Ali Nejat Ölçen : 12 EYLÜL 1980 ÖNCESİ FAŞİZM - IV

Süleyman Demirel, eğer Necmettin Erbakan ve grubuyla iktidarını
oluşturursa Hükümet Programında (21.7.1977) din ağırlıklı konulara
öncelikli yer veriyor, eğer Alparslan Türkeş ile iktidar ortaklı
oluşturduğunda Hükümet Programında ABD ‘yi gücendirmeyecek düzeyde
milliyetçilik ön plana çıkıyordu.

Örneğin 27 Temmuz 1977 günü Millet Meclisine sunduğu Hükümet Programında
Millî Eğitimde din ve ahlak konulu derslerin ayrı ağırlıklı önem taşığı
belirtiliyordu. Çünkü Necmettin Erbakan grubuyla iktidar olmuştu. Din
ile ahlâk’ın ağırlığının aynı değerde olduğunun nasıl sağlandığını görelim:

/Millî, manevî ve tarihî değerlere sahip ve bunlara sadakatle bağlı
olmayı mukaddes bir görev gereği sayıyor, bununla övünüyoruz, /diyor;
/manevi ve tarihî değerlere sadakatle bağlı olmayı //mukaddes/ /bir
görev sayacağını/ açıklıyordu: /İlk ve ortaöğretimde okutulmakta olan
ahlâk dersleri, gayesine uygun ve millî ahlak esaslarına göre
düzenlenecek ve bu dersleri İlâhiyat Fakültesi, İslamî İlimler
Fakültesi, Yüksek İslam Enstitüsü, öncelikle İmam-hatip oluları
mezunları okutacaktır./

Bu ulema, ahlâkı acaba nasıl tanıyıp öğretmeye başlamışlardı! İlkokul ve
ortaöğretimde /*"din ve ahlak"*/konusundaki ders kitaplarında millî
ahlâk ve tarihî değerlere yer veren bilgiler acaba ne tür bilgiler idi.
Lise 1’nci sınıfta 15 yaşına girmiş çocuklarımız ahlâkın ne olduğunu
öğrendiğinde ahlâklı olacakları için (!) birbirlerini dövmeyecek,
öldürmeyecek barış içinde ulusal değerleri koruyacaklardı! Ve o çocuklar
büyüyüp, edindikleri millî ahlâk sayesinde iktidar olduklarında hukuka
yalanı ( gizli tanık ile), ekonomiye çalanı (Yüce Divandan kaçarak)
ekonomiye talanı (kayıt dışı para dolaşımıyla) sokmayacaklardı! Öyle mi
oldu!

Süleyman Demrelin Başbakan olduğu o dönemde ahlâk acaba nasıl bir ahlâk
idi? Bu satırları yazan kişi gibi sizler de merak etmişsinizdir. Millî
Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Dairesinin 7 Eylül 1976 gün 338 sayılı
kararıyla ders kitabı olarak Lise 1’nci sınıfda okutulmasına karar
verilen ve yazarları Doç. Dr. Erol Güngör, Emin Işık, Yaşar Erol, Ahmet
Tekin olan Ahlâk kitabının 98’nci sayfasındaki bilgilerin ahlâk ile
bağdaşıp bağdaş-madığını görelim:

/Komünizim, insanlar arasında kin ve düşmanlık yaratmakta ve hem eşitlik
adına hürriyeti //yok etmekte, hem de ruhî kültürel değerleri inkâr
ederek onun yerine maddî ihtiyaçları geçirmektedir. Öylelikle, komünizm
toplumları ilerletici bir gayeye götürmüyor, belki insanlığı kendine
özel olan ruh hayatından uzaklaştırıyor. Eşitliğe doğru büyük adımlar
hürriyetçi demokrasilerde atılmaktadır./

Lise’nin 1’inci sınıfında 15 yaşındaki öğrencilere komünizmin
ilkelerinin ne olduğu anlatılmadan o felsefi düşüncenin yanlış
uygulamasını temel alınarak, ruhsal, kültürel değerleri ve özgürlüğü
yadsıdığını anlatmak ahlâk ilkesiyle bağdaşır mı?

Kitabın 43’ncü sayfasındaki bilgileri 15 yaşındaki öğrenci okuyup
öğrendiğinde ahlâklı mı olacak! Ahlâk kitabı bakınız ahlâk’ı nasıl
anlatıyor:

/Ahlâk değerleri, evrensel olarak kabul edilen bir takım ilkelerden
çıkarılır. Bu ilkeler, her biri bir ahlakçı tarafından ahlâkî hakikat
diye ileri sürülen hak, adalet, merhameti eşitlik, ödev, iyilik,
saygı... gibi temel ilkeledir//./

Bu karmaşık anlatımda üstelik iki önemli yanlışlık var. Ahlâksal
değerler evrensel değildir. İklimden iklime, toplumdan topluma değişir.
Örneğin kutuplarda bir konuk, Eskimo ahlâkına göre, adamın karısıyla
ilişkiye girmezse o konuk kadının kocası tarafından aşağılanır ya da
öldürülür, karısını beğenmediği için. Bu ahlak biçimi başka ülkelerde
suçtur. Ahlâk dışı davranıştır. Bu bir.

Ahlak, zamana göre değişir , hatta yok olur ve bu değişim kitapta
anlatıldığı gibi ahlakçı sözcüğü ile anlatılan kişinin kararı, yetkisi
içinde değildir. Bu iki. Bir tümcede iki yanlış! Bu satırları yazan
kişinin (Ali Nejat Ölçen’ın) atalarının doğup büyüdüğü Niksar’da hiçbir
evin kapısında kilit yoktu. Bir çöple mandal yukarı kaldırılınca kapı
açılırdı. Şimdi kapısında kilit olmayan ev yok. Demek ti haksız, emeksiz
mal mülk edinmeme ahlâkı ülkemizde kaybolup gitmiş ve bu alandaki ahlâk
ahlaksızlığa dönüşmüş. Ülkemiz bugün sıkıntı ve sakıncalarını yaşıyor.
Ulusal çıkarlarımız, yerini kişisel çıkarlara tek ettiği için

Bu satırları yazan kişi Lise’de öğrenci iken Sosyoloji dersinde /*"ahlâk
"*/konusu hakkında hangi bilgileri edinmişti: İsmail Hakkı
Baltacıoğlunun Sosyoloji konulu ders kitabında bakınız ahlâk nasıl
betimleniyor? Konu /*"Ahlak Sosyolojisi"*/başlığı altında ele alınmıştı.
Çünkü ahlak, bireysel boyutu dışında sosyolojik bir kavramdır. Nitelik
değil, kavram:

/.Ahlakî olgular dış tabiatlıdır. Bunlar insanın keyfî, hevesi ile olan
şeyler değildir. Hararet, teneffüs ve rüya olguları gibi oluş ve
zaruretler bizim dışımızda olan olgulardır. Ancak ahlâk realitesi ferdî
şuurun derinliklerine inmekle fertlerin dışında kendine mahsusu objektif
bir varlık tabiatındadır. /

O ders kitabı konuya böyle giriyor ve

./Ahlâkî realite mutlak değil izafî bir varlıktır. Zaman ve mekân ile
değişir. Ahlâkın kuvveti sosyetesine onun bünyesine uygun olmasından
ileri gelir. Bütün insanlara şamil ahlâk yoktur, ahlâklar vardır, /diyor.

./Ahlak, veraset ile değil sosyal veraset demek olan terbiye ile geçer;
ahlâkî realitenin taşıyıcısı fert değil sosyal çevredir./

Özetleyerek aktardığım bu bilgiler 38 yıl önce ahlâk kavramının sosyal
doğumlu, kişilerin kararlarından bağımsız ve taşıyıcısının kişi değil,
sosyal çevre olduğunu açıklıyor. 38 yıl önceki öğrenimin düzeyi
kendisine özgü kültürün öncülüğünde daha gerçekçi, daha yansız ideolojik
tercihlerden bağımsız ve bilimin ciddiyeti koşulunda öğrenciye veriliyor
ve soru yanıtlı öğretim sistemi uygulanıyordu.

1975’li yıllarda Sosyoloji adında bir ders okutulmuyor, fakat Ahlak
adında okutulan ders de öğrencileri belli bir yöne itekleme amacını
güdüyor. Kötü olan ve sakıncalı olan da buydu. Örneğin öğrencilere
okutulan Tarih kitabı da ırkçılığı temel alan bilgilerle kuşatılmıştı.
Lise 1’nci sınıf için İbrahim Kafes oğlu ve Altan Deliorman tarafından
yazılan 400 000 adet basılan ders kitabının Talim Terbiye Kurulunun
30.7.1976 tarih ve 317 sayılı kararıyla okutulmasına karar verilmişti.
Kitabın 82’nci sayfasında Hun İmparatorluğunun anlatımı şu sözlerle
başlıyordu:

/Bozkırlar, çöl değil yayla iklimine sahiptir. Bozkırlarda teşekkül eden
kültürün taşıyıcısı olan Türk’ler, yayılmaları sırasında benzer coğrafî
şartlar aramışlardır. Ormanlık, sıcak, çok rutubetli bölgelere girmekten
kaçınmışlardır./

/Bu dikkati göstermeyen Türk toplulukları zamanla kimliklerini
kaybetmişlerdir./

Bu satırları yazan kişi (Ali Nejat Ölçen) Lise öğrencilerine okutulan
Tarih kitabındaki yanlış, gerçek dışı bilgileri 30 Temmuz 1977 günlü
Millet Meclisi birleşiminde şu sözlerle açıklamıştı.

/Anadolu’muzun ormanlı, sıcak ve rutubetli bölgelerine yerleşen bizler
benliklerimizi yitirdik mi? Eski benliklerimizi kazanmak için tekrar
Albay’ın /(Alparslan Türkeş’i kasıtlıyor) /önderliğinde Orta Asya’ya mı
gitmemiz gerekecek. Bu sonuca varılması istenen bilgiler öğrenciye
vermek acaba neden amaç alınmış. Şimdi soruyoruz; Hükümet ve onun
Başbakanı durumunda olan sayın Demirel, bu tür yanlış ve çağdışı
bilgileri vermeyi amaç alan kitapların tekrar okutulması görüşünde
midir? Bildiğime göre Sayın Demirel Orta Asya’dan gelerek Türkiye’ye
yerleşmiş değil, Yugoslavya’dan gelen İslam Köy’e yerleşmiş bir ailenin
çocuğudur./

Başbakan Süleyman Demirel-/Hiç alâkası yok. Sözünü geri al. (AP
sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)/

Ali Nejat Ölçen (Devamla)- /Yanlışsa geri alırım. (AP sıralarından
kürsüye yürümeler)/

Yanlışsa, gazetelerde belgelere geçen bu bilgileri tekzip etmediğiniz için..

Birleşime yarım sat ara verildi. Sonra ne oldu? Gelecek iletide
okuyacaksınız, çünkü:

Yazı dizisi sürecek.

Dr.Ölçen

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150521163635 Oraj Poyraz [email protected]
2015/05/22  00:56 4  58  1 undefined [email protected]

 

Bu memleket tarihte Turktu, bugun de Turktur ve ebediyen Turk olarak
yasayacaktir.

K.Ataturk

Peygamber oldugunde, zirhi birkac kilo arpa karsiliginda bir Yahudi nin
yaninda rehin duruyordu.

Buhari 34/14, 33, 88; Hanbel 1/300; 6/42, 160, 230

Gelecegin dini kozmik bir din olacak.
Kisisel Tanriyi asmali ve dogma ile teolojiden kacinmalidir.
Hem dogal hem de tinsel dinselligi kusatarak, anlamli bir butunluk
olarak dogal ve tinsel her butun her seyin deneyiminden doga bir dinsel
duygu uzerinde kurulu olmalidir.
Budizm bu tanima cevap verir.
Eger modern bilimsel ihtiyaclarla basa cikabilecek herhangi bir din
varsa o Budizm olur.
Eger insanlar sadece cezalandirilmak korkusuyla ve odullendirmek
umuduyla iyi insan iseler; bu durumda, gercekten cok uzgunuz.

The religion of the future will be a cosmic religion.
It should transcend personal God and avoid dogma and theology.
Covering both the natural and the spiritual, it should be based on a
religious sense arising from the experience of all things natural and
spiritual as a meaningful unity.
Buddhism answers this description.
If there is any religion that could cope with modern scientific needs it
would be Buddhism.
If people are good only because they fear punishment, and hope for
reward, then we are a sorry lot indeed.
Albert Einstein, quoted in Madalyn Murray O Hair, All the Questions You
Ever Wanted to Ask American Atheists (1982) vol.ii., p.29


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap