Kendi kurduğunuz cümlelere bir bakın, sonrar da bölücülerin kurduğu
cümlelere bir bakın.
Ondan sonra karar verin.
Konuştuklarınız kime yarıyor?

Ya da taşları doğru şekilde yerine oturtmak için ne yapmak lazım?
Sapla samanı ne şekilde birbirinden ayırabiliriz?
Zor bir iş bu.

Saygılar.

Oraj POYRAZ L2fSIJNoA0xfSNxA  

------------------------------------------------------------------------
bayrak


  Yüksekdağ: Darağacında sallandıracağız dedikleri, Güneydoğu'da
  çocukları, kadınları katletti

*HDP* Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, /*"Dar ağaçlarında
sallandıracağız dedikleri generaller Şırnak’ta, Diyarbakır’da sivil
katliamların, savaş suçlarının sorumlusu. Tutuklanan generaller sadece
darbecilikten değil, Kürt halkına karşı işledikleri insanlık suçlarından
da yargılanmalı.Tutuklanan generaller sadece darbecilikten
yargılanacaksa, siyasi iktidar yalnızca kendisi için adalet istiyor
demektir"*/ dedi.

_cumhuriyet.com.tr_
<http://www.cumhuriyet.com.tr/haberkaynagi/1/cumhuriyet.com.tr.html>

Yayınlanma tarihi:*19 Temmuz 2016* Salı

[Haber görseli]*HDP* Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, partisinin grup
toplantısında konuştu. Yüksekdağ'ın konuşmasından satır başları:

-*15 Temmuz* darbe girişimini bir kez daha kınıyor, lanetliyorum.

- Darbe koşullarıyla hesaplaşmadan darbecilere yönelik yürütülen
operasyon, darbe mekaniğini bertaraf etmeye yetmeyecektir.

- Demokratik çözüm sürecini buzdolabına koyan iktidar darbe mekaniğini
serbest bırakmıştır.

- Dar ağaçlarında sallandıracağız dedikleri generaller Şırnak’ta,
Diyarbakır’da sivil katliamların, savaş suçlarının sorumlusu.

- Adı konulmamış sivil darbe, askeri darbeyi doğurdu. Ama halklar, bu
iki darbeciye de mahkum değil.

- Mazlumun ahı yerde kalmaz. Katledilen o kadınların, çocukların,
Cizre’de diri diri yakılan insanlığın ahı yerde kalmaz.

- Darbecilerin yenilmesi, tek başına demokrasinin kazandığı anlamına
gelmez. Demokrasinin kazanması için reformlar gerekiyor.

- Ancak herkese demokrasi sağlanması, gerçek anlamda demokrasinin zaferi
anlamına gelecektir.

- Sn Öcalan, /*"Türkiye’de demokratik bir çözüm sağlanmazsa, bu çatışma
durmazsa, darbe mekaniği devreye girer"*/ demişti.

- Bir taraftan gece gündüz, defalarca sokağa çıkma çağrısı yapılırken,
Kürt kentlerinde sokağa çıkma yasağı devam ediyor.

- Dün /*"Türk askerleri sivilleri katletmez, onlar bizim onurumuzdur"*/
diyenler, bugün aynı kişilere etmedikleri hakareti bırakmıyor.

- Hopa’da mahallelerine yönelik linç girişimlerine karşı sokağa çıkan
gençler tutuklandı. Tankları yoktu. Derhal bırakılmalılar.

- Ne askeri cunta, ne de sivil dikta. Herkese gerçek demokrasi ve
özgürlük. İşte üçüncü yolun temel sloganı, mantığı budur. 

-*Erdoğan*, durumu*MGK*'te değerlendireceğiz diyor.*MGK*'nin kendisi bir
darbe kurumu. Darbe kurumunda darbe karşıtlığı olmaz.

- Darbe kurumu*YÖK* dağıtılmaldır. Bir liderler zirvesi toplanmalı ve
acil yol haritası belirlenmelidir.

- Meclis, darbeye karşı mücadelenin tek ve etkin merkezi olmalıdır.
Meclis’in devre dışı bırakılmasına izin verilmemelidir.

- Askere dokunulmazlık yasası geri çekilmelidir. Tankı, topu olanların
dokunulmazlığı kabul edilemez.

- Cumhurbaşkanı /*"Darbecileri yıllarca besleyeyim mi"*/ diyor. Bu size
birini hatırlattı mı? Nerede kaldı sizin demokratlığınız?

- Barış sürecinin tekrar başlaması hayat memat meselesine dönüşmüştür.
Müzakerenin tarafı olan Sn Öcalan’a tecrit kaldırılmalıdır.

- Tutuklanan generaller sadece darbecilikten değil, Kürt halkına karşı
işledikleri insanlık suçlarından da yargılanmalı.

- Tutuklanan generaller sadece darbecilikten yargılanacaksa, siyasi
iktidar yalnızca kendisi için adalet istiyor demektir.

- Darbe girişimi olmuş, cenazeler daha kalkmamış, Cumhurbaşkanı
/*"Taksim’e Topçu Kışlası yaptıracağız"*/ diyor. Akla zarar.



 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160719152755 Oraj Poyraz At Neomailbox.net
[email protected]
2016/07/19  20:00 4  58  [email protected]

 



-- 

Ad patres
Eskilerin yanina
(Ad patres e gondermek: oldurmek)

Latince Atasozleri

Bu boyledir; onlari iri siyah gozlu hurilerle eslendiririz.

Duhan/44/54.
Cennette cinsel yasama iliskin mustulu haberlerden.

DOGA YASALARI UZERINE DUSUNCELER -1-

Her satirinda beynimi tetikleyen harika bir kitap okuyorum: Buyuk
Tasarim . Dr Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow tarafindan yazilmis.
(Dogan Kitapcilik. Ceviri: Selma Ogunc)

Sanirim Dr Hawking i tanitmama gerek yok. Bedeni nerdeyse tamamen
islevsiz duruma gelen bu adam, akli ile galaksiler arasinda yolculuk
etmekte. Leonard Mlodinow a gelince. ABD li bir fizikci. Babasi,
Buchenwald toplama kampinda bir yil kadar tutulmus ve Polonya da Nazi
yonetimine karsi gerceklestirilen direnisin basina gecmis. Aile bu
soykirimdan kurtulup ABD ye yerlesmisler. Burda kucuk yaslarda kimya ve
fizige ilgi duyan Mlodinow, Israil deki bir kutuphanede Feynman in fizik
yasalari uzerine tezleri kitabini okuduktan sonra tamamen fizige
yonelmis. Hic sasirmadim. Richard Feynman, fizigi milyonlarca insana
sevdiren gercek bir dehadir.

Simdi bu kitabin doga yasalarina ayrilan bolumunden alintilar yaparak,
kendimden de yorumlar katarak bir seyler karalayacagim.

Doga yasalari hepimizin oylece kabul ettigi gercekliklerdir. Onlara
alisiriz; oyle alisiriz ki bir sure sonra onlarin aslinda ne kadar
sasirtici olduklarini unuturuz ve merak hissimiz hayatin akisi icinde
olur gider.

Oysa insanlik binlerce yil boyunca, etrafinda gordugu ve bir anlam
veremedigi olaylari aciklamak icin sayisiz inanc ve mitoloji gelistirdi.
Neden volkanlar aniden ofkelenip ates sacmaya basliyordu, neden Gunes
bazen karariyordu, neden sakin bir havada firtina patlayip gemileri
denizin dibine gonderiyordu? Misir dan Hind diyarlarina, Iyon
medeniyetinden Maya uygarligina kadar her yerde insanlar bu sasirtici ve
korkutucu olaylari aciklamak icin binlerce tanri, tanrica, melek veya
ifrit modelleri gelistirdiler. Yakla$ik 50 bin yil oncesine uzanan
avci-toplayici atalarimizdan miras aldigimiz korkular hepimizin bireysel
ve kolektif bilincaltina kadar isledi ve dinsel davranislarimizin
temelini olusturdu: Tanrilara sukran dualari, sunulan kurbanlar, olum
rituelleri, bereket sarkilari, tanrilarin insanlara ahlaksizliklarindan
dolayi kitlik, savas veya afetler yagdirmalari ve bundan kurtulmak icin
mabetlere dolusan insanlar. (Cok uzaga gitmeye gerek yok. Ingiltere
Londra da 1665 yilinda cikan buyuk bir yangindan dolayi, binlerce insan
kiyametin geldigini zannedip kiliselere dolusmuslardi. Halley kuyruklu
yildizinin her gelisinde ise insanlar korku icinde kiyameti
beklemislerdir. Bunlara volkanlarin, depremlerin insan uzerindeki
etkilerini ekliyebilirsiniz.)

Bilimsel dusuncemiz ise, tum insanlik tarihi ile kiyaslandiginda cok
yeni sayilabilir. Gerci, o muhtesem Iyon medeniyetinde bilimimizin
temelleri atilmisti ama, pek cok tarihsel sebep yuzunden yuzyillar
boyunca uykuya yatti ve onlarin yerini genelde teolojik aciklamalar
aldi. Bu arada, belirtmeliyim ki, su an uzerinde tepistigimiz
topraklarda muhtesem bir insan yasadi: Milet li Thales. M.O 624-546.
(Simdiki Aydin in Didim ilcesinde) Felsefenin ve bilimin onculerinden
sayilan Thales cesitli geometrik kuramlar gelistirmis ve bir Gunes
tutulmasini onceden hesaplayip haber vermistir.

Ne yazik ki, o donemlerin devlerini tek tek sayabilmem cok zor ve
yazinin tamamen amaci disina tasmis olurum. Arkhimedes, Anaksimandros,
Empedokles, Epikurus, Oklid, Pythagoras. Daha bir suru isim... Simdi bu
isimleri alfabetik sira ile yazmak kolay, ama inanin her biri ayri bir
dunya, ayri bir gunes... Onlarin actigi yol, buyuk usta Galileo ve
nihayet Newton a kadar uzandi .. arada binlerce yol emekcisi var.
Dunyanin her yerinden bilgi emekcileri. Yunan, Roma, Misir, Babil, Islam
topraklari, ortacagdaki Kilise nin aykiri dindarlari .... Neyse, uzun
mesele.

Bilimsel kuramlarla ilgili olarak bazi insanlarin yanlis bir kanaatleri
bulunur. Herhangi bir onerme, bir kuram eger yanlis ise bunun bilim disi
oldugu gibi iddialarda bulunulur. Oysa ki, bilimsel kuramin en onemli
ozelligi, onun yanlislanabilir olmasidir. Yanlislanamayan sey, bilimden
cok kehanetin, mistik sezgilerin veya inanclarin alanina girer. Karl
Popper, tumevarimsal dusuncenin her durumda gozlemlenebilir veya
sinanabilir olamiyacagini farkederek, ispatlamaktan cok yanlislamak
olgusu uzerinde durmustur. Ornegin:

Uydumuz Ay kasar peynirinden yapilmistir derseniz bu, bilimsel bir
onermedir. Cunku yanlislanabilmesi mumkundur. Ote yandan, Ay i goze
gorunmeyen melekler hareket ettirir, bunu ancak iman sahibi kisiler
farkedebilir derseniz, bu bir bilimsel onerme degildir; zira goze
gorunmeyen melekleri olcmek, sinayabilmek mumkun degildir. Bir
bilimcinin gelistirdigi kuram; olculebilir, yanlislanabilir, farkli
insanlar tarafindan gozlemlenebilir, denenebilir olmalidir. Bunu,
Richard Feynman Fizik yasalari uzerine kitabinda soyle aciklar:

Once bir tahminde bulunursunuz. Gulmeyin, saka yapmiyorum. Eger
tahmininiz, kuraminiz, yapilan olcumlerle, deneylerle, gozlemlerle
celisiyorsa yanlistir. O anda, sizin ne kadar zeki, ne kadar sempatik
oldugunuzun onemi yoktur. Tahmininiz verilerle celisiyorsa yanlistir.
Hepsi bu kadar !

Ben de, bu kadar giris fasli yeter diyerek sozu Dr Hawking e veriyorum.

Iyonyalilar, antik Yunan felsefesine ait farkli ve genellikle birbirine
karsit geleneklere sahip pek cok ekolden biriydi. Ne yazik ki
Iyonyalilarin dogaya bakis acilari -genel yasalar araciligi ile
aciklanabilen ve bir dizi basit ilkeye indirgenebilen gorusleri-
yalnizca birkac yuzyil boyunca etkili olabildi. Bunun nedenlerinden
biri, Iyonya kuramlarinin ozgur irade, amac veya dunyanin islerine
karisan tanrilar kavramlarina yer vermemeleriydi. Bunlarin ihmal
edilmesi o zamanin cogu Yunan dusunuru icin son derece urkutucuydu,
tipki gunumuzde bir cok insan icin oldugu gibi! Ornegin filozof Epikurus
(yak.M.O. 341-270) standart atomcu goruslere dogaci filozoflarin
yazgilarina kole olmaktansa, tanrilar hakkindaki mitleri izlemenin daha
iyi oldugunu soyleyerek karsi cikti. Aristotales de atomcu gorusu
reddetti; cunku insanlarin ruhsuz ve cansiz maddelerden meydana gelmis
olmasini kabul edemiyordu. Iyonyalilarin, insanin evrenin merkezinde
olmadigi gorusu, kozmosu anlamamizda bir donum noktasi olmustur, ancak
bu gorus Galileo Galilei ye kadar, nerdeyse yirmi yuzyil boyunca bir
kenara birakildi.

Sanirim bir sigara molasi vermenin zamani geldi. Hawking in cok kisaca
dokundugu bu surec bir anlamda iman ile aklin, dogal yasalarin birbiri
ile catismasinin tarihidir. Bu ayni zamanda dogal fenomenleri dogal
sureclerle aciklama tarihi olarak bilinir. Herhangi bir hastaligi bir
yerel tanrinin laneti ile aciklamak da mumkundur ve her zaman buna
inananlar olacaktir. Bir depremin ise, gunahlarimizin bedeli olarak
gerceklestigini de dusunebiliriz ki boyle dusunenler gunumuzde bile
mevcuttur. Yukardaki pasajda, benim ozellikle ilgimi ceken yer ise
surasi: insanin evrenin merkezinde olmadigi gorusu, kozmosu anlamamizda
bir donum noktasi olmustur. Kesinlikle katiliyorum. Insanlar nedense,
dinsel inanclar araciligi ile kendilerini ustun ve secilmis zannederler.
Insanin, bir tanri tarafindan secildigi veya onun halifesi oldugu inanci
hala cok yaygindir ve binlerce ilahiyatci tarafindan islenmektedir.

Peki, illa, bilim ile din catismak zorunda midir? Mesela, dindar bir
bilimci olamaz mi? Elbette olabilir ve zaten pek cok dindar bilimci
bulunmaktadir. Sorun surda ki, dinsel bir inanc baskalarina mutlak dogru
bilimsel gercek olarak dayatilamaz. Veya tersine, bilimsel bir bulgunun
herhangi bir inanci ispat ettigi savi son derece tartismali olabilir.
Bilimsel kuramlar yanlislanabilirken, inanclar icin yanlislama yontemi
bulunmaz. Sorgulayan Denemeler kitabinda Bertrand Russel bunu guzel bir
benzetmeyle anlatir. Herhangi bir kisi, tum evrenin kocaman bir
kaplumbaganin uzerinde durdugunu iddia edebilir. Peki, kaplumbaga neyin
uzerinde duruyor, diye sordugunuzda ise, ondan asagisinin hep kaplumbaga
oldugunu soyleyerek cevap verebilir. Bu cevabi yanlislayamazsiniz.
Galaksinin neresini gosterirseniz gosterin, soz konusu kisi, bu
kaplumbaganin daha da otelerde oldugunu soyleyerek sorunuzu
savusturabilir. Veya bunlarin gozle gorulemiyecegini, manevi aleme ait
oldugunu da iddia edebilir. Benzer durum cennet, cehennem, Tanri nin
huzuru, meleklerin Tanri yi ovdukleri yer, herhangi bir din buyugunun
manevi makami gibi inanclar icin de gecerlidir.

Din ile bilim bazen icice gecse de, bunlarin alanlarinin birbirlerinden
ayrilmasinda fayda gorunmekte. Buna bir ornek vermek istersem, dindar
bir fizikci olan Newton, bas eseri Philosophia Naturalis Principia
Mathematica (Doga Felsefesinin Matematiksel Ilkeleri) kitabinda, kutle
cekim kanunlarini herkes tarafindan sinanabilecek formullerle ifade
etmistir ki, bu formul ve yasalarin yakin uzaydaki dogrulugu
bilinmektedir. Aksi halde, ne uydumuz Ay a ne de cesitli gezegenlere
gozlem uydulari gonderebilirdik. Eger Newton, anlasilabilir cekim
kanunlari yerine Isa efendimizin sevgisi tum varliklari birbirine baglar
gibi seyler yazsaydi, herhalde bu cok anlasilmaz bir sav olurdu.

Doga ile ilgili kuramlarin formule edilmesi, yasalastirilmasi, bizler
farkina varmasak da hayatimizin her aninda gecerlidir. Ornegin, Newton
fizigini uzay-zaman kavrami ile revize eden gorelilik kuraminin
matematiksel cikarimlari, uzaydan yerinizin bulunmasini saglayan GPS
kuresel yer belirleme sistemi (global positioning system) teknolojisinde
kullanilmaktadir.

Elbette doga yasalari ile ilgili tartismalar burda bitmez. Kaldi ki
Demokritos, Anaksimandros gibi doga felsefecilerinden bu yana insanlarin
doga yasalari ve atom hakkindaki dusuncelerinde koklu degi$iklikler
olmustur. Kismetse onlara da Dr Hawking in kitabini takip ederek
deginecegim.

-devam edecek-

Levent ERTURK
LEVENTERTURK1961
https://leventerturk1961.wordpress.com/


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap