Son genel seçim sonuçları televizyonlarda yorumlanırken halk
istikrarı seçti demişlerdi.
Buyrun size istikrar.
Çatışmada, iflaslarda, iç ve dış politikada açmaz ve çıkmazlarda
istikrar.
Oraj POYRAZ( [email protected] / [email protected]
/ [email protected]
)
L2fSIJNoA0xfSNxA
Binlerce şirket iflasın eşiğinde!
30.03.2016
10:44 Her geçen gün iflaslara yeni biri ekleniyor. Euler
Hermes`in Türkiye Genel Müdürü Özüner "Yıl sonu 16 bin olan iflas sayısı
beklentisini 17 bin 265`e revize ettik"
dedi.
İflaslarla
ilgili tartışmalar gündemdeki yerini koruyor. Bankalar
Birliği Başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin
Aydın, iflas erteleme uygulamasında eksiklerin olduğunu ve
bunların düzeltilmesi gerektiğini ifade ederken her geçen
gün iflaslara yeni biri ekleniyor.
Alacak
sigortasında dünyanın önde gelen şirketlerinden Euler
Hermes'in Türkiye Genel Müdürü Özlem Özüner, "İflaslarda bu yıl yüzde 6 artış
bekliyorduk.Bunu revize ediyoruz ve yüzde 15’e
çıkaracğız. Çünkü Kasım-Aralık-Ocak ayları çok kötü
geçti. Yıl sonu 16 bin olan iflas sayısı beklentisini
17 bin 265'e revize ettik. Tatsız gidiyor"
dedi.
Habertürk'ten
Ufuk Korcan'ın haberine göre, iflas erteleme başvurularının
da bu rakamların içinde yer aldığını belirten Özüner şöyle
devam etti: "İflas erteleme daha çok şu anda. İflaslardaki
artış şu anda Çin’de yüzde 25, Brezilya’da yüzde 36. İflas
erteleme süreci bazı ülkelerde çok iyi yönetiliyor.
Amerika’da çok doğru bir sistem var keşke bizde de öyle
olsa. Amerika’daki sistem şöyle yürüyor: Global otomotiv
firmaları bile girdi. 2008 krizinde mesela. Bilirkişi orada
sektörel bilirkişi. Dolayısıyla otomotiv sektörüyse iflas
ertelemeye giren ve şirkete gelen kayyum da otomotiv
sektörünü bilen biri. İlk gün kreditörleri çağırıyor, bizi,
bankaları... Diyor ki biz böyle böyle korumaya giriyoruz ama
nasıl destekleyeceksiniz? Bir finansal plan yapılacak. Sonra
ikinci bir kreditör grubu çağırıyor.
Diyor ki siz
de fonlayacaksınız. Ve yeni fonlayacaklar iflas ertelemeden
sonra alacaklı olarak birinci sıraya çıkıyorlar. Bu o kadar
sağlıklı bir şeyki firmayı yeniden harekete geçiriyorsunuz.
Bize diyor ki yeni tedarik limiti verin. Çünkü buna suni
tenefüs yapmamız lazım. Böylece firmalar bir buçuk iki
senede o finansal planlarını kreditörlerle paylaşıyorlar, üç
ayda bir rapor veriyorlar. Sanki kayyum kreditörlerle
birlikte bir işbirliği yapmış gibi. Bizde ise kayyum geldiği
anda bütün ilişki kesiliyor. İflas edinceye kadar hiçbir
haberimiz yok o firmadan."
EN FAZLA İFLAS HANGİ SEKTÖRDE?
Özlem
Özüner, sigortaladıkları sektörler arasından en fazla
iflasın gıda, demir-çelik ve kimyada olduğunu vurguladı. "Gıdada bakliyatçılar, gıda
perakendecileri iflas yaşıyor" diyen
Özüner, "Orada konsolidasyon
var şu anda. Geleneksel yapılar bozuluyor aslında. Bir
de bunlar çok daha küçük yapılar olmalarına rağmen
birleşiyorlardı. O satın almalarda yüksek finansman
kullanıyorlardı. Ekonomik büyüme düşünce, tüketim
eğilimleri düşünce büyük yatırımla büyük finansmanla
boylarından büyük iş yapmış oldukları için batıyorlar.
Emtia fiyatlarındaki düşüşün yanı sıra bizim demir
çelik sektörümüzün şöyle bir sıkıntısı var. Türkiye
hep yüzde 7-8 büyüyecekmiş gibi düşünüp dev yatırımlar
yaptılar. Oysa 2008 krizinden sonra Türkiye’de büyüme
hep standart ama yavaşlama var. O yüzden biraz ayağımı
yorganıma göre uzatayım tavrı yoktu. Nasıl bir
zamanlar tekstilde herkes tekstil makinesi alıp deli
gibi yatırım yaptı. Bütün yurtdışı makinecileri
sevindirdik. Sonra o kadar kapasite olmadığı ortaya
çıktı. Bazen şirketlerin daha yavaş daha sindirerek
büyümesi aslında akıllıca oluyor. Avrupa’da küçücük
şirketler var, onlar da bilir herkesi almayı, bütün
makinelerle bir anda yatırım yapmayı, ama yapmıyorlar.
Daha düşük büyüme dönemlerine alıştırmışlar
kendilerini" diye konuştu.
'TÜRKİYE KELEPİR ŞİRKET PAZARINA DÖNECEK'
Finansal
zorlukların ardından şirketlerin aktif değerlerinin
ucuzladığına dikkat çeken Özüner, Türkiye'nin kelepir şirket
pazarına döneceğini kaydetti. Özüner şunları söyledi:
"Aktifler çok ucuzluyor. Satın almalar bekleyebiliriz ama
henüz değil bence. Daha da ucuzlamasını bekliyor olabilir
yabancılar. Bence 2017 daha uygun bir zemin olacak.
Yabancılar pusuya yattı. Aslında Türkiye’deki şirketler de
pusuya yatmalı. Çünkü dünyada da işler çok iyi değil ve
dünyada da aktif fiyatları düşen ülkeler var. Yani ben niye
gidip başka ülkelerde kelepir şirket bakmayayım. Türkiye’de
kendimi aşırı pompalamasam orta ölçekte kalsam ama
dışarıdaki fırsatlara baksam daha sağlıklı bir büyüme
sağlarım. Bence yatırımcılarımızda o hata var. Tek pazara
tek büyüme hikayesine odaklanma hatası var.
Otomotiv yan
sanayide güzel şeyler duyuyorum. Yurtdışında önemli otomotiv
yan sanayi merkezlerindeki daha küçülmüş aktifleri ucuzlamış
şirketleri alıyorlar. Otomotivin birleştirici metaryellerini
yapan, Türkiye’de agresif büyümeyip İspanya ve Hindistan’da
yatırım yapan şirketler var örneğin. Sonuçta biz Avrupa’nın
çok yakınındayız ve Avrupa’ya üretim merkezi olabilecek çok
sektörümüz var. Bunu sağlam adımlarla yapmamız lazım, her
zaman likidite oluk oluk akmıyor. Ne zamaki büyüme
Türkiye’de biraz yavaşladı o zaman şirketlerin de kendi
büyümesini yavaşlatmaları gerekti ama birbirleriyle feci
rekabete giriyorlar, o makine almış ben de alayım, o yatırım
yapmış ben de yapayım diye. Sonra ilk yavaşlamada herkes
ortada. Endeksimize göre Rusya, Brezilya, Çin bizden daha
kötü iflaslarda. Onların 2015’te başladı. Biz biraz geriden
geliyoruz ama ocak şubatta epey bir hızlanarak geldik. Yılın
geneline bakmak lazım."
http://finans.gazetevatan.com/haber-detay/gundem/binlerce-sirket-iflasin-esiginde/43922/
a45UyF587661-160330112316 Oraj
Poyraz [email protected]
2016/03/30 12:48 5 4 [email protected]
Resulullah sav
buyurdular ki:
Yilanlarin hepsini oldurun.
Kim yilanin intikam alacagindan korkarsa, benden degildir.
Bir rivayette soyle buyrulmustur:
Gumus cubuk gibi olan uzun yilan haric, butun yilanlari oldurun.
Ebu Davud, Edeb 174, 5249, 5261 Nesai, Cihad 48, 6, 51
Anadolu daki
Milliyetci hareketi yok etmek, millet icin var olma
meselesidir... O alcaklara karsi cikanlar, Islama, halifeye,
padisahimiza unutulmaz hizmette bulunmus olacaklardir.
Yazar Refi Cevat Ulunay - 04.04.1920
Kur an daki
Celiskilerin Gercek Nedenleri Hakkinda
Akilci bir okuyusla Kur an daki celiskili hukumlerin varligina
tanik olanlarin kendi kendilerine soracaklari bir soru vardir:
Tanri nin celiskili bir dille ya da tutarsiz bir mantikla
konusabilecegini dusunmek mumkun olmadigina gore, celiskilerle
dolu bir kitabi Tanri sozleri olarak kabul etmek mumkun olur mu?
Eger celiskili hukumleri kapsayan bir kitabi Tanri sozleri
olarak kabul edecek olursak, bu takdirde Tanri fikrini zedelemis
olmaz miyiz? Bu tur bir soruyu yanitlamak amaciyla Kur an
uzerinde inceleme yapacak olanlar pek muhtemelen su sonuca
yoneleceklerdir ki, Kur an daki celismelerin nedenlerini Tanri
da degil, kitabi hazirlayanlarda, daha dogrusu Muhammed in
davranislarinda, mantiginda veyasam kosullarinda aramak gerekir.
Bu yapilacak olursa gorulecektir ki, bir kisim celismeler onun
gunluk siyasetinin gereksinimlerini, kendi icinde bulundugu
kosullara uydurmaya calismasindan; bir kisim celismeler gucsuz
durumdan guclu duruma gecmis olmasindan; bir kisim celismeler
unutkanligindan; bir kisim celismeler ugradigi
basarisizliklarinbasarisizligi ustlenmek zorunda kalmis
olacakti; boyle bir durumda, cevresindekilerin Bu nasil
peygamberdir ki. kendi amcasini bile Musluman yapamaz? seklinde
konusmalarina neden yaratacak, mahcup durumda kalacakti.
Musluman olmanin ozgur irade isi olmadigini belirtmekle, bu
sorumlulugu sirtindan atmis olmayi, cikarlarina uygun bir is
saymistir.
Musluman yapmaya calisip da yapamadigi diger kisiler hakkinda da
Kur an in yukaridakine benzer ayetler koymaktan geri
kalmamistir. Ornegin, Islam olmak istemeyen al-Nadir Ibn al
Haris hakkinda, Allah diledigini saptirir, diledigini de dogru
yola eristirir (Ibrahim Suresi, ayet 4) seklinde ayet
yerlestirmistir. Yine bunun gibi Umeyye b. Ebi s-Salt (ya da Nu
man b. S ay fi er-Rahib) hakkinda Tanri nin soyle konustugunu
bildirmistir:
Ey Muhammed!.. Dileseydik onu ayetlerimizle ustun kilardik...
Durumu, ustune vursan da, kendi haline biraksan da, dilini
sarkitip soluyan kopegin dununu gibidir (Araf Suresi, ayet
l.76).
Mekke doneminde daha henuz gucsuz bulundugu icin, zaman zaman
kisileri kendi serbest iradelerine gore davranabilir ve bu
davranislarinin sorumlulugunu yuklenebilirmis gibi durumlarda
birakmayi, gunluk siyasetinin ereksinimlerinden saymistir. Eger
Tanri ve peygamber buyruklarina uygun hareket edecek olurlarsa,
cennetlere kavusacaklarini, etmeyecek olurlarsa cehennemi
boylayacaklarini anlatmayi, o an icin isine gelir bulmustur.
Cunku, bu ilk baslangic doneminde taraftarlarinin sayisi pek
azdi; siddet usulleriyle ve kilic yoluyla insanlara hukmunu
gecirebilecek yeterlilige henuz erismemisti/Bundan dolayidir ki,
kisileri, irade ozgurlugu disindaki davranislara suruklemesi
kolay olamazdi. Nitekim, Mekke doneminde (ya da Medine ye yeni
gectigi zamanlarda) Kur an a koydugu hukumler arasinda, Herkese
islediklerinin karsiligi odenir (Ahkaf Suresi, ayet 19) ya da
Dileyen Rabbine giden yolu tutar... (Insan Suresi, ayet 29) ya
da Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanliklardakalmis sagir ve
dilsizlerdir... (Enam Suresi, ayet 39) seklinde, irade
ozgurlugune yer verirmis gibi gorunen buyruklar vardir.Ayni
nitelikte olmak uzere Kur an olmayarak yerlestirmeyi ihmal
etmedigi hukumler de (hadisler) vardir ki, bunlardan en cok
bilineni Omer b. Hattab in rivayetine dayali su hadistir:
Amellerdin kiymeti) ancak niyetlere goredir. Herkesin niyet
ettigi ne ise, eline gececek olan ancak odur. Artik nail olacagi
bir dunya veya nikah edecegi bir kadindan dolayi hicret etmis
kimse varsa, hicreti (Allah in ve Resulunun rizasina degil)
sebeb-i hicreti olan seye muntehidir. (1)
Muhammed, bu tur buyruklari yerlestirerek, Mekke den Medine ye
hicret (goc) etmek isteyenlerin, bu isi, Tanri nin ya da Resulu
nun emriyle degil, kendi emriyle yapmis olacaklarini anlatmak
istemistir. Dusunmustur ki, cennet nimetlerine konmak icin,
kisiler kendiliklerinden Medine ye hicret edeceklerdir. Bu ve
buna benzer hukumlerle su kaniyi yaratmak istemistir ki, kisi,
kendi davranislarinin, kendi kararlarinin sorumlulugunu
yuklenmistir: yani iyi bir is yapmissa, yaptiginin karsiligini
alir, kotu is yapmissa cezasina katlanir; kendi istegiyle ve
iradesiyle Musluman olacaklarsa cennetlere gidecektir,
olmazlarsa cehennem azabini goze almis demektir. Yukaridaki
hukumler (ve benzerleri) bu dogrultuda anlam tasir. Bununla
beraber tekrar belirtelim ki, Mekke doneminde de, kisi iradesini
hice sayan ve kisiye ozgurluk birakmayan, ornegin Musluman olup
olmamanin ya da Kur an i anlayip anlamamanin, kisi iradesine
degil, dogrudan dogruya Tanri iradesine bagli bir sey oldugunu
gosteren hukumler koymamis degildir. Bunlar arasinda, Kur an i
anlarlar diye (onlarin) kalplerine ortuler, kulaklarina da
agirlik koyduk (Enam Suresi, ayet 25); Kur an okundugu zaman,
seninle, ahrete inanmayanlarin arasina gizlice bir perde
gereriz. Biz... Anlamamalari icin gonullerine perdeler gerer,
kulaklarina agirlik veririz ve sen Kur an da Rabbini bir olarak
andin mi, yuz cevirirler, uzaklasirlar senden (Isra Suresi, ayet
45-46); Allah kimidogru yola koymak isterse onun kalbini
Islamiyete acar, kimi de saptirmak isterse... kalbini far ve
$ikintili kilar (Enam Suresi, ayet 125) seklinde olan ayetler
vardir. Yani Musluman olup olmamak kisilerin iradesine bagli
degil, Tanri nin iradesine bagli bir seydir; Tanri, diledigi
kimseyi Musluman yapar, dilemedigini yapmaz; diledigini saptirir
diledigini saptirmaz; diledigine Kur an i okuyup anlama
olanagini verir, dilemediginin de gonlune perde serip
kulaklarina agirlik koyar ve boylece onun Kur an i okumasina ya
da anlamasina engel olur. Soylemeye gerek yoktur ki, ozgur
iradeyi yok sayan bu hukumlerle, ozgur irade ye yer verir
gorunen yukaridaki hukumler celiski halindedirler.
Goruluyor ki, birinci Mekke donemindeyken yapabildigi tek sey,
cennet vaatleriyle, cehennem korkutmalariyla ya da
lanetlemelerle is gormekti. Islami kabul edecek olanlarin
cennete alinip, oradaki guzel kizlara, yesil irmaklara, meyve ve
sarap bolluklarina kavusacaklarini anlatmak uzere, Kur an a,
Suphe yok ki cekinenlere bir kurtulus... ve murada eris var;
bahceler, uzumler ve memeleri yeni sertlesmis yasit kizlar ve
dopdolu kadeh... (Nebe Suresi, ayet 29-38; Araf Suresi, ayet 42
vd...) seklinde ayetler koyarken, kabul etmeyenlerin butun
bunlardan mahrum kalip cehennem atesinde yakilacaklarina dair
hukumler eklerdi. Bu sayede, Mekke nin genellikle en fakir, en
cahil ve en basit insanlarindan bazilarini, kendi yakin
akrabalarindan da bir iki kisiyi (ornegin, amcasinin oglu Ali
ile kolesi Zeyd i) kendisine inandirabilmisti. Peygamberligini
ilan edisinden iki yil sonra Ebu Bekir i ve biraz daha sonraki
yillarda da onun oglu Abdurrahman i Musluman edebilmisti. Bu
kisilerin, Islami ozgur irade yoluyla sectiklerini soyleyip
baskalarina ornek kilabilmek icin Tanri dan, Herkese
islediklerinin karsiligi verilir (Ah-kaf Suresi, ayet 19)
seklinde ayetler indigini bildirmistir. Ve sanmistir ki,
cehennem atesinden korunmak ve cennet nimetlerine konmak
hevesiyle, kisiler, tipki Ebu Bekir ve oglu Abdurrahman gibi,
kendiliklerinden Islam olacaklardir. Ancak, evdeki hesap carsiya
uymamis ve dusundugu gibi olmamistir. En yakin akrabalari
arasindan olup da, Mekke nin ileri gelenlerinden sayilanlarin
cogu, ornegin Ebu Talib —ki amcasidir ve kendisine babalik
yapmistir- ya da Ebu Leheb ve Ebu Cehl gibi kimseler Musluman
olmamislardir; ona inanmamislar, onu peygamber aymamislardir.
Amcasi Ebu Talib bile, ona en buyuk yakinligi gostermis, onu her
turlu tehlikeye karsi korumus oldugu halde Islam olmamis,
putperest olarak kalmistir. Onlari Musluman yapamamis olmak,
Muhammed bakimindan prestij yikici bir basarisizlikti. Ve iste
bu basarisizliginin Mekkeliler arasinda kendi aleyhine
soylentiler yaratabilecegini ve bu soylentilerin kendi otoritesi
bakimindan tehlikeli olabilecegini dusunerek, Kur an a, Musluman
olup olmamanin Tanri nin dilegine, iradesine ve iznine bagli
olduguna dair ayetler koymustur. Yani anlatmak istemistir ki,
Tanri, kisinin bir seyi istemesini (ya da istememesini) diledigi
zaman, kisi o seyi ister ya da istemez.(2)Daha baska bir deyimle
Musluman olup olmamak ozgur irade isi degildir; kisi, kendi
dilegiyle, kendi iradesiyle Musluman olamaz; meger ki, Tanri ona
Musluman olma dilegini vermis olsun. Nitekim, Kur an da Allah
dileseydi puta tapmazlardi (musrik olmazlardi...) (Enam Suresi,
ayet 107) diye yazilidir. Bu dogrultuda olarak Tanri, kisileri
soyle konusturtuyor:
Hidayetiyle hamdolsun! Allah bizi dogru yola iletmeseydi
kendiligimizden dogru yolu bulacak degildik... (Araf Suresi,
ayet 43).
Neden Tanri butun kullarini hidayete eristirip Musluman yapmaz?
diye sorulacak olunursa, Muhammed, bunun cevabini Kur an a
koydugu ayetlerle soyle veriyor: Cunku, Tanri cehennemi
insanlarla dolduracagina dair kendi kendine soz vermistir (Secde
Suresi, ayet 13) ve iste bu sozunu tutmak icin insanlardan
bircogunu kafir kilip cehenneme atar. Cehennemin dolup
olmadigini anlamak icin ikide bir cehenneme, Doldun mu? diye
sorar. cehennemde ona, (Hayir) Daha var mi? der (Kaf Suresi,
ayet 30). Bu nedenle Tanri insanlardan bir kismini kafir kilmaya
devam. eder. Anlasilan o ki, Ebu Talib bunlardan biridir; yani
Tanri ona, Musluman olma istek ve dilegini vermemis, onun kafir
olarak canini almistir. Muhammed, bununla beraber, amcasindan
gordugu iyilikler nedeniyle, onun sadece topuklarina kadar
cehennem atesinde kavrulacagim, beyninin kaynayacagini
bildirmistir.(3) Daha sonraki bir tarih itibariyle (yani Medine
ye gectikten sonra) kafir olarak olenler icin (akraba dahi
olsalar) magfirette bulunmanin yasaklandigina dair ayetler
koyacaktir (Tevbe Suresi, ayet 113).
Goruluyor ki, Muhammed, Ebu Bekir in Muslumanligi kabul etmesi
vesilesiyle Kur an a, Herkese islediklerinin karsiligi odenir
(Ahkaf Suresi, ayet 19) ya da Dileyen Rabbine giden yolu tutar
(Insan Suresi, ayet 29) diyerek Musluman olup olmamayi sanki
kisinin istek ve iradesine bagliymis gibi gosterirken,
Muslumanligi kabul etmeyen Ebu Talib in tutumu karsisinda, Allah
kimi dogru yola iletmek isterse onun kalbini Islama acar; kimi
de saptirmak isterse... kalbini iyice daraltir... (Enam Suresi,
ayet 125; Kasas Suresi, ayet 56 vd...) seklinde ayet koymus,
boylece celiskili iki hukmun Kur an da yer almasina neden
olmustur.(4) Fakat, butun bu celiskilere neden olurken, bir de
Tanri yi, hem bir yandan kisileri kafir yapan hem de diger
yandan ceza/andiran , yani haksizlik, adaletsizlik yaratan
olarak gostermis olmaktadir ki, bu da ayetlerin tumcelerinin
tertipsiz bir sekilde duzenlemis olmasindandir. Cunku,
yukaridaki ayetlerden her biri, ayrica kendi iclerinde,
birbiriyle celismelidir. Ornegin, Enam Suresi nin 125. ayetini
tekrar okuyalim:
Allah kimi dogru yola iletmek isterse onun kalbini Islama acar;
kimi de saptirmak isterse... kalbini iyice daraltir. Allah
inanmayanlarin ustune iste boyle murdarlik verir (Enam Suresi,
ayet 125).
Goruluyor ki, burada, ilk iki tumceyle son tumce birbirleriyle
celismekte; cunku, Tanri, diledigi gibi kisilerin kalbini
daraltip kafir yapmakta, yaptiktan sonra da onu
cezalandirmaktadir. Ayni seyi NahI Suresi nin 93. ayetinde
gormekteyiz:
Allah dileseydi, hepinizi bir tek ummet kilardi; fakat o,
diledigim saptirir, diledigini de dogru yola iletir.
Yaptiklarinizdan mutlaka sorumlu tutulacaksiniz (NahI Suresi,
ayet 93).
Burada anlatilan, Tanri diledigini dogru yola sokuyor,
diledigini saptiriyor, sonra da onlari,, boyledirler diye
sorumlu tutuyor. Zumer Suresi ndeki su ayet bir baska ornektir:
Allah kimin gonlunu Islama acmissa, o, Rabbinden bir nur uzerine
olmaz mi? Allah i anmak konusunda kalpleri katilasmis olanlara
yaziklar olsun! Iste bunlar apacik bir sapiklik
icerisindedirler... Allah kimi de saptirirsa artik ona yol
gosteren olmaz (Zumer Suresi, ayet 22-23).
Tanri, butun bu ayetlerde, birbirleriyle celisen tumcelerle
buyruklarda bulunmaktadir: zira, bir yandan Ben diledigimi
saptiririm, dogru yoldan uzaklastiririm seklinde konusuyor,
sonra da bu sekilde saptirmis olduklarina Yaptiklarinizdan
sorumlusunuz diyor! Bir yandan Allah i anmak konusunda kalpleri
katilasmis olanlara yaziklar olsun... diyor, diger yandan
kalpleri katilastiranin yine kendisi oldugunu bildiriyor!
Yine bunun gibi Muhammed, Kur an a, Sana ne kotuluk gelirse
ken-dindendir (Nisa Suresi, ayet 79) ya da Inananlar... iste
cennetler onlaradir (Araf Suresi, ayet 42) seklinde ayetler
koyarak, Muslumanligi kabul edenlerin cennete, etmeyenlerin
cehenneme gideceklerini bildirerek taraftar kazanacagini sanmis,
fakat basarisiz kalip da cevresindekiler, (Muhammed peygamber
degil) buyulenmis bir adamdir (Enam Suresi, ayet 7) seklinde
konusmaya baslayinca, sorumlulugu Tanri ya yuklemek uzere, Allah
dusseydi onlari dogru yolda toplardi (Enam Suresi, ayet 35) ya
da Allah kimi dilerse onu saptirir ve kimi dilerse de onu dogru
yola koyar (Enam Suresi, ayet 39) seklinde ve biraz yukarida
belirttigimiz hukumlerle celiski yaratan ayetler koymustur.
Yine bunun gibi, putlara tapmanin ve Tanri ya es kosmanin
cehennemlik bir sey olduguna dair, Kur an a, Allah a ortak kosan
kimse derin bir sapikliga sapmis olur (Nisa Suresi, ayet 116) ya
da Puta tapanlardan yuz cevir (Enam Suresi, ayet 106) seklinde
ayetler(5) koymasina ragmen, henuz gucsuz oldugu donemde
kisileri puta tapma geleneginden uzaklastiramayacagini
anlayinca, basarisizligini ortmek uzere, bu kez, puta tapmanin
Tanri dilegine bagli oldugunu bildirmis ve Kur an a su tur
ayetler koymustur:
Allah dileseydi puta tapmazlardi (Enam Suresi, ayet 107).
Yine ayni sekilde, Kur an a. inanip inanmamanin kisilere kalmis
bitis olduguna dair Kur an a ayetler koyarken, bu isin Tanri ya
ait oldugunu bildiren ayetlere yer vermistir. Bunun nedeni
sudur: ilk zamanlar Mekkeli Araplara Kur an i sundugunda, bunun
Tanri sozleri oldugunu ve bu sozlere inanan kisilerin cennetlik
olacaklarini soylemis ve Dileyen Rab-bine giden yolu tutar
(Insan Suresi, ayet 29) seklinde ayetler koymustur. Ancak, bu
soylediklerine pek az kimse inanmisti; bunlar genellikle Mekke
nin fakirleri ve duskunleriydi; sirf cennete gitme hayaline
kapilarak Islama girmislerdi. Buna karsilik inanmayanlar pek
coktu; ozellikle Kureys in ileri gelenleri, Muhammed i, belli
bir kitapla gonderilmis bir peygamber olarak ciddiye
almamislar(6)Kur an i Tanri sozleri olarak tanimamislardir;
soyle demislerdir:
Bu (Kur an) oncekilerin masallarindan baska bir sey degildir
(Enam Suresi, ayet 25).
Boylece eski geleneklerine uyarak kendi ilahlarina tapmaya devam
etmislerdir.Muhammed in Tanri dan geldigini soyledigi Kur an !
dinlemek bile istememislerdir. Ve iste onlarin bu sekildeki
davranislarina karsi Muhammed, Kur an a, Ayetlerimizi
yalanlayanlar karanlikta kalmis sagir ve dilsizlerdir (Enam
Suresi, ayet 39) ya da ...zalimlerdir (Enam Suresi, ayet 21)
seklinde ayetler koymus, cehennem tehditleri sa-vurmus, yine
basari saglayamayinca, Eger onlar Kur an a inanmiyorlarsa, bunun
nedeni Tanri dir; cunku, Tanri onlarin kalplerini kapamis,
kulaklarim tikamistir seklinde su tur ayetler koymustur:
Kur an i anlarlar diye (onlarin) kalplerine ortuler, kulaklarina
da agirlik koyduk (Enam Suresi, ayet 25).
Kur an okundugu zaman seninle ahrete inanmayanlarin arasina
gizlice bir perde gereriz. Biz... anlamamalari icin gonullerine
perdeler gerer, kulaklarina agirlik veririz ve sen Kur an da
Rabbini bir olarak andin mi, yuz cevirirler, uzaklasirlar senden
(Isra Suresi ayet 45-46). Dikkat edilecegi gibi bu ayetlerde,
tehdit, korkutma var, fakat vurusmali saldiri isareti yok;
cunku, dedigimiz gibi Muhammed, o tarihlerde henuz gucsuz
durumdadir; siddet ve kilic yoluyla insanlari Islama sokmasina
olanak yoktur. Boylece bir yandan Dileyen Rab-bine giden yolu
tutar (Insan Suresi, ayet 29) ya da Sana ne kotuluk gelirse
kendilidendir (NisaSuresi, ayet 79) diyerek ya da buna benzer
ayetleri getirerek (7) kisileri, kendi eylemlerinden dolayi
sorumlu kilmak isterken, yani Kur an ] Tanri sozleri saymanin ve
okuyup anlamanin, kisi iradesine bagli oldugunu soylerken, diger
yandan, bu soylediklerinin tam tersine, kisi iradesini hice
sayar nitelikte olmak uzere, Kur an i anlamasinlar diye onlarin
kalplerini perdeledik, kulaklarina agirlik koyduk (Enam Suresi,
ayet 25) seklinde ayetler koymaktan geri kalmamis, boylece
celiskili hukumlerin Kur an da yer almasina neden olmustur.
Irade ozgurlugu konusundaki celiskiler dogrultusunda
verilebilecek bir baska ornek, biraz yukarida degindigimiz gibi,
Ebu Bekir ile oglu Ab-durrahman in Musluman olmalari olaylariyla
ilgilidir. Hatirlatalim ki, Ebu Bekir, Muhammed in Islamiyeti
yaymaya baslamasindan iki yil sonra Musluman olmustur. Olduktan
sonra, oglu Abdurrahman i da Musluman yapmak istemistir;
yapabilmek icin ona, eger Islama girecek olursa, oldukten sonra
dirilip cennetlere kavusacagini soylemistir. Ancak,
Ab-durrahman, babasinin ve anasinin israrlarina ragmen Islami
kabul etmemis, direnmistir. Hem de kendisini Musluman yapmak
istiyorlar diye onlara kafa tutmus, guya Of, artik yeter!
seklinde konusmustur. Hatta Kur an in, masal kitabindan baska
bir sey olmadigini soyleyerek onlarla alay bile etmistir. Onun
bu direnisini goren Muhammed, Tanri nin gazabinin, onun (ve onun
gibilerin) uzerinde oldugunu one surerek, Kur an a su ayeti
koymustur:
Annesine, babasina Of ikinizden; benden once nice nesiller gelip
gecmisken beni tekrar diriltimemle ini tehdit ediyorsunuz? diyen
kimseye, anne ve babasi... Sana yaziklar olsun! inan, dogrusu
Allah in sozu gercektir dedikleri halde, Bu Kur an otekilerin
masallarindan baska bir sey degildir diye cevap veren kimse
gibiler, iste onlar ... Allah in azap vaadinin aleyhlerinde
gerceklestige kimselerdir (Ahkaf Suresi, ayet 17-18).
Fakat, az gecmeden Abdurrahman tutumunu degistirip babasinin
yolundan gitmis, Islam olmustur: muhtemelen, cennetteki guzel
hurilere kavusmanin pek kotu bir sey olmadigini dusunmus
olmalidir! Ve iste Muhammed, gerek Ebu Bekir in ve gerek oglu
Abdurrah-man m, kendiliklerinden Musluman olduklarini one
surerek, putperest Araplara ayni yolu secmelerini bildirmis ve
Islam olacak olurlara mutlaka cennetlere gireceklerini soylemis,
Kur an a su turayetler yerlestirmistir:
...Islediklerinden oturu herkesin bir derecesi vardir; herkese
islediklerinin karsiligi odenir (Ahkaf Suresi, ayet 19).
Basiniza gelen herhangi bir musibet, ellerinizle
islediklerinizden oturudur... (Sura Suresi, ayet 30).
Iste orada herkes, dunyada yapmis oldugunu bulur (Yunus Suresi,
ayet 21-30, 52).
islediklerinden oturu herkesin bir derecesi vardir. Herkese?
islediklerinin karsiligi odenir. Kendilerine haksizlik yapilmaz,
inkar edenler, atese sunulduklari gun, onlara, ...Dunyadaki
hayatinizda sizin icin guzel olan her seyi harcadiniz... yoldan
cikmanizin karsiliginda alcaltici bir azap goreceksiniz...
(Ahkaf Suresi, ayet 19-20).
Dikkat edilecek olursa, bu ayetler, irade ozgurlugune yer
veriyormus kanisini yaratacak anlamdadir. Ancak, kisinin, kendi
davranislarinin sorumlusu olarak, cennete ya da cehenneme
gidecegine dair gorunen bu hukumlere bakip da, Muhammed in irade
ozgurlugunu tanidigini sanmak yanlis olur. Tekrar edelim ki, bu
hukumleri, o, genellikle henuz guclu bulunmadigi birinci Mekke
doneminde koymus, cennet ve cehennem usulleriyle kisileri
Muslumanyapmanin yollarini aramistir Daha baska bir deyimle,
onlari, bu ilk baslangic doneminde, sorumluluk duygusu icinde
tutmustur ki, cehennem azabindan korksunlar ya da cennet
hayalleriyle yogrulsunlar da Islam olsunlar diye.
Yukaridaki aciklamalardan anlasilacagi gibi, Muhammed, Islami
kendi dilegi ve iradesiyle kabul eden Ebu Bekir (ve benzerleri)
vesilesiyle dogru yola girmenin ozgur irade isi oldugunu ve bu
sekilde davrananlarin cennetlere kavusacaklarini soylerken,
Islama girmekten kacinan Ebu Talib (ve benzerleri) vesilesiyle
dogru yolu secmenin ozgur iradeye degil, Tanri nin dilegine
bagli bir is oldugunu bildirmistir.. Yine bunun gibi, Mekke
doneminde henuz gucsuz oldugu icin, kisileri, kendi iradelerine
gore hareket ozgurlugu icerisinde birakici nitelikte ayetler
koyarken, Medine ye gecip de guclenince, irade ozgurlugunu
kokunden yok edici ayetlere agirlik vermistir. Ozellikle,
Musluman olmanin, kisi iradesine degil, esas itibariyle Tanri
iradesine bagli oldugunu ve Tanri iradesinin cihat (kilic)
yoluyla is gordugu temasini islemeyi, kendi gunluk siyasetinin
gereksinimlerinden saymistir. Su bakimdan ki, Medine doneminde,
cete saldirilari ve savaslar sayesinde guclenmeye ve bol
miktarda ganimetler elde etmeye baslamisti. Bu basarilardan
yararlanmak ve ganimetlerden pay almak amaciyla, Araplardan pek
cogu .Musluman olmaya baslamislardi. Musluman olanlar, Biz
Musluman olduk diyerek Muhammed i minnet altina sokma yolunu
tutmuslardi; ikide bir onun basina bunu kakarlardi. Ve iste
onlarin bu sekilde konusarak kendisini minnet altinda
birakmalarini onlemek uzere, Muhammed, onlari Musluman yapanin
Tanri oldugunu soylemis ve Kur an a su tur ayetler koymustur:
(Ey Muhammed!) Onlar Islama girdikleri icin seni minnet altina
sokuyorlar. De ki, Muslumanliginizi benim basima kakmayin...
Bilesiniz ki, sizi imana erdirdigi icin asil Allah size lutufta
bulunmustur (Hucurat Suresi, ayet 17).(8)
Ve iste hep buna benzer nedenler yuzundendir ki, Muhammed,
birbiriyle celiskili ayetlerin Kur an da yer almasina neden
olmustur. Daha baska bir deyimle, irade ozgurlugune yer verir
gorunurken ya da boyle bir ozgurlugu yok bilirken, hep kendi
gunluk siyasetinin gereksinimleri dogrultusunda is gormustur.
Dipnotlar;
1)Sahih-i..., Hadis No. l, c.I, s.I.
2)Elmalili Haindi Yazir, age, c.7, s.5626 vd.
3)Sahih-i..., Hadis no. 665, c.4, s.533: ayrica bkz. Sahih-i...,
c.IO. s.54 vd.
4)Bunu yaparken Ebu Talib i Tanri nin hidayetine layik girmedigi
kisiler arasina kalmaktan ve cehennemlik saymaktan geri
kalmamistir. Yukaridaki ayete sunu koymustur: Al/ali diledigi
kisiyi hidayette kilar. Ve o, hidayete layik (ilanlari cok iyi
bilir (Kasas Suresi, ayet 56) . Bu konuda bkz?. Sahih-i....
Hadis No. 1548-1549. c.IO. s.52-53.
5)Furkan Suresi, ayet 3; Tevbe Suresi, ayet 28. 114; Kasas
Suresi, ayet 62-74; Nisa Suresi, ayet 50. 51. 116 vd...
6)Aralarinda konusurlarken buyulenmis bir adam oldugunu
dusunerek Muhammed e bir melek indirilmelidegil iniydi? (Enam
Suresi, ayet 7); Rabbinden Muhammed e bir belge indirilseydi ya
(Enam Suresi, ayet 37) dediklerini soyluyor Muhammed.
7)Ayrica Rad Suresi nde, Allah:., gonluyle kendisine
yone/enleri... dogru yola sevk eder (Rad Suresi, ayet 27) diye
yazilidir.
8)Bu konuda bkz. Elmalili Hamdi Yazir, age. c.6, s.4467. 276
https://kuranelestirisi.wordpress.com/2011/12/20/kurandaki-celiskilerin-gercek-nedenleri-hakkinda/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.
|