Yahudi agaclarindandir diyecegi ifade ediliyor.

(Buhari, Tecrid, IX, 73; Tirmizi, Birr, 25; Fiten, 2; et-Tac, I, 25).

Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya
koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin
tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak yakindan
bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme anlamini
kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde kullanimidir ve
cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar, duygusallik, yersiz
gondermeler, acelecilik, ozensizlik, genelleme, duygu somurusu, Turkce
yi kotu kullanma gibi sebeplerden kaynaklanir.
---
Cinasli Safsata (Fallacy of Equivocation) :
Bir cumlede kelimelerin veya ifadelerin acik olarak kullanilmamasindan
dogan hatalara belirsizlik safsatalari adi verilir.
Turkce yi iyi kullanamamaktan kaynaklanan safsatalar grubudur.
Iki turlu ortaya cikar:
(1) Kelime veya ifade cok anlamli olabilir.
Bu durumda birden cok anlam ortaya cikar.
(2) Kelime veya ifadede belirsizlik vardir.
Bu durumda kesin bir anlam ortaya cikmaz.
Cinasli Safsata Ayrica Vurgulama Safsatasi ve Cok anlamlilik Safsatasi
bu gruba girer.
Ornek:
Kanuna karsi gelenler hapse atilir.
Sen yercekimi kanununa karsi geldin.
O halde hapse atilman lazim!
Yarime bir gul dedim, bir gul verdi bana.
Cocuga bu masali okuduktan sonra yat dedim o da camura yatti.
Guncel Ornek 1:
Yaslanmanin nedeni vucuttaki serbest radikallermis, Insanoglu ne
cekiyorsa radikalden cekiyor.
(Ilker Sarier, 10.6.2000, Sabah)
Yazar , radikal kelimesinin birinci kullandigi anlamdan farkli bir
anlamda cikarim yapiyor.


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap