------------------------------------------------------------------------


  Turgut Vidinli Skandalı Yetkilileri Harekete Geçirdi: Müşterilere İt
  Gibi Davranma Standardı Geliyor...

<http://www.zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=300703>Sosyal medya,
geçtiğimiz hafta Beşiktaş'taki Turgut Vidinli adlı işletmede yaşanan
darp olayı ile çalkalanırken, olayın ulusal medyaya yansımasıyla
birlikte yetkililer de harekete geçti. Beşiktaş Belediyesi'nin restoranı
mühürlemesinin ardından Türkiye İçkili Restoran ve Meyhane İşletmcileri
Birliği de olayı açık bir dille kınayarak, birliğe bağlı işletmelerde
müşterilere it gibi davranmanın belli standartlara bağlanacağı ve sıkı
şekilde denetime tabi tutulacağı konusunda kamuoyuna teminat verdi.


    */"Meyhane kültürümüzü lekeliyor"/*

Hesap şişirme ve müşterileri darp iddialarının medyaya yansımasının
ardından henüz Turgut Vidinli adlı işletmeden bir açıklama gelmezken,
Türkiye İçkili Restoran ve Meyhane İşletmcileri Birliği (TİRMİB), akşam
saatlerinde düzenlenen basın toplantısıyla olayı sert bir dille kınadı.

Birlik başkanı Hikmet Külüroğlu, Turgut Vidinli’nin müşterilere
yaklaşımının kabul edilebilir bir yanı olmadığını söyleyerek, bu
talihsiz olayın sektördeki yeni düzenlemeler için hayırlı bir vesile
olmasının tek tesellileri olduğu dile getirdi. /*"Hem hesap geçirip hem
de üstüne müşteriyi içeri kilitleyip dayak atmak meyhane kültürmüzün,
restorancılığın adını kirletmektir"*/ diyen Külüroğlu, şöyle devam etti:

*/AutoResizeImage.mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/neomailbox.net/Templates?number=143620156&part=1.4&filename=ARI.jpeg"Bizim
meyhane geleneğimizde ya kazık atarsın ya dayak. İkisinin bir arada
olması görülmüş şey değil… Ha sen meyhane değil de pavyon işletiyorum
diyorsan tamam, ikisini de yap; ama burada böyle bir durum da söz konusu
değil… Neresinden tutsak elimizde kalıyor..."/*


    Peki neler yapılmalıydı?

Müşteriye it gibi davranmanın Türk hizmet sektörü kültürünün yadsınamaz
bir parçası olduğunu ancak bu muamelenin yazılı olmayan, yıllar içinde
kendi kendine oluşmuş belli bazı kuralları olduğunu da sözlerine ekleyen
Külüroğlu, sektöre dair özeleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:

*/"Ancak maalesef yıllar içinde her şeyde olduğu gibi bizim sektörümüzde
de bu gelenekten bir kopuş bir yozlaşma oldu. Şu an her işletme kafasına
göre iş yapıyor. Bu olmaz. Müşterinin de kafası rahat değil.
Kazıklanacak mıyım? Dayak mı yiyeceğim? Bahşiş alana kadar kafamda zurna
mı çalacaklar? Adam bunun stresi ile mekana gidiyor. En ufak bir
anlaşmazlıkta da olay kopuveriyor. Mesela Vidinli olayı… Bir kere
müşteri kadın. Kesinlikle şiddet uygulanmaması gerekiyordu. Taciz etme
gibi bir opsiyon dururken niçin buna yöneliniyor anlayabilmiş değilim.
Çok mu çirkindiler? Bir tek aklıma o geliyor. O tip bir durumda da yine
şiddet uygulanmamalı, kibar bir biçimde mekandan defolup gitmeleri,
nereye istiyolarsa oraya şikayet etmeleri söylenmeliydi. Usül bunu
gerektirirdi. Erkekse döversin, kadınsa kovarsın ama işte uygulayan kim…"/*

Olacak Daha İyi Bir Şey Bulamayanlar İçin: Gerçek Bir İstanbullu Olma
Rehberi <http://www.zaytung.com/blgdetay.asp?newsid=195927>


    Düzenleme neleri getiriyor?

TİRMİB başkanı, açıklamalarının ardından şu an taslak halinde olan
İçkili Restoranlar ve Meyhaneler Birliği Müşteriye İt Gibi Davranma
Yönetmeliği"nden bazı maddeleri de basınla paylaştı. İşte yeni
düzenlemeden öne çıkan bazı maddeler:

  *

    Müşteriye kitlenmeye çalışılan hesap, gerçek hesabın yarısını
    geçemez. Geçtiği ve müşteri durumu farkedip hesaba itiraz ettiği
    takdirde /*"bi yanlışlık olmuş heralde"*/ denilerek hesap makul bir
    seviyeye (gerçek tutarın %20 fazlası) çekilir, müşterilere yolluk
    ikram edilir. Müşterininin durumu farketmeyecek kadar sarhoş olması
    halinde ise fazla yazılan tutar garsonlar arasında eşit şekilde
    paylaştırılır

  *

    İstenilen siparişin yerine başka bir şey getirmek, siparişi hiç
    getirmemek, siparişi geç getirmek gibi restorancılığın doğasında
    bulunan bir takım durumlara ısrarla itiraz eden müşteriler eğer
    erkekse, kafasına kültablasından meze tepsisine dek kademeli olarak
    obje fırlatılabilir. Ancak kesici-delici aletlerle müdahale kabul
    edilemez. Aynı durumdaki kadın müşterilere ise en fazla ters ters
    bakılır, geçerken sandayesine sürtünülür. Eşek değilse anlar zaten.

  *

    Gecede 2'den fazla defa /*"Bir fotoğraf çeker misiniz?"*/ diyen
    müşterilerin fotoğraflarında, arkadaki garson hareket çekebilir. Hoş
    bir anı olarak düşünülsün...

  *

    Vale hizmeti veren mekanlarda, araçlarda parça eksiklikleri, ufak
    tefek vurmalar, radyo frekanslarının valenin zevkine göre
    ayarlanması, kilometrede oynama olması mümkündür. Boya takıntısı
    olan gelmesin. Bunun dışında aracın yürüyen aksamında kalıcı
    hasarlar bırakmak ve arka koltukta seks yapmak müşteriye
    saygısızlığa girer.

  http://www.zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=300703
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160308105910 Oraj Poyraz At Neomailbox [email protected]
2016/03/08  11:06 2  65  undefined undefined [email protected]

 
-- 

Bilgisiz bir kimse savas davuluna benzer, sesi cok, ici bostur.

Sadi

Yapilan hizmetler, yapilmasi gereken ve yapilabilecek hizmetlerin yuzde
biri bile degil.
Fakirlere yedirilen yemekler disindaki iftar ziyafetlerini onemli ve
temel bir hizmet olarak gormek mumkun mudur?
Hele sofralarda israf varsa, gunah kazanilmis oluyor.

Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.

Soner Yalcin: Bir ateistin hafizlik gunleri

1 Sub, 2015


AZIZ NESIN 100 YASINDA


Gulmecenin dahi ustasi... Buyuk yazar... Zindanlara, surgunlere,
issizlige, tehditlere ragmen tum yasami-mucadelesi tutarlilik,
kararlilik ve direnmeyle gecen aydin...

Guc donemlerin cesur devrimcisi... Zekasi, dili ve kalemi keskin
muhalif... Maddi olanaklarini kimsesiz cocuklarin egitimine harcayan
humanist egitimci... Ulke sevdalisi... Gercek adi Mehmet Nusret olan
Aziz Nesin in cocuklugu Cumhuriyet in dogum hikayesine benzer. Iste
gozyaslari icinden gecen cocuklugunun hikayesi...


Zorluklar icinde gecen cocukluk...

Ilk inanc kirilmasi ne zaman oldu?

Uc yasindaki kiz kardesinin ayaklari tutmuyordu. Hastaligin adi,
besinsizlikten-bakimsizliktan ileri gelen kemik hastaligi, rasitizm idi.

Yalniz adini isittikleri doktor, ulasilmaz luks yaratik gibiydi.

Olen cocuklar icin Allah verdi, Allah aldi denilirdi.

Hekimden, ilactan cok once iyi besin, bol yiyecek olsaydi kardesi iyi
olacakti. Ama para yoktu. Para odenmeden yapilabilecek tum kocakari
ilaclari denendi.

Annesine ogut verdiler:

Aksam ezani okunacagi sirada, cocugu mezarliga goturup, bir mezar
tasinin dibine birakacaksin. Hic arkana donup bakmadan, bir damla
gozyasi dokmeden, evine geleceksin. Arkanizdan gelen bir baskasi cocugu
alip eve getirecek...

Her gece Ikbal, kizini kucagina alip, oglunun elinden tutup,
Merkezefendi Curukluk Mezarligi na gitti.

Bu kisa kadar surdu. Bir kez bile, ne annesi donup arkasina bakti, ne de
kiz kardesi agladi.

Bir gun...

Babasi Abdulaziz, bir elma uzatti; Bak oglum bu elmalari Allah sana
gonderdi, dua et!

Kiz kardesi babasinin kucaginda kucucuk tabutla cikip gitti. Anlayamadi;
babasi

kiz kardesini kara kutu icinde mezarliga birakacak; o da mezarlikta iyi
olup, kosa kosa eve donecek...

Yillar sonra, Gozyaslarinin icinden gecip geldim, beni mizahci yapan
hayatimdi... diyecekti.


RABBIKE FERGAB


Yas siniri yoktu; yuruyebilen her cocuk okula gidiyordu...

Okul camiye biti$ik kucuk odaydi.

Dort yasindaydi Sibyan Mektebi ne gittiginde. Ilk fesini o zaman giydi.

Ogretmeni mahallenin imamiydi. Rahle onunde bagdas kurup, elifbe cuzu
okudu. Namaz surelerini ezberledi.

Bir gun... Ve ila rabbike fergab der demez basindaki fes havalandi. Fesi
hocanin sopasinin ucundaydi. Eve gidince agladi; Hoca fesimi aldi.
Annesi, Masallah!.. Oglum fergab a gelmis diye sevincle oglunu optu.

Tore oyleydi. Hoca, aileye cocuklarinin yetistigini boyle bildiriyor ve
hediye bekliyordu. Bir tepsi baklava karsiliginda, fes geri alinirdi.
Annesi bir tepsi borek yapip gonderdi. Mehmet Nusret, yoksulluklarindan
dolayi bir tepsi baklava goturemedigi icin cok uzuldu.

Kucuktu... Bes bucuk yasindayken babasiyla ilk kez teravih namazina
gitti. Secdeye basini koyup kaldiramadi; uyuyakalmisti...


GALIP HOCA


Sekiz yasindaydi...

Babasi, bir cuma namazina gittiklerinde Geredeli Ali Galip isimli
biriyle tanistirdi. Arapca, Farsca, Fransizca ve yuksek matematik bilen,
bir Rifai ve Kadiri dervisiydi...

Sairdi; mahlasi, Galib-i Nihani idi.

Mars bile besteliyordu. Hattat ti...

Zamanina gore cok ilerici bir adam oldugu icin, ne hocalarla ne de
seyhlerle uyusabilmisti. Bu yuzden isi gucu yoktu.

Kasimpasa nin Curukluk Tekkesi nin kucuk odasinda kaliyordu.

Topugu yirtik corapli, tabani delik ayakkabili, yari ac yari tok bu
derya adam parasi olmadigi icin hamama gidemediginden cogu zaman bitlenirdi.

Mehmet Nusret i iste bu Galip Amca si okuttu.

Ilk ondan ogrendi okuma yazmayi. Sonra Arapca ya basladilar; Emsile,
Bina, Maksut...

Husn-u hat yani guzel yazi, kaligrafi ogrendi.

Hesap, hendese (aritmetik-geometri) ogrendi.

Ve Kur an okuma ilmi/tecvit ogrendi.

Galip Amcasi nargile tiryakisiydi; dersler kahvehanelerde de surdu gitti:

-Ketebe yi cek...

-Bab lari say...

-Zekere nin ism-i faali?..

Bu arada...

Galip Amcasi kahvedekilere Sokrates i, Eflatun u, Aristo yu anlatiyordu.

Mevlana diyordu; Haci Bektas Veli diyordu; Ibn-i Haldun diyordu.

Sonra donup Mehmet Nusret e, Musel-les-i mutesaviyuladla (eskenar ucgen)
ciz diyerek derse devam ediyordu.

Bir gun... Neredeyse denize dusuyordu. Galip Hoca o gunden sonra
cimnastik derslerine baslayacakti; daha cevik olmasi icin! Fakat...

Babasi bozuldu; cimnastik kafirlikti!..

Galip Amcasi bunu duyunca kizdi;

Farsca derslerini birakti, Fransizca ogretmeye basladi!


SIS BASTIRDI


Mehmet Nusret hafiz oldu.

Cubbe giydirdiler; basina sarik bagladilar. Kasimpasa Buyuk Cami de ogle
namazlarindan sonra Kur an okudu.

Dinleyenler agladi ve tecvit bilmesine sasirdi.

Hafizdi ama yasi kucuktu...Oyle ki annesi oruc tutmasini istemiyordu.
Babasi bile, sadece ramazanin ilk ve son gunu oruc tutmasina izin verdi.
Oysa o, cocuklugunda aksatmadan oruc tuttu. Ve...

Ramazan da kimi gunler tekkede zikire katildi.

Ustunde beyaz bir entari, bir hirka, basinda tepesi tugrali bir arakiye
vardi. Semahanenin ortasinda on tane dervis donuyordu; iclerinden biri
Mehmet Nusret ti.

Dervisler; yanaklarina uclari sivri sis batiriyordu. Batiranlardan biri,
Mehmet Nusret ti.

Cocuklugunu hic yasayamadi. Cember cevirmedi; zipzip, bilye almadi
eline: ucurtma ucuramadi, korebe, elbende, uzunesek, birdirbir
oynayamadi. Cocuk olmus tek bir gunum yok diyecekti yillar sonra...


EVDEKI TARTISMALAR


Hep define arayan babasi, II. Abdulhamit hayraniydi. Mustafa Kemal i
sevmiyordu ve Kor Kemal diyordu! Cevresi de oyleydi; bagli oldugu
Curukluk Dergahi seyhinin oglu Ankara daki millicilerle savasmak icin
Kuvay-i Inzibatiye yazilmisti.

Oysa Galip Amcasi, Kuvayi Milliye den yanaydi. Garplilasmadan yanaydi.
Medeniyetten yanaydi.

Yillar sonra soyle diyecekti: Galip Amca olmasaydi beni okutup
yetistirmeseydi, ben bugunku ben olamazdim.. Anama ve ona cok borcluyum...

Annesi, oglunu hukumet mektebine ( Mekteb-i Iptidaiye ya da Iptidai
Mektebi ) vermek istiyordu. Babasi ise hukumetten gelen her seye karsi
idi. Oglu, hafiz, dervis ya da sarikli hoca olacakti.

O donem, tenassur yani Hristiyan olmak , diye bir soz vardi; babasina
gore hukumet mektebine gidenler, tenassur ediyor/ kafir oluyorlardi...

Osmanli bitmis, Cumhuriyet kurulmustu...

Babasi nasil kizmasin; Curukluk Tekkesi seyhinden postnisin icazeti
almisti; yani kendisi tekke kurabilecekti. Tam kuracakken Cumhuriyet
tekkeleri kapatti!..


VE CUMHURIYET


Cumhuriyet, yillardir issizlik ceken Galip Hoca yi Gebze nin Balcik Koyu
ne ogretmen atadi. Ogrencisi Mehmet Nusret de Cumhuriyet sayesinde ilk
parasini kazandi: 50 kurus!

Yasaya gore, imamlar sinavdan gececek ve sinavi veremeyenlerin imamligi
alinacakti. Mehmet Nusret, Kasimpasa pazar yerinin dibinde bir caminin
imamina haftada 50 kurusa Tevcit ve Arapca ogretmeye basladi.

Cumhuriyet, Mehmet Nusret in yasamini kokten degistirdi; 1924 te
Istanbul Suleymaniye deki devlet okulu Kanuni Sultan

Suleyman Iptidai Mektebi ne ucuncu siniftan basladi.

Ressam olmak istiyordu... Annesi ise deniz subayi olsun istiyordu...

12 yasinda annesini veremden kaybetti. Son sozu; Oglum yatili okuyor,
gozlerim acik gitmeyecek oldu...

Darussafaka...

Ve Kuleli Askeri Lisesi...

Mehmet Nusret subay cikti.

Zamanla Aziz Nesin oldu...



Mehmet Nusret oldu Aziz Nesin yasiyor


1935- Kuleli Askeri Lisesi ni bitirip Harp Okulu na gecti.

1937- Astegmen oldu.

1939- Askeri Fen Tatbikat Okulu nda okurken bir yandan da Istanbul Guzel
Sanatlar Akademisi ogrencisiydi.

1940- 3. Kolordu Istihkam Taburu nda takim subayi olarak Muratli ya
gitti. Evlendi.

1941- Trakya da cadirli ordugahta gorev yapti.

1942- Erzurum a atandi.

1942- Ustegmenlige yukseldi; Kars a atandi. Ilk cocugu Oya dunyaya geldi.

1943- Ikinci cocugu Ates dunyaya geldi.

1944- Safranbolu ya atandi. Safranbolu dan Istanbul a gelip Rami Kislasi
na yerlesti.

Yolda keci satip erlerine yiyecek aldigi ve iki askerine kanunsuz izin
verdigi icin gorevini kotuye kullanmak sucundan 3 ay 10 gun hapse mahkum
edilerek ordudan cikarildi.

1945- Istanbul Nuruosmaniye de bakkallik yapti.

1945- Karagoz gazetesinde ve Yedigun dergisinde redaktorluk ve yazarlik
yapti,

1945- Tan gazetesinde kose yazarligina basladi. Gazetenin tahrip
edilmesiyle issiz kaldi.

1945- Cumartesi adli dergi cikardi.

1946- Turkiye Sosyalist Partisi ne uye oldu. Sonra istifa etti.

1946- Rifat Ilgaz ve Sabahattin Ali yle Markopasa/ Merhumpasa/ Malumpasa
vd. gulmece yayinlarini cikardi. Yazdiklari nedeniyle emniyette 17 gun
iskence gordu.

ABD nin Truman doktrinine karsi cikan yazisindan dolayi 10 ay hapse
mahkum edildi.

1946- Bursa ya surgun edildi.

1948- Azizname kitabi nedeniyle dava acildi; 4 ay tutuklu kaldi, beraat
etti. Esinden ayrildi.

1949- Ingiltere Kralicesi Elizabeth, Iran Sahi Riza Pehlevi, Misir Krali
Faruk, kendilerini asagiladigi iddiasiyla dava actilar. 6 aya mahkum edildi.

1950- Cikardigi Bastan adli dergide Politzer in Marksist Felsefe
Dersleri cevirisi nedeniyle 16 ay hapis ve 16 ay surgune mahkum edildi.

1952- Istanbul/Levent te Olus Kitapevi ni acti, batti.

1953- Beyoglu nda Paradi Fotograf Studyosu nu kurdu, batti.

1954- Akbaba dergisinde yazmaya basladi.

1955- Istanbul daki azinliklarin ev ve dukkanlarina yapilan 6/7 Eylul
saldirisinda sucu solcularin uzerine atmak maksadiyla tutuklandi. 6 ay
tutukluluktan sonra sorguya bile gerek gorulmeden saliverildi.

1955- Ilhan Selcuk-Turhan Selcuk ile Dolmus dergisini cikardi. Dolmus
dergisi ve Yeni Gazetesi nde kose yazarligina basladi. Evlendi.

1956- Italya daki uluslararasi yarismada birincilik odulu olan Altin
Palmiye yi kazandi. Ucuncu cocugu Ali dunyaya geldi.

1957- Yine Italya da ikinci kez Altin Palmiye yi kazandi. Dorduncu
cocugu Ahmet dogdu.

1959- Aksam Gazetesi nde yazarliga basladi.

1961- Tanin Gazetesi nde yazarliga basladi. Yazilarindan oturu Balmumcu
Cezaevi ne konuldu, 4 ay tutuklu yargilandiktan sonra aklandi. Zubuk
dergisini cikardi.

1962- Kemal Tahir le kurdugu Dusun Yayinevi anlasilamayan nedenle yandi.

1965- 50 yasinda ilk pasaportunu aldi.

1966- Bulgaristan daki uluslararasi gulmece yarismasinda birincilik
odulu olan Altin Kirpi yi kazandi.

1968- Milliyet in actigi Karagoz Oyunu yarismasinda birincilik odulu aldi.

1969- Moskova daki uluslararasi gulmece yarismasinda Krokodil birincilik
odulunu kazandi.

1970- Turk Dil Kurumu nun oyun odulunu kazandi.

1972- Kimsesiz cocuklari yetistirmek icin Nesin Vakfi ni kurdu.

1974- Asya-Afrika Yazarlar Birligi nin Lotus odulunu kazandi.

1975- Turkiye Yazarlar Sendikasi Genel Baskani secildi.

1976- Uluslararasi yarismada birincilik kazanarak Hitar Petar odulu kazandi.

1978- Buyuk Grev ve Tek Yol gibi eserlerinde solu elestirdi.

1978- Madarali Roman Odulu nu kazandi.

1980- Esinden ayrildi.

1983- ABD deki uluslararasi toplantiya pasaportuna el konuldugu icin
gidemedi.

1984- Darbeye karsi cikan Aydinlar Dilekcesi girisimini organize etti.

1985- PEN Kulubu onur uyeligine secildi.

1989- Demokrasi Kurultayi topladi. Olusturulan Demokrasiyi Izleme
Komitesi es baskani oldu.

1989- Tolstoy Altin Madalyasi na deger goruldu.

1993- Aydinlik gazetesini cikardi; basyazari oldu. Iclerinde bircok
yazar ve sanatcinin bulundugu 37 kisinin olduruldugu Sivas kiyimindan
kurtuldu.

1995- Isvec te Dunya Barisina Katki Odulu aldi.

Ve... 5 Temmuz 1995-Cesme deki kitap imza gunu sonrasi saat 01.05 te
vefat etti.

Vasiyeti geregi dini toren istemedi; Nesin Vakfi bahcesine gomuldu...

Ateist idi... Fakat...

Islam a karsi degildi; hicbir dine, inanca karsi degildi.

Karsi oldugu din adina yapilan bagnazlikti; dincilikti.

Tanrisi vicdani oldu...

Yasami boyunca 110 eser kaleme aldi...

Hakkinda 300 dava acildi. Toplam 5.5 yil hapis yatti...

Imzasiyla yazdirilmadigindan yasaminda toplam 200 takma isim kullandi.

Nazim Hikmet ten sonra dunyada en cok taninan yazarimiz oldu; Turk
mizahini dunyaya tanitti...

NOT: Bilgileri Aziz Nesin in Boyle Gelmis Boyle Gitmez eserlerinden
derledim. Okumanizi cok isterim. Hepinizin Aziz Nesin in kitaplarindan
5-10-100 adet satin alarak Nesin Vakfi na katkida bulunmanizi isterim...


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap