------------------------------------------------------------------------
bayrak


  *YASİN DURAK : *Derbi ya da darbe

*24.07.2016 08:42*

Demokrasi nöbetlerinin /*"dini ve milli"*/ motifleri, minarelerden
sürekli yükselen sala sesleri, /*"idam isteriz"*/ diye bağıran
kalabalıklar, tekbir, tekbir, tekbir… Darbe karşıtlığının bu derekeye
hapsedilmesi Türkiye toplumunun büyük bir kesimini dışlıyor

Ankara Devlet Tiyatroları’nda yaklaşık yedi yıl evvel Derbi ya da Darbe
adlı alegorik bir ortaoyunu sahnelenmişti. Her derbi maçında bir
darbenin yaşandığı hayali bir ülkede, Kralcılar ile Kamucuların futbol
maçı oynanırken, darbeyi yapması gereken grubun futbol takımı
-alışılmadık şekilde- bu sefer golü kendi kalesine atınca ortalık fena
karışmıştı. Sonunda /*"dış kuvvetin"*/ uzunca bir halatla sahneye
uzattığı /*"iktidar mührünün"*/ peşinde koşuşturan kalabalık birbirini
ezerken oyun bitmişti.

**

*

  * Şeriat Sopası <#mozTocId687335>
  * Torpilli Darbeciler <#mozTocId210728>
  * Süperdik, Olağanüstü Olduk! <#mozTocId501490>

15 Temmuz* akşamı özellikle Ankara ve İstanbul’da terör estiren cunta
girişiminin etkisi epey süreceğe benziyor. Cuntacıların kim olduğuna
dair yapılan açıklamalar doğruysa; iki İslamcı fraksiyonun /*"derbi
maçına"*/ tanıklık ettiğimiz akşam, Emniyet Müdürlüğü’ne ve*MİT*’e
saldırmaktan tutun da*TBMM*’yi bombalamaya varan Fethullahçıların /*"iç
savaş motivasyonu"*/ somut bir şekilde ortaya çıktı. Fakat asıl
sokaktaki insanları katletmeye başladıklarında, gözü dönmüş /*"askeri
mantığın"*/ hunharca şiddetini gözlerimizle gördük. Yanı sıra
televizyonda okuttukları bildirinin Kemalist /*"tınısı"*/ ve Yurtta Sulh
Konseyi gibi bir isimle hareket etmeleri, ya gerçekten denenmiş ama
kurulamamış ittifaklara, ya da bir meşruiyet arayışına ve bilindik
Fethullahçı taktiğin bir tekrarına, bu darbe girişimiyle artık
yitirdikleri o /*"görünmezlik pelerinini"*/ son kullanışlarına delalet.
(Acaba yitirdiler mi gerçekten?)

Buna karşın*Erdoğan*’ın ilk direnişini sürekli yasak koymak istediği
sosyal medya aracılığıyla gerçekleştirmiş olması da ayrı bir ironiydi,
lakin darbe girişiminin ordunun yüksek kademelerinden değil de, belirli
bir klik tarafından gerçekleştiriliyor olduğu bilgisini bu sayede halka
iletmesi gerçekten etkili oldu. O çok fazla eleştirilen
şeyi,*Erdoğan*’ın halkı sokağa davet ederek cuntaya karşı direniş
çağrısında bulunmasını ben de pek anlayamadım. Ne diyelim? Herkes
sosyalist devlet başkanı Salvador Allende gibi eline tüfeği alıp
cuntacılara bizzat kendisi karşı koyacak değil ya! Her yiğidin yoğurt
yiyişi farklıdır. Yine de Allende’nin son radyo konuşmasından bir kesit
hatırlayalım:

/*"Halkım kendini savunmalı ancak kurban etmemelidir. Halkım, kendisinin
yok edilmesine veya kurşunlarla delik deşik edilmesine izin vermemeli,
ancak aşağılanmaya da müsaade etmemelidir."*/

/*<http://www.birgun.net/haber-detay/haftanin-oykusu-siradan-insanlarin-siradisi-seysi-enistesi-85545.html>*/
Nihayet sala-salavat sesleri arasında sokaklara dökülen kalabalığın
siyaseten sağ tabanı oluşturan kesim olduğunu samimi bir şekilde
belirtmek gerekiyor. Gerçekten de cuntaya direndiler, lakin o insanların
darbeyi durduran asli kudreti oluşturduğu palavrasına sadece kanmak
isteyenler kandı. Herkes farkındadır ki; sokaklara dökülen kitle darbe
girişiminin /*"meşruiyet arayışını"*/ beyhude kılan unsuru oluşturdu,
darbeyi engelleyen asıl güç ise kolluk kuvvetlerinin hükümete bağlı
kalan kısmıydı. Nihayet kanlı gece sona erip*16 Temmuz* sabahına
varıldığında ise o kitleyi referans gösteren /*"egemenler"*/ kimi
sosyalistlerin gece sosyal medyada yaydığı /*"# ne şeriat ne darbe"*/
iliştirişine en kallavi yanıtını vereceğini gösterdi; ikisinden de biraz
işte…

/*"Kötülüğün Sıradanlığı"*/ versus /*"Linç Rejimi"*/

*16 Temmuz* sabahında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde karşılaşılan
görüntü her yönüyle kayda değerdi: Komutanlarının emriyle halka ateş
açmış olan er ve erbaşa karşı,*Erdoğan*’ın çağrısıyla sokağa çıkmış olan
/*"dini ve milli"*/ motivasyonlu kitle… Elbette ki teslim olan erlerin
/*"bize tatbikat var dediler"*/ özrü o /*"kitleye"*/ sunulabilecek bir
mazeret değildi. Daha birkaç saat evvel yaylım ateş altında kalan
/*"kitle"*/ erleri linç etmekten geri durmayacaktı. Gün gibi ortada olan
bu olayı engellemeyen, buna mahal veren ve /*"seyretmekle"*/ yetinen
polisin asayiş anlayışı da başka bir muamma. Burada önemsememiz gereken
iki farklı olgu söz konusudur:

Birincisi; askerlik yapmış olan herkesin bileceği gibi, emre
itaatsizliğin askeriyedeki en aşağılık /*"kabahatlerden"*/ birisi
sayılmasıdır. Türkiye’de halen zorunlu tutulan askerlik hizmetinde
erlere tek öğretilen şeyin kayıtsız şartsız emre itaat olması,
/*"emredersiniz komutanım"*/ şiarıyla geçirdiği ortalama askerlik süresi
boyunca herhangi bir erin sözüm ona /*"darbe karşıtlığının"*/ hiçbir şey
ifade edemeyeceği gerçeğidir. Bu bakımdan Hannah Arendt’in dikkat
çektiği türden bir /*"kötülük"*/, hiçbir şekilde faili olduğu eylemlerin
sorumluluğunu almayan, hiçbir inisiyatifi olmayan /*"sıradan"*/
insanların eylediği türden bir /*"kötülük"*/, hâlen en ciddi
problemlerimizden biri olmakla birlikte, /*"bize verilen emir böyle"*/
diye diye hukuksuzluğu icra eden kolluk kuvvetlerinin salahiyet
sınırlarının acilen daraltılması gerektiğini gösterir. Üstelik yine bu
/*"kötülük"*/ vicdani reddin ve dahi polise /*"taş atan"*/ kara elbiseli
çocukların / anarşistlerin ne ölçüde haklı ve meşru olduğunun bir ispatı
olarak bu darbe girişiminde karşımıza çıkmıştır.

İkincisi; Türkiye linç rejimidir. Tanıl Bora’nın dikkat çektiği üzere,
/*"içeriği formatından bağımsız"*/ olan linç olgusu, /*"devletin şiddet
kullanma tekeline"*/ aykırı düşmesine rağmen, iktidar(lar) tarafından
her daim bir /*"kamuoyu yönetme taktiği"*/ olarak kullanılagelmiştir.
Bugün artık /*"eşik dışında"*/ kalan her kimse ona yönelen, her türden
/*"şiarı"*/ meze yapabilen ve son dönemde özellikle bizzat*Recep Tayyip
Erdoğan*’ın nefret söylemiyle yönlendirilen bir /*"kötülük"*/, yine en
ciddi problemlerimizden biridir. Mevcut olanın fedaileri her daim
kendilerini başka hayatlar üzerinde tasarruf sahibi hisseder ve
öldürmekten, /*"taşlamaktan"*/, /*"linç etmekten"*/, yok etmekten
çekinmezler. Polisin tüm bunlara seyirci kaldığı bir statükonun ise
/*"faşizmden"*/ başka bir karşılığı yoktur.

Nihayet, askerlerin sivilleri taradığı ve kitlelerin linç girişiminin
meşru görüldüğü bir ikilemde tercih yapmanız beklenecektir: Yapmayın!


    Şeriat Sopası

Eskiden sosyalistler /*"tarih saçmalığa gitmez"*/ derlerdi. Bizim
jenerasyon ise biliyor ki /*"tarih saçmalıklar yıkıntısıdır."*/ En
azından sürecin negatif işleyişinin farkındayız. İslamcı bir cemaatin
darbe girişimine karşı, camilerden okunan sala ile (ki cihat çağrısıdır
bu) sokağa çağırılmak, bunu yapmadığında /*"darbeci"*/ ilan edilmek…

Demokrasi nöbetlerinin /*"dini ve milli"*/ motifleri, minarelerden
sürekli yükselen sala sesleri, /*"idam isteriz"*/ diye bağıran
kalabalıklar, tekbir, tekbir, tekbir… Darbe karşıtlığının (yani şu
günlerde /*"terörist"*/ olmama koşulunun) bu derekeye hapsedilmesi
Türkiye toplumunun büyük bir kesimini dışlıyor. /*"Eşik dışı"*/ kalan bu
büyük nüfusa verilen mesaj açık; /*"ölümü görüyorsunuz, sıtmaya razı
olun."*/*CHP*’nin itaatinde resmedilen /*"yeni statüko"*/, daha büyük
felaketlere nispeten iyi kötü laikliğe çalan bir düzene razı olacak
sekülerleri içerecektir. Razı olmayın!


    Torpilli Darbeciler

*15 Temmuz*’un ardından açığa çıkan önemli şeylerden birisi de,
Türkiye’de kamusal vicdanın çöküşünün her türden belanın tetikleyicisi
olabileceğidir. Çalınan soruların yanıtlarıyla sınavlara giren, sürekli
kayırılarak bürokratik kademelerde yükselen örgütlü bir kliğin ne ölçüde
tehlikeli olabildiğini hep beraber gördük. Cemaat'in tasfiyesi bu
tehlikenin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Vazgeçilmesi gereken asıl
şey kayırıcılıktır. Türkiye’de siyasi iktidar (lar)ın kamu kaynaklarını
ve devlet kadrolarını peşkeş çekme mantığıdır. /*"Dayısının yaptığı
torpillerle övünen yeğenlerin"*/ ülkesinde kayırıcılık bu ölçüde
/*"normalleşmişken"*/, böylesi bir kamusal vicdan çağrısı ne kadar
anlamlıdır bilemem; ama en ufak bir işiniz görülsün diye çaldığınız
kapılar onurunuzu isterler, mümkünse vermeyin!


    Süperdik, Olağanüstü Olduk!

Sonuçta, kırk yıllık Fethullahçıların sosyal medya hesaplarından
Fethullahçılara küfürler yağdırdığı şu günlerde, /*"meşru
vatandaşlığa"*/ isnat edilen imgesel eşikler daraldıkça daralıyor.
Darbecilerin halen risk teşkil ettiği fikrine*bin*aen girişilen
/*"temizlik"*/ operasyonunun kimleri içereceği belirsizliğini koruyor.
Ve*20 Temmuz* gecesi, bizzat*Recep Tayyip Erdoğan* tarafından
yapılan*OHAL* ilanının havai fişekler ve alkışlarla karşılandığını
gördük. Ne diyelim?

Popüler kültlerin vazgeçilmezi olan Yıldız Savaşları serisinde,
kendisine yönelik bir darbe girişimini gerekçe gösteren başkan Palpatine
imparatorluğunu ilan ederken alkışlanmıştı. O sahnede Padme Amidala’nın
ettiği kelamı hatırlamakta fayda var: /*"Demek özgürlük böyle elden
gidecekmiş, alkışlar içinde."*/

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160724123555 Oraj Poyraz At Neomailbox.net
[email protected]
2016/07/24  15:00 4  58  [email protected]

 



-- 

Dostlariniza bir gun dusmaniniz olabileceklermis gibi, dusmanlariniza
ise bir gun dostunuz olabileceklermis gibi davranin.

Bernard shaw

Musluman anne babanin birinci temel vazifesi cocuklarini (sosyolojik
musalla Muslumani degil!) iyi, imanli, gercek Musluman olarak
yetistirmektir.
Bu da onlara sahih=dogru ilmihal bilgileri vermekle olur.

Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.

...din hissi, dunyanin acisi duyulan tokadiyla derhal Turk milletinin
vicdanindaki cadirini yikti, davetlileri, Turk dusmanlari olan Arap
collerine gitti.(..) Artik Turk, cenneti degil, (..) son Turk ellerinin
mudafaa ve muhafazasini dusunuyordu.
Iste dinin, din hissinin Turk milletinde biraktigi hatira.

Mustafa Kemal ATATURK
(Mustafa Kemal in yazdigi Afet inan imzasiyla cikan Medeni Bilgiler
kitabi 1931)


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap