------------------------------------------------------------------------


  Ahmet Yavuz : Türkiye'nin zayıflatılması sakın dişlerinizi kamaştırmasın

  * YANLIŞLARDAN DÖNÜŞ <#mozTocId520358>
  * ÜÇ SENARYO <#mozTocId126535>
  * GELELİM DARBECİLERİN İÇ HESAPLARINA… <#mozTocId341041>
  * ŞAKİRTLEŞMEK <#mozTocId103592>

Darbenin hedefi neydi... E. Tümgeneral Ahmet Yavuz yazdı...

*24.07.2016 17:47*

*FETÖ*’nün İzmir soruşturması ve Yüksek Askeri Şura öncesi*40* yıllık
yatırımını heba etmemek adına yaptığı darbe girişimi başarısızlıkla
sonuçlandı. Millet büyük bir beladan kurtulma rotasına girdi.*TSK* kısa
vadede ağır bir yara aldı ama orta ve uzun vadede yeniden milletin
ordusu olma vasfına kavuşacaktır.

Bunlara başka bir yazıda yer verilebilir zira bu yazıda iki nokta
üzerinde durulacaktır:

1. Darbenin dış desteğini verenlerin beklentisine temas edilecek.

2. Darbecilerin stratejik hataları irdelenecektir.

Darbenin arkasında bölgesel dizayn çabası, kendini ağır bir şekilde
hissettiriyor.

<http://odatv.com/> Kuzey Afrika ile Irak ve Suriye merkezli gelişmeler,
sıranın Türkiye’ye geldiğinin işaret fişekleriydi. Siyasi
iktidar,*ABD*’nin Suriye’nin kuzeyinde inşaya çalıştığı koridoru
ancak*2014*sonundan itibaren fark edebildi. Oynanan jeopolitik oyunu
bozma gayretine de ancak daha sonra girişebildi.


    *YANLIŞLARDAN DÖNÜŞ*

Kabul etmek gerekirse yanlış Suriye politikasından tamamen dönmese bile,
iktidar koridorun doğuracağı problemi gördü. Aldığı yarım yamalak
önlemler kısmen etkili oldu.

İlave olarak Rusya’yla sıfır çıkar karşılığı arasını bozmasının ardından
geç de olsa yanlıştan dönmeyi bildi. Bu, hayati bir adımdı, çünkü
müdahalesinden sonra koridorun tıpası Rusya’nın eline geçmişti. Bir
anlamda bu ülkeyle kurulacak bağ, koridorun gerçekleşmesini engelleyecekti.

Henüz berrak bir Suriye politikası yok. Ancak hayatın mecburiyetleri
dayatıyor ve bu yanlışın da sonu görünmüşe benziyor. Yakın bir zamanda
büyük bir manevra kaçınılmaz görünüyor.

Koridor kararlılığı sürer, Rusya yanında Suriye politikasında da büyük
bir değişim olursa büyük bir krizden çıkış yolu açılabilir.

Bu arada bu üç sorunun birbiriyle bağlantılı olduğunu ve
Türkiye’yi*ABD*ile karşı karşıya getirdiğini söyleyelim. Bunlara
Akdeniz, Ege, Karadeniz problem sahaları da eklenebilir.

Bütün bunlara şundan dolayı temas edildi: Türkiye*-ABD*ilişkileri açmaza
girmişti. Bu açmazın*ABD*lehine sonuçlanması gerekiyordu.*FETÖ*’nün
darbe planladığı onlar için sır değildi. Başlangıçta ifade edildiği
üzere, Gülen’in kırk yıllık birikimini heba etmek istemediğinin
bilincindeydiler. Darbe için arkadan iteklemeye elverişli bir ortam
vardı. O da dış desteği hissettiği anda cesaretle ileri atılmaktan ve
son çare silahına başvurmaktan geri durmayacaktı. Nitekim öyle oldu…


    *ÜÇ SENARYO*

Geriden iteleyenlerin muhtemelen üç senaryosu vardı:

1. Darbenin başarılı olması hali.

2. Darbenin başarılı olamasa da ülkeyi uzun süreli bir iç savaşa
sürüklemesi hali.

3. Darbenin başarısız olması ve kısa sürede bastırılması hali.

Birinci halde darbeyi destekleyen güç, işin doğası gereği, darbecilere
her istediğini yaptıracaktı.

İkinci halin Türkiye’ye neler kaybettireceğini açıklamaya bilmem gerek
var mı?

Üçüncü halin ne doğuracağını yaşayarak göreceğiz. Ama en baştan kabul
edelim ki, belli bir süreyle sınırlı dahi olsa, Türkiye’nin sert gücü
zayıflatılmıştır. Orta ve uzun vade çok olumlu sonuçlarının olacak
olması, başka bir boyuttur.

Görüldüğü gibi üç halde de kazanan açıktır.

Dolayısıyla Rusya ile ilişkilerin düzeltilmesi hayati önemi haizdir.
Ancak buna, Suriye ve İran’ın, hatta Mısır ve Irak’ın dâhil edilmesi
aynı ölçüde önemlidir. Başka türlü*ABD*’nin vereceği olası zararları
dengelemek mümkün değildir.


    *GELELİM DARBECİLERİN İÇ HESAPLARINA*…

Halk desteği olmayan bir darbenin başarılı olduğu görülmemiştir.

Günümüz Türkiye’sinde*TSK*’nın bütünüyle kalkışmadığı bir darbenin
başarı şansı sıfırdır.

Amaç-araç dengesi kurulamayan herhangi bir harekâtın başarılı olması
mümkün değildir.

Amacı sağlayacak hedef yerine başka hedeflere yönelen bir operasyon
başarısızlığa mahkûmdur. Güç israfıdır. Nitekim bu husus kendini
fazlasıyla hissettirmiştir.

Kuvvet-zaman-mekân ayakları eksik ya da yanlış hesaplanmış ve aynı
zamanda dengelenmemiş bir stratejinin başarıya ulaşması tesadüflere
bağlıdır. Uygulanan planda olduğu gibi…

Daha başlangıçtan itibaren liderlik sorunu gözlenmiştir.

Tesadüflere bel bağlayarak da başarı beklemek aptallıktır.

Nitekim *1*. Ordu Komutanı’nın açıklaması ve emrindeki vatansever
subayların fedakârlık dolu gayretleri yanında asker ve polisin çeşitli
karşı koyma gayretleri, bütün hesaplarını bozduğunda, elde yedek bir
planlarının da olmadığı açığa çıkmıştır. Yedek planı olmayan daha erken
mağlup olur. Aynen böyle olmuştur.

Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları ise halk desteği faktörünün belirleyici
vasfını ortaya sermiştir.

Medyanın kontrolünü sağlayamamış olmaları, yenilgiyi öne çekmiştir.


    *ŞAKİRTLEŞMEK*

İçlerinde akademik anlamda çok başarılı addedilen subayların da
bulunduğu bu kalkışmanın en temel başarısızlık nedenlerinden biri de;
her biri şakirtleşme süreçlerine tabi tutulduklarından, kendi omuzları
üzerinde abilerinin içi boş kafalarını taşıma alışkanlığına sahip
olmaları ve bunun yanlış ve eksik planlamalara yol açmasıdır…

*IŞİD*ya da*PKK*’lı teröristlerin hangi saiklerle canlı bomba
olduklarını yeniden araştırmak için Eric Hoffer’in Kesin İnançlılar
(Plato Film Yayınları,*2007*) adlı eserine göz gezdirmek istemiş ancak
zaman bulamamıştım. Kendi halkına tereddütsüz ateş edebilen bu
soysuzların ruh halini saptayabilmek için kitaba göz attım. Aşağıda
okuyacağınız alıntılar soruna ışık tutuyor. Ama bu ışık tutma normal
insanlar için geçerli. Fanatikler için değil. Çünkü bir kısmının darbeye
karışmış olmasını öğrenmekten derin üzüntü duyduğum eski öğrencilerime
bu kitabı okutmuştum. Demek ki, okutmak öğretmek anlamına gelmiyor ya da
kesin inançlılar okusa bile öğrenemiyorlar. İkincisini kabul etmek biraz
olsun vicdanımı rahatlatıyor olsa da acımı dindirmiyor.

Bakalım Hoffer neler demiş:

/*"Liderin körü körüne itaat sağlayabildiği yerlerde, lider, bütün
insanların korkak olduğu yönündeki doğru kurama dayanarak insanlara ona
göre davranır ve istediği sonucu elde eder."*/(s*.135*)

/*"Görülmeye ve duyulmaya değmeyen gerçeklere ‘gözlerini kapamak ve
kulaklarını tıkamak’, kesin inançlının özel bir yeteneğidir ve bu onun
eşsiz cesaret ve azminin kaynağıdır."*/(s*.91*)

Yazar, Bergson’a atfen de şunu ifade etmiş:

/*"Bir inancın gücü, dağları yerinden oynatmasından değil, yerinden
oynatılacak dağları görmemesinden belli olur."*/(s*.91*)

Umarım askeri okulları yeniden yapılandırma gayreti içine girenler
bilimin ipine sarılmayı bırakıp, inancın ipiyle yetinmeyi tercih
etmezler! Öncelikle inancın ipine sarılanların nasıl bir irade
yoksunluğu sorunuyla karşılaştıkları ve /*"kendisi olma"*/vasıflarını
kaybettikleri ortadadır.

Kimse bu gerçeğe gözünü kapatma hakkını kendinde bulamaz, bulmasına da
izin verilmemelidir…

Son sözüm de, Gülen’i arkadan ittirenlere: Sakın Türkiye’nin geçici
zayıflatılmış olması dişlerinizi kamaştırmasın!

Ahmet Yavuz

Odatv.com

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160724192951 Oraj Poyraz At Alpinaasia
[email protected]
2016/07/25  04:20 4  58  [email protected]

 



-- 

Tanriniz oldu ve sadece cahiller agladi.
Ve eger cehenneme inaniyorsaniz, o zaman orada gorusuruz!

Friedrich Nietzsche

Suikast
Resulullah (sav) yahudi ebu rafi e, ensar dan bir grup adam gonderip,
baslarina da Abdullah ibnu atik i koydu.
Ebu rafi resulullah (sav) a eza veriyor ve aleyhinde calismalar yapiyordu.
Ebu rafi hicaz bolgesindeki kendine has bir kalede oturuyordu.
Kaleye yaklastiklari zaman gunes batmisti.
Halk artik suruleriyle donuyordu.
Abdullah arkadaslarina: siz burada oturun ve yerinizden ayrilmayin.
Ben gidip, kapicilara biraz iltifat edip, iceri girme imkani arayacagim
dedi ve ilerledi.
Kapiya kadar geldi.
Kazayi hacet yapiyormus gibi elbisesini toparladi,i insanlar iceri girmisti.
Kapici seslendi ey Allah in kulu, girmek istiyorsan gir.
Kapiyi kapatacagim (cabuk ol)! dedi.
Ben de girdim ve (bir koseye) gizlendim.
Halk tamamen girince kapiyi kapatti.
Sonra da anahtarlari bir kaziga takti.
Ben (musait bir anda) kalkip anahtarlari alip kapiyi actim.
Ebu rafi evinde gece sohbeti yapiyordu.
Ve hususi bir koskte idi.
Sohbet arkadaslari dagilinca, yanina ciktim.
Her bir kapiyi acip girdikce iceriden uzerime kapadim eger halkin haberi
olur da beni oldurmeye azmederlerse, ben ebu rafi i oldurmeden ona
ulasamasinlar diye boyle yaptim.
Sonunda yanina kadar geldim.
Koskun ortasinda yer alan karanlik bir odadaydi.
Ancak, odanin neresinde oldugunu bilemiyordum ebu rafi diye seslendim
kim o? dedi.
Sese dogru yoneldim.
Heyecan icerisinde bir kilic darbesi indirdim, ama bosa gitti.
Adam bir ciglik atti.
Hemen odadan ciktim.
Azicik bekleyip tekrar girdim, [sesimi degistirip, yardima gelmis gibi:]
o ses de ne?
Ey ebu rafi dedim kahrolasi, odada biri var az once bana kilic vurdu
dedi.(yerini iyice kesfetmistim), bir darbe daha indirdim.
Yaraladim, fakat olduremedim.
Sonra kilicin ucunu karnina sapladim, sirtina kadar dayandi.
Oldurdugumu anladim.
Geri donup, kapilari teker teker acmaya basladim.
Merdivene kadar geldim.
Ayagimi bastim.
Yere kadar ulastigimi zannettim.
Ay isigiyla aydinlik bir gecede dustum.
Bacagim kirildi.
Sarigimla sardim.
Sonra gidip kapinin onune oturdum.
Onu gercekten oldurdum mu, ogreninceye kadar bu gece kaleden disari
cikmayacagim dedim.
Horozlar otunce, surlarin uzerinden olum ilan edildi.
Olum habercisi: hicaz ahalisinin tuccari ebu rafi in olumunu
duyuruyorum! diye bagiriyordu.
Ben hemen arkadaslarimin yanina gittim zafer! dedim, Allah ebu rafi in
canini aldi! resulullah (sav) a geldim, olup biteni anlattim.
Bana: uzat ayagini! buyurdular.
Ben de ayagimi uzattim.
Meshediverdi.
Sanki hicbir sey olmamis gibi hicbir rahatsizlik kalmadi.
Buhari, megazi, 16, cihad 155 hadis no : 4232 ravi: bera
Resulullah (sav), ebu rafi e bir heyet gonderdi.
Abdullah ibnu atik, geceleyin evine girerek, onu uyurken oldurdu.
Buhari, megazi, 16, cihad 155 hadis no : 4231 ravi: bera

Din gercek sefaletin ifadesi, gercek sefalete karsi protesto, ezilen
yaratiklarin ic gecirmesi, kalpsiz bir dunyanin duygusu, ruhsuz
kosullarin ruhu...
Insanlarin afyonudur.

Karl Marx


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap