------------------------------------------------------------------------


  Nihat Genç yazdı: İslamcılık uydurulmuş en delice en manyakça en
  canavarca ideoloji

  * EZİKLİKLERİNİ MİLLİ PERFORMANSLARIYLA GİDERİP TATMİN SAĞLADILAR
    <#mozTocId552500>
  * BAŞIMIZDAKİ SİYASİLERİN BİR ÇOĞU DÜNE KADAR BU MANYAK ÖRGÜTLE İÇ
    İÇEYDİ <#mozTocId578237>
  * MESİHVARİ ÇILGINLIKLARA UZANDIĞI… <#mozTocId49198>

Son otuz yılda Çeçenistan’da Afganistan’da Irak’ta Libya’da*milyon*larca
insan öldürüldü, ülkeler yok oldu,*milyon*lar tarihten silindi.

Coğrafyaların yaşadığı bu sert felaketlerin bir karşılığı olmalı.

İnsan evladı bir çalışma kampında askerlikte doyasıya yemek yiyip bir
tek gıda türünü dahi almasa, delirir.

Ülke kaybı toprak kaybı aile kaybı yokolma korkusu beynin en değerli
*‘güven’* gıdasından bırakır.

Sağ beyni yani dünyanın yarısı kaybolur.

Bu*yüzde*n bir yazar olarak intihar bombacısı vakasını nörolojik bir
sendrom olduğu iddiasını ileri sürüyorum.

Gaddar diktatörlüklere dönüşmüş olsa da milli devlet yıkımının yol
açtığı yokoluyoruz güven kaybının mesihvari bir manyaklığa dönüştüğünü
iddia ediyorum.

Varoluşsal korku yaşayan beyin felç geçirir, dört-beş çocuğunu kaybeden
anneler de görülür, gerçeklik bağları kopar, duyguları ilkelleşir ve
vahşileşir, insan öldürmek robotik bir oyuna dönüşür, sanrılar olmadık
hikayelere inanmaya başlarlar.

Yazımın sonunda iddiamın reçetesini vermeden kısa bir özet geçeyim.


    *EZİKLİKLERİNİ MİLLİ PERFORMANSLARIYLA GİDERİP TATMİN SAĞLADILAR*

Batı radarlar sansürler cep telefonları uçaklar bombalar herşeyi ama
herşeyi icat ama terörü durduramıyoruz.

Batıda hızla gelişen teknoloji doğuyla arasında uçurumlar yarattı, iki
yüzyıl dünyaya kapalı Japonlar nihayet yakın sularında Amerikalı bir
buharlı gemi görünce neye uğradıklarını şaşırdılar. Dışarıdaki dünyanın
çok gerisinde kaldıklarını anlayıp utançla dolup silkinmeye bir dizi
devrimlere ve bu teknolojik açığı kapatmak için acilen harekete
geçtiler. Ve teknolojik icadları ve disiplinli çalışmalarıyla bu utanç
ve ezikliklerini milli performanslarıyla giderip tatmin sağladılar,
ezilmişliği gideren bu tatmini orta-doğu toprakları sağlayamadı.

Batı teknoloji akıl ama dünyanın diğer yarısını yağmayla yeni bir
uygarlık için yola çıkmıştı, yağmalanan dünyanın geri kalmış zavallı
ülkelerine, büyük bu yağma esaret ve işgalle, büyük bir telaş sardı.

Bu büyük farkı nasıl kapatırız batı dışı toprakların her yerinde en
büyük varoluşsal milli dava haline geldi.

Ancak batının akademilerine kitaplarına yollarına düşen batı dışı
toprakların aydınlarını daha büyük ve umutsuz bir felaket bekliyordu.

Batının bugünkü ileri teknoloji seviyesi için bir çok sosyal-siyasi
aşamalardan geçmişti. Bu *‘ara aşamalar’* kendi topraklarında yaşanmamış
yoktu, o halde, ya muasır medeniyet hedefine planlı programlı sil baştan
yola çıkacaklar ya da hamasi *‘çağ atlayan’* ekonomik milli programlar
geliştireceklerdi.

Bir yanda içlerinde çağın çok gerisinde karanlıkta kalmış kasabaları
okulla elektrikle aydınlatma ve hurafeleri sindirme gayretleri, diğer
yandan, batının bilgi birikimi ve sanayisini transfer etme çabaları.

Bu ilerlemeye ekonomileri ve insan birikimleri ve kültürlerinin güçleri
yetmez, çok geçmeden, gaddar diktatörlerin ellerine düşerler, bu
ilerleme batıya yetişme hız yarışında asayişi sağlamak ve ülkeyi korumak
için acilen silaha ve en temel alt yapı hastaneler gibi batılı
teknolojiye ihtiyaç vardır, işte burada, yerli diktatörlerle yerli
uluslar arası şirketlerin işbirlikçisi yerli işadamları ortaklaşıp
hakimiyeti ve hukuku kayıtsız şartsız ele geçirir ve keyfi idareler
demokrasi ve sosyal haklar ve bölüşümün çok uzağında kıvranıp dururlar.

Böylelikle batı dışı topraklarda gaddar diktatörlükler engellenemez bir
güç haline gelir.

Ve hem de diktatörlükler geri kalmış eğitimine ve kalkınmasına
yetişemedikleri sosyal hayattan karşılıklarını alamayan ücra
kasabalarda, bir büyük siyasal sosyal huzursuzluğun döngüsüne girer ve
orada devlet şiddetini abartarak kontrolü kaybederler.

Ve devletin jandarma ve sert yumruğuyla ayrıksı ideolojiler acıları
trajedeleri ele geçirip hikayesini yazmaya başlar, okulun hastanenin
şehrin ülke imkanlarının yetişemediği bu ücra kasabalarda, ayrıksı oylar
hortlamaya ve sonra geniş kitlelerce ilgi görmeye başlar.

Ayrıksı otların ilk hedefi milli devletin milli iradesidir, gerekirse
milli devletin düşmanlarıyla dahi işbirliğine girmekten çekinmezler.
Hedefleri milli devletin ayaklarına dolanıp ayaklarını bağlayıp
devletleri ayaklarından çökertmek, yani, istihbarat, polis, asker, hukuk
her yere sızar ve yayılır ya da savaşırlar.

Ve ayrıksı otların tüm devleti ele geçirmesi ya da iç savaşlarla
kontrolsüz bölgeler oluşturması ya da mezhep savaşlarıyla iç savaş
şartları yaşanmasıyla, ülkeyi bir arada tutan suyun kimyası bozulur.


    *BAŞIMIZDAKİ SİYASİLERİN BİR ÇOĞU DÜNE KADAR BU MANYAK ÖRGÜTLE İÇ
    İÇEYDİ*

Artık suyu filtreleseniz de dezenfekte etseniz de kaynatsanız da
tencereleri kapları kırklasanız da toplumu ayakta tutacak en büyük
ihtiyaç, herkesi insan hakları yurttaş ve herkesi birbirine karşı
koruyan hukuk’u artık ayakta tutamaz hale gelirsiniz, zaten devletin
ayaklarını kendi ayaklarına bağlamış üç kağıtçı yalancı sahtekar
dalkavuk ve kukla politikacılar devleti toprağını halkını bir arada
tutamaz hale gelir.

Ve tam da bu boğucu ölümcül iç karışıklıklar içinde bir yığın sözde
reform bir yığın darbe bir yığın *‘yeni bir başlangıç’* bir yığın *‘sil
baştan’* vaat programlarının başarısız hikayelerine şahit olursunuz.

Çünkü insandan hukuk kurumlarına kadar herşeyi çürüten ayrıksı otlar
yeni bir başlangıca fırsat tanımayacak kadar yaygındır ve toprağı ve
suyu ve insan malzemesini ve siyasi malzemeyi çoktan bulandırmış ve
kukla politikacıların gülünç hikayeleriyle ülke siyasetine güvensizliğe
halkı çoktan inandırmıştır.

İşte bu çözümsüzlük işte bu bizden bir bok olmaz hali işte işlerin
içinden çıkılmaz bu hali karşısında yaşadığımız topraklarda mesihvari
manyak ideolojiler devreye girdi.

Topluma gaddar diktatörlükler ve haksız adaletsiz eşitsizliğin çok
üstünde ve çok dışında, daha büyük, evrenden de büyük, ilahi kıyamet
senaryoları, kökünden rahminden kopmuş dinin insanlığın bittiği, dünya
dışı ilahi felaketleri anlatmaya koyulur inanmaya başlar taraftarlar bulur.

Bu dünya dışı felaket senaryoları *‘din’*de ve haçlı tarihinde
karşılığını bulur, ideoloji yapımı adanmış-kurban kültürüyle, beyinleri,
dünyayı, haçlı seferleri günlerindeki gibi kutuplaştırarak ikiye ayırır.

Bu hayali varoluşsal korkular batının aleni ve insanlık tanımayan
bombalı saldırılarıyla beyinlerinde ve ülkelerinde karşılığını bulur.

Düşünce akıl muhakeme karışır, çünkü, bu kurban-adanmış insanların
beyninde, git-geller oluşmaya çoktan başlamıştır.

Şöyle, psikiyatri de bir anarşist el sendromu vardır, adam bir eliyle
bakkaldan ekmek alır diğer eliyle ekmeği geri verir, bir eli çekmeceyi
açar diğer eli kapatır, bu kontrolsüz el, beyinde bir inme, bir tömür
bir travma şokuyla işlevi bozularak oluşur.

İdeoloji büyük korku salar toplumla insanlıkla düşmanlaşır, mesela şimdi
başımızdaki siyasilerin bir çoğu düne kadar bu manyak örgütle iç içeydi
ve bu insanların beyinlerini yakından tanıyacak kadar yakınlarıydık.

Açalım, günlük hayatlarında gözlüyorduk, bir an dünyaya çocuklarına
senin benim gibi dozunda eleştirilerle bakan insanlar, ama bir an,
öfkeyle konuşan dünyalılara büyük cezalar yaşatmak isteyen bir ruh hali.

Yani her beynin iki yanı vardır, ve birbiriyle çelişen bu iki taraflı
beynin sahiplerini onbeş yıldır iktidarınızla hepiniz tanıyorsunuz. Bir
anda T.C’leri söküp indiren de onlardı biraz sonra T:C ‘ye övgüler düzüp
hamasi milliyetçilik yapanlar ve nice örnekleriyle ortada.

Ama bu git-gelli beynin sahiplerinin çoğunluğu bu toprakların siyaseti
ve normal hayatına tutunmayı iktidar nimetleriyle, bu git-gelleri
sürdürmelerine rağmen normal görünmeyi şimdilik bir şekilde başardıkları
söylenebilir.

Ama Suriye ve Irak topraklarında kalanlar, dağılan kopan tarafları
toparlayamazlar, çünkü güven verici hiçbir gelişme yoktur, sağ beynin
boşluğu sol beyin dolduramaz. Sağ beyni yani dünyanın yarısını
kaybetmiştir. İşte çağların merdiveninden geri ortaçağın haçlı
seferlerine atlayabilen sol beyni akılla gerçeklikle yüzleştirecek sol
taraf infilak etmiştir ve dünyanın bir yarısıyla canavarca vahşi bir
savaş içindedir.


    *MESİHVARİ ÇILGINLIKLARA UZANDIĞI*…

Bu çok da şaşılacak bir şey değildir, bir insan toprağı vatanıyla
duygusal kopuşu travmasıyla beyinde büyük hasar yaratır.

*AKP*’li kitleler bu toprağın iktidarına şimdilik sarılarak şimdilik
henüz boşlukta ve karar vermemiş o git-gelli beyinleri henüz gerçeklikle
yüzleştirmemiştir, iktidardan kopmaları durumunda bu git-gelin nereye
nasıl evrileceği de hesap edilemeyen büyük bir felaket korkusudur.

Bizlere düşen tek görev bu büyük travmatik varoluşsal korkuyu, gidermeye
çalışmaktır…

Bunu da ancak güven verici vatan duygusu güven verici bir *‘toprağımız
bizim’* duygusu aşılayarak yapabiliriz.

Makul ve dozunda bir *‘milli ilaç’* reçetesi şarttır, durmaksızın
patlayan bombalar ve durmaksızın yok olan aile yakınlarıyla insanlar
çoktan yürüyen ölülere dönüşmüştür.

Çünkü kendilerini toprak ve aileleriyle *‘ölmüş’* ya da ölmekte
hissetmekteler ve ölümü artık hızlandırmaktan başka şansları olmadığını
düşünmek bu dünyaya hiç güvenleri kalmayıp hayallerindeki delilik
sanrısı cennetlerine koşmaktalar.

Ülke kaybı, toprak kaybı, yok olma korkusu, sadece siyasi bir korku
değil, nörolojik etkileri infilak düzeyinde, biyolojimizin bir korkusudur.

Ayarında ve dozunda mutlaka vatanın toprağın asla yok olamayacağınımilli
bir güven’le verilmesi şarttır.

Yoksa bu yok olma korkusunun katlanıp bu korkunun büyüyüp beyni
duyguları ele geçirmesi an meselesidir, insanlığı modern dünyayı
şehirleri ve hepimizi havaya uçuran mesihvari çılgınlıklara uzandığı
daha da yaygınlaşmakta olduğu yaşadığımız acımasız gerçektir.

Toprak, vatan duygusu, aile ve güven ve hukuk, en temel değerlerdir,
toplumlar güçleri yettiği kadar, bu değerleri en ücra kasabalarına kadar
verecek eğitim kurumlarına sahip olmalı ve her bir ferdin korkularını
karşılayacak donanıma ve endişelere sahip olmalıdır.

Toprağımız kültürümüz ailemiz yok oluyor korkusu tarihlerin en büyük
korkusudur, hafife alınamaz dalga geçilemez.

Bu topraklar, batının peşi sıra saldırılarıyla bu korkuları her ferdine
kadar iliklerine kadar beyinlerine kadar yaşamış ve yaşamaktadır.

Ve bu en temel korkuların patlamasıyla ortaya tarihte görülmemiş
insanlık canavarı vahşiler çıkmaktadır.

İslamcılık, son iki yüzyıldır, batı karşısında eziklik, emperyalist
yağmacı saldırgan batı karşısında çaresizliğimizi ve geri kalmışlığımızı
kapatmak için uydurulmuş en delice en manyakça ve en canavarca bir
ideoloji olduğunu, hep birlikte görmekteyiz.

Türkiye’nin ve bu toprakların, bu büyük korkunun tamiri için *‘daha
makul’* daha *‘insani’*, insan kaynak ve düşünce birikimi vardır.

O çözümün ilk maddesi, din sevgisi millet sevgisini çıldırtmadan,
ayarında ve makul ve her insan beyni ve aklının alabileceği
*‘gerçeklik’* içinde konuşmalı ve anlatabilmeli ve çözüm bulabilmeliyiz.

Nihat Genç

Odatv.com

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160724185624 Oraj Poyraz At Alpinaasia
[email protected]
2016/07/25  02:20 4  58  [email protected]

 



-- 

Buyuk isler sanki hic olmeyecekmis gibi calismakla basarilabilir.

Vanvenarues

ALI IMRAN - 7.O, sana Kitab i indirendir.
Onun bazi ayetleri muhkemdir, onlar kitabin anasidir.
Digerleri de mutesabihtir.
Kalplerinde bir egrilik olanlar, fitne cikarmak ve onun olmadik
yorumlarini yapmak icin mutesabih ayetlerinin ardina duserler.
Oysa onun gercek manasini ancak Allah bilir.
Ilimde derinlesmis olanlar, Ona inandik, hepsi Rabbimiz katindandir derler.
ancak akil sahipleri dusunup anlar.
***
Ayetin baslangici...
ALI IMRAN - 7.Oysa onun gercek manasini ancak Allah bilir.
Ayetin sonu..
ALI IMRAN - 7 ancak akil sahipleri dusunup anlar.

Hayat her hangi bir doga disi etkenin mudahalesi olmaksizin dunya
uzerinde dogal ve zorunlu bir kimyasal ve fiziksel olaylar dizisi sonucudur.
Hayat sicak, gunesli ve sig bir bataklikta basladi.
Oradan sahillere ve denizlere yayildi; denizlerden tekrar karalara gecti

Mustafa Kemal ATATURK
(Afet Inan Ataturk hakkinda Hatiralar va Belgeler 1968)


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap