------------------------------------------------------------------------

  ALİ ERALP: SİZ BİR CEMAATÇİNİN TECAVÜZCÜYÜ, HIRSIZI, EMPERYALİSTİ
  KÖTÜLEDİĞİNİ DUYDUNUZ MU HİÇ?

[email protected] <mailto:[email protected]>

Çok kötü günlerden geçiyoruz… At izi, it izine karıştı…

Kılık – kıyafete, giyime – kuşama, oturmaya – kalkmaya karışan bir takım
meczuplar türedi… Otobüste, yolda, parkta çevirip adam dövüyorlar…
Vatandaş, vatandaşa hiç bu kadar düşman olmamıştı. Vatandaş, vatandaşa
hiçbir dönemde, hiç bu kadar nefretle, kinle bakmamıştı…

Çember sakallı, şalvarlı, takkeli şeriatçılar, bu ülkenin kurtarıcısına,
kurucusuna saldırıyorlar. Heykellerini yıkmaya, yakmaya çalışıyorlar.

Tüm dünyanın hayran olduğu, örnek aldığı insana, yani Gazi Mustafa Kemal
Atatürk’e saldırıyorlar.

Devlet adamlarımız ise onları sessizce izliyor… Sadece seyrediyor…
Dıştan belli etmeseler de içten içe düğün, bayram yapıyorlar… /*"Oh
olsun…"*/ diyorlar. Oh olsun!

/*"Atatürk’ü bu ülkeden silme, yok etme hedefimize adım adım
yaklaşıyoruz… Ektiğimiz fidanlar meyveye dönüyor… Halk şeriata yöneldi
bile… Cihat başladı… Ne mutlu bize…"*/

Bazen kendileri de boş durmuyor, bu meczuplarla birlikte yüce öndere kin
kusuyorlar…

*7-24* onun devrimlerine küfrediyorlar. Kötü sözler söylüyorlar… Onu
halkın gözünde küçük düşürmeye, değersizleştirmeye çalışıyorlar… Sonra
da gidip, yabancı ülkelerde, meydanlara dikilen Atatürk heykellerine
utanmadan çelenk koyuyorlar… Daha doğrusu koymak zorunda kalıyorlar…

Yabancı devletler ve devlet adamları bu büyük adama bizim
politikacılardan daha çok sahip çıkıyor…

Devrimleriyle, emperyalizme karşı verdiği mücadele ile kendilerine onu
örnek alıyorlar.

Ama bizim siyasal İslamcılara göre Atatürk’ün Yedi Düvelle savaşıp, onu
yurttan atmasının hiçbir değeri yok… Emperyalizmle mücadele olsa da
olur, olmasa da… Sen yeter ki dinine sahip çık… Namazını kıl, orucunu
tut… Yeter ki İslam nizamı ve Şeriat yasaları işlesin… Vatan neymiş,
vatanın bağımsızlığı neymiş, millet neymiş! Bunun hiçbir kıymeti
harbiyesi yok

Ne diyor Kadir Mısıroğlu?

/*"Keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı, ne şeriat
kaldırılırdı. Ne medrese lağvedilirdi, ne hocalar asılırdı. Hiç biri
olmazdı…"*/

Onlara göre özgürlüğün, insan haklarının da bir değeri yok… Bayrağın,
milli duygu ve görüşlerin, milletin, milliyetçiliğin ise hiç değeri yok…
Ülkeye Yunan da İngiliz de Amerikalı da Fransız da gelip oturabilir.
Vatanı sahiplenebilir…

Yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı sonuna dek talan edebilir…

Yeter ki ülkede türban takılsın, çarşaf giyilsin…

Ayakkabılardan dolarlar, avrolar da çıkabilir. Politikacılar çalıp,
çırpabilir. Adam, herkesin gözünün içine baka baka, Milletin
/*"A’"*/sına da koyabilir…

Ne gam!!!

Yeter ki herkesin dini bütün olsun, namazında, niyazında olsun. Gece
gündüz dua okusun…

Yeter ki her mahalleye, her sokağa bir imam hatip okulu, bir kuran kursu
açılsın,*7 yaşındaki* çocuklar türban giysin…

İnsanlar kul, teba; milletler ümmet olsun. Müslümanlar tek bayrak
altında toplansın… Sınırların hiçbir değeri ve önemi yok…

Onlar için önemli olan bu dünya değil, öteki dünya, ahirettir… İnsanlar
bu dünya için değil öteki dünya için çalışmalıdırlar…

Bilim, buluş, teknik, fen, teknoloji olsa da olur, olmasa da…

Bakın bu sahte dincileri, vatansız dincileri eski Diyanet İşleri Başkanı
Ali Bardakoğlu nasıl yerden yere vuruyor:

/*"İslam dini dünyada yaşansın diye gönderildi, ahirette değil. Yani
dünyayı terk et, hiçbir şey yapma, ahirette kazanırsın mesajını
vermiyor. Müslümanlar dünya-ahiret dengesini yitirdiler…"*/

Her şeyin altüst olduğu, fırsat eşitliğinin olmadığı, işgaller altında
umutların tükendiği, siyasal katılımın olmadığı toplumda sadece din
anlatarak insanları mutlu edemeyiz.

İslam dünyası acilen bilgi, çalışma, üretme, temizlik, sosyal barış,
sosyal adalet, insan hakları, kadın hakları, çevre, özgürlükler,
ötekinin hakkı gibi temel konularda zihnini durultmak ve bu konularda
mesafe almak zorunda. İslamiyet’te ibadet sadece kıldığımız namaz
değildir. İnsanlığa, dünyanın imarına, sulha, barışa hizmet eden her
davranış ibadettir…"

Siz, hiç ülkemizde özgürlük, kadın hakları, barış için savaşan bir
tarikatçı ya da cemaatçi gördünüz mü?

Siz, hiç ayakkabılardan çıkan banknotları eleştiren, kötüleyen bir
tarikatçı ya da cemaatçi gördünüz mü? Bina yapmak, maden ocağı açmak,
yol yapmak için ormanları yakanlara, kurdu kuşu yok edenlere karşı çıkan
bir tarikatçı ya da cemaatçi gördünüz mü?

Siz hiç, bir cemaatçinin, bir tarikatçının tecavüzcüyü, hırsızı,
emperyalisti kötülediğini duydunuz mu? Ensar Vakfında yapılan çocuk
tecavüzlerine isyan ettiğini gördünüz mü?

Bunlar, Hz. Ali’nin, Hz. Ömer’in, Hüseyin’in haksızlığa, adaletsizliğe
karşı direniş ve isyan geleneğini, namus anlayışını da silip
kaldırdılar… İğdiş ettiler…

Bunlar, Mehmet Akif’in emperyalizme savaş açan İslam düşüncesini,
istiklal, vatan, hürriyet aşkını da yok ettiler.

Bunlar, yoksul Müslümanı sadece inanç, namaz, oruç, hac çemberinin içine
sıkıştırıp, kendilerine dünya nimetlerinden bir cennet kurdular…

Müslümanlar şimdi emperyalizmin hizmetinde*Ortadoğu*’da, birbirlerinin
boğazını keserken, yobazlar ülkemizde Atatürk heykellerine saldırırken,
onlar yedi sülalesini zengin etmekle ve önemli makamlara atamakla meşguller…

(*[email protected]*)

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170801213447 Oraj Poyraz At [email protected]
[email protected]
2017/08/02  04:58 6  64  [email protected]

 
-- 

RUYAMIZ
. . . . . .
Bir havuz kenarinda yan yana oturmusuz;
Bu su bizim golgemiz,biziz seffaf ve temiz.
Su sesine uyarak bir sarki tutturmusuz,
Acilan guller gibi suda gonullerimiz.
Ne vakitten beridir burada oturmusuz?
Dunden, hatta bugunden bile yok haberimiz.
Yasamanin en guzel noktasinda durmusuz,
Bir huzur ahengine dalmis gonullerimiz.
Uyanabilir miyiz sanki boyle ruyadan?
Asirlar kadar uzun,muphem ve tatli bir an,
Biz o kadar sarhosuz, o kadar sarhosuz biz!
Iste gozlerimizde bu suyun derinligi,
Icimizdedir iste bu suyun serinligi;
Biz o kadar, o kadar birbirimiziniz.

Cahit Sitki TARANCI

Su uc sebepten dolayi Arabi sevin:
Ben Arabim.
Kur an Arapcadir ve Cennet ehlinin lisani da Arapcadir.

Taberani, Hakim, Ibni Asakir, Abdurrazzak

DOGA YASALARI UZERINE DUSUNCELER -12-

Kuantum kurami giderek artan bicimde fizikcilerin deney ve calismalarina
yerlestikce, kafalarda zaman kavramimiz hakkinda sorular ve supheler
olusmaya basladi. Tipki cevremizdeki diger seyler gibi, zaman da
sorgusuz sualsiz kabullendigimiz bir gercekliktir. Oysa kuantum fizigi,
gecmis , simdi ve gelecek anlayisinda devrimci fikirlere yol acmaktaydi.
Gelecegin belirsiz olmasina karsilik, hicbirimizin gecmis hakkinda
suphesi yoktur. Cunku gecmisin izleri simdi icindeki durumumuzu etkiler.
Bir kaza gecirmis ve kolumuzu kaybetmis isek, bunun acisini omur boyu
tasiriz. Bu net bir gercekliktir. Ama, adina gecmis dedigimiz sey, hep
alistigimiz gibi, ke$iksiz ve tek yonde akan bir cizgi midir? Bu konuya
girmek icin atom alti parcalar seviyesinde, fizikci Richard Feynman in
calismalarina goz atmak gerekiyor.

Kuantum kuraminin butunluge kavusmasi icin, daha once farkli fiziksel
cercevelerde ifade edilen yasalarin kuantum cercevesine gore izah
edilmesi, formule edilmesi gerekiyordu. Ilk olarak elektromanyetizma
kurami kuantum fizigine uyarlandi ve buna kuantum elektrodinamigi veya
kisaca KED denildi. Alintiliyorum.

Elektromanyetik alanin kuantum kurami, KED, 1940 larda Richard Feynman
ve digerleri tarafindan gelistirildi ve butun kuantum alan kuramlarina
model olusturdu. Belirtmis oldugumuz gibi, kla$ik kuramlarda kuvvetler
alanlar tarafindan aktarilirlar.

Bu alan konusu her zaman tartismalara yol acmistir. Bir yerlerde bir
hareket, bir etki varsa, genelde bunun yayilabilmesi icin bir alana
ihtiyac oldugu dusunulur ki pek de haksiz bir dusunce sayilmaz. Kuantum
kurami ile, bazi esrarengiz alanlar aramak yerine kuvvetin nasil
iletildigi onem kazanmaya basladi.

Ancak kuantum alan kuramlarinda kuvvet alanlari bozon denilen cesitli
temel parcaciklardan olusmustur. Bozonlar kuvvet tasir; madde ve
parcacik arasi gidip gelerek kuvvetin aktarilmasini saglarlar. Madde
parcaciklarina fermiyonlar denir. Elektronlar ve kuarklar fermiyonlara
ornektir. Foton veya i$ik parcacigi ise bozona ornektir. Elektromanyetik
kuvveti ileten bozondur. Bir madde parcacigi -ornegin bir elektron- bir
bozon veya kuvvet parcacigi yayar ve geri teper, tipki mermisini
firlattiktan sonra geri tepen bir top gibi. Sonra kuvvet parcacigi bir
baska madde parcacigi ile carpisarak sogurulur ve o parcacigin
hareketini degistirir.

Elektron gibi parcaciklar carpisarak atom ici bir tepkime olusturur ve
bir ust enerji seviyesine sicrarlar. Sonra elektron yeniden orijinal
seviyesine doner ve bu arada foron enerji paketcigini firlatir. Bu,
tipki bir topun doldurularak ates etmesi ve sonra geri tepmesi gibidir.

Sogurulma, isigin madde ortami tarafindan emilmesidir. Bu surec icinde
fotonu (i$ik enerji paketcigini) emen elektronlar bir ust seviyeye
sicrama yaparlar. Bir elektron grubunun cekirdek etrafinda bulunma
olasiliginin en yuksek oldugu seviyeye orbital denir. Isigi soguran
elektronlar belli bir enerji seviyesine sahip olan orbitallerde
toplanirlar. Isigin enerjisi dalga boyu ile, yani sinuzoidal salinimdaki
tepe boylari arasindaki mesafe ile ters orantilidir. Dalga boyu arttikca
enerjisi azalir, fakat dalga boylari birbirine yaklastikca enerjisi artar.

KED in ongoruleri test edilmis ve deney sonuclariyla buyuk bir uyumluluk
gosterdigi anlasilmistir. Ancak KED in gerektirdigi matematiksel
hesaplamalari yapmak son derece zordur.

Dr Hawking in belirttigi, KED hesaplamalarindaki matematiksel zorluklar,
evrenin erken donemindeki olasi halini tahmin etmek icin yapilan
calismalarda adeta bir kabusa donusecektir. Evrenin en erken
donemindeki, buyuk patlamanin ardindan gelen donemdeki kisacik zamanin
su ana kadar bildigimiz 4 temel evrensel kuvveti dogurdugu
varsayilmaktadir: kutle cekim kuvveti, elektromanyetik kuvvet, zayif ve
guclu nukleer kuvvetler. Evrenin temel kuvvetlere yol verdigi zaman
parcacigi 10 uzeri eksi 43 saniye olarak tahmin edilmektedir. Tam olarak
: 0,0000000000000000000000000000000000000000043 saniye.

Ama gercek zorluk surdan kaynaklanmaktadir. Parcacik degisim
cercevesine, bir kuantim kosulu olarak, etkilesimin gerceklesmesini
saglayan parcacigin butun gecmisleri iceriyor olmasini da eklediginizde
-ornegin kuvvet parcaciklari her bicimde takas edilebilir- matematiksel
hesaplamalar oldukca karma$ik hale gelir.

Peki, bu durumu biraz olsun basitlestirmenin bir yolu olabilir mi? Iste
Richard Feynman in da yaptigi budur. Feynman nerdeyse anlasilmaz hale
gelen ve olasi her kuvvet takas durumunu ifade etmeye calisan formuller
yerine, elektronlarin birbiriyle carpisip nasil foton takas ettiklerini
gosteren ayri ayri diyagramlar gelistirmistir.

Neyse ki, Feynman alternatif gecmisler kavramini gelistirmenin yani
sira, farkli gecmisleri aciklamak icin cok iyi bir grafik yontem
gelistirdi. Bu yontem gunumuzde sadece KED de degil, butun kuantum alan
kuramlarinda uygulanmaktadir.

Feynman in grafik yontemi gecmisler toplami icindeki her kavrami
gozumuzde canlandirabilme olanagi saglar. Feynman diyagramlari denilen
bu resimler modern fizigin en onemli araclarindan biridir. KED de butun
olasi gecmisler toplami, bir Feynman diagramlari toplami olarak temsil
edilebilir. Diyagramlar elektromanyetik kuvvet ile birbirinden uzaklasan
iki elektronun gidecegi bazi olasi yonleri gosterir. Bu diyagramlardaki
duz cizgiler elektronlari, dalgali cizgiler ise fotonlari temsil eder.
Zamanin asagidan yukariya dogru ilerledigi dusunulur ve cizgilerin
birlestigi yerler fotonlarin ciktigi veya soguruldugu noktalara denk gelir.

Burda bir seyi eklemem gerekir. Feynman diyagramlarini sadece grafik
cizimler olarak dusunmemek gerekir. Bu diyagramlarda elektronlarin her
hareketinin ve foton takaslarinin kendi matematiksel formulleri
bulunmaktadir.

Ust resimde gorulen diyagramda birbirine yaklasan iki elektron, bir
foton takas etmisler yollarina devam etmislerdir. Iki elektronun
elektromanyetik olarak en basit etkilesimi budur; ama biz olasi butun
gecmisleri dusunmek zorundayiz.

Feynman diagramlari matematiksel olarak sonsuz sayida olasilik
icerebilir. Mesela baska bir foton takasi durumunda iki elektron
birbirlerine yaklasir ve uzaklasir ama uzaklasmadan once iki foton takas
ederler. Bu arada pozitron emisyonu (sogurulmasi) denen olay
gerceklesir. Pozitronlar elektronlarin anti parcaciklaridir. Elektronun
negatif (eksi) yukte olmasina karsilik pozitronlar pozitif (arti)
yuktedirler. Baslangicta pozitronlarin aslinda proton oldugu
zannediliyordu, fakat Schrodinger denklemlerinin yeniden analizi
yapilirken bunlarin ayri parcaciklar oldugu farkedildi. 1932 yilinda ise
kozmik isinlar (uzaydan Dunya ya ulasan parcaciklar) araciligi ile
pozitronlarin varligi bilimsel olarak ispatlandi. Pozitronlar, Lepton
ailesine girerler ve maddenin temel yapi taslarindan kabul edilirler.
Leptonlar ise atomun kimyasal ozelliklerini belirler. Yunanca ufak sey
anlamina gelen bir kelimeden turetilmislerdir. Lepton turleri.
(Karsitlari ile birlikte) = Elektron-pozitron, muon/antimuon, tau/antitau.

Alintilara devam ediyorum.

Feynman diyagramlari yalnizca etkilesimin nasil olabilecegini resmeden
ve bu etkilesimleri siniflandiran zekice bir yontem degildir. Feynman
diyagramlari, her bir cizgiyi ve koseyi matematiksel bir tanim olarak
okumamizi saglayan kurallar icerir. Iki elektronun verili bir baslangic
momentumu ile birbirine yaklasma ve sonunda belirli bir nihai momentumla
uzaklasma olasiligi, her bir Feynman diyagraminin katkisinin
toplanmasiyla elde edilir. Bu epeyce bir calisma gerektirir; cunku
belirttigimiz gibi sonsuz sayida diyagram vardir.

Konu sonsuzluga geldiginde hem uzay seviyesinde, hem de atom ve atom
alti seviyesinde zorluklara rastlaniyor. Cunku -tuhaf gorunebilir- cok
sayida sonsuzluklar varmis gibi anlasilmasi zor sonuclar ortaya
cikmakta. Ozellikle evrenin genislemesi ve kara deliklerin dogasi gibi
konularda bu durum gecerli.

Feynman diyagramlarinin KED tarafindan tanimlanan surecin olasiliklarini
gorebilmek ve hesaplayabilmek icin fizikcilere muazzam yardimi olmustur.
Ancak kuramin onemli bir sorununun cozmeye yetmediler. Sonsuz sayidaki
farkli gecmisin katkisini topladiginizda, elde edeceginiz sonuc da
sonsuz olacaktir. Sonsuz bir toplamdaki ardi$ik terimler yeterince hizli
azalirlarsa toplamin sonlu olmasi mumkundur; ancak ne yazik ki
bahsettigimiz durumda bu gerceklesmiyor. Ozellikle, Feynman diyagramlari
toplandiginda yanit elektronun sonsuz bir kutleye yuke sahip olduguna
isaret eder. Bu sacmadir; cunku kutleyi ve yuku olcebiliyoruz ve bunlar
sonsuz degil. Bu sonsuzluklarla basa cikabilmek icin renormalizasyon
(yeniden normallestirme) denilen bir yontem gelistirildi.

Sonsuzluk renormalizasyonlari ayri bir konu. Simdi ise su gecmis
kavramina geri donmek isterim. Cift yarik deneyi ve bundan yola cikarak
yapilan deneylerde elektronlarin bir tur total gecmis bilgisine sahip
olduklari ortaya cikmaktaydi. Sanki, bir yerden gecmeden once her yeri
dolasiyorlar, olasi yollar hakkinda bilgi ediniyorlar ve sonra karar
veriyorlar gibiydi. Elektonlarin bu bilgisine hangi yol bilgisi adi
verildi. Elektronlar seviyesinde gecmis bizim alistigimiz gecmis
bilgisinden epey farkliydi. Bizim bildigimiz gecmis, tamamlanmis ve
bitmis olaylar dizisinin bilgisiydi. Oysa elektron seviyesinde gecmis
ise bir dizi olasiliklar toplamiydi. Bu durumda, -en azindan atom alti
parcaciklar seviyesinde- evrenin bir tek tarihi veya gecmisi yoktu. Dr.
Hawking den alintilamaya devam ediyorum.

Gecmisin belirli bir bicimi yoktur derken, bir sistem uzerinde simdiki
zamanda yaptigimiz gozlemin, onun gecmisini etkiledigini soylemekteyiz.
Bu durum fizikci John Wheeler in gerceklestirdigi bir deneyle, gecikmis
secilim deneyi ile oldukca dramatik bir sekilde gosterilmistir. Sematik
olarak, gecikmis secilim deneyi daha once gordugumuz gibi parcacigin
yolunu gozlemleme seceneginin oldugu cift yarik deneyine benzer. Farki
ise, gecikmis secilim deneyinde bu yolu gozlemleyip gozlemlemiyeceginize
dair karari parcacigin ekrana carpma aninin hemen oncesine kadar
ertelemenizdir.

Gecikmis secilim deneyinin sonuclari, hangi yol bilgisini elde etmek
icin yariklari gozlemlemeyi (yada gozlemlememeyi) sectigimiz deneyin
verileriyle aynidir. Ancak bu durumda her parcacigin gectigi yol -yani
gecmisi- parcacik yariktan gectikten sonra kararlastiriliyor; yani
parcacigin sadece bir delikten gecip girisim olusturmamasina veya her
iki yariktan gecip girisim olusturmasina parcacik gecisini yaptiktan
sonra karar verilmis oluyor.

1978 yilinda Dr Wheeler bir dusunce deneyi one surdu. Bu secenekte,
hareket ettirilen aynalar araciligi ile foton bir delikten mi (partikul
olarak) yoksa iki delikten mi (dalgacik olarak) gececegine, ilk ayna
araciligi ile gectikten sonra karar verecekti. Bu deney 1980 de gercek
olarak yapildi ve 2007 de dogrulugu onaylandi.

Dr Hawking in yazdiklari gecmis konusunda cok derin anlamlar
icermektedir. Bu durumda, bir atom alti olayini gozlemledigimizde, yani
ona mudahale ettigimizde, olcumlerimize gore, olasi tarih
seceneklerinden birini tercih ediyoruz demektir. Diger gecmis
secenekleri ise, en azindan artik bizim acimizdan yokturlar.

Kendini gozleyen ve boylece kendi tarihini kendi sekillendiren bir evren
goz olabilir mi?

Bu cikarimin evrenin dogusu ile ilgili kuramlara derinden etkisi
olmustur. Eger evrenin tarihcesinde bir gozlemci var ise, o zaman
evrenin sekillenmesi bu gozlemcinin mudahalesi dogrultusunda
gerceklesmis demektir. Boylece metafizik sonuclara kapi acilir. Peki,
evren kendi kendini gozlemliyor olabilir mi? Bazi bilimcilere gore evet,
bazilarina gore hayir. Kendini gozlemleyen evren tipki ontolojik
felsefedeki ilk neden argumani gibi tartismalara kapi aralar. Tartisma
bu noktadan sonra Tanri inancina sapacagi icin, sadece konuya deginip
geciyorum.

Schrodinger in Kedisinin Pesinde kitabindan alintilara devam ediyorum:

Filozoflar gecmisin bir anlami olup olmadigi konusunda cok uzun zaman
kafa yormuslardir. Simdiki zamanda kaydedilmis hali disinda gecmisin bir
varligi yoktur. Wheeler in gecikmis secilim deneyi bu soyut kavrami
pratikte somut bir bicimde ete kemige burundurmustur. Foton ne yapiyor
sorusunu sormak -kaydedilene kadar- anlamsizdir.

Yani, fotonu gozlemledigimiz anda, onu da sanki bir olasilik bulutu
icinden bir tek gecmis secmeye zorlamis gibi olmaktayiz. Bu durumda,
gozlemlere gore degisebilen esnek bir gecmis anlayisina ulasiriz. O
zaman soyle bir sonuc da cikabilir:

Gercek dedigimiz sey, gercek olarak degerlendirilemeyecek seylerden
yapilmistir.

Aslinda yukardaki tespit -bence- biraz sartlayici bir tesbit. Neden,
sadece algiladigimiz seyleri gercek olarak kabul ederiz de, olasilik
dalgalarini gercek disi olarak dislariz? Eger onlar, soyle veya boyle
bir gerceklige yol veriyorlarsa, o gercekligin temelindeki yasalardir ve
ayri gercekliklerdir. Dr Hawking ve Richard Feynman bu ekolu temsil
ederler ve gercek-gercek disi gibi bir ayrima sapmak yerine, bu durumu
bize belirsiz gibi gorunen sureclerden belirliligi cikaran ayri bir
yasalar zinciri olarak ele alirlar. Bu yeni determinist dusuncelere M
Kurami bolumunde deginecegim.

Gerceklik tamamen elimizden gitti mi? Hayir, gitmedi; ama sadece onun ne
kadar goreceli bir kavram oldugu bir kere daha ortaya cikti. Ama bu
dusunce bicimi bizi ister istemez bir zaman paradoksuna goturecektir. Bu
paradoksu anlatayim. Diyelim ki, Back To The Future filmde oldugu gibi,
zamanda yolculuk edecek bir araba uzerinde calisiyorsunuz ve bir yerde
takilip kaldiniz. Bir turlu zaman yolculugunu gerceklestirecek formulu
bulamiyorsunuz. O anda bir boyut aciliyor ve gelecekten gelen kendinizi
goruyorsunuz. Gelecekteki kendiniz, size arabayi yapmanizi saglayacak
formulleri ve cizimleri veriyor. Arabayi yapiyorsunuz ve sonra gelecege,
mesela 30 yil sonrasina gidip, o anda gelecekteki kendiniz oluyorsunuz
ve yeniden gecmise donup gecmisteki kendinize formulleri veriyorsunuz.

Iyi ama formuller ve cizimler nerden geldi ?

Benzer bir paradoks dede paradoksudur . Gecmise gidip dedenizi oldurmek
mumkun mudur ? Ama bu mumkun olmussa, o zaman sizin zaten var olmamaniz
gerekecektir. Eger varsaniz, gecmise gitmemissiniz demektir.

Buna benzer dusunce deneyleri genelde kisirdir ve zamani hep tek yonde
ilerleyen bir ok gibi dusunmekten kaynaklanir. Oysa, bazi kuantum
fizikcilerinin olasi gecmisler toplami derken kastettigi sey bundan
farklidir. Bu gecmisler toplami, bir gozlemci mudahale edene kadar olasi
tum yollari iceren bir senaryodur. Gozlemci mudahale ettigi anda,
gelecek bilgisi kadar, gecmis bilgisi de sekillenir. O zaman daha ust
seviye bir soru ortaya cikar. Bizler evrenin baslangici ile ilgili bir
gozlem yaptigimizda, mesela buyuk patlamadan arta kalan radyoaktif
parcaciklari inceledigimizde, kendimize gore gercek olan sadece bir tane
evren gecmis bilgisi sekillendiriyor olabilir miyiz? Neden olmasin ? O
zaman, bizler icin elbette sadece bir tane gecmis vardir, ama evrensel
akis, hicbir sekilde algi alanimiza girmemis sayisiz olasi gecmise
sapmis olabilir. Bu elbette evrensel bir nazariyedir, ama derinlemesine
dusundugumuzde, kendimizin bildigi ve depoladigi gecmisi, olasi tek
gecmis senaryosu olarak kabul etmenin fazlasi ile insansi ve duygusal
bir degerlendirme oldugu anlasilmaya baslanir.

Simdi, farkli bir soru soralim. Biz bir partikulu gozlemlemeye, yani ona
mudahale etmeye karar verene kadar partikulun durumu nedir? Var midir,
yok mudur, yoksa bizi mi beklemektedir ?

Bu soru, bilimsel bir dusunce deneyi ile ele alindi ve bu dusunce
deneyinden ortaya cikarilan sonuclar butun bilimcileri birbirine
dusurdu. Evet, boylece bilim tarihinin en yaramaz, en ele avuca sigmaz
hayvanina geldik:

-devam edecek-

Levent ERTURK
LEVENTERTURK1961
https://leventerturk1961.wordpress.com/


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap