Bülent Serim : Cumhurbaşkanı nasıl yargılanır?
  <http://odatv.com/n.php?n=cumhurbaskani-nasil-yargilaniyor-0506151200>

  * Bülent Serim : Cumhurbaşkanı nasıl yargılanır? <#mozTocId939308>
      o İHANET-İ VATANİYE KANUNU <#mozTocId815044>
      o VATANA İHANET SUÇU YOK MUDUR <#mozTocId570493>
      o ÖĞRETİNİN YAKLAŞIMI <#mozTocId119813>
      o KİM KARAR VERECEK <#mozTocId379260>

Bu yazıda Cumhurbaşkanı’nın sorumsuzluğunun sınırları üzerinde durmaya
çalışacağız.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, bir cumhurbaşkanının üç tür sorumluluğu
söz konusudur; cezai, hukuki ve siyasi. Bizim burada incelemeye
çalışacağımız, cumhurbaşkanının görevden doğan cezai sorumluluğudur.

Anayasa’da, parlamenter sistemin gereği olarak, siyasal alanda tüm
sorumluluk hükümete yüklenmiş; Cumhurbaşkanı’nın /*"vatana ihanet"*/
dışında suçlanamayacağı belirtilmiştir. (m.105) Bu sorumsuzluk, 1961
Anayasası’nda (m.98) daha net ifade edildiği gibi, görevi ile ilgili
işlemlerden dolayı sorumsuzluktur.


  
AutoResizeImage.mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/neomailbox.net/Templates?number=23063435&part=1.2
  <http://odatv.com/n.php?n=cumhurbaskani-nasil-yargilaniyor-0506151200>

Bir cumhurbaşkanı bu maddenin sözel anlamına (lâfzına) dayanarak her
türlü anayasal kuralı ihlal eder, hatta anayasayı rafa kaldırır,
anayasal düzeni fiilen değiştirmeye kalkarsa da suçlanamayacak mıdır?
Vatana ihanet suçu kapsamı nasıl belirlenecektir?


    İHANET-İ VATANİYE KANUNU

İhanet-i Vataniye Kanunu, 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin
(BMM) açılmasından sonra kabul edilen 2. yasadır. Kabul tarihi 29 Nisan
1920’dir. Amaç, BMM'ne yönelik olası direnişleri kırmaktır.

15 Nisan 1923'te çıkarılan 335 sayılı Yasa’yla, saltanatın
kaldırılmasına ilişkin Meclis kararına ve BMM'nin meşruiyetine yayın
yoluyla muhalefet etmek vatana ihanet kapsamına alınmıştır.

25 Şubat 1925'te Hıyanet-i Vataniye Kanunu'na eklenen bir maddeyle,
/*"Dini ve kutsal değerlerini siyasal amaçlara esas ve alet etmek
amacıyla dernek kurmak"*/ ile /*"Dini ve dinin kutsal değerlerini alet
ederek devlet şeklini değiştirmek, başkalaştırmak, devletin güvenliğini
bozmak"*/ da vatana ihanet kapsamına alınmıştır.

Bununla da yetinilmemiş, /*"Dini ve dinin kutsal değerlerini alet ederek
halk arasına bozgunculuk ve ayrımcılık sokmak için, gerek tek başına
gerek toplu olarak sözle yazıyla, eylemli olarak, nutuk söyleyerek ya da
yayın yaparak harekette bulunanlar"*/ da vatan haini sayılmışlardır.

Savaş kazanıldıktan ve Cumhuriyet kurulduktan sonra, 1926 yılında kabul
edilen 765 sayılı Türk Ceza Yasası’nın (TCY) 163. maddesiyle, irticai
eylem ve propagandalara verilen ceza hafifletilmiştir.

İhanet-i Vataniye Yasası ve TCY’nın 163. maddesi, irtica temeline dayalı
başkaldırılar, ayaklanmalar ile Türk Devrimi’ne vurulmaya kalkışılan
darbeyi önlemek gibi kutsal bir amaca hizmet etmiştir.

Ülke insanının bilisizlikten (cehaletinden) kaynaklanan dinci yapısı
bilindiğinden, devrimlerin başarıya ulaşabilmesi için bu korumacılık
gerekli görülmüştür.

Ne yazıktır ki, irticai gelişmeleri ve propagandayı önleyen /*"Hıyanet-i
Vataniye Kanunu"*/ ile eski TCY’nın 163. maddesi, Turgut Özal döneminde
12 Nisan 1991 günlü, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası ile yürürlükten
kaldırılmıştır.

Özal, Kemalist Devrimi sonlandıracak dinci gelişmelerin önünü açmak için
bu yasa ve maddenin yürürlükten kaldırılmasını sağlamıştır.

Böylece, Anayasa’nın, /*"Kutsal din duyguları devlet işlerine ve
politikaya kesinlikle karıştırılamaz"*/ diyen başlangıç bölümü kuralı
ile /*"Devletin sosyal, ekonomik, siyasal ya da hukuksal düzeninin din
kurallarına dayandırılmasını; dinin ve dince kutsal sayılan değerlerin
siyasal çıkar sağlama amacıyla kullanılmasını yasaklayan"*/ 24. maddesi
kuralı yaptırımsız kalmıştır.

Bugünkü pervasız dinci gelişmelerin, eğitimin dincileştirilmesinin,
siyasal alanlarda ve Meclis çatısı altında dinci söylemlerin artmasının,
irticaın Milli Güvenlik Siyaset Belgesinden çıkarılabilmesinin, modern
ve çağdaş yaşam yerine tarikat ve cemaatlerin toplumsal yaşama egemen
olmasının, toplumsal ve kamusal alanın daha İslami bir yapıya
büründürülmesinin nedeni budur.


    VATANA İHANET SUÇU YOK MUDUR

Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun yürürlükten kaldırılmasından sonra ve
yasalarda tanımının bulunmaması nedeniyle, /*"vatana ihanet suçunun"*/
nasıl saptanacağı tartışma konusu olmuştur.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, suçun adının /*"vatana ihanet"*/
olmaması, onun bu niteliğini ortadan kaldırmaz. Yani suç oluşturan
eyleme takılan ad değil, onun niteliği önemlidir.

TCY’nın 302-309. maddelerindeki;

- Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak,

- Düşmanla işbirliği yapmak,

- Devlete karşı savaşa tahrik etmek,

- Temel milli yararlara karşı eylemde bulunmak,

- Yabancı devlet aleyhine asker toplamak,

- Askeri tesisleri tahrip ve düşman askeri hareketleri yararına anlaşma
yapmak,

- Düşman devlete maddi ve mali yardım yapmak,

- Anayasayı ihlal etmek,

Suçları, geleneksel ve niteliksel olarak /*"vatana ihanet"*/ kapsamına
giren suçları içermektedir.


    ÖĞRETİNİN YAKLAŞIMI

Öğretide de aynı yaklaşımı görmek olanaklıdır.

Fransa’da Cumhurbaşkanı, /*"vatana ihanet"*/ yerine kullanılan /*"yüksek
ihanet"*/le suçlanabilmektedir. Fransız Anayasası’nda ve yasalarında
/*"yüksek ihaneti"*/ tanımlayan bir düzenleme yoktur. Ne var ki Fransız
bilim insanları özetle, /*"anayasal görev ve yetkilerinin kötüye
kullanılmasını"*/, /*"anayasanın uygulanmasının reddedilmesini"*/ yüksek
ihanet saymaktadırlar. (Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, s.542)

İtalyan Anayasası’na göre de İtalya Cumhurbaşkanı /*"sorumsuzdur"*/ ve
/*"vatana ihanet"*/dışında suçlanması olanaksızdır. İtalyan hukukçu
Manzini’ye göre; /*"devletin birlik, bütünlük ve bağımsızlığına karşı"*/
işlenen suçlar ve /*"anayasayı ihlal"*/ vatana ihanet suçunu
oluşturmaktadır. (Vural Savaş, Devrimci Hukuk, s.226-227),

Türk hukukçular da aynı görüştedir. Prof. Sulhi Dönmezer ve Prof. Sahir
Erman’a göre, Türk vatanının bütünlüğüne, devletin anayasa ile kurulu
düzenine karşı işlenen suçlar vatana ihanet suçu kapsamına girmektedir.

Prof. Faruk Erem’e göre, 765 sayılı eski TCY’ndaki; Devletin
bağımsızlığını zarara uğratmak, ulusal birliği ve ülke bütünlüğünü
bozmaya çalışmak (m.125), Anayasa’yı cebren ihlal etmek (m.146), dinci
propaganda yapmak (m.163), /*"vatana İhanet"*/ suçunu oluşturmaktadır.

Öğretideki bu değerlendirmeler, vatana ihanet suçunu oluşturacak
nitelikteki eylemleri ortaya koyması yönünden önemlidir.


    KİM KARAR VERECEK

Vatana ihanet bir sadakatin ihlali anlamındadır. Her alanda ihlal
olabilir. Ama en ağır ihlal, devlete karşı olanlar ile anayasal düzeni
fiilen yıkmaya çalışılmasıdır. Çünkü anayasalar kuruluş sözleşmeleridir
ve anayasaların ihlalinde /*"Kurucu İradeye"*/ ihanet sözkonusudur.

Vatana ihanet, aynı zamanda, ülkenin yüksek çıkarlarına aykırı biçimde
yetkilerin kötüye kullanılmasından doğan siyasal bir suçtur. Anayasa’ya
göre, ceza yasalarındaki hangi suçların vatana ihanet oluşturacağına
yasama organı karar verecektir. TBMM’nde 184 milletvekilinin (1/3)
önerisi ve 413 milletvekilinin (3/4) kararıyla, bir suçun vatana ihanet
olduğuna karar verilip, suç faili Yüce Divan’a sevk edilebilir. (m. 105)

Meclis İçtüzüğü’nden de aynı sonuca ulaşmak olanaklıdır. İçtüzük’te;
Yüce Divan’a sevk kararında /*"Hangi ceza kuralına dayanıldığı ve bu
kuraldaki suçun hangi gerekçeyle vatana ihanet sayıldığının"*/
belirtilmesi gerektiği yazılıdır. Bu kural, cezai yaptırım gerektiren
bir suçun vatana ihanet olarak nitelendirilebileceğinin Meclis
tarafından kabul edildiğini göstermesi yönünden önemlidir.

Şunu da belirtmek gerekir ki, bir suçun vatana ihanet niteliği taşıyıp
taşımadığına karar verecek Meclis yetersayısı, karar vermeyi neredeyse
olanaksız kılacak denli yüksek tutulmuştur. Bununla birlikte bu kuralın
değişmez olmadığını da anımsatmak gerekir.

Kısaca, suçun yasalarda açıkça yer almamasına güvenip, /*"Beni vatana
ihanetten başka suçtan yargılayamazsınız!"*/ efelenmesiyle her gün
anayasayı ihlal etmek, /*"özerklik veriyoruz"*/ numarasıyla ülkenin
bölünmesine çabalamak, /*"bizden olan-olmayan"*/yaklaşımıyla ulusal
birliğe zarar vermek, laik-demokratik anayasal düzeni fiilen değiştirip
İslami cumhuriyete uygun eylem, söylem ve işlemlerde bulunmak, /*"yeni
anayasa"*/yapıyoruz bahanesiyle /*"başkanlık"*/ adı altında
/*"diktatörlük"*/ rejimini getirmeyi amaçlamak, Suriye Devleti ve
halkına karşı sürekli suç işleyerek ülke güvenliğini tehlikeye düşürmek,
/*"hayra alamet"*/ gelişmeler değildir.

Zaten istediği türde (tek adam yönetimi) başkan olan bir kişi, neden
/*"yeni anayasa"*/ diye tutturur? Hiç kuşkusuz sorumluluktan kurtulmak
için. Çünkü anayasa yok sayılarak, ihlal edilerek fiili durum
yaratılmış, sivil darbe yapılmıştır. /*"Anayasa’yı tanımıyoruz"*/,
/*"Parlamenter rejim bekleme odasına alınmıştır"*/ denilerek /*"sivil
ara rejim"*/ yani /*"sivil darbe"*/ yapanlar tarafından da ilan edilmiştir.

Şimdi sıra, sorumluluktan kurtulmak için bu fiili darbe düzeninin
anayasal dayanağa kavuşturulmasına gelmiştir.

Bülent Serim

Odatv.com

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150608155613 Oraj Poyraz <[email protected]>
2015/06/08  23:47 4  58  1 undefined [email protected]

 
-- 

Tanri var olamaz cunku var olsaydi onun ben olmadigima inanamazdim.

Friedrich Nietzsche

Bela, hastalik ve musibetler, gunahlarin kefareti (affolmasi) icin gelir.
Dunyada musibetlere maruz kalip da guzelce sabreden kimse, ahirete
gunahsiz gider veya gunahlari azalir
Her musibet, affedilecek bir gunah icin gelir

(Ebu Nuaym)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet
gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili
kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.

Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya
koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin
tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak yakindan
bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme anlamini
kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde kullanimidir ve
cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar, duygusallik, yersiz
gondermeler, acelecilik, ozensizlik, genelleme, duygu somurusu, Turkce
yi kotu kullanma gibi sebeplerden kaynaklanir.
---
Fayda Safsatasi (Fallacy of Pragmacy) :


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap