------------------------------------------------------------------------


  İBRAHİM VARLI : NE DIŞ POLİTİKA SINIFLAR ÜSTÜ NE DE AKP ANTİ EMPERYALİST

25.07.2017 01:24.


Öncelikle bir *yanılsama*yı düzeltmeli. *Dış politikanın */*"sınıflar
üstü" */*olduğu*muktedirlerin uydurduğu koca bir yalan. Dış politika da
tıpkı diğer her şey gibi /*"sınıflar üstü"*/*değil*. /*"Milli çıkar"*/
adı altında yutturulmaya çalışılsa da dış politika *egemen sınıfların
*çıkarlarının bir yansımasıdır. /*"Dış politikada sen ben kavgası olmaz,
dış politika milli politika demektir"*/ şeklindeki /*"resmi tez"*/i
reddetmek öncelikle *sınıf bilincinin *bir gereğidir!

Egemenlerin tıpkı iç politikada olduğu gibi, *sermayenin ve sermaye
düzeninin çıkarlarını *tüm ulusun çıkarıymış gibi sunması, bunun böyle
olduğuna bütün bir toplumu inandırmak istemesi kendi /*"sınıf
çıkarları"*/nın bir sonucu.

İçeride siyasi iktidarın otoriter, baskıcı, gerici /*"yeni rejim"*/ini
haklı bir şekilde eleştirirken, dış politikadaki sonu gelmeyen krizler
karşısında /*"milli çıkarkutsiyeti"*/ adına *siyasi iktidarın arkasında
saf tutmak *ideolojik bir körlükten ibaret.

•••

Siyasal İslamcı iktidar dış politikanın bu sınıfsal niteliğini çok iyi
kullandı. *Bir ideolojik aygıt *olarak dış politika /*"yeni rejim"*/inin
inşasının temel dinamiklerinden oldu. İç politikadaki tahkimata paralel
bir dış siyaset üretildi. Her ihtiyaç duyulduğunda kontrollü şekilde bir
*kriz imal/inşa *edildi. İnşa edilen kriz amaç hasıl olunca da
sonlandırıldı.

*2002*’de işbaşına geldiğinde*AKP*, dış politikayı *kendi rejiminin
kabulü*, uluslararası desteğin sağlanması, *finans kapitalin ve küresel
sermayenin takdiri *için kullandı. Kendi rejiminin tesisinden emin
olunca, devletin bütün kurumlarına çökünce de bu yeni duruma uygun yeni
bir dış politika üretti.

Siyasi iktidar tıpkı iç politikada olduğu gibi varlığını krizlere
borçlu. Sürekli bir *kriz dalgasının *yaratılması da bundan. Rahatsız
olduklarına bakmayın, bu durumu müesses nizamlarını tesis etmek,
tahkimatlarını sağlamlaştırmak amacıyla tepe tepe kullanıyorlar.

*AKP* sadece içeride değil, dışarıda da krizleri süreklileştirerek
*kontrollü bir gerginlikle *yol alıyor. İçeride yaşadıkları kriz ve
sıkışmayı bir *dış türbülans *üzerinden öteleme niyeti gözlerden
kaçmıyor. Ardı arkası gelmeyen krizlerde de bu strateji var.

Sadece komşu ülkelerle değil, bütün Batılı aktörlerle girişilen ağız
dalaşının arka planında da bu gerginliği iç siyasete sirayet etme, kendi
*milliyetçi-muhafazakâr kitlesini konsolide etme *gayretkeşliği
bulunuyor. *Avrupa Birliği ile başlayan, Rusya, Bulgaristan, Hollanda,
Avusturya, Belçika, Körfez Arap Ülkeleri, İsrail ve Almanya *ile devam
eden krizler silsilesi bu zihniyetin bir yansıması. Görünen o ki içeride
yeni rejimin inşası, geri dönülemez bir aşamaya gelene kadar dış
siyasetteki krizler eksik olmayacak.

•••

*AKP*’nin son dönemlerde çeşitli emperyalist güç odaklarıyla yaşadığı
sorunlar, onun /*"millici"*/*karakterinden *değil. Dönemsel bir çıkar
çatışmasının yansımalarıdır yaşananlar. Ne*ADB* ile ne Rusya ile ne de
son olarak Almanya ile yaşanan krizler*AKP/Saray rejimi ne
anti-emperyalist bir karakter *kazandırır. Tıpkı içeride olduğu gibi
bu*AKP* iktidarı ve Saray’ın kendi krizidir. Tıpkı Suudi Arabistan ile
Katar üzerinden yaşanan gerilimde olduğu gibi.

*AKP* son dönemlerin moda tabiriyle /*"fıtratı" */gereği istese de anti
emperyalist olamaz. Yarım yüzyıl boyunca*ABD emperyalizminin gölgesinde
serpilip büyüyen bir hareketten anti emperyalist, millici bir hareket
yaratmak nafile*. *Yeni Osmanlıcıların ne karakteri, ne ideolojisi ne de
dünya görüşü buna el vermez*. *Siyasal İslamcıların kıblesi ABD’dir *ve
Washington’dan bağımsız bir hat izlemeleri mümkün değil.

*AKP*/Saray rejimi iş başında olduğu müddetçe *krizlerin ardı arkası
kesilmeyecektir*. Her krizde /*"milli çıkar"*/ diyerek iktidarın
arkasında dizilmek, onun la birlikte saf tutmak yapılabilecek en büyük
kötülüklerden. *Emperyalizme göbekten bağımlı*, varlığını bu güç
odaklarına borçlu bir iktidarın, kendi çıkarını /*"milli çıkar"*/ adı
altında halkın çıkarıymış gibi sunması kimseleri yanıltmamalı.

*Solun anti emperyalist, bağımsızlıkçı, enternasyonal kimliği
emperyalizme cepheden karşı duruşu *gerektirirken, bu odaklarla içiçe
olan ancak dönemsel olarak güç çevreleriyle sorunlar yaşayan kendi
egemenlerinin *her türlü oyununu *bozmayı/teşhir etmeyi de bir
zorunluluk kılar. Her ne koşul altında olursa olsun *iktidarın siyasal
ve ideolojik yönelimlerine meşruluk kazandıracak argümanlar *üretmekten
kaçınmak bir elzem. Bu handikaba düşenlerin hali ortada.

http://www.birgun.net/haber-detay/ne-dis-politika-siniflar-ustu-ne-de-akp-anti-emperyalist-171433.html

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170727192430 Oraj Poyraz At [email protected]
[email protected]
2017/07/28  04:37 6  64  [email protected]

 
-- 

Liderler, baska careleri kalmadigi zaman dini buyuk cocuklarini yataga
gondermek icin kullanir ve o yuzden bu kadar desteklerler.
Dinler atesbocekleri gibidir:
parlayabilmek icin karanliga gereksinim duyarlar.
Belli oranda bir cehalet herhangi bir dinin var olabilmesi icin gerekli
kosul, onu yasatacak aractir.
Otoriteden baska hicbir seye dayanmayan dini kurallar, mucizeler,
vahiyler, dinler suphesiz insanoglunun sadece cocukluk donemine uygun
kisa-vadeli destekler.
Ve kabul edilmeli ki insan irki, tum tarihi ve fiziksel verilere
bakarsak, su an 60 yasinda bir adamin 100 katindan daha yasli degil ve
hala cocuklugunu yasiyor.

Arthur Schopenhauer

Sehirlerin anasi (olan Mekke de) ve onun cevresinde bulunanlari uyarman
ve asla suphe olmayan toplanma gunuyle onlari korkutman icin, sana boyle
Arapca bir Kur an vahyettik.
(O gun onlarin) Bir bolumu cennette, bir bolumu cilginca yanan atesin
icerisindedirler.

SURA SURESI-7 ayet

Pluton, Mars ve NASA da ne dolaplar donuyor

23 Temmuz 2013

Ilkokuldan beri hepimizin severek takip ettigi bir gezegeni futursuzca
silmeye calismak kamu vicdanini yaralar. NASA burada ileri gitmistir.
Haddini ve maksadini asmistir. Boylesine bir karar utanc verici oldugu
kadar gereksizdir de. Sanki en onemli sorunumuz buymus gibi, sanki butun
halk Aman su Pluton gezegenlikten cikarilsa da bi rahat etsek demis
gibi... Yok boyle bir sey!

Halkin ihtiyaci bu degil. Halk ekmek istiyor, as istiyor, is istiyor.
Pluton u gezegenlikten cikarinca ciftcinin, esnafin yuzu mu guldu,
emeklinin bogazina fazladan bir lokma mi girdi? Tamamen keyfi olan bu
karar ayrica sunu da ortaya koydu: NASA da adamin varsa istedigin gok
cismini gezegen, meteor yaparsin.

NASA nin tek vukuati bu degil. Bakin yillardir cesitli yildizlar
kesfediyorlar. Bu yildizlar kainata, dolayisiyla hepimize ait. Ama ne
acidir ki bu yildizlara isim verilirken dunyanin ortak mirasi isimler
koyulmuyor, yildizi bulan astronotun adi veriliyor.

TEKSASLI YETIMIN HAKKI YENIYOR

Peki ayni astronot birden fazla yildiz bulursa ne oluyor? Hemen
soyleyeyim, kedisinin, kopeginin adini, halasinin enistesinin ismini
koyuyor yildiza. Helen diyor, Wilma diyor, Lessie1013 diyor.
Okuyucularimizin daha net anlamasi icin soyle soyleyelim: Hayriye
koyuyor yildizin adini mesela, Vildan1045 koyuyor, Haydut koyuyor.
Ciddiyetsizlik diz boyu. Bilim bu kadar ayaga dusmemeli. Ayiptir!

NASA da bir yagma duzeni hukum suruyor ve birilerinin artik bunu gormesi
lazim. Bakin yillardir ABD li kardeslerimizin vergileriyle ayakta duran
bir kurum bu. Teksasli yetimin de hakki var burada, Harlemli oksuzun de.
Peki bu NASA kuruldugundan beri kac tane adam gibi, yasanabilir gezegen
buldu? Cevabinizi duyar gibiyim: Sifir. Evet, yaziyla da sifir, rakamla
da sifir. Ne buldular peki? Yasamla alakasi olmayan, yamuk yumuk
gereksiz gok cisimleri... Buna ragmen butun astronotlarin maasi,
sigortasi, uc ayda bir cift maasi tikir tikir yatiyor. Ticket lar da cabasi.

Gezegen bulmayi da abartmiyorlar mi,sinirden duvarlari yumruklayasim
geliyor.

Allah inizi severseniz, bugun herhangi birimiz bir uzay aracina atlasa,
uzaya dogru soyle bir acilsa, illa bir gezegene denk gelmez mi zaten?
Uzayin sonsuz oldugunu soyleyen gene NASA degil mi? Illa bulacaksin
gezegen. Uzayin sonsuz olmasi astronotlarin isine geliyor tabii.
Binlerce yil boyunca birbirinden luzumsuz gezegenler kesfedip maaslarini
catir catir yiyebilirler. Uzay sonsuz nasil olsa, ye babam ye. Haram olsun.

MARS TA SU OLSA NE YAZAR?

Bakin 30 yildir arastirma icin Mars a gidiyorlar. Hic utanmadan cikip
Efendim cok kucuk de olsa, Mars ta su olma ihtimali var. Bak sen! Mars
ta su olma ihtimali varmis. Yahu Mars ta su olsa ne yazar, olmasa ne
yazar? Su burada dolu var. Dunyanin dortte ucunun su oldugunu soyleyen
gene siz degil misiniz? Ne diye kalkip kucucuk bir ihtimalin pesinde
kosuyorsunuz?

Ayrica bulsan ne faydasi olacak? Mars ta su bulduk deyip ortaligi
birbirine katarlar, bir sevinc dalgasi, heyecan olur. Hemen
astronotlarin katildigi bir parti verirler. Limitsiz yerli icki...
Ertesi sabah herkes sorar: Iyi guzel de, ne yapalim o suyu? Uzay
mekikleriyle Keban Baraji na mi aktaralim? Sacmalik.

Eger NASA da torpille gelmemis bir yonetici olsa der ki: Arkadaslar bu
Mars tan is cikmayacak, baska gezegenlere odaklanalim. Ama gorunen o ki
oyle biri yok ve 500 yil arastirsan hicbir numarasi ortaya cikmayacak
soguk ve gereksiz bir gezegenin pesinde insanlarin vergileri carcur
ediliyor. Yaziklar olsun.

Insanlar artik gulmuyor

GECEN gun bir isyerini aradim, Ahmet Bey le gorusecem, orada mi? diye
sordum. Sekreterin cevabi: Kim ariyordu? En sevmedigim, en sinir oldugum
sekreter lafi bu. Yani demek istiyor ki Ahmet Bey var ama herkese yok.
Mecbur ismimi soyledim. Sekreter ismimi yuksek sesle tekrarlayarak
muhtemelen o an iceride olan Ahmet e mesaj gondermis oldu. Ondan gelen
yanit herhalde olumsuzdu ki soyle dedi sekreter: Ahmet Bey su an
toplantida yalniz. Iste o an belki de son aylarda yaptigim en iyi
espriyle karsilik verdim: E Ahmet Bey toplantida yalnizsa o toplanti
bitmistir zaten Telefonun obur ucunda sessizlik oldu. Hicbir tepki
vermedi sekreter kiz. Son derece iyi kurgulanmis, bu kadar kaliteli bir
espriye bile insanlarin gulecek hali kalmadiysa modernizmin ve
teknolojinin mutluluk getirip getirmedigini hep beraber tartismaliyiz.
Kavga etmeden elbette. Uygar insanlar gibi.

Tuzlalilar ne okuyacak?

TUZLA Belediyesi ogrenciler arasinda bir iyilik sampiyonasi tertip
ediyor. Cocuklar 180 bin gibi rekor bir sayida kitap toplamis, Anadolu
ya gonderecekler. Peki soruyorum: O kadar kitap Anadolu ya giderse
Tuzlali ne okuyacak? Evlerde kitap kalmadi, bir fa$ikule muhtac hale
gelindi. Bu Tuzla yi cahillestirme operasyonudur! Istiyorlar ki Tuzlali
okumasin. Turkiye bu tarz kampanyalarla oyuna gelmemeli ve kitaplarina
sahip cikmalidir.

http://beyinsizadam.net/
[email protected]


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap