21-07-2017

 

------------------------------------------------------------------------


  SONER YALÇIN : DUPONT…

Bu ismi insanlarımız nereden biliyor:

Güreşten!

Beş dalda *Oscar* adayı olan bir film vardı: *Foxcatcher!*

ABD'nin şampiyon güreşçisi*Mark Schultz* ile DuPont'un varisi*58
yaşındaki* *John du Pont* arasındaki /*"*/*/*ilişkiyi"*/* konu etti.
(İlişki sözcüğünü tırnak içinde yazdım çünkü aralarında eşcinsel bir
ilişki vardı. Ama film buna yer vermedi. Amerikan basınında bu nedenle
filme çok eleştiriler yapıldı. Güreşçi Mark Schultz iddiaları reddetti. Vs.)

*Türk kamuoyu* Amerikalı güreşçiyi,*1984 Los* Angeles Olimpiyatı'nda
*Reşit Karabacak* ile karşılaşmasında, -açık ara geride giderken ve
elenmek üzereyken- yasak bir oyunla bizim güreşçinin*kolunu kırarak*
şampiyon olmasından tanıyor.

Bir sonra ki…*1988 Seul* Olimpiyatı'nda, milli güreşçimiz *Necmi
Gençalp,* Mark Schultz'ı yerden yere vurup*14-0* kazanarak rövanşı aldı!

Bu mağlubiyetin acı sonu oldu:

John DuPont, Mark Schultz'ın ağabeyi -yine güreşçi olan- Dave'yi
öldürdü. Film bu sonla bitti.

John DuPont*2010 yılında* cezaevinde öldü. *Vasiyeti açıldığında herkes
şoke oldu.**10 ay* süren evliliğinden çocuğu yoktu.*200 milyon *doları
bulan yıllık gelirinin büyük bölümünü -tıpkı Mark Schultz gibi-
himayesine aldığı dünya şampiyonu *Bulgar güreşçi Valentin Yordanov'*a
bıraktı!

John DuPont'un yeğenleri *Beverly A. DuPont Gauggel* ve *William H.
DuPont* vasiyete itiraz etti. John DuPont'un***/*"deli"*/* olduğunu
iddia ettiler…

Deli miydi peki?


    Jöleli bomba

DuPont /*"ürünü"*/ atom bombasının /*"marifeti"*/…

*Hiroşima'*ya atılan atom bombasını biliyorsunuz…

*Nagasaki'*ye atılan atom bombasını biliyorsunuz…

Tokyo Soykırımı'nı biliyor musunuz?

Bileniniz azdır, pek yazılmasını-konuşulmasını istemezler!

*Tarih:***24 Eylül 1944***.*

Amerikan Ordusu'nun Tokyo'ya hava saldırısı başladı; askeri bölgeler
bombalanmaya başladı.

Fakat beklenen sonuç bir türlü elde edilemiyordu.

Almanya'ya yapılan hava saldırısında /*"başarı"*/ sağlayan*Albay Curtis
LeMay* hava saldırısı komutanı yapıldı.

Albay LeMay, Japonya üzerinde bulutlu havanın çok yüksek olması
nedeniyle yüksek irtifadan (*2 bin *feetten) atılan bombaların etkisiz
olduğunu gördü. *Keza…*

Japon şehirleri büyük oranda ahşap ve kağıt gibi yanıcı malzemelerden
yapılmıştı. Yangın çıkaracak; ve bombanın atıldığı yerden*kilometrelerce
uzakta insanlar* bile rüzgarın etkisiyle yanarak ölecekti. Bu nedenle
bombaya *jöle* gibi bir kimyasal madde konacaktı.

İşte…

Bugün adına***/*"jöle napalm"*/* denen bombayı*DuPont* bulup üretti.
(Albay LeMay ile Dupontlar'ın Fransız Huguenot soyundan olması tesadüf
müydü?)

DuPont'un yaptığı /*"jöle napalm"*/ *Teksas'*ta ahşaptan yapılan evler
ve hayvanlar üzerinde denendi. *Sonuç korkunçtu.*

Bombalar hazırdı. Etkili olması için sonbahar rüzgarları beklenecekti.

*Tarih:***9-10 Mart 1945***.*

Gece yarısı… Her biri*6 ton* ağırlığında napalm bombalarıyla yüklü**325
B-29***uçağı* Tokyo'ya*2.5* saat bomba yağdırdı. Bir gecede**100 bin
***insan* ve****278 bin ***ev* yanıp kül oldu.

Ardından… Japonya'ya *DuPont* /*"ürünü"*/ atom bombası atılarak
toplamda*500 bine* yakın insan katledildi.

*Demek…*

John DuPont /*"deli"*/ idi öyle mi?


    Yangına dayanıklı

Savaştan sonra…

*Soykırımcı LeMay,**44 yaşında ABD* tarihinin en genç*dört yıldızlı
generali* unvanını kazandı.
Toplamda*1***2*****/*"kahramanlık"*/**madalyası* aldı.

/*"Küba'ya nükleer bomba atılsın"*/ dedi.

/*"Vietnam yakılsın"*/ dedi.

Emekli olduğunda politikaya atıldı. Bu örnekler*ABD*'de çok!

*Beni asıl şaşırtan ne biliyor musunuz?*

Tokyo soykırımının üzerinden yıllar geçti.

Bu yıl başında…

*Tarih:***18 Ocak 2017***.*

Tokyo Expo Fuarı'nın*W20-13* numaralı standında*DuPont* vardı.

Ne satıyordu biliyor

musunuz:

Adına***/*"akıllı giyim"*/* dediği *yangınlara dayanıklı* tekstil ürünleri!

Dikkatinizi çekerim Tokyo'da açtı bu standı.

Hâlâ meydan okuyordu.

Japonlar ses bile

çıkaramadı.

İnsanoğlu nasıl bu hale getirildi?

Sözüm ona Japonlar tarihlerine-geleneklerine bağlı.

Geçiniz…

Soykırım bombaları sırasında*500 öğrencinin* sığındığı okulda
yaşananları yazan Japon yazar Kobayashi Miyoko'nun /*"Koza'ya Dönüşen
Kadın"*/ kitabını unutmuşa benziyorlar!

/*"Dışarı çıkan gençler kurtuldular mı öldüler mi bilemiyorum. Sadece
bir tanesi, bütün vücudu sargılar içinde, simsiyah yanmış, gözlerini
sımsıkı kapamış, zorla nefes alıyordu. Bu genç çocuk da ölecekse, biz
hepimiz beraber ölelim, onun da hayatı bizimki kadar önemli olmalıydı
diye düşündüm…"*/

LeMaylar…

*DuPontlar…*

Hâlâ faaliyetlerine devam ediyor…

Biyolojik savaş görünmez silahlar ile sürüyor.

*Bu bazen tohum…*

*Bu bazen kimyasal ilaçlar…*

*Bu bazen kullandığınız kap-kacak oluyor.*

Hepsini üreten de -dünyanın en büyük silah sanayine sahip- DuPont!

http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/soner-yalcin/kim-deli-1940211/
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170721154156 Oraj Poyraz [email protected]
2017/07/21  18:17 6  64  [email protected]

 

Savas bir seruven degildir. Bir hastaliktir. Tifus gibi.

Antoine De Saint Exupery

Cennette yuksek derecelere kavusmasi icin mumine musibet gelir.
Bunun icin peygamberlere cok bela ve musibetler gelmistir.
En siddetli bela, peygamberlere, velilere ve benzerlerine gelir

(Tirmizi)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet
gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili
kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.

Cuneyt Suavi : Bir haftalik evliyalik.

Televizyonda dini bir program seyrediyorum. Ekrandaki kisi, Ilahiyat
fakultelerinin birinde dekan olmali. Eski asirlardaki maneviyat
buyuklerinden bahsederken:

- Onlar, goz ucuyla da olsa nisa taifesine bakmazlarmis, diyor. Nerde
simdi o buyuk evliyalar?

Duydugum sozler, damarima dokunuyor. Ve her muslumanin yapmasi gereken
bir seyin hic yapilmiyormus gibi gosterilmesi, beni ta can evimden
vuruyor. Biraz dusundukten sonra muthis bir karar aliyor ve kendi
kendime soz veriyorum: Hocanin nisa taifesi dedigi hanimlara, konusmak
icin bile olsa bir hafta boyunca bakmayacak ve zamanimizda da buyuk
evliyalar oldugunu ispatlayacagim. Program bittikten sonra ekmek almak
uzere disari cikiyorum. Daha merdivenlerden inerken, alt kata yeni
tasindigi soylenen kiracilarla karsilasiyorum. Evde ne kadar kadin, kiz,
coluk, cocuk varsa hepsi kapida. Hanimlardan biri, benim Turkiye
sinirlarini asan sohretimi duymus olmali. Daha gorur gormez:

- Vayyyy!... Cuneyd bey, diyor. Kizlarimin tarifinden tanidim. Cay
icmeye gelecegiz ins.

Ben aldigim karar geregi hemen basimi egerken:

- Hosgeldiniz efendim, diyorum. Ins memnun kalirsiniz komsulugumuzdan.
Duydugum seslerden, kalabaligin icinde bir de erkek cocuk oldugu
anlasiliyor. Ona bakayim derken kazayla hanimlari gorurum diye gozlerimi
kaldiramiyorum yerden. Cocuk, ablasi olacak kizlardan birine fisildayip:

- Ben sana, bu adamin kendini begenmis bir zuppe oldugunu soylemistim,
diyor. Yuzumuze bile bakmiyor.

Hemen arkasindan yasli bir kadin sesi:

- Vah evladim vah, diyor. Ne kadar da mahcupmus zavallicik. Anlasilan
kucukken cok dovmusler.

Her evliyanin basina gelen $ikintilar benim de basima geliyor tabi ki.
Aceleyle merdivenlerden iniyor ve sokaga atiyorum kendimi. Metodum gayet
basit: Yururken sadece yere bakacak ve bana dogru yaklasan kisilerin
ayakkabilarindan erkek oldugunu anladigimda, basimi kaldirip rahatca
yuruyecegim. Bu buyuk bulusumu uygulamak uzere daha birkac adim
attigimda, neye ugradigima sasiriyorum. Moda midir nedir bilmiyorum ama,
hanimlarin onunda pantolon var. Altlarinda da aynen benimkiler gibi ucu
kut, tabani genis erkek ayakkabisi veya koca koca asker postallari.
Anlasilan dikkatli olmaliyim. Basimi hic kaldirmadan giderken, yanimdan
gecen kadinlarin seslerini duyuyorum. Bir tanesi arkadasina hitaben:

- Bu adamda bir tuhaflik var ayol, diyor. Bosuna dememisler dost basa,
dusman ayaga bakar diye.

Diger kadin, daha farkli goruste. Benden uzaklasip duvar dibine kacarken:

- Benim de gozum tutmadi kardes, diyor. Belli ki capkinin teki. Yere
bakan, yurek yakan cinsindendir mutlaka. Ben, yine evliya sabriyla ve
ayni sekilde yururken, birden ne oldugumu anlayamadan kendimden geciyor
ve ilac kokulu bir yerde gozlerimi aciyorum. Yattigim yerin etrafinda,
beyaz elbiseli genc kizlar dolaniyor. Verdigim soz geregi hemen
gozlerimi kapatarak nerede oldugumu kestirmeye calisirken, hastanede
bulundugumu anliyor ve basucumdaki hemsirelerin konusmalarina kulak
veriyorum. Kizlardan biri, gozlerimin kapandigini farkedince:

- Yine kendinden gecti zavalli, diyor. Bu ucuncu bayilisi. Onundeki
elektrik diregini gormemis.

Hemsirelerin yaninda bir de erkek hasta bakici olmali. Sinir sinir gulup:

- Biraz onceki elektrik kesintisi, demek ki bu yuzdenmis, diyor. Adamin
kafasindaki sislige bakilirsa, Allah bilir devirmistir diregi. Ayaga bir
kalkabilsem, ben neyi devirecegimi cok iyi biliyorum ama ne mumkun.
Basim donme dolap gibi donuyor, beynim feci zonkluyor.

Biraz sonra erkek doktor geliyor yanima. Ve beni gorur gormez:

- Gecmis olsun Cuneyd abi, diyor. Cok fena carptigin icin sag gozunu
bandajladik. Bir muddet tek gozle idare et. Neyse, zor da olsa biraz
sonra cikiyorum oradan. Ama artik akillandigim icin yere falan bakmak
yok. Yeni metoduma gore saglam kalan gozumle yol kenarindaki
apartmanlarin ust katlarina bakacak ve karsimdan gelen insanlari
siluet(goruntu) olarak farkedip yolumu bulacagim. Planimin oldukca
basarili oldugunu dusunurken, seslerinden anladigim kadariyla manavdan
alisveris yapan bir kadin, yanindaki arkadasina beni gosterip:

- Su terbiyesize bak, diyor. Tek gozlu olduguna aldirmadan balkondaki
kizlari seyrediyor. Obur gozun de kor olsun ins. Can $ikintisindan sicak
sular bosaliyor tepemden. Ne kadar masum oldugumu nerden bilsin zavalli.
Ben, soylenenlere sabretmeye calisarak yine ust katlara bakarken, sanki
o yukseklerden dusuyormus gibi bir halle tekrar geciyorum kendimden.

Anlasilan yine hastanedeyim. Biraz onceki hemsirelerden biri:

- Hayret ya! diyor. Bu yine ayni adam. Kanalizasyon cukuruna dusmus bu
sefer.

Bir anda anliyorum basima gelen felaketi. Ustum basim copluklerden beter
kokuyor. Butun kemiklerimle birlikte saglam zannettigim gozum de
sizliyor. Hastaneden bir an once kacabilmek ve eve donup temizlenebilmek
icin saga sola bakinirken, bir turlu goremiyorum etrafimi. Yine ayni doktor:

- Bosuna ugrasma abi, diyor. Morardigi icin obur gozunu de bandajladik.
Bir haftacik sabretmen gerekiyor. Ben, bu sure icinde ne yapacagimi
dusunurken, daha onceki hasta bakici, hemsirelere laf atarak:

- Cuneyd abi size fena tutuldu, diyor. Baksaniza saatte bir ugruyor. Bu
adama sinirimden atesler basiyor yuzumu. Iyilesir iyilesmez hastaneye
ucuncu kez ugrayip onun gozlerini de benimkine benzetecegim kesin. Her
neyse, beni bir ambulansa bindirip eve gonderdiklerinde alt kattaki
komsularimiza rastliyorum yine. Sanki beni bekliyorlar kapida. Hanim ve
kizlari, Gecmis olsun dileklerini ayri ayri iletirken, cocuklari olacak
o haylaz velet, yine haince fisildiyor ablasinin kulagina: Bizim zuppe
cezasini bulmus diyerek. Komsularimizin yardimiyla merdiveni cikip iceri
girerken, kendi kendime verdigim sozu bir hafta boyunca ek$iksiz olarak
tutacagim icin yine de seviniyor ve Evliya sozu, iste boyle olur diye
kasiliyorum. Gozlerim acildiginda, ne yapacagimi simdilik bilmiyorum.
Ama bir haftalik da olsa evliyalik guzel bir sey, degil mi?

Cuneyt Suavi


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap