------------------------------------------------------------------------


  *MUSTAFA* K.*ERDEMOL : *DİZİNİN DİBİNDEKİ O ŞEYHİN MARİFETLERİ!

*30.07.2017 09:09*

Şeyh efendiyi müridlerinin uçurduğu doğrudur ama kendisi de /*"uçardı"*/
aslında. Dünyanın günlerce akıbetlerini merak ettiği Şili’de göçük
altında kalan madencilerin sağ salim kurtulmasının kendi marifeti
olduğunu söyleyecek kadar inanırdı kendi kerametine. Hatta öyle ki
göçüğün gerçekleştiği sırada Kıbrıs’tadır ama madencileri kurtarmak için
Şili’ye /*"astral bir yolculuk"*/ yapmış madencilerin yanında dua ederek
hepsinin hayatta kalmasını sağlamıştır(!)

Yeni Kuala Lumpur Büyükelçimiz Merve Kavakçı’nın bir Lonrda ziyaretinde
çekildiği anlaşılan Şeyh Nazım’ın dizinin dibindeki o fotoğrafı, biat
kültürünün,*Recep *Tayyip Erdoğan’ın Gülbeddin Hikmetyar’ın dizlerinin
dibindeyken çekilen malum fotografından sonra en çarpıcı karelerinden
biri olmaya aday İtaat edilenin, peşinden gidilenin dizinin dibinde
oturmak sadece saygının değil, kendini teslim etmenin de
göstergelerinden birine dönüşmüş durumda. Müridin inanılan, sayılan ile
kendini - bilerek- eşit görmeme tutumu bir anlamda. Saygıda kendini
sıfırlama hali de dense yeridir.

Söz konusu fotoğraf karesi için davranış bilimciler neler söylerler bunu
onlara bırakıp, Kavakçı’nın dizlerinin dibine oturduğu zattan, yani tam
adıyla Şeyh Nazım Adil Kıbrısi’den söz edelim biraz. Mübarekle Londra’da
Uğur Mumcu’nun ortaya çıkardığı Rabıta skandalı hakkında söyleşi yapmaya
çalışmışlığım vardır. *1* /*"Rabıta için ne düşünüyorsunuz"*/ diye
sorduğumda /*"biz Rabıta hakkında herkesten fazla şey biliriz"*/ der
demez etrafındaki şakirtleri ellerini birbirine kavuşturup
/*"muhakkak"*/ diye onaylamış, ancak muhterem soruma doğru dürüst yanıt
vermeden uzaklaşmıştı. Yani , Rabıta hakkında herkesten fazla şey bilen
hazretten bir yanıt alamamıştım. Nerden baksanız*20 yıl* geçmiştir
üzerinden.

Mübarek enteresandı bir hayli. Kardeşini bir hastalık sonucu kaybedince
kimya eğitimi almış olmasına rağmen kendini dine vermis derlerdi.
Zamanla etrafında geniş bir mürit kitlesi oluşturmuştur. Müritleri
içerisinde Türklerden daha çok yabancıların, özellikle Kıbrıslı Rumların
çok olduğu söylenirdi.

Bu yanıyla bakınca her yerde karşımıza çıkabilecek /*"şeyh"*/lerden
biridir aslında ama onu önemli kılan tarafı başkaydı. Büyük devlet
organizasyonlarıyla sıkıfıkılığı dillere destandır. Kıbrıs’ta ne zaman
toplumlar arası görüşmeler yapılmaya başlansa bu zat hemen açıklamalar
yapar, görüşmeleri baltalayacak ne varsa ortaya sererdi. Bu nedenle
dünyanın her tarafından müridi olmasına rağmen, Kıbrıslı Türk müridi yok
denecek kadar azdır. Doğum yeri olan Kuzey Kıbrıs’ın Lefke kazasındaki
dergahının kapısını çalan bile olmamıştır bu nedenle. Sadece bundan
ötürü değil tabii hemşehrilerinin kendisini sevmemesi. Kıbrıs’ta*60*’lı
yıllarda toplumlararası çatışmalar baş gösterdiğinde Türklere
/*"malınızı mülkünüzü Rum’a satıp adayı terk edin"*/ demiş olması da
sevilmeyişinin nedenleri arasındadır. Kıbrıs’ta İngiliz işgaline karşı
gelişen Rum kaynaklı direnişte İngilizlerin safında olması nedeniyle de
o günden öldüğü güne kadar İngiliz devletinin gözdesi olarak kalmıştır da.

Bir ara Prens Charles’ın Müslüman olduğundan (tabii ki hidayete kendisi
sayesinde ermiştir Prens) söz eder dururdu. Bunda biraz da Prens
Charles’ın müslümanları koruyup kollayan açıklamalarının etkisi de
olmalı. Çünkü Prens Kral olması durumunda sadece İngiliz Anglikanlarının
değil müslümanların da kralı olacağını söylerdi sık sık. İngiliz
İslamı’nın Prens Charles’ı tüm İslam dünyasının /*"politik halifesi"*/
yapma niyeti de kuşkusuz Şeyh’in Charles Müslümandır uydurmasını
kolaylaştırmıştır. Şeyh hazretleri bu Halife meselesini bir hayli
ciddiye almış, Halife’nin peygamber soyundan gelmesi gerektiği kuralı
uyarınca, Prens Charles’ın peygamber soyundan geldiğini hatta adının da
Hüseyin Charles olduğunu uyduruvermişti.

Toplumlararası çatışmalarda yine verdiği bir öğüt vardır ki unutulamaz:
Hicret’in sevap olduğunu söyleyip Kıbrıslı Türklerin hepsinin
İngiltere’ye göç etmesi gerektiğini de söylemiştir. Amacının ne olduğu,
neye hizmet ettiği bugün bile anlaşılamamış garip bir adamdı bu Şeyh
Nazım dedikleri. Ama kendisini hiç mi hiç sevmeyen ortak Kıbrıs
Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Muavini Dr. Fazıl Küçük herhalde neye
hizmet ettiğini fark etmiş olacak ki mübareği adadan sürgün etmişti
vaktiyle.

İslam dünyasına faydası olmayan ne kadar müslüman egemen, kral, şeyh,
kabile reisi varsa hepsinin yakın dostuydu.

Bunlardan biri dünyanın en görgüsüz müslüman egemeni olan Brunei Sultanı
Hasan Bolkiah’dı örneğin. Londra’nın kuzeyindeki St Ann Road’da bulunan
devasa büyüklükteki, geniş bir alana yayılmış dergahı Sultan’ın mübareğe
hediyesidir.

Müridlerinin uçurduğu doğrudur ama kendisi de /*"uçardı"*/ aslında.
Dünyanın günlerce akıbetlerini merak ettiği Şili’de göçük altında kalan
madencilerin sağ salim kurtulmasının kendi marifeti olduğunu söyleyecek
kadar inanırdı kendi kerametine. Hatta öyle ki göçüğün gerçekleştiği
sırada Kıbrıs’tadır ama madencileri kurtarmak için Şili’ye /*"astral bir
yolculuk"*/ yapmış madencilerin yanında dua ederek hepsinin hayatta
kalmasını sağlamıştı(!). Türkiye’de ölen yüzlerce maden işçisini neden
kurtarmadığı sorusunu her şeyine /*"muhakkak"*/ diye onay veren
müritleri soracak değillerdi tabii. Sormadılar da zaten.

Cennetin kaç kattan oluştuğu konusunda bir fikrim yok haliyle. Londra’da
bir ara mübareğin müridi olmuş olan müzisyen bir arkadaşım /*"şeyh
efendi cennetin yedinci katındadır"*/ dediğinde hazret hayattaydı da
üstelik.

Etrafı söylediği her sözüne inananlardan oluştuğu için sık sık sallardı
da.*1990*’ların sonuydu sanırım, Kuzey Kıbrıs’ın meşhur Magusa kalesinde
günlere ne olduğu anlaşılamayan sesler duyulduğunda, /*"dokunmayın. Bu
orada yuva yapmış büyükçe bir ejderhanın sesidir"*/ demişti. Günler
sonra o sesin kale duvarlarına sıkışmış, bu nedenle can havliyle
çığlıklar atan küçücük bir kuş olduğu ortaya çıkmıştı. Kale duvarlarının
akustik özelliği nedeniyle garip seslere dönmüş bir kuş çığlığıydı yani.
O sıralar çalıştığım gazetenin Londra çapında basılan ekinde durumu
makaraya alan bir yazı yazmış, bu nedenle şeyh efendinin müridlerinden
bir hayli tehdit almıştım. Biri çok ilginçti tehditlerin, hani
korkacaktım da az daha: /*"Bir hafta sonra çarpılmış hale geleceksin.
Şeyh efendiden şimdiden özür ve şefaat dile"*/.

Recep*Tayyip *Erdoğan’ın yakın dostu işadamı Remzi Gür’ün de Şeyh’in
dizlerinin önünde oturup sohbet ettiği biliniyor.*2011 yılında* Şeyh’in
müridlerince yayınlanan bir videoda bu görüntü var. Videoda Remzi Gür’e,
zamanın devlet yöneticilerini kast ederek, /*"T.C. öldü"*/, /*"Git
onlara söyle ABD’den habersiz iş yapmasınlar"*/ dediği de videoda
duyuluyordu.

Bu dünyada yaptıklarının dışında dünya dışı işlere de el attığını
söylerler Şeyh Nazım’ın. Hakkındaki iddialarda biri şudur: Ay’da camii
yapmak için Şeyh Nazım Kıbrısi’nin önderliğinde /*"Moon Temple World
Foundation"*/ (Ay Tapınağı Dünya Vakfı) adıyla bir vakıf kurulur. Ay’da
camii yapma işine de şeyh Nazım tarafından Dağıstanlı Nakşî önderler
Absar Hacı ve Asadula Ali adlı kişiler görevlendirilir.

Şeyh Nazım Adil Kıbrisi hazretleri*7 Mayıs 2014*’de yıllar önce İngiliz
ajanı diye kovulduğu Kıbrıs’ta, Lefkoşa’da öldü. Ay’daki camii işi ne
oldu bilen yok. Orada camii yapılsaydı cemaatte herhalde Şeyh gibi
/*"astral yolculuk"*/ yaparak gidecekti Ay’a. Tanık olamadık ne yazık ki.

ABD vatandaşı Malezya Büyükelçimiz Merve Kavakçı’nın İngiliz ve*ABD*
hayranı Şeyh’in dizinin dibinde oturması belli ki /*"fıtrat"*/a uygundur.

Şaşırmadık tabii.

**1***Rabıta skandalı:* Suudi Arabistan kökenli İslami yardım kuruluşu
Rabıta’nın*12 Eylül *döneminde yurtdışındaki Türk imamların maaşlarını
ödemesiyle ortaya çıkan skandal.

*http://www.birgun.net/haber-detay/dizinin-dibindeki-o-seyhin-marifetleri-172229.html*

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170730162304 Oraj Poyraz At [email protected]
[email protected]
2017/07/30  20:01 6  64  [email protected]

 
-- 

Eger bilmediklerim, birer tas olarak ayagimin altina konulsaydi, Bas im
Ars-i Alaya degerdi.

Imam-i Azam

Yemin olsun, icinizden Cumartesi gununde azginlik yapanlari siz bilirsiniz.
Onlara soyle dedik: Asagilik maymunlar oluverin.

BAKARA SURESI: 65

Ben anlamiyorum! Ya sen?

Cehennemliklerin sucu seks ve icki idi.
Cennetliklerin mukafati da seks ve icki...
Gelecektekiler bizim safligimiza guluyorlar.
Sen anliyor musun?
Ben anlamiyorum!
Huri ve fahisenin farki nedir?
Biri Allahin calisani, digeri kulunun...
Inananlarina rusvet olarak huri veren Allah ve genelev olan cennet!
Hangisi gunahsiz?
Caresizlikten karnini boyle doyuran fahise mi?
Yoksa vucudunun hazzi, kullarin iyi islerinin mukafati olan huri mi?
Sen biliyor musun?
Ben bilmiyorum!

Sadik Hidayet
17 Subat 1903 te Tahran da dogdu,
9 Nisan 1951 de Paris te 48
yasinda canina kiyip bu dunyadan goctu...


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap