------------------------------------------------------------------------


  AHMET KILIÇASLAN : AYTARMÜFTÜ NİKAHI VE HAK, HUKUK, ADALET

R. T.*Erdoğan *Müslüman Kardeşler Teşkilatının hamisidir.

Batı'nın demokratik hukuk devletine giden zahmetli yoldan geçerken
edindiği yaşam kültüründen ve demokratik geleneklerden yoksundur.

Ama İsrail'i kuşatan /*" Politik İslami Sistemdeki "*/ coğrafyada, yeni
Osmanlıların başı olarak günün birinde Hilafeti ve Kudüs'ü geri
getireceğinin hayalinde yaşıyor.

Yakın geçmişte Batılı istilacıların ve onların işbirlikçilerinin
Küdüs'ün işgalinden, Osmanlı'nın yıkılışından beri bu coğrafya
ülkelerini ve toplumlarını tarihten dışlamaya çalıştıklarına inanıyor...

*

O yüzden islamcılığın şampiyonu olarak kendini yeniden icat etmeye
çalışıyor!

En başta Sünni Arap dünyasında hayranlık kazanabilmek için Türkiye'nin
gurur verici laik geleneklerini geri alıyor.

Hedeflerinde umulandan daha ziyadesini başarıyor...

*

Mesela Lâik Türkiye'nin /*"Yurtta Barış, Dünyada Barış"*/ temelindeki
dış politikasını;

Batı Medeniyetinden ayrılmak ve İslam Medeniyetine dönmeyi hedefleyen
saldırgan bir vizyonla değiştirmiştir.

Türkiye'nin burnu pislikten kurtulmuyor ama bu saatten sonra kimsenin,
hiçbir kurumun bu ülkenin rotasını doğruya çevirme gücü de bulunmuyor...

*

Ya Lâik Hukuk Sistemi?

*

Vergi ödemekten bunalmış Romalı inananlar İsa Peygambere; /*"Göklerdeki
Tanrı dururken yeryüzünün kralı Roma İmparatoruna mı vergi
ödeyeceğiz?"*/ demişlerdi.

İsa Peygamberin /*" Sezar'ın hakkı Sezar'a, Tanrı'nın hakkı Tanrı'ya!"*/
yanıtı lâik Hukuk'un başlangıcı sayıldı...

*

İkibin yıl sonra Türkiye'de...

Büyük Atatürk, Ankara Adliye Hukuk Mektebi açılışında, "Tamamen yeni
kanunlar meydana getirerek eski hukuk esaslarını kökünden kaldırmak
teşebbüsündeyiz.

Yeni hukuk esaslarıyla alfabesinden eğitime başlayarak yeni bir hukuk
nesli yetiştirmek için bu müesseseleri açıyoruz.

Medeni hukukta, aile hukukunda takip edeceğimiz yol medeniyet yoludur.

Hukukta işleri oluruna bırakmak ve hurafelere bağlılık, milletlerin
uyanmalarını engelleyen en ağır bir kabustur" diyordu...

*

Ama bugün Erdoğan, demokratik siyasetin esasına aykırı olarak*OHAL*
ortamında yaptırdığı referandumla bir dizi anayasa değişikliği ardından
/*"Tek Adamlık Başkanlık Sistemi"*/ kurmakla itham ediliyor...

Parti kapatmada*TBMM*' nin yetkilendirilmesi, Hakimler ve Savcılar
Yüksek Kurulu' nun yapısının defalarca değiştirilmesi, Askere Sivil
Yargı ve Ombudsmanlık düzenlemeleriyle bugünün parti-devlet statüsünü
hukuk ile güçlendirmiştir.

Nihayet, müftülerin nikah kıymasına yönelik bir kanun da, işte
çıkarılmak üzeredir...

Peki ama ne oluyor?

*

Aslında Erdoğan'ın lâik hukukla oynaması;

Ekim*2009*'da, Yüksek Eğitim Kurulu'nun aldığı bir kararla Hukuk
eğitiminde zorunlu ders olan /*"Roma Hukuku"*/ nun ana bilim dalı
olmaktan çıkarılmasıyla başladı.

Roma Hukuku; Hukuk Tarihi Anabilim kategorisine alındı.

Roma Hukuku Batı Medeniyeti Hukuk sistemlerinde özel hukukun temel
kaynağını oluşturuyor.

Türk hukuk eğitiminde bu değişiklik ise çağdaş hukuk sisteminden
savrulmak anlamına geliyordu...

*

Roma Hukuku, ikibin yıldan gelen ve toplumsal dinamiklerle mütemadiyen
gelişen bir hukuk bilimidir.

Hukuk'un şahısa tekabül eden /*" Şahs'ın Hukuku"*/ ve /*" Aile Hukuku"*/
nun temelini oluşturuyor.

Diğer tarafta Hukuk'un mallara tekabül eden kısmında Eşya Hukuku,
Borçlar Hukuku, Miras Hukuku,

Hukuk'un davalara tekabül eden kısmında ise Usul Hukuku bulunuyor...

*

Tüm uluslar kendi ulusal hukuklarını oluşturmuşlardır.

Şahıs ve mülkiyetler konusunda Roma Hukuk'u ile tarihsel etkileşim
insanlığın modern tarihini oluşturuyor.

O nedenle Roma Hukuku, ulusal hukukların özünü teşkil ediyor.

Üstelik bugünün /*"Şahsı"*/, ekonomik değerleri bütününde algılanıyor, o
algının temelinde de Roma Hukuku esasları bulunuyor...

*

Hukuk eğitiminde Roma Hukuku'nun geriye alınması iki önemli sonucu
doğurmuştur.

Birincisi; Türkiye uluslararası hukuk arenasında meydanı boşaltmış,

İkincisi; küresel serbest piyasa ekonomisi çağında oluşan ekonomik güc
karşısında /*"Şahıs"*/ anlamında Türk insanı kullaştırılmıştır.

*

Geride esasını Roma Hukuku sisteminden alan Özel Hukuk kalmıştır.

Ama şahıslar ya da ailenin medeni hukuk anlamında hakları ve ihlali
durumunda nasıl korunacağını düzenleyen Özel Hukuk, Romalı esasından
kopartılınca;

Hukuk eğitiminde Roma Hukuku dersinin yedeğe çekilmesiyle yetişen
hukukçuların, Amme hukukuyla bağdaşık devlet hukuku karşısında şahsın ya
da ailenin menfaatlerinden ilişkisi kesilmiştir.

Hem de küresel ekonomiye ilişiklenmiş devletlerin tüzel ve gerçek
şahısların menfaatleri karşısında durduğu şu çağda...

Böylece Örfi Hukuk'a yol açılmış, din ve mezheplerin hukuk kurallarının
cari olacağı günlere gidiş daha o günlerde başlatılmıştır...

*

Bir süre sonra, Hakkari Yüksekova'da düzenlenen bir Nevruz kutlaması
bölücülerin gövde gösterisine dönüşmüş,

Binlerce insan Kürtçe ve Türkçe, Apo için özgürlük sloganları atmışlardır.

/*"Kürt Ulusu"*/ başlığı altında demokratik vatan, demokratik ulus,
demokratik cumhuriyet ve demokratik anayasa ile Konfederal bir yapılanma
talebindeydiler...

*

Aynı sıralarda Sakarya'da, İsmailağa Cemaati liderini görmek ya da elini
öpmek isteyen yüzlerce sarıklı, cüppeli ve çarşaflı mürid
haremlik-selamlık toplanmıştı.

Onlar da İslami esaslar çerçevesinde yaşamak istiyorlardı...

*

Çok ırk, din, dil ve millet!

Erdoğan bu kez; Osmanlı'da, Sultan'ın yetkisinde şeriatın esasına
dokunmadan, onunla mutabık kalarak yerel şartlar ve ihtiyaçlar
çerçevesinde oluşturduğu ;

Örfi Hukuk'un bir benzerinin bu hengâmeye son vereceği düşündü!

*

Anayasa değişikliğiyle Ombudsmanlık kurumu oluşturuldu.

Ombudsman; Kamu denetçisi ya da halk gözlemcisidir.

Hukukla güçlenmiş parti-devlet ve lideri adına usulsüzlüklerin, görevi
kötüye kullanmanın, rüşvetin, hırsızlığın, faizin, belirsizliğin,
kumarın ve haramın potansiyel kamusal denetçisidir.

Demokrasi adına yerel sivil toplumun demokratik ulus, vatan, cumhuriyeti
ve yasalarının gözlemcisidir.

Şeriat esasına dokunmadan, onunla mutabık şartlar ve ihtiyaçlar
çerçevesinde tek adamın örfi hukukunun vekilidir.

Devam etmekte olan batılı Türk Hukuk Sistemininde anayasal görevlisidir.

Esasında Parti-Devletin savcısı ve hakimi ve örfi hukukun da görevlisidir...

*

Geriye, kadınların önce /*"makbul"*/, /*"makbul olmayan"*/ diye ikiye
ayrıldığı, lâikliğin olmadığı, şer'i hukukla yönetilen bir memlekette
şeriat kanunlarına uymayan kadınların şeytanla bir tutularak
cezalandırılmasının mübah olduğu bir ülke isteği kalmıştır.

*

Bugün yaşananlar; kadın cinayetleri, kadınların yaşam tarzına
saldırılar, faillerin serbest bırakılması, modern temel haklara yönelik
birçok saldırı kadın nefretinin biçimleridir.

Yasal dayanaklar, başta parlamento olmak üzere çözüm mercileri, kadın
örgütleri ortadan kaldırılmaya çalışılıyor.

*

Makbul dünyada ise mesela Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu' da çok kadınla
evlilik yaygındır.

Bu evliliklerde ilk kadın sonradan gelenin ya da kumanın yanında ikinci
plana düşüyor.

Dinsel, felsefi inançlar, çocuksuzluk ya da erkek çocuk istemi, iş gücü
sağlama, gelenekle, nufus arttırma ya da kişinin biyolojik yapısı
gerekçesiyle çok eşlilik yapılıyor.

*

*1924-25*' te devletin özel görevli hakiminden izin alınarak yapılan çok
eşlilik,*1926 da* Medeni kanun ile yasaklanmıştır.

Ama bugün sadece Diyarbakır ve Konya'da *%10* oranında olduğu hesaplanan
çok eşliliğin sorunları;

Çocukların nufus siciline işlenmesi, miras, ceza ve medeni hukuk
açısından açmazları için;

İşte Hukuk eğitiminde Roma Hukukunun yedeğe alınmasıyla, /*" Şahs'ın
Hukuku"*/ ve /*" Aile Hukuku"*/ nun iğdiş edilmesi,

Ardından, Parti-Devletin savcısı ve hakimi ve örfi hukukun da görevlisi
Ombudsmanlarla,

Sultan'ın yetkisinde şeriatın esasına dokunmadan, onunla mutabık kalarak
yerel şartlar ve ihtiyaçlar çerçevesinde Örfi Hukuk'un çevrimi;

Şimdi müftülerin nikah kıymasına yönelik bir kanunla tamamlanmış oluyor...

*

Anadolu' nun binlerce kumasının; kocalarının verdiği sözlü güven yanında
Ombudsman' ın çetelesini tutacağı Örfi Hukuk' un müeyyidesine bağlı
kalacağı anlaşılıyor.

Kadın yine ikinci sınıftadır.

*

Ama Bekir Bozdağ, müftülere nikah yetkisi veren kanun tasarısına
eleştirilere ilişkin; /*"Bu değişiklik, laiklik ilkesine aykırı
değildir; aksine tam da laiklik ilkesinin gereğidir; hukuk devletinin
gereğidir"*/ diyor...

*1*. *8*.*2017*

Ahmet Kılıçaslan*AYTAR*

*[email protected]* <mailto:[email protected]>


------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170801231641 Oraj Poyraz [email protected]
2017/08/02  13:06 6  64  [email protected]

 

Yarattiklarini cezalandiran ve odullendiren ya da bizim yasayacagimiz
bir irade turune sahip bir tanri dusunemiyorum.
Bedensel olumden sonra kisinin yasamini surdurdugune ne inanirim, ne de
inanacagim...

Albert Einstein

Seytan tanesi yildiz
MULK 5.andolsun ki biz, (dunyaya) en yakin olan gogu kandillerle donattik.
Bunlari seytanlara atis taneleri yaptik ve onlara alevli ates azabini
hazirladik.

Dunyada iki cesit insan var:
Akli olan ve dini olmayanlar, dini olan ve akli olmayanlar.

Abu l-AlaAl-Ma arri


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap