Darbe gecesi olanlara ilişkin çok video izledim.
Ölenler, öldürülenler.
Ahmakça öldürülenler, ahmakça öldürenler.
Çaresizlikten öldürenler, çaresizce öldürülenler.
Vatanı kurtardığını zannedenler.
Binlerce, yüzlerce video ve hikaye.
Bana sorarsanız gerek yoktu bütün bunlar.
Ölenlere gerek yoktu.
Öldürenlere de gerek yoktu.

Sizlere şöyle anlatayım.
Düşünün yıl 1933 olsun, Avrupanın herhangi bir ülkesinde yaşıyorsunuz.
Vatanseversiniz, iyi vatandaşsınız.
Siyasi ortam günden güne geriliyor, taraflar belirginleşiyor, saflar
sıklaşıyor.
Ve siz de bir taraf seçiyorsunuz.
1950'lere kadar bir sürü şey yaşıyorsunuz, savaşıyorsunuz, esir
düşüyorsunuz, ölüyor ve öldürüyorsunuz.
Ve koca dünya savaşı bitiyor.
Bir şekilde sağ kalıyor ve evinize dönüyorsunuz.
Ailenizden bütün kadınların ırzına geçilmiş.
Geride on kişiden ikisi kalmış.
Toplamda 60 milyon insan ölmüş.

Ve bakıyorsunuz bütün sınırlar yine de aynı yerde.
Savaşı kaybedenin de sınırları aynı yerlerde, kazanın da sınırları aynı
yerlerde.
Misal İtalya, bunca zamandır hangi savaşı kazandı, ve hala neden ve
nasıl ayakta.
Kaç santim sınır kaybetti.
Misal Almanya en sonuncu büyük savaşın kaybedeni, ve savaştan öncesi
sınırlarına geri döndü.
Misal Japonya, yok oldu mu?

Çok lafın özeti, işin özeti millet, millet yok olmadıktan sonra
devletler yine kuruluyor.
Milletler olduğu sürece sınırlar yeniden aynı yerde oluşuyor.
Yeter ki millet yok olmasın.

Savaşlar işte bu işe yarıyor.
Milletlerin yok olmasına.
Bazen işe yarıyor, bazen de yaramıyor.
Söz konusu Türkler olunca BÜYÜK BALKAN HEZİMETİNDE savaş bu işe yaramıştı.

Darbe günü ölmeye ve öldürmeye hevesli olanları doğrusu çok yadırgadım.
Ölmeye hevesli olanların kibarca uyarmak benim için yeterli.
Doğrusu onları bu heveslerinden caydırmak için canımı tehlikeye atmayı
da düşünmem.
Kendi hesabıma göre, zaten ölümlüyüz, zaten öleceğiz, bu nedenle ölmek
için acele etmeye gerek yok.
Çocuğuma bunu öğütlüyorum.
Ölmek isteyenler, buyursunlar ölsünler.

Darbe gecesi olaylar şu şekilde cereyan edebilirdi.
Darbeciler zaten yalnız kalmıştı.
Köprüde tertip alanlar ve onun ötesinde tertip almış olan polis öylece
bekleyecekti.
Çengelköyde tertip alanlar da öyle.
Genel kurmayda sıkışmış darbeciler ve onu kuşatmış polis öylece
bekleyecekti.
Zaten bekleyip duruyorlardı.
Zaten aradan 36 saatten fazla zaman geçmişti.
Bu her yerde böyle olacaktı.
Hatta çoğu yerde darbecileri kuşatmak için yardıma askeri güçlerin
intikali halkın engellemesiyle karşılaşmıştır.
İfadelerden bunu anlıyoruz.
Birliğine gitmek ve kontrolü ele geçirmek için harekete geçen komutanlar
da engellenmişti.
Bunun da ifadelerden anlıyoruz.

Aynı şekilde bütün komutanlar birliklerine ne olursa olsun kışlalarından
çıkmamalarını emretmişti.
Darbeciler bu emri dinlemedi.
Ama darbe karşıtları dinledi.
Bu şekilde taşlar bağlanmış oldu, köpekler salıverilmiş oldu.

Hava kuvvetlerinde de aynısı oldu.
Bütün üs bölgelerinde uçakların asla uçuş yapmaması, bütün uçuşların
durdurulması emredildi.
Darbeciler bu emri zaten dinlemedi.
Hükumetin emrinde olanlar dinledi.
Bu şekilde havada uçan uçaklar büyük oranda başı boş kaldı.
Bir düşünün hava kuvvetlerinin elinde yüzlerce uçak var.
Bunların hepsi de alanlarda çakılı kaldı.
Bir düşünün büyük kentlerin etrafında hükumete sadık askeri güçler de var.
Bunlar kışlalarında çakılı kaldı.
Hükumet asla askeri güçlere güvenmedi, onları kullanmayı düşünmedi.
Aslında sadakatını belirten, bunu da ilan eden komutanlar vardı.
Bunları isyanı bastırmak için kullanabilirlerdi.
Bu yola asla gitmediler.

Bunun yerine hükumet silahsız halkı, ağır silahlı askerin üzerine
sürmeyi tercih etti.
Darbeciler çok daha fazla kan dökebilirdi.
Ben yine de olup bitenlere şükrediyorum.
Darbecilerin elindeki silahların yıkım gücü gerçekten  çok fazladır.

Halkımız şunu bilsin.
TBMM üzerine atıldı denilen bombalar uyarı amaçladır.
TBMM hala ayaktadır, çünkü bombalar TBMM bahçesine atılmıştır.

Beştepe üzerine atılanlar da öyledir.
Beştepe yerle bir olabilirdi.
Tek bir bomba bunu yapabilirdi.
Bomba Beştepenin dışına düştü.
Neden böyle oldu?

MIT ve Emniyet Genel Müdürlüğü üzerine açılan ateş doğrudan binalar
üzerine değil nizamiye, bahçe ve ateş açılan yerlere olmuştur.
Darbecilerin silah kullanırken ve hedef seçerken belirli ölçüde kendini
sınırladığını bilmek gerek.
Can kayıpları yaşanmış olanın onlarca misli de olabilirdi.

Darbenin bastırılmasından sonra yaşanan linç olayları ülkemizde bundan
sonra yaşanacak olaylarda şiddet eşiğini çok daha yüksek bir seviyeye
çıkarmıştır.
Bu konuda halkımızı da, elinde silah olan herkesi de uyarmak isterim.
Bundan sonra yaşanacak sosyal, askeri çatışmalar çok daha kanlı olacaktır.

Ben herkesi uyarmakla beraber kısaca şunu söylemek istiyorum.
Ölmek ve öldürmeye hiç gerek yok.
Tamamıyla anlamsız ve gereksiz.
Arzu edenler ölsün ve öldürsün.
Siz kenarda durun.
Bir kısaltma, bir blanço konsolidasyonu gibi düşünün.
Yaşam kalanlar için devam edecektir.
Ve anlamlı olan şey yaşamdır.
Bu dünyanın ölenler için hiçbir değeri ve anlamı yoktur.

*MİLLET SİZSİNİZ*, siz var olduğunuz sürece millet olacak, sizin
yaşamanız milleti ayakta tutacak.
Hiçbir esaret sonsuza kadar sürmez, sürmemiştir.
Millet ne kadar çok olursa, esaret o kadar kısa sürer.
Millet varsa, vatan vardır.
Millet varsa devlet de vardır.
Millet her şeyin anahtarıdır.
VE SİZ YAŞARSANIZ MİLLET VAR OLACAK.
SİZ ÖLÜRSENİZ MİLLET VAR OLMAYACAK.
Bir gün mutlaka öleceksiniz.
Acele etmeye hiç gerek yok.

Oraj POYRAZ([email protected] / [email protected] /
[email protected] <mailto:[email protected]> )
           L2fSIJNoA0xfSNxA     

------------------------------------------------------------------------
bayrak


  Köprüde öldürülen Harbiyelinin ablası: Kardeşim arkadaşına yardıma
  giderken linç edildi

Darbe girişimi sırasında köprüde linç edilerek öldürülen Hava Harp Okulu
öğrencisi Tekin'in tanınmaz haldeki cesedi*12* gün sonra morgda bulundu.

Pazar,*07 Ağustos 2016 09:05*

*AutoResizeImage.http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/styles/newsimagestyle_615x410/public/darbe_asker_linc_kopru931.jpg?itok=4ShsRtwW15
Temmuz* darbe girişimi akşamında Boğaziçi Köprüsü'nde linç edilerek
öldürülen*21* yaşındaki Hava Harp Okulu öğrencisi Murat Tekin'in
cenazesi*12* gün sonra ailesi tarafından bulundu. Tekin'in ablası Mehtap
Tekin kardeşinin kimseye ateş açmadığını söylerek /*"Kardeşim kimseyi
öldürmedi, arkadaşına yardıma giderken öldürüldü"*/ ifadesini kullandı.

Hürriyet'ten İsmail Saymaz'ın haberine göre, abla Mehtap Tekin,
ifadesinde /*"İstanbul Yeşilköy’deki Hava Harp Okulu 2. sınıfta okuyan
Murat Tekin, 15 Temmuz günü, eğitim için Yalova’ya götürüldü. Ancak daha
sonra Tekin’in de içinde bulunduğu askeri öğrenciler 'Tatbikat var'
denilerek, otobüsle Boğaziçi Köprüsü’ne doğru yola çıkarıldı. Otobüs
köprüye yanaşırken; etrafı vatandaşlarca çevrildi. Askeri öğrencileri
polisler kurtarıp bölgeden uzaklaştırırken, Tekin ve iki arkadaşı
kalabalığın içinde kaldı"*/ dedi.


    *DARBE*,*BIÇAK*,*BOĞMA*

Otopsi tutanağında Tekin'in ölümün nedeni, /*"vücutta yaygın darp,
kesici delici alet yaraları ile boyun baskısı ve ağız burun kapanmasına
bağlı boğulma"*/ gösteriliyor. İzmir’de yaşayan Tekin Ailesi,*15 Temmuz*
sonrası çocuklarından*12* gün haber alamadı. Yalova’da kampta olduğunu
sanan aile, ardından cezaevine konmuş olabileceğini düşündü. Fakat
hiçbir listede adı bulunmadığı için morgları gezerek, isimsiz cesetleri
taradı. Aile ancak*27 Temmuz*’da oğullarının tanınmaz haldeki cesedini
morgda buldu.


    Kardeşinin ölümüne yol açanlardan şikayetçi olduğunu ifade eden
    Mehtap Tekin, şöyle devam etti:

/**/

/*<http://haber.sol.org.tr/> "En son 12 Temmuz’da görüşmüştük. Bana
‘Abla çok mutluyum, tek başıma uçuşa seçildim’ diye yazmıştı. Pilot
olacağına seviniyordu. Olaylar olunca kendisine ulaşamadık. Biz
Yalova’da kampta olduğunu sanıyorduk. ‘Halk ayaklandı, canlı bomba var’
denilerek, götürülmüş. Çocuklar otobüste uyuyormuş. Halk otobüsün camını
kırınca uyanmışlar. Biri ‘Çocuklar inin, size bir şey olmasın’ diye
bağırıyor. Duyumlarımıza göre çevik kuvvet ekipleri geliyor. Öğrencileri
kurtarıp götürüyor. Kardeşim ve iki arkadaşı kalıyor. Murat, bir
arkadaşının linç edildiğini görüyor. Kardeşim şaşkın halde bakınıyor.
Sonra da arkadaşına doğru gidiyor ve orada öldürülüyor."*/

http://haber.sol.org.tr/toplum/koprude-oldurulen-harbiyelinin-ablasi-kardesim-arkadasina-yardima-giderken-linc-edildi-164791
 

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160807171317 Oraj Poyraz At Openmail [email protected]
2016/08/07  21:00 4  58  [email protected]

 


Insani dil kiymetlendirir ve insan onunla saadet bulur.
Insani dil kiymetten dusurur ve insanin dili yuzunden basi gider.

Kutadgu BILIG

Spermin geldigi yer
TARIK 7.(o su) sirt ile gogus kafesi arasindan cikar.

Dunyanin dort bir tarafindaki askeri mezarliklar tanrinin yanlarinda
olduguna inandirilmis, beyni yikanmis olu askerlerle doludur.

George Carlin


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap