------------------------------------------------------------------------
bayrak


  13 NİSAN( 31 MART) GERİCİ AYAKLANMASININ 108.YILDÖNÜMÜNDE

Kanlı *31 *Mart olayı, eski takvimle *31 *Mart *1325*, bugünkü
takvimle*13 Nisan 1909 tarihine*denk gelmektedir.

Bir bakan, bir milletvekili, bir binbaşı,*20*’yi aşkın kişinin
öldürüldüğü ve yüzlerce kişinin yaralandığı başkaldırı .

O gün Sultanahmet Meydanı’nda toplanan alaylı subaylar, avcı
taburlarından kimi askerler ve siviller binleri aşmıştı.

Önce meydanda bulunan Millet Meclisi’ni bastılar. Milletvekillerinin
gözleri önünde iki cinayet işlendi.

Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) *Nazım Paşa*, Meclis Başkanı, İttihat ve
Terakki’nin önderlerinden Ahmet Rıza’ya benzetilerek; aynı biçimde,
Lazkiye milletvekili *Emir Mehmet Aslan Bey *de Tanin gazetesi başyazarı
ve İttihatçı Hüseyin Cahit Yalçın’a benzetilerek öldürüldü.

Güruh, İstanbul’u *10 *gün kadar fiilen işgal etti. Yıldız Sarayı
bahçesinde toplanıp getirdikleri Deniz Binbaşısı Ali Kabulü Bey’i,
Padişah Abdülhamit’in gözleri önünde parçaladılar.

Meclis’i basanlar ve on gün bütün İstanbul’u felç edenler /*"şeriat
isteriz" */diye bağırıyorlardı.

Şûra-yı Ümmet (Halk Meclisi) ve Tanin (Çınlama) adlı *1908 *Meşrutiyet
Devrimi’ni tutan ilerici gazeteler kalabalıklar tarafından basıldı,
yağma edildi, makineleri paramparça dağıtıldı.


    *Ayaklananların istekleri beş noktada toplanıyordu:*

*1*- Sadrazam Hüseyin Hilmi ve Harbiye Nazırı Rıza Paşalarla, Millet
Meclisi Başkanı Ahmet Rıza Bey azledilmelidir.

*2*- Aynı zamanda İstanbul milletvekili olan Tanin gazetesi Başyazarı
Hüseyin Cahit ile Şûra-yı Ümmet gazetesi sahibi Bahaeddin Şakir ve
Millet Meclisi*II*. Başkanı Talat Bey azledilmelidir.

*3*- Şeriat bütün yönleriyle uygulanmalıdır.

*4*- Açığa çıkartılan alaylı subaylar geriye dönmeli, mektepli subaylar
görevlerinden alınmalıdır.

*5*- Ayaklanmadan dolayı bir neferin bile kılına dokunulmamalıdır.

Kahveler basılıyor, resimler indiriliyor, sokaklarda mektepli subay avı
yaşanıyor, hatta kimi çavuşlar sokakta yakaladığı kadınların saçlarını
kesiyordu.

Meclis dağılmış, herkes köşelere sinmiş, İstanbul korkudan nefesini
tutmuş gibiydi.

Kuşkusuz, *31 *Mart olayı gerici bir hareketti. *1908 *II. Meşrutiyet’le
gelen değişime karşı dine dayalı gelenekçi kesimin ağır bir tepkisiydi.

Değişik örgütler (siyasi, dış, iç vb.), alaylı-mektepli subay
çelişkisinden yararlanarak özellikle alaylı subayları tetiklemişler,
askerleri de dinsel söylemlerle harekete geçirmişlerdi. Dinsel söylemden
etkilenen medrese öğrencileri de harekete katılmıştı.

*31 *Mart’tan sonra ne oldu? Rumeli’den Hareket Ordusu İstanbul’a geldi.
İsyanı bastırdı. Meclis’i tekrar açtı ve Padişah*II*. Abdülhamit’i azletti.

Biz bugün *31 *Mart’ın yıldönümünde, konuyu gündeme getirirken bu
olaylardan ibret alınmasını da öneriyoruz. (*)

*13*Nisan(*31 Mart*) ayaklanmasından *108*yıl sonra Tükiye Cumhuriyeti
Devleti'nin bulunduğu yer sorgulanabilirise doğru istikamette tayin
edilebilecektir.

Bilginize..

*ARİSTO*/*"Sözün en güzeli; söyleyenin doğru olarak söylediği,
dinleyenin de yararlandığı sözdür."*/demiş.

(*) Alınıt:Alev Coşkun'un /*"31 Mart'ın 103. Yılı ve Yeni
Yorumlar"*/yazısından

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170415231636 Oraj Poyraz [email protected]
2017/04/13  03:29 6  64  [email protected]

 

Insanlari nicin olduruyorsunuz, biraz bekleyin zaten olecekler.

Konfucyus

Necip Fazil KISAKUREK : AMERIKA, DUNYA VE BIZ

Bugun dunya, milletlerin olus istikameti ve tekevvun hakki bakimindan
iki vahide ayrilmistir. Sonunda kaba ve basit iki vahid... Ya Amerikayi
tutacaksiniz, ya Sovyet Rusyayi; ya demokrasiyi, ya komunizmayi...
Bunlardan birine temayul derhal ve kat i olarak oburune aykirilik
manasina gelir. Onun icin, en kucuk Amerikan aleyhtarligi, hangi
zaviyeden olursa olsun, Sovyetleri desteklemek diye anlasilir. Bu yuzden
komunizmaya zit bir dunya gorusu kerhen de olsa, Amerikan politikasini
korumakla mukelleftir.
Ikinci Dunya Harbinden sonra Avrupa medeniyetinin buyuk mumessilleri,
bir nevi iktisadi ve teknik tabiiyet yuzunden dunya goruslerindeki
istiklallerini kaybetmisler ve mecburi olarak Amerikan hegemonyasi
altina girmislerdir.
Imparatorlugunu ve dunya siyasetindeki basbuglugunu kaybeden sahsiyetli
Ingiltere, simdi butun aksiyonunu ve soz hakkini kaybetmis mahzun bir
ulke halindedir. Almanya, topyekun varligiyla odemek mevkiinde bulundugu
harp felaketini telafi icin, harika capinda bir kalkinmadan gayri hicbir
gaye sahibi degildir. Avrupa nin diger milletleri de, Garp medeniyetini
mechul bir yarina ceken sinsi sartlara karsi, butun guclerini, kendi
kabuklari icinde, ruhi ve iktisadi gunu birlik bir ferahliga yoneltmis
ve dunya politikasi uzerinde muessir olmak politikasini unutmus
bulunuyorlar.
Yalniz Fransa (Do Gol) tecrubesinden sonra bir sahsiyet hummasina
dusebildi; ve (frenk) isminin eski temsil hakki uzerinde yepyeni bir
istikamet kolladigini belli etti. Dis politikada ilk defa olarak (Do
Gol)un; Amerikan hava uslerini Fransadan tasfiyeye kalkmasi, iste bu
istiklal ve sahsiyet davranisinin en bariz isaretidir. Bu isaret,
Fransanin artik bir alet mevkiinden cikip, Garp medeniyetini yuguran
sahsiyetli milletlerden biri olmak sifatini her sahada gostermek ve
butun ic ve dis buhranlarini yenmek istemesinden baska bir maksada
yorulamaz.
Hakikat sudur ki, Amerika sadece iktisadi ve teknik ustunlugu yuzunden,
ayrica hic bir payi bulunmiyan Garp medeniyetini butun haklari ve
imtiyazlariyle ve acikgozce nefsine yamamis; ve cihanin komunizma
dehsetine karsi kendisini biricik tutamak haline getirmegi bilmistir. Bu
tutamaga el atanlar da, onun iradesine boyun egmege, dunya capinda
hicbir temsil tavri takinmamaya, sahsiyetsiz yasamaya ve Amerikalilara
mahsus basit ve dupeduz dunyanin bekciligini etmege mecburdur.
Bu ne bogucu, $ikici dunya! Yukariya tukursem biyigim, asagiya tukursem
sakalim...
Nazariyede materyalist Rusyaya karsi Amerika, cihana oyle ablak bir
cehre vermistir ki, ikisi arasinda $ikisip kalan Avrupa, evvela
birincisine, sonra ikincisine karsi (spiritualist) bunyesini
koruyabilmek icin ne yapacagini bilememektedir. Birinden korunmanin
oburune siginmak seklinde tecelli eden caresi, gercek korunmayi ve
sahsiyet mudafaasini busbutun iflas ettirici bir durum arzetmektedir.
Bize gelince:
Halk Partisi devrinden beri, mutlak ve mecburi Amerikan siyasetini
tutmak, Turkiye hesabina biricik dogru yol... Buna suphe yok... Cihanin
olum ve dirim halinde iki yolundan dirim istikametini secmek milli irade
ibresi yalniz bu istikameti gosterdigine gore, her halde Halk Partisi
hesabina buyuk bir kesif degil...
Evet, dirim yolu secildi; fakat bu yolda diri bir anlayis ve sahsiyetli
bir tavir gosterilmedi. Vaziyet o turlu idare edildi ki, Amerika bizi
cebinde keklik bildi; ve mevzuumuzda, idraksiz kekliklere mahsus
fedakarliklardan ileriye gitmedi.
Mesele, Amerikan yardiminin azliginda coklugunda degil; Amerika nin
karsisinda, yalniz kendi milli tekevvun gayesine bagli, sahsiyetli bir
millet tavrini takinmakta ve ona gore hurmet ve itibar sahibi olmakta...
Cografya ve tarihimiz, bizi, kapitalizma ve komunizma sistemleri
arasindaki nihai muhasebenin ana rakamini temsil edecek kadar nazik bir
makamda bulundurduguna gore, Amerika dan bu makamin dolgun hakkini
istemek ve nazli bir sevgili muamelesi gormek biricik dikkatimiz
olmaliydi. Olmadi; sanki Amerika tarafindan bos bir araziye sevkedilmis
ve hudut bekciligi almis bogaz tokluguna calisir bir millet olduk.
Hele lisaniyle, uslubiyle, tipiyle, ruh haletiyle ve kendine gore
kulturu veya kultur iddiasiyle Amerikalinin icimize nufuzu korkunc bir
seydir. Dolar kuvvetine dayanan ve sade Turkiye de degil, dunyanin her
tarafinda kendisini hissettiren bu maddi ve ayni zamanda manevi nufuz
belki Avrupa nin ruhi sahada bas derdidir.
Zira Amerikali, eski bir kok ve sahsiyet damarina bagli olmaktan
uzaktir.Garbin milletler katisigindan oyle bir melezdir ki, o milletlere
ait ruh uktelerini dibinden tiras etmis; ve meselesiz, davasiz, dertsiz,
iztirapsiz, yalniz madde hesaplarina bagli ve bes hasse planinda yasar
bir yeni insan tipi getirmistir. Bu yeni insan, elektrigin ne demek
oldugunu dusunmez veya dusunmekte bir fayda gormez; onu bir ampul icinde
zaptetmegi kafi bulur. Bu yeni insanin hurriyet fikrinden, daha dogrusu
insiyakindan baska hicbir ruhi sistemi yoktur. Basi bostur, ilcalarina
tabidir, her kayittan ve olcuden azadedir, manevi sulta ve disiplin
boyunduruklarindan hic birinin hukmu altina giremez; hasili tam
manasiyle tabiat ve madde insanidir.
Tarih, sahsiyet, ruhi hayat ve mesele sahibi milletler icin de boyle bir
tip, ancak bozucu ve curutucu olabilir. Hele yeni bir hayat ve tekevvun
arayan ve henuz olamamis bulunan milletler Amerikaliyi ornek aldiklari
gun, meydana, butun lugatcesi 10-15 kelimeden ibaret, her an ciklet
cigneyen ve homurtu halinde konusan ve anlasan, hicbir ruhi mueyyideye
kiymet vermeyen basi boslar toplulugundan baska birsey cikamaz.
Amerikali tipi, kendi vataninda belki her turlu ictimai emniyet ve
murakabeye malik olabilir; fakat taklitcilerinin dunyasinda sadece
felakettir. Amerikaya gidip Amerikali olmak belki iyi; fakat milleti
icinde Amerikalilasmak mumkun oldugu kadar kotu...
Basinizi kaldirip buyuk sehirlerde soyle bir halimize bakacak olursaniz,
Amerikanizm denilen afetin, kiligimizda, mesrebimizde, uslubumuzda,
edamizda bizi kendimizden ne kadar uzaklara goturdugunu, yahut goturmek
istedigini sezersiniz.
Mekteplerimize, genclerimize, zuppelerimize, zevk-u safa hayatimiza; ve
oradan muesseselerimize, evet butun muesseselerimize dikkatle bakiniz yeter!
Bir Amerikan gemisinin Istanbul a geldigi gun, sehrin gecirdigi telasin,
(Noel) babanin cikini etrafinda cocuklar gecirmez.
Eger arada bir kendilerinden su veya bu tarzda, hatta bayragimiza kadar
uzanan kabaliklar goruyorsak, bunu, Amerikalinin mizacinda degil, kendi
ruhi zebunlugumuzun muhatabimiza verdigi gururda aramaliyiz.
Iktisat recetelerine kadar her seyi sonsuz comertliginden bekledigimiz
bir millet fertlerinin bize karsi ulvi hareket etmesini beklemek ve
boyle bir istidadi da Amerikalidan ummak, yerinde sayilamaz.
Bize dusen, kendi kendimize sahip olarak, Amerika nin ebedi muttefiki,
Amerikalinin da Sen sensin, ben de ben tarzinda dostu olmaktir.
Amerikaliyi da boylece kendimiz icin bir saadet unsuru kilmak... Yoksa
bela haline getirmek degil...
Bunu en kucuk milletler yaparken biz yapamazsak hazin olur. Amerika da
ancak boyle bir sahsiyete maddi ve manevi itibar bicebilir. Yoksa, gelip
gecici menfaatleri bakimindan alakadar oldugu; ve bir Amerikan
bahriyelisinin iki yana acik bacaklari arasindaki perspektif icinde
mutalea ettigi kadrodan ileriye gecemeyiz.
Dis siyasetimizde Amerikan ve ic bunyemizde Amerikanizm politikasini,
kendimizde tecezzi kabul etmez bir sahsiyet vahidine gore ayarlamakta,
devlet ve millet capinda kalkinisimizi kusatacak derecede buyuk ve her
ise hakim bir mana gizlidir.
Bu mana ta merkezinden ele gecirildigi gun, Turk ve Amerikan bayraklari,
biri su kadar yildizli ve oburu sadece ay ve yildizli, iki ayri dunyanin
iki ayri ve fakat daima beraber mumessilleri halinde yanyana gondere
cekilebilirler.

Necip Fazil KISAKUREK
Buyuk Dogu Dergisi / Sayi 20 /17.7.1959

Degisen Dil ve Insan

Kitabimi az insanlar ve az yillar icin yaziyorum. Uzun omurlu olabilmesi
icin daha saglam bir dille yazilmasi gerekirdi. Bizim dilimizin bugune
kadarki surekli degismelerine bakilinca, elli yil sonra simdiki halinde
kalacagini kim umabilir? Her gun elimizden kayip gidiyor benim yasadigim
yillar icinde yari yariya degisti. Simdi artik olgunlasti diyoruz; her
cag kendi dili icin oyle der. Hep boyle kacip degistigi surece ben
dilimizin bugunku halinde kalmasini ozlemem. Dyi ve yararli yazilar onu
kendilerine baglayabilirse baglar, gorecegi ragbet de devletimizin
kaderine gore degisir. Onun icin kitabima hic cekinmeden kisisel bircok
yazilar koyuyorum. Bunlar bugun yasayan insanlarin isine yaramakla kalir
ve orta anlayistan ote ozel bilgileri olan kimi insanlari ilgilendirir.
Gordugum bircoklari gibi benim ardimdan da olur olmaz sozler edilmesini
istemiyorum dogrusu: Soyle dusunurdu, boyle yasardi; sunu ister, bunu
istemezdi; olurken konussa buna sunu der, suna bunu verirdi; onu benden
iyi taniyan yoktu, gibi. Kitabimda edep kurallarinin izin verdigi olcude
egilimlerimi, sevgilerimi az cok belirtiyorum; bilmek isteyene sozlu
olarak daha da serbestce ve ictenlikle acikliyorum duyup dusunduklerimi.
Ama bakmasini bilen bu anilarimda her seyi soyledigimi, gosterdigimi
gorur. Gorenlere kisacik gostermeler yeter Ust tarafini kendin
bulabilirsin. Istenecek, aranip bulunacak hicbir sey birakmiyorum
kendimden. Sozum edilecekse, dogru durust, gercege uygun edilmesini
istiyorum. Ovmek icin de olsa beni oldugumdan baska turlu gostermek
isteyeni yalanlamak icin obur dunyadan seve seve kalkar gelirim.
Yasayanlardan bile olmadiklari gibi soz edildigini gormekteyim.
Yitirdigim bir dostumu (La Boetie) var gucumle desteklemeseydim, bin bir
turlu suret biceceklerdi ona.

Michel de Montaigne : Denemeler


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/











BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap