İşte bu yüzden hukukçuların ideolojik elekten geçerek elenmesi tehlikeli.
On yıllardır hukukçular bademlik ve Fitnebaz Cemaat(The Sinister
Fraternity) mensubu olma eleğinden geçerek atanıyordu.
Işte bunun sonuçlarını böyle görmeye başladık.
Bu elbette ilk değil, Ergenekon, Balyoz entrikaları da bu kapsamdaydı.
Umarım Yargıtay bu kararı temyiz eder, çünkü çok tehlikeli gelişmelere
kapı aralayan bir karardır.
Saygılar.
Oraj POYRAZ L2fSIJNoA0xfSNxA
------------------------------------------------------------------------
bayrak
Hukuka yeni kaynak: Dinsel normlar.
Şeriat açılımı <#mozTocId865022>
Bir Mahkeme Kararı <#mozTocId781929>
Din ve hukuk arasında denge! <#mozTocId282476>
Saldırganlıktan da sanıklar sorumlu <#mozTocId667079>
Pişman değiller diye... <#mozTocId84710>
İstanbul *2*. Asliye Ceza Mahkemesi’nin Cumhuriyet yazarları Ceyda Karan
ve Hikmet Çetinkaya hakkında verdiği *2* yıl hapis cezasının gerekçeleri
arasında oldukça tartışma yaratacak ifadeler yer alıyor.
AutoResizeImage.mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/neomailbox.net/Templates?number=329&part=1.4
KEMAL GÖKTAŞ
<http://www.cumhuriyet.com.tr/haberkaynagi/1282/KEMAL_GOKTAS.html>31
Mayıs 2016 Salı
Hakimin, dinsel referansları Anayasa ve yasaların önüne koyarak verdiği
kararda /*"dini inançlar"*/ karşısında ifade özgürlüğünü sınırlayan ve
bu haliyle dinsel inançlar konusunda tartışmayı yasaklayan bakış
açısının hakim olduğunu gösteren ifadeler yer alıyor.
*
Ceyda Karan ve Hikmet Çetinkaya'ya hapis cezasının gerekçeli kararı
açıklandı
<http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/540758/Ceyda_Karan_ve_Hikmet_Cetinkaya_ya_hapis_cezasinin_gerekceli_karari_aciklandi.html>
o
Şeriat açılımı
<http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/541763/Seriat_acilimi.html>
o
Bir Mahkeme Kararı
<http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/542220/Bir_Mahkeme_Karari.html>
Gerekçeli kararda, dinsel inançların mutlak olduğu buna karşın düşünceyi
açıklama özgürlüğünün sınırlandırabileceği belirtilerek adeta dinsel
inançlara ters düşen bütün görüşlere ilişkin hukukta olmayan yeni bir
sınırlama nedeni getirildi. Bu yapılırken de yine
hukukta yeri olmayacak şekilde yeni bir hukuksal kaynak icat edilerek
/*"dinsel normlar ile hukuksal normlar arasında adil bir denge kurulmaya
çalışıldığı"*/belirtildi. Böylece karar, Anayasa ve hukuka aykırı
biçimde dinsel normları da hukuka ithal etti. Kararda şu cümleler yer aldı:
*Din ve hukuk arasında denge!*
"Mahkeme incelemelerinde dinsel normlar ile hukuksal normlar arasımnda
bir adil denge kurmaya çalışmaktadır. Mahkeme içsel boyuttaki inanç
alanının mutlak olduğunu ancak dışsal boyuttaki açıklama özgürlüğünün
gerektiğinde sınırlandırılabileceğini değerlendirmektedir. Bu durum bile
kitlenin kendi dinsel inançları çerçevesinde içsel anlamda ruh ve inanç
dünyasında kendilerini mutlak bağlı hissettikleri kurallara saygı isteme
ve bekleme hakkının mevcut olduğunu gösterir. İşte o nedenledir ki bu
inançları sarsıcı olan dış dünyadan gelen söz ya da eylemlerin inanç
sahiplerini bu saikle harekete geçirme potansiyeli vardır. Dolayısı ile
aksinin iddiası kamu barışını bozmaya namzettir."
**
**AİHM,*Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında sadece genel geçer
görüşlerin değil toplumda şok etkisi yaratan ve çoğunluğun kabul
etmediği görüşlerin de düşünce özgürlüğü sınırları içinde yer aldığının
belirtilmesine karşın** kararda, _/*"çoğunluğun dinsel inanışlara aykırı
ve bu yüzden tepki gösterebilecekleri her tür düşüncenin
yasaklanması"*/_ sonucunu doğuracak şu ifadelere yer verildi:*
**
*/"...Yine açıklandığı üzere dinsel hassasiyetlerin oldukça yoğun olduğu
bir ülkede bu hassasiyetlere itibar etmeden sadece ifade özgürlüğü
noktasından çıkış ile hareket etmek muhtemel kaos ortamı için bir
kıvılcım yakmak demektir. Bu durumda ateşin ne zaman parlayacağını
öngöremezsiniz."/*
*Saldırganlıktan da sanıklar sorumlu*
Hakim, **
**AİHM*kararlarında düşüncenin ınırlandırılması için /*"şiddete çağrı
veya teşvik"*/kriterini ise tersinden yorumlayarak Ceyda Karan ve Hikmet
Çetinkaya’yı , kendilerine karşı yürütülen kampanyaya yol açtıkları için
/*"şiddete teşvikle"*/suçlamaktan da geri durmadı. *
****Kararda /"Bu davada gazeteci sanıklar //*7*////*Ocak*//’ta Fransa’da
//*(IŞİD’*//in kanlı Charlie Hebdo baskını) böyle bir eylem yapılmış
iken o eylemin sebebi ile aralarına mesafe koymamışlardır. Bilakis o
eyleme sebebiyet veren şeyi yani tam olarak o sebebi üstelik Fransa’dan
daha çok İslami hassasiyet olan ülkede yayınlamaktan geri
durmamışlardır. Bu durumda sanıklara verilen ceza orantılıdır. Çünkü
sanıkların eylemi ile şiddet, saldırı, karşı tarafa yönelik nefret
söylemi tahrik edilen gruplar tarafından potansiyel bir tehlike haline
getirilmiştir./ //
///Yapılan şey, ifade özgürlüğü kapsamında sanıkların
gerçekleştirdikleri eylemin konusunun toplumsal barışı bozmaya namzet
halinin önlenmesidir" /denildi.
*Pişman değiller diye***...**
Hakim, en ağır suçlarda dahi sanıkların duruşmaya katılmaları ve duruşma
nizamını bozmadıkları için uyguladıkları, bazen kravat taktıkları için
bile yapılan takdiri indirimi Cumhuriyet yazarlarına uygulamama
gerekçesini ise /*"nedamet"*/ (pişmanlık) göstermemelerine bağladı. Oysa
kanunda takdiri indirim için pişmanlık asla aranan bir kriter değil.
Gerekçeli kararda Ceyda Karan’ın /*"kendi düşüncesine de saygı
gösterilmesi gerektiğini"*/ belirttiği hatırlatılarak /*"Ceyda Karan’ın
hareket noktası herkesin bir diğerinin inancına ve ifade özgürlüğüne
saygı duyması gerektiğidir. Ancak bunlar temelde sanıkların yaptıkları
eylem nedeni ile nedamet içinde olduklarını gösteren şeyler değildir"*/
denildi.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/542999/Hukuka_yeni_kaynak__Dinsel_normlar.html#
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160531160451 Oraj Poyraz [email protected]
2016/06/01 10:48 5 4 [email protected]
Kisi bilmediginin dusmanidir.
Hz.Ali
Kim Kemalci milliyetcilerle birlikte Yunana karsi gelirse ser an kafirdir.
Delibas Mehmet -1920
Ingiliz Karadeniz Ordu Komutani General Milne nin Londra ya Ingiliz
Genelkurmayi na yazdigi rapor dan
DOGA YASALARI UZERINE DUSUNCELER -14-
Japonya daki Hida sehrinin yakininda, Ikenoyama daginin yuzlerce metre
altinda buyuk bir parcacik algilama laboratuvari ve yeralti gozlem
istasyonu bulunur. Burada radyoaktif parcaciklarin ve proton gibi
parcaciklarin bozunum sureleri hesaplanmaktadir. Dunyaya uzaydan gelen
kozmik isinlarin etkisini en aza indirmek icin yerin derinliklerinde
insa edilmistir. Baslangicta, Gunes icindeki cekirdek fuzyonunun
urettigi parcaciklari tesbit etmek icin kurulan bu tesiste, Dunya nin
cekirdek isi degisimleri, yerkuredeki radyoaktif bozunum gibi pek cok
arastirma yapilir. Sadece bu laboratuvarin varligi dahi, umarim parcacik
fiziginin ne kadar ciddi bir alan oldugunu gostermeye yeter.
Japonya daki Super-Kamiokande teleskopunun icinden bir goruntu. Bu
tesiste proton bozunmasi, Gunes patlamalari, atmosfere giren notronlar
ve supernova faaliyetleri gibi kozmik olaylar incelenir.
Atom alti parcaciklara inildikce, adeta su meshur Rus Matruska bebekleri
gibi, atom parcaciklarinin farkli alt parcalardan veya birbirleri ile
iletisime giren kumelerden olustugu anlasilmaya baslandi. 1967 de, Nobel
odulu alan Pakistan li ilk musluman fizikci Abdusselam ve Steven
Weinberg zayif nukleer kuvvet uzerinde calisarak elektro zayif kuvvet
adi verilen bir etkiyi ortaya cikardilar ve W+, W-, Zo parcaciklari
olmasi gerektigini gosterdiler. Z ve W parcaciklari CRN deneylerinde
1983 te dogrudan gozlemlendi. Kuantum kuraminin zayif nukleer kuvvete
uyarlanmasina kuantum krodinamigi, KKD denildi. Bu kurama gore, proton,
notron ve diger temel madde parcaciklari kuarklardan meydana geliyordu.
Kuarklar bir araya gelerek Hadron denilen madde kumelerini
olusturmaktaydilar. Bu madde parcaciklarinin en kararlilari ise proton
ve notrondu. Kuarklarin ayrica kendi karsit parcaciklari bulunmaktadir
ve bunlar elektriksel olarak zit yuke sahiptirler. Fakat kuarklarin bir
baska acaip ozelligi bulunmaktadir. Alintiliyorum.
KKD ayrica asimptotik ozgurluk adli bir ozellige sahiptir. Asimptotik
ozgurluk su anlama gelir. Kuarklar birbirine cok yakinken aralarindaki
guclu kuvvet zayiftir, ama kuarklar birbirinden uzaklasirsa sanki lastik
bir bantla bagliymislar gibi bu kuvvet artar. Asimptotik ozgurluk,
kuarklari tek basina neden dogada gozlemliyemedigimizi ve neden
laboratuvarda uretemedigimizi aciklar. Kuarklari tek basina
gozlemleyemesek de, modeli kabul ediyoruz, cunku proton, notron ve diger
madde parcaciklarini aciklamakta cok iyi is goruyor.
Elektromanyetik kuvvet ve zayif nukleer kuvvet, kuantum kuramina
uyarlanirken, dogal kuvvetlerin, anlasilmasi en basiti gibi gorunen
kutle cekim kuvvetinin uyarlanmasinda ortaya buyuk zorluklar cikmaya
baslamisti. Alintiliyorum.
Kutle cekimin kuantum kuramini olusturmanin bu kadar zor olmasi,
Heisenberg in belirsizlik ilkesiyle iliskilidir. Cok acik olmamakla
birlikte bu ilkeyle baglantili olarak bir alanin degeri ve degisim
orani, bir parcacigin konumu ve hiziyla ayni rolu oynuyor. Yani biri ne
kadar dogru olarak belirlenirse digeri o kadar az dogrulukta
belirlenebiliyor. Bunun onemli bir sonucu, bos uzay diye bir seyin
olmamasidir. Cunku bos uzay demek, bir alanin hem degerinin hem de
degisim oraninin tam olarak sifir olmasi demektir. Belirsizlik ilkesi
hem alanin hem de degisim oraninin kesin olmasina izin vermedigi icin
uzay asla bos degildir. Uzay, minimum enerji durumunda olabilir ve bu
duruma vakum denir. Bu bir kuantum gecikmesi veya vakum dalgalanmasidir
- parcaciklar ve alanlar titreserek var olur ve yok olurlar.
Vakum dalgalanmalari bir cift parcacigin bir zamanda birlikte ortaya
cikmalari, ayrilmalari ve sonra yeniden biraraya gelerek birbirlerini
yok etmeleri olarak dusunulebilir. Bu parcaciklara sanal parcaciklar
denir. Gercek parcaciklarin tersine sanal parcaciklar dedektor ile
gozlenemez. Ancak dolayli etkileri, ornegin elektron yorungelerindeki
kucuk enerji degisimleri olculebilir ve kuramsal ongorulerle dikkat
cekecek dogrulukta ortusur. Sorun su ki, sanal parcaciklarin enerjileri
vardir ve sonsuz sayida sanal parcacik oldugu icin enerjileri de sonsuz
miktarda olacaktir. Genel gorelilik kuramina gore bu, sanal
parcaciklarin evreni sonsuz kucuklukte bir olcege kadar bukebilecekleri
anlamina gelir, ancak bunun gerceklesmedigi ortadadir!
Soruna cozum super simetri ve super cekim kavramlarindan geldi. Buna
gore kuvvet ve madde yalnizca ayni seyin iki gorunumunden ibarettir. Her
bir madde parcaciginin kuvvet parcacigi bir esi ve her kuvvet
parcaciginin madde parcacigi bir esi vardir. Bugune kadar bu varsayim
dogrulanamadi. Ayrica varsayimin dogrulanabilmesi icin gereken
matematiksel hesaplamalar o kadar uzun ki, en gelismis bilgisayarlarla
bile seneler surecek calismalar yapilmasi gerekmekte; ustelik kimse bu
calismalarda bir yanlislik olmayacagini garanti edemiyor. Atom alti
parcaciklar konusunu burda kapatiyorum; atomu olusturan temel
parcaciklarin ozellikleri, atom alti parcaciklarin ozellikleri,
gruplandirilmalari basli basina bir konudur. Bu konulari merak edenlere
kuramsal fizikci Steven Weinberg in Atom Alti Parcaciklar kitabini
tavsiye edebilirim.
Parcaciklarin kendi aralarindaki bagliliklarin aciklamasinda zorluklar
yasanmasi uzerine, sicim kurami gelistirilmeye baslandi. Bu kuramda
maddenin temel yapi taslari noktaciklar gibi degil iplikcikler seklinde
dusunulur. Alintiliyorum.
Sicim kuramina gore parcaciklar nokta degildir, uzunlugu olan ama
yuksekligi veya genisligi olmayan titresim oruntuleridir. Ancak bu
kuramin olagan disi bir ozelligi var. Bildigimiz dort boyut yerine (en,
boy, derinlik, zaman) uzay-zaman ancak on bir boyutlu oldugunda
tutarlilik gosteriyor. Eger bu boyutlar gercekten varsa, biz neden
onlari farkedemiyoruz? Sicim kuramina gore bu boyutlar uzay icinde cok
cok kucuk bir hacim icersinde bukulmus durumdalar. Bu boyutlar oylesine
kucuk bir olcegin icinde bukulmus veya kivrilmislardir ki onlari
goremeyiz. Sicim kuramindaki fazladan boyutlarin bukuldukleri yere ic
uzay denir ve her gun deneyimledigimiz uc boyutlu uzayin karsitidir.
Baslangicta sicim kurami alayli guluslerle karsilandi. Tipki diger pek
cok bilimsel kuramda oldugu gibi. Bu kuram, cagdas fizigin en buyuk
ayriligini ortadan kaldirmayi da hedefliyordu. Kuantum mekanigi ile
genel gorelilik kuramlarinin ayri yasalarla ele alinmasi sorunuydu bu.
Sicim kurami -benim bildigim kadari ile- simdilik sadece matematiksel
bir modeldir ve henuz dogrudan gozleme dayali bir ispati yapilmamistir.
Fakat kuram, farkli yasalari birlestirecegine inanilan M Kurami
(Membrane-Zar) icin atilmis ciddi bir adim olarak kabul edilmektedir. M
Kurami ise, doganin bagrinda yatan yasalarin altinda daha farkli bir
oyun kurali olup olmadigini arastirmaktadir. Bunu su sekilde ifade
edebilirim. Yasa ureten yasa diye bir seyin olup olmayacagini dusunun.
Neden olmasin? Belki de evrenin (ve olasi evrenlerin) yasalari aslinda
daha derinlerde yatan basit kurallara baglidir ve bunlarin ayri
uzay-zamanlarda yansimasi bize evrende cok farkli yasalar oldugunu
dusundurmektedir. Elbette bunlar sadece varsayim. Dr Hawking den
alintiliyorum.
Insanlar hala M-Kuraminin dogasini cozmeye calisiyor ama bu mumkun
olmayabilir. Belki de fizikcilerin tek bir doga kuramina iliskin
beklentileri asilsizdir ve tek bir formulasyon mevcut degildir. Belki de
evreni tanimlamak icin farkli durumlarda farkli kuramlar kullanmak
zorundayiz. Her bir kuram kendi gerceklik yorumuna sahip olabilir, ama
modele dayali gercekcilige gore bu, kuramlarin ust uste geldikleri, yani
her iki kuramin da uygulanabildigi durumlarda ongoruleri birbirleriyle
tutarlilik icindeyse kabul edilebilir.
M-Kurami ister tek bir formulasyon olsun, ister bir kuramlar agi olsun,
onun bazi ozelliklerini biliyoruz. Ilk olarak, M-Kuraminda on bir boyut
var. Ayrica M-Kurami yalnizca titresen sicimleri degil, nokta
parcaciklari, iki boyutlu zarlari, uc boyutlu damlaciklari ve uzayda
daha da fazla boyut kaplayan hayal edilmesi guc nesneleri de icerir.
Her biri kendi icinde sayisiz yasa iceren coklu evrenlerden sadece
birinde yasiyor olabilir miyiz?
Bu durumda, algiladigimiz evren anlayisi butunu ile degisecek demektir.
Bizler dogamiz geregi 3 boyutu rahatlikla algilariz. En, boy, derinlik.
Buna sonradan zaman da ayri bir boyut olarak eklenmistir. Onu gozle
algilayamayiz ama etkisini hissederiz. Peki, boyutlar neden bundan
ibaret olsun? M-Kuraminda evren sanki birbine yapi$ik kopukcukler
gibidir ve bu kopukcuklerin de kendi ic sicim yollari bulunur. Distan
bakan birisi sonsuz genis bir uzayla karsi karsiya oldugunu
zannedebilir, oysa ki aslinda diger boyutlara zar gibi yapismis bir
alana bakmaktadir. M-Kurami anlasilmasi zor bazi evrensel olusumlarin
modellenmesinde buyuk rol oynadi. Ornegin kara delik modellemesi yapildi
ve kara deliklerin icinde bilgi nin ne olduguna, kaybolup kaybolmadigina
bir cevap aranmaya baslandi. M kuramina yol veren sicim teorilerinin
dogrulugu ile ilgili calismalar halen Fransa-Isvicre sinirindaki CERN
Avrupa Nukleer Arastirma Merkezinde surdurulmektedir. M Kurami icindeki
kucuk boyutlarin yollari oyle tamamen hayali degildir. Bunlarin kendi
matematigi ve uymalari gereken kurallar bulunmaktadir. Alintiliyorum.
Peki, kucucuk boyutlara kivrilmanin sayisiz yolunun olmasi ne olacak?
M-Kuraminda bu fazladan uzay boyutlari oyle herhangi bir sekilde
kivrilamiyorlar. Kuramin matematigi, ic uzayin boyutlarinin kivrilma
bicimlerini sinirlandiriyor. Ic uzayin kesin bicimi hem fiziksel
sabitlerin degerlerini (elektronun yuku gibi) hem de temel parcaciklar
arasindaki etkilesimin dogasini belirliyor. Bir baska sekilde soyleyecek
olursak, bu kuram doganin gorunur yasalarini belirliyor. Dort kuvvet
yasasi gibi. Ancak M kuraminin cok daha temel yasalari var.
Bu nedenle, M-Kuraminin yasalari ic uzayin nasil bukuldugune dayanarak
farkli yasalari olan farkli evrenlerin varligina izin verir.
Kendi adima ben, bu yazilanlari gayet mantikli bulmaktayim. Bildigimiz
-veya su ana kadar kesfettigimiz- doga yasalarina dayali evren, neden
olasi tek evren olsun? Bambaska bir evrende, bambaska varliklar, aynen
bizler gibi iclerinden bulunduklari gercekligin dogasini anlamaya
calisiyor olabilirler. Bizim icin onlar sadece bir hayal veya bir kuram
iken, bizler de onlar icin bir hayal veya kuram olabiliriz.
Elbette, daha once belirttigim gibi, bilim sadece hayaller ve
varsayimlar ile yurumez. Bunlarin bir sekilde gozlemlenmesi, test
edilmesi, modellenmesi ve dogruluklarini aciga vuracak sekilde
matematiginin gelistirilmesi gerekir. Diger yandan, bir baska soru,
insanligin onunde tum agirligi ile durmaktadir. Evren nasil dogdu ve
evrenin gelecegi ne olabilir?
-devam edecek-
Levent ERTURK
LEVENTERTURK1961
https://leventerturk1961.wordpress.com/
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.