------------------------------------------------------------------------


  *MUSTAFA SOLAK : ÖZÜR DİLENMESİ İSTENEN ŞEYH SAİT KİMDİR*?

*2* Temmuz’da tertip komitesinin davetlisi olarak gelen*HDP*
milletvekili Osman Baydemir, Madımak Müzesi'ne Şeyh Sait, Seyit Rıza
adına karanfil bıraktı. Baydemir gibi Cumhuriyetle, Atatürk ile
sorunları olanları davet eden tertip komitesini kınıyorum. Sivas'taki
anmalarda ulusalcı duyarlılığı olanlarla ayrı bir anma programı
hazırlanmalıdır. Yıllardır*ADD*'ye, Eğitim İş'e,*CKD*'ye bunu dile
getirdim. Daha fazla hakarete maruz kalmayalım. Dahası
Diyarbakır'da*HDP*,*DBP*, Şeyh Sait Derneği düzenledikleri basın
toplantısıyla Şeyh Sait için Türkiye'den özür talep ettiler.

Diyarbakır'da*HDP*,*DBP*, Şeyh Sait Derneği düzenledikleri basın
toplantısıyla Şeyh Sait için Türkiye'den özür talep ettiler.

Atatürk feodal güçlerin saltanatın, hilafetin kaldırılması yoluyla
siyasal hakimiyetine son vermiştir.[*1*] Bunun için de Tekke, Zaviye,
Dergahlar kapatılmış, /*"efendi, bey, molla, hacı"*/ gibi ünvanların
kullanılması yasaklanmıştır. Köylü, ağa ve şeyhin sahip olduğu binlerce
dönüm araziyi işleyen bir köle konumunda topraksız veya az topraklı
bırakılmıştı. Cumhuriyet ise emeği sömürülen bu kitleye toprak dağıtarak
hem emeğin özgürleşmesini sağlamış hem de üretimi artırmıştır.

Her ne kadar Cumhuriyet kurulsa ve ağa, şeyh ve halifenin başını çektiği
sınıf yönetimden uzaklaştırılsa da kültürel alanda ve toplum yaşamında
bu sınıfa karşı mücadele sürmekteydi. Hala padişahlık, halifelik
özlemleri vardı ve Tarikat-mürit ilişkilerine dayanan çıkarları zora
düşen Yaşar Nuri Öztürk’ün deyimiyle /*"Allah ile aldatan"*/ dinci
kesim, bu özlemleri canlı tutmaya çalışıyor ve isyanlar örgütlüyordu.

Şeyh Sait kimdir?

Nakşibendi tarikatı şeyhliğine kadar yükselmiştir*1925 yılında*
aşiretlerin de desteğini alarak Cumhuriyet yönetimine Kürt-İslam
ayaklanması başlattı. İslam’a dayalı bir devleti savunmaktadır. Ağalığa,
şeyhliğe dayalı padişahlık ve halifelik düzenin özlemcilerindendi. Bu
yönüyle kendini solcu gösteren ve bir kısım sosyalisti de yanına çekmeyi
beceren*HDP*’nin feodal bir lideri desteklemesi şaşırtıcı olsa da Osman
Baydemir’in belirttiği gibi ayrılıkçılığın başını çekenlerden biri
olması sebebiyle normaldir.

Türkiye sosyalist hareketinin şahsiyetlerinden Hikmet Kıvılcımlı, Şeyh
Sait ayaklanmasını, /*"feodallerin devrimci kapitalizme yönelen
karşı-devrimci bir saldırısı"*/ olarak tanımlar.

Atatürk döneminin Türkiye Komünist Partisi, ayaklanmaya /*"yobazlarıyla,
Ağalarıyla, Şeyhleriyle, Halifeleriyle, Sultanlarıyla birlikte kahrolsun
Derebeylik!"*/[*2*] der.

Tevhidi Tedrisat (Eğitimin Birleştirilmesi) yasasına şöyle karşı
çıkmaktaydı:

/*"Medreseler kapatıldı. Din ve Vakıflar Bakanlığı kaldırıldı. Din
mektebleri Millî Eğitim’e bağlandı. Gazetelerde bir takım dinsiz
yazarlar dine hakaret etmeye, Peygamberimiz’e dil uzatmaya cesaret
ediyorlar."*/

Mustafa Kemal Atatürk’e de /*"kafir"*/ diyor ve /*"cihad"*/ çağrısı
yapıyordu:

"Hidayet-i Rabbani ile Din-i Mübini Ahmediye’yi kâfir olan M. Kemal’in
yed-i zulmünden (zalim elinden) tahlis etmek (kurtarmak) gazası
niyetiyle Şuşara hareket edildi. Ya eyyühel ensar!

Dinimizi ve namusumuzu bu mülhidlerin (kafirlerin) elinden kurtaralım.
Bunlarla cihad farzdır. Allah yolunda cihad edin ve öldürün."[*3*]

Hilafeti ise Urfa’daki Milli Aşiret Reisi Halil Bey’e gönderdiği
mektupta şu sözlerle savunur:

/*"Şimdiki hükümet İslam Hilafetini, Saltanatı, meşihatı İslamiye’yi
(Şeyhülislam Makamı) ve ilim medreselerini ilga etmiş, Evkaf Nezaretini
(Vakıflar Bakanlığı) kafirlik maarifine ilca etmiş (çevirmiş), kadınlık
mesturunu (örtünme) kaldırmış, zinayı ve içki içilmesini, kadınların
yabancılarla dans yapmasını mübah kılmış, bu gibi fuhşiyata mahsus
mesela dans salonu, tiyatro, sinema, bar ve umumhane gibi geniş binalar
inşa etmişler, Allah ve Resulünün dini olan dinimizle istihza (alay)
etmekte bulunmuşlar, onların namına olarak ahkamı İslamiyeyi tahkir ve
islamiyetin esaslarını değiştirmişler, erkanı (ileri gelenleri)
sarsmışlar, dine karşı ve bu din erbabına karşı ilan-ı harp
eylemişler."*/[*4*]

İsyan sırasında Başvekil olan İsmet Paşa Şeyh Sait'in amacını şöyle anlatır:

"Şeyh Sait, harekât esnasında dini kurtarmak davasını açıktan ortaya
atmış bulunuyor.*'Hilafet, din tehlikededir. Dini kurtarmak lazımdır.'*
Davaları bu. Şeyh Sait, isyan hareketini, böylece bütün memlekete milli
bir hareket olarak değil, bir din hareketi olarak gösteriyor. Her tarafı
harekete geçirmek sevdasındadır.

Halk, asilere iltihak etmek (katılmak) şöyle dursun, yolunu kesmeye ve
münasebetini daraltmaya meyletti. Dış âlemin nazarında Şeyh Sait İsyanı
önemli idi. Fakat akisleri daha büyük oldu ve hadise öneminden çok büyük
mikyasta değerlendirildi. Bu suretle genç Türk Cumhuriyeti'nin yakın
gelecekte ne olacağı belli değil gibi bir manzara yaratılmıştı." [*5*]

İşte Şeyh Sait böyle bir kişiliktir. Cumhuriyet karşıtı, halifelik
yanlısı kişiden özür dilenmez. Bu zihniyetle mücadele edilir. Aksi
takdirde özgürlüğümüzü kendi ellerimizle boğarız.

Tarihçi-yazar

Mustafa*SOLAK*


    *KAYNAKÇA*

[*1*] Atatürk döneminin laiklik anlayışı için bakınız Mustafa Solak,
Laikliği Doğru Anlamak, Kaynak Yayınları, İstanbul,*2017*.

[*2*] Aydın Tonga, /*"Ha IŞİD ha şeyh Said"*/,
*http://odatv.com/ha-isid-ha-seyh-said-2310151200.html, erişim tarihi
23.10.2015*

[*3*] Tonga, agm,

[*4*] *http://www.furkannesli.com/ilmin-bedelini-odeyenler-sayi-29.html,
erişim tarihi 10.11.2016.*

[*5*] İsmet İnönü, Cumhuriyet'in İlk Yılları, Cumhuriyet Kitap,*1998*,
C.*1*, s*.70-71*.

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170707165057 Oraj Poyraz [email protected]
2017/07/07  18:58 6  64  [email protected]

 

Intuitu personae
Insana bagli (sozlesme)

Latin Atasozu

Anadolu daki Milliyetci hareketi yok etmek, millet icin var olma
meselesidir... O alcaklara karsi cikanlar, Islama, halifeye,
padisahimiza unutulmaz hizmette bulunmus olacaklardir.

Yazar Refi Cevat Ulunay - 04.04.1920

Levent Erturk : SIZIN DUYGULARINIZ GERCEK MI? EMIN MISINIZ?

En sonunda, insanin devredilemez sandigi her seyin bir degisim araci
oldugu, alisverise konu edildigi ve devredildigi zaman gelmistir.
simdiye dek ifade edilen ama asla takas edilmeyen; verilen ama asla
satilmayan; edinilen ama asla satin alinmayan erdem, sevgi, inanc,
bilgi, vicdan gibi degerlerin, kisaca her seyin ticarete dahil oldugu
zamandir bu. Genel bir yozlasmanin, her seyin satilabilir olmasinin
evrensellestigi ya da politik ekonomi diliyle konusacak olursak, maddi
manevi her seyin pazarlanabilir bir deger haline geldigi ve gercek
degerinin saptanabilmesi icin pazara getirildigi zamandir.
(karl marx)

***
Yukardaki satirlari ne zaman okusam, marx a buyuk adammissin demekten
kendimi alamiyorum.
Gercek, cok acimasiz ve bayagi gorunebilir. Ama ortada bu tablo varsa,
cozum yine ayni tablonun icinden cikacaktir. cagimiz artik bir reklam ve
pazarlama cagidir. ustelik, metanin yani uretilebilen, gercek bir
karsiligi olan somut urunun kendisinden cok; gercek olarak uretilemeyen
her tur duygunun, erdemin, tutkunun, istegin pazarlanmasi daha fazla
kazanc getirmektedir. urunun imaji, urunun kendisinden daha cok deger
kazanmistir. uzerinde x firmanin logosunun oldugu bir ayakkabi diyelim
ki 200 lira bedelle satilabilir. Ama o ayakkabinin temsil ettigi sosyal
sinifa ait imaj dunyasi (diger imajlar ile birleserek) trilyonlarca lira
kazandirir. Marx in ongorusu fazlasi ile gerceklesti. Her sey
pazarlanabilir:

Bir savasta annesi ile birlikte olen cocugun resmi,
Bir insanin hayatindan 2-3 resim alinarak olusturulan tanitim,
Bir dinin ilk temsilcilerinin cektigi cileler,
Bir kahramanin idam sehpasindaki goruntuleri,
Ayni kahraman icin bestelenen sarki,
Bir depremde enkazin altinda kalan bebegin tanitimi ...vs

Ve elbette... sevgi, ask, cesaret, kahramanlik, fedakarlik, dindarlik,
annelik, cocuk masumiyeti, doga sevgisi ...akliniza gelebilecek her tur
duygu ustalikla pazarlanabilir ve pazarlanmaktadir; ustelik alicilari da
cok fazladir.

Bir suru ah vah edebiyati ile dolu bos sozleri birakip, yasadigimiz
dunyanin gercekligini en acimasiz sekilde gormek isterseniz, bu kitabi
okuyun derim: jean baudrillard. Simulakrlar ve simulasyon .

Cagimiz bir sanal gerceklik cagidir, hatta o sanal gercekliklerin
yeniden simule edilerek olusturuldugu hiper gerceklik cagidir. Sanal
gerceklikte, gosterenin , yani imgenin gonderme yaptigi bir gerceklik
vardir. ornegin bir gul imgesinin gonderme yaptigi gercek bir doga
vardir. Hiper gerceklikte o bile yoktur. Hiper gercekligin imgeleri,
gerceklikte hicbir karsitligi bulunmayan diger imgelere gonderme
yaparlar ve bu durum boyle surer gider. Kendi kendini doguran anlam.
Baudrillard bu durumu reklamlarda anlamin hicligi bolumunde cok guzel
anlatmis.

Turkiye de ise durum daha da beterdir. Avrupa ve abd medeniyetlerinde
carpikliklar olsa dahi, tum bu surecin alt yapisina sahip olan bir
medeniyet, kendi icinden ciddi dusunurler ve cozumler cikarabilir. Oysa,
bu bilimsel ve teknolojik sureci yasayamamis, hep ithal etmek zorunda
kalmis, dolayisi ile felsefesini de gelistirememis bir ulkede verilen
tepkiler hep alaturka, vicik vicik ucuz duygu edebiyati ve bol bol
gozyasi ile cevrili olacaktir.

Neler oldugunu anlayamadi kucuk elif. Minicik bedeni soguk taslarin
ustune yapisti. Cocuklugu, hayalleri, umitleri orda kaldi.

Yalan, yalan, yalan. Arka plandaki olumun ve acinin kendisi dogru olsa
dahi, pazarlanmasi ve islenmesi bastan asagi yalan. Acinin simule
edilmesi ve tekrar tekrar kullanilmasi cagimizin bir gercekligidir. Bir
sure sonra, elif in bedeninin kendisi unutulur, geriye goruntusu kalir;
hatta o bile unutulur, geriye bir kac parmak hareketi, iki uc photoshop
posteri veya buna benzer sekilde ifade edilen protesto kirintilari
kalir. Zaten o arada piyasaya yeni elif, osman, Ilker, funda goruntuleri
gelir. Atolye her zaman hazirdir.

Bu durum, insanin kendine yabancilasmasidir ve kacinilmaz bir
gercekliktir. Bir insanin diger bir insani oldurdugu bir durum,
televizyonda canli yayinda sunuluyorsa ve ancak 2-3 dakikaligina, bir
sofra basinda oylesine seyrediliyorsa, her tur gercek duyguya
yabancilasma kacinilmazdir.
Simdi geliyorum asil aci verici soruya. Sorunun cevabini bana vermeyin,
ben kimsenin yargici degilim. Sadece kendi vicdaniniza cevap verin.

Siz, kendi duygularinizin gercekliginden emin olabilir misiniz?

Ben emin degilim. Artik emin olamiyorum. Bu yuzden buyuk konusmak
istemiyorum. Kimseyi elestirmiyorum, bu genel bir durum degerlendirmesidir.

Akliniza gelebilecek her seyin sanala donustugu bir dunyada, insan
duygularinin da sanallasmasi kacinilmazdir. Bunda ayiplanacak hicbir sey
yok. Zira hepimiz tv, sinema, basin, internet, cep telefonlari,
etrafimizi saran milyonlarca ic alan (indoor) ve dis alan (outdoor)
reklam araclari ile muthis bir bombardimana tutulmaktayiz. Sokaga cikip
1-2 saat dolastiginiz, sonra evde biraz tv seyrettiginiz ve internette
iki uc mesaj yazdiginiz sakin bir gunde bile 25-40 bin arasi degisen
reklam mesaji alirsiniz. Bunlarin tamamina yakinini farkedemezsiniz ama
bilincaltiniza mesajlar pompalanir. Bunu butun reklamcilar bilirler.
Durum o hale gelmektedir ki, insanin kendisi dahi artik sadece bir
imgedir. Gercekligini gormeden, bilmeden seveceginiz, hayran kalacaginiz
veya kufur edeceginiz bir imge. Ister istemez herkes bu surecin icinde
yer alir. Hatta surece karsi cikiyor bile olsa.

Bir sure sonra, akliniza gelebilecek en acikli sahne bile; o sahneyi
sunanla, sahneyi alanin ortaklasa sergiledikleri duygusal bir
masturbasyona donusecektir. Yasanan da zaten budur.

Sistem, kendi cocuklarini yemekten bile cekinmez.

Tek basina kimsenin sucu yok ve kimse tek basina kurtarici olamaz. cok
mu acimasiz yaziyorum?

Baudrillar in kitabindan ufak bir alinti yapmak isterim:
Simulasyon her zaman icin gercege saldirmaktan yanadir. Sisteme karsi,
kuskunun oldugu yerde en emin yol budur. Bu, giderek icinden cikilmaz
bir duruma donusmektedir. Bunu basarmasini saglayan sey ise, bizi
cevreleyen gercegin tepkisizligidir. Artik, bundan boyle sanal
gercekligin uretildigi sureci yalitabilmek imkansizlastigi gibi, gercegi
kanitlayabilmek de imkansizlasmaktadir.

Maalesef daha fazla alinti yapamiyorum. Aslinda kitabin her sayfasi
birbirinden degerli. Konuya mecburen yalap sap degindim.

Her yeri ve her seyi kana buladiktan sonra, ayrica bunu ambalajlayarak
yeni bir urun seklinde size sunanlarin ilk istedigi sey, sizin
tepkilerinizin gercek degil sanal olmasidir. Iste bu yuzden, oncelikli
olarak, gercek tepkiler siddetle bastirilir. Asker, polis, gonullu
muhafizlar vs araciligi ile, gercekligin kendisine acimasiz bir savas
acilir. Buna elbette medya da katilmaktadir. Bir sure sonra, o sistemin
yoneticileri ve dogrudan savas planlarini yapanlar; idealist bir lider,
halklarinin koruyucusu, dindar ve ahlakli ornek sahsiyetler olarak
parlatilirken, en basit haklarini arayan insanlar birer canavara
donustururler. Geri kalanlar ise sindirilir. Bunun ardindan,
yonetenlerin hicbir sekilde korkmayacagi, hatta destekleyecekleri bir
duygusal rahatlama sureci baslar.

Iste bu ve benzer sebepler yuzunden, ben ah caniiim, nasil da kiymislar
yavrucaga seklinde tepkiler veremiyorum artik. Icimin buz gibi
sogudugunu soyleyebilirim. Cunku sunu biliyorum ki, istisnaslar
haricinde; tum bunlar, her seyden habersiz cocuklarin, onlari
oldurenlerin, oldurdukten sonra arkalarindan aglayanlarin, sonra tum bu
olaylari verilmek istenen mesaja gore yeniden kurgulayanlarin, nihayet
mesaji alip aglayanlarin ..herkesin katildigi sanal bir sahnedir.

Belki bir cozum olabilir.
Nasil ki, gercekligin kendisinden bikip sanala siginiyorsak;
Bir gun tum bu sanal senaryolardan bunalan insanlar, arka plandaki
duygularin samimi oldugu yeni bir gerceklige yol verebilirler.
Simdilik oyuna devam...

Saygilar
(not: meraklisi icin kitap kaynagi: jean baudrillar. Simulakrlar ve
simulasyon. Dokuz eylul yayinlari.)

Levent Erturk [email protected] >


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap