------------------------------------------------------------------------
Epigenetik Sayesinde Anıların Gelecek Nesillere Aktarılma Mekanizması
09 Apr, 03:24
AutoResizeImage.mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/neomailbox.net/Templates?number=77&part=1.4&filename=graphics1
İnsan kültürünün belki de en önemli parçası kitaplardır. Kitaplar
sayesinde insanlık önceki nesillerin deneyimleyerek edindiği bilgiyi bir
çırpıda öğrenir ve kendi yaşantısını bu bilgilerin üstüne inşa edip
yaşamı süresince ona aktarılan bilgiyi bir kat daha arttırarak yeni
nesillere aktarabilir. Kitapların avantajını gözden kaçırmak elde değil.
Yeni yapılan bir epigenetik araştırma ise bu sistemin genomumuzdaki
işleyişine odaklandı.
/*"Genler üstü genetik"*/ anlamına gelen epigenetik, sistemin DNA’sında
değişiklik meydana gelmemesine rağmen çevresel etmenler sonucu DNA’nın
işlenişinde meydana gelen değişikliklerin kalıtsal olarak DNA üzerindeki
genlerin farklı şekillerde ifade edilişini araştırır. Bunu bir
benzetmeyle açacak olursak, DNA’mızı bin bir malzemeyle yani genlerle
dolu olan bir buzdolabı olarak hayal edin. Her hücre kendine göre bir
yemek yapacaktır ve her yemeğin kendine özgü malzemeleri ve bu
malzemelerin karışma oranları vardır. Dolayısıyla vücudumuzda her hücre;
hücre tipine, bulunduğu evreye ve çevresel etmenlere göre farklı
yemekler yapacaktır. Her hücremizin ağzına kadar dolu olan bir buzdolabı
olsa da belki de dolaptaki çoğu malzemeyi hiç kullanmayacaklardır. Bunun
sonucunda gelişim süremizce farklılaşabilerek (ergenlikte üremeyle
ilgili faaliyetlerin başlaması gibi) aynı zamanda farklılaşmış vücut
hücrelerine de (saç,göz,diş vs.) sahip olabiliyoruz.
*AutoResizeImage.mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/neomailbox.net/Templates?number=77&part=1.5&filename=Evrim_Agaci.jpg
<http://www.evrimagaci.org/>* Bu konu üzerinde yeni yapılan bir
araştırma, hayatımız boyunca yaşadığımız travmatik olayların
hücrelerimizdeki genlerin işlenişlerinde, yani epigeniklerinde,
değişikliğe sebep olup olmadığını ve bu değişikliğin nesillere aktarılıp
aktarılmadığını sorguluyor. Dr. Oded Rechavi ve Tel Aviv Üniversitesi
Yaşam Bilimleri Fakültesindeki araştırma ekibi ile Sagol Nörobilim
Okulu’nun ortaklaşa yürüttüğü geçen hafta Cell dergisinde yayınlanan
araştırma, epigenetik değişikliklerin nasıl ve kaç nesil aktarıldığını
ortaya koydu.
Nesilden Nesile Aktarılan Stres
Araştırmacılar stres, travma ve diğer çevresel risklerin etkilerinin
nesilden nesile nasıl aktarıldığını sorguladılar. Araştırmanın kilit
noktası ise genlerin ifadelerinin düzenlenmesinde görev alan, proteine
dönüştürülmeyen /*"Küçük RNA"*/ molekülleriydi.
Araştırma ekibi önceki araştırmalarında açlıkla baş başa bırakılan
kurtçuklarda bazı Küçük RNA’ların sentezlendiğini ve bu Küçük RNA’ların
gelecek kurtçuk nesillerine aktarıldığını gözlemlemişlerdi. Açlık sonucu
ortaya çıkan bu Küçük RNA’lar, aktarıldıkları nesillerin açlık
yaşayabilecekleri bu ortama uygun bir şekilde dünyaya gelmelerini
sağlıyor. Araştırmacılar bu sistemde yeni Küçük RNA’ler oluşturabilmek
için RdRPs adlı enzimin kullanıldığını keşfetmişlerdi.
Başka bir keşif ise stres etmenine bağlı olarak üretilen bu Küçük
RNA’ların nesilden nesile azalarak aktarıldığı, dolayısıyla birkaç nesil
sonra ortadan kalktığı oldu. Bu gözlem, araştırmacıları, Küçük RNA’ların
yeni nesillere aktarılma mekanizmasını sorgulamaya itmiş ve
araştırmacılar, Küçük RNA’ların yeni nesillere aktarılmalarının
ayarlanabilir bir mekanizmaya sahip olduğunu, bir başka deyişle, açma
kapama tuşuna sahip bir kalıtım mekanizmasıyla aktarıldığını ortaya
çıkardılar. Bu /*"açma kapama"*/ sisteminde görevli olan genler ise
/*""*/MOTEK" (Modifiye Kuşaklararası Epigenetik Kinetik) olarak bulundu.
Küçük RNA’ların aktarılmasında görevli olan bu MOTEK genleri ve Küçük
RNA’lar arasındaki etkileşimden doğan geri dönüte göre MOTEK genleri,
Küçük RNA’ların yeni nesillere aktarılıp aktarılamayacağını belirliyor.
Epigenetik değişimlerin kalıtım sistemine ışık tutan araştırma ekibinin
bir sonraki adımı ise kurtçuklarda keşfettikleri bu sistemin benzerinin
insanlarda olup olmadığını araştırmak olacağa benziyor.
*Hazırlayan: Güniz Göze Eren (Evrim Ağacı)*
*Düzenleyen: Ayşegül Şenyiğit (Evrim Ağacı)*
*Kaynaklar ve İleri Okuma:*
/Nature/ <http://www.nature.com/nature/journal/v451/n7177/full/451414a.html>
1.
ScienceDaily
<https://www.sciencedaily.com/releases/2016/03/160328133534.htm?utm_source=dlvr.it&utm_medium=facebook>
2.
Vizyon.
<http://vizyon21yy.com/documan/genel_konular/bilim_teknoloji/tip/epigenetik.pdf>
1. http://www.evrimagaci.org/fotograf/27/8180
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160411134901 Oraj Poyraz [email protected]
2016/05/11 19:48 5 4 [email protected]
Hata yaptiginizda su uc seyi uygula; kabul et, ders al, tekrarlama.
PAUL BRYANT
Kalp vs beyin
A RAF 179
Andolsun, biz cinler ve insanlardan bircogunu cehennem icin yaratmisizdir.
Onlarin kalpleri vardir, onlarla kavramazlar; gozleri vardir, onlarla
gormezler; kulaklari vardir, onlarla isitmezler.
Iste onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da saskindirlar.
Iste asil gafiller onlardir.
ISRA 46.ayrica, onu anlamamalari icin kalplerine bir kapalilik ve
kulaklarina bir agirlik veririz.
Sen, Kur an da rabbinin birligini yadettiginde onlar, canlari $ikilmis
bir vaziyette, gerisin geri donup giderler.
EN AM 25.onlardan seni (okudugun Kur an i) dinleyenler de vardir.
Fakat onu anlamalarina engel olmak icin kalplerinin ustune perdeler,
kulaklarina da agirlik verdik.
Onlar her turlu mucizeyi gorseler bile yine de ona inanmazlar.
Hatta o kafirler sana geldiklerinde: bu Kur an eskilerin masallarindan
baska bir sey degildir diyerek seninle tartisirlar.
BAKARA 97.de ki: cebrail e kim dusman ise sunu iyi bilsin ki Allah in
izniyle Kur an i senin kalbine bir hidayet rehberi, once gelen kitaplari
dogrulayici ve muminler icin de mujdeci olarak o indirmistir..
TEGABUN 11.Allah in izni olmaksizin hicbir musibet isabet etmez.
Kim Allah a inanirsa, Allah onun kalbini dogruya goturur.
Allah her seyi bilendir.
Bir kisisel Tanri anlayisi benim ciddiye alamayacagim antropolojik bir
kavramdir.
It seems to me that the idea of a personal God is an anthropological
concept which I cannot take seriously.
Kaynak: Albert Einstein, 1947; from Banesh Hoffmann, Albert Einstein
Creator and Rebel, New York: New American Library, 1972, p.95.
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.