13-05-2017

------------------------------------------------------------------------


  *YILMAZ ÖZDİL*: AYNI TESPİHİN PEŞ PEŞE DİZİLEN TANELERİ


​Evet'ten beri…

Atatürk'e küfredenler çoğaldı.

*

Yandaş televizyona çıkıp belgesiz, tanıksız iftiralarıyla Atatürk'ün eşi
Latife Hanım'a ve manevi kızı Afet İnan'a dil uzatmışlardı, şimdi de,
nurcu meczubun biri çıktı, mübarek annemiz Zübeyde Hanım'ın genelevde
çalıştığını söyledi, Atatürk'e*1938*'de geberen piç dedi.

*

Bu tür sapıkça iftiraların, Atatürk'le alakalı iğrenç yalanların,
Cumhuriyet tarihimizdeki somut gerçeklerin çarpıtılmasının, hepsinin
kökeni, Rıza Nur diye bir ruh hastasına dayanıyor.

*

Atatürk tarafından Nutuk'ta adı sanı verilerek suçlanınca, Atatürk'e
kinlenen, İsmet İnönü'den delicesine nefret eden, yurtdışına yerleşen,
İngilizler tarafından devşirilen, ruh hastası bir vatan hainiydi.

*

Ruh hastasını mecazi manada kullanmıyorum, bilimsel manada ruh
hastasıydı. Teşhis konmuştu. /*"Psikolojik rahatsızlıkları olduğunu,
şizofreni türevi bir sıkıntısı olduğunu"*/ bizzat kendisi söylüyordu.

*

*1927*'de Atatürk tarafından kaleme alınan Nutuk'ta suçlanınca,
oturdu,*1928*'de bir kitap yazdı. /*"Hayat ve Hatıratım"*/ adını verdiği
iki*bin *sayfalık kitapta, güya anılarını anlatıyordu.

*

Bir yalanın bir başka yalan tarafından çürütüldüğü, akılalmaz
hezeyanlarla dolu bu kitapta… Atatürk'e hem /*"eşcinsel"*/ diyordu, hem
/*"kadın düşkünü"*/ diyordu. Bir sayfada /*"bir kıza tecavüz ettiğini"*/
söylerken, bir başka sayfada /*"erkeklerle ağaç altlarında şehvetle
öpüştüğünü"*/ anlatıyor, bir başka sayfada /*"Çankaya Köşkü'nü kerhaneye
çevirdiğini, 30 kadınla birlikte mum söndü yaptığını"*/ öne sürüyordu.
Atatürk ve arkadaşlarının, ev kiralayıp fuhuş yaptıklarını,
milletvekillerinin /*"pezevenklik"*/ yaptığını, bu fuhuş evinin polis
tarafından basılıp, mühürlendiğini anlatıyordu. Bazı milletvekillerinin
bakan olmak için öz kızlarını Atatürk'e verdiklerini anlatıyordu.
Atatürk'ün beğendiği kadın öğretmenleri fahişe yaptığını, kız
mekteplerini dolaştığını, nerede kız görüp gözüne kestirse /*"eşkıya
gibi omuzlayıp götürdüğünü"*/ anlatıyordu.

*

Atatürk için /*"ayyaş"*/ diyordu.

Sabah akşam /*"körkütük"*/ olduğunu söylüyordu.

*

Atatürk'ün /*"para canlısı"*/ olduğunu, /*"şahsi servet"*/ yaptığını
söylüyordu.

*

Zübeyde Hanım'ın /*"fahişe"*/ olduğunu, /*"Selanik'te kerhanede
çalıştığını"*/ söylüyordu. Babasının Ali Rıza Bey olmadığını, Abdoş diye
biri olduğunu, Abdoş'un Sırp veya Bulgar olduğunu söylüyordu.
Zübeyde'nin bu Abdoş'un /*"metresi"*/ olduğunu söylüyordu. Atatürk'ün
/*"piç"*/ olduğunu, bu nedenle mirastan pay alamadığını söylüyordu.

*

Bu Rıza Nur denilen ruh hastası öylesine saplantılıydı ki… /*"Kendi
karısının namussuz bir kadın"*/ olduğunu, /*"kendi karısının evdeki
kızları çırılçıplak soyup, dansettirdiğini"*/ anlatıyor, /*"kendi
karısının kendisini boynuzladığını"*/ söylüyor, /*"galiba bu
boynuzlamada Mustafa Kemal'le İsmet'in parmağı var"*/ diyordu.

*

Bir başka sayfada kendisinin eşcinsel olduğunu itiraf ediyor,
/*"Harbiyeli bir çocuğu düşünmeden edemediğini, aklından hiç
çıkmadığını"*/ anlatıyor, /*"bu çocuğa aşık oldum, bu aşkın sonu
livatadır"*/ diyordu.

*

Okurken gözlerinize inanamadığınızdan eminim ama, aynen bunları yazıyordu.

*

Bu kitabı yayınlamadı…*1935 senesinde* British Museum'a teslim etti.
Teslim ederken /*"1960 senesine kadar yayınlanmayacak"*/ şartı koydu.
Neden böyle bir şart koydu? Muhtemelen, adı geçen tüm şahitlerin*1960*'a
kadar vefat edeceğini, yalanlarını yalanlayacak kimse kalmayacağını
düşünmüştü. Yoksa, yurtdışındaydı, istediği yayınevine gider, istediği
zaman yayınlatırdı. İftiralarını, nefretini, kinini, gelecek kuşaklara,
kindar nesillere bırakmak istemişti.

*

*1942*'de öldü. Öldükten yedi sene sonra*1949*'da, Hayat ve Hatıratım'ın
bir kopyası, Fransa Ulusal Kütüphanesi'ne bağışlandı. Kim bağışladı?
Meçhul… Neden Fransa'ya bağışlandı? O da meçhul.

*

Bilinen gerçek şuydu:

Rıza Nur'un iftiraları, hem İngiltere'nin hem Fransa'nın elindeydi.

*

Şimdi gelelim, zurnanın ekstra zırt dediği yerlere…

*

Bu yalanlarla dolu kitabı ilk kim yayınladı biliyor musunuz?

Hani, kafasında Maraş dondurmacıları gibi fes'le dolaşan Kadir Mısıroğlu
var ya… İşte o yayınladı!

*

Nasıl yayınladı?

Kendisi anlattı…

/*"1968 senesinde Rıza Nur'un Biritish Museum'a verdiği hatıralarının
mikrofilmi elime geçti, Altındağ Yayınevi diye hayali bir yayınevinin
adıyla yayınladım"*/ dedi.

*

Bu işler Türkiye'de ne kadar kolay değil mi?

Tee*1928*'de vatan haini tarafından yazılan, tee*1935*'te İngilizlere
teslim edilen notlar, tee*40 sene* sonra mikrofilm halinde bu herife
elden ulaştırılıyor, bu herif de sahte yayınevi kurarak, yayınlayıveriyor.

*

Ve…

/*"10 Kasım'da 9'u 5 geçe kenefe gidin"*/ diyen…

/*"Mustafa Kemal'in verdiği zararı Yunan yapmazdı"*/ diyen…

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy'a /*"sersemin teki"*/ diyen…

/*"Çanakkale harbi büyük bir harp değildir"*/ diyen…

Bakırköy Akıl Hastanesi'nde yatan, bu Kadir Mısıroğlu denilen herif…
Asrın liderimiz tarafından /*"tarihçi"*/ diye ak saray'da ağırlandı.

*

Bitmedi.

*

Rıza Nur'un bu sapık iftiralarını içeren kitabı yasaklandı.

*24* sene sonra tekrar izin verildi,*1992*'de tekrar basıldı.

Yeni baskıda bu kitabı yayına hazırlayan editör kimdi biliyor musunuz?

Abdurrahman Dilipak'tı!

*

Akp'nin akil insanı!

*

*(1919*'dan beri, peş peşe dizilen aynı tespihin taneleridir.)

*

Rıza Nur yaşasaydı…

Türk Tarih Kurumu başkanı filan yapılırdı!

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170513163813 Oraj Poyraz At [email protected]
[email protected]
2017/05/13  19:23 6  64  [email protected]

 

HER GUNKU OLUM
. . . . . .
Sehirde bir kasvet,
Ruzgarda bu davet,
Enginde hurriyet,
Serde genclik varken,
Beyaz acilirken
Bu mavi sularda
Her gun binbir yelken,
Ani bir kararda,
Edip sehre veda,
Nicin acep nicin
Sen de bir geminin
Yolcusu degilsin?
Sehirde bu kasvet,
Ruzgarda bu davet,
Enginde hurriyet,
Serde genclik varken.

Cahit Sitki TARANCI

Zeyd o kadindan ilisigini kesince onu sana nikahladik ki, Zaten Allah in
emri yerine getirilmistir.

Ahzab 33/37
ZEYNEP Muhammedin in oz halasinin, guzelligi ile unlu kizi ve 7.esidir.
Kolesi ve hukuken evlat edindigi Zeyd i, hala kizi Zeynep ile evlendirdi.
Muhammed goruntude boyle bir evlilik yaptirdi diye dedikodularin ardi
arkasi kesilmedi.
Azhab suresinde Muhammed peygamber hanimlari dedikodu yapmayin diye
vahiy geldi dedi.
Muhammedin in istemesiyle Zeyd, evliligi sona erdirdi.
Bir muddet sonra da Peygamber e, Zeynep ile evlenmesi icin vahiy yoluyla
emir geldi.

Turkiye Cumhuriyeti nin resmi dini yoktur.
Turkiye de bir kimsenin fikirlerini zorla baskalarina kabul ettirmeye
kalkisacak kimse yoktur ve buna musaade edilmez.
Hickimseye dini fikirlerinden dolayi birsey yapilmaz

ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Medeni Bilgiler kitabi


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap