------------------------------------------------------------------------


  *MELİH PEKDEMİR : *EVRİM YASAK, GENETİK KARŞI-DEVRİM SERBEST!

31.07.2017

Evrim teorisi müfredattan kaldırıldı. Niye kaldırıldı? Çünkü cihat
geldi. Denklem böylesine basit. Ardından imam nikâhı resmi nikâh oldu.
Şu oldu bu oldu, ara nağmeler olarak şeyhinin dizinin dibindeki
Merve’den türbanlı büyükelçi, Ensar*-MEB* izdivacı oldu, BirGün dünkü
manşetinde tekmilini sıraladı ve nihayet komuta kademesi de tam tekmil
camiye gitti. Başta Genelkurmay, Kara, Hava, Deniz Kuvvet Komutanları
olarak Saray’daki Millet Camisi’nde namaz kıldı.*YAŞ* öncesi toplu namaz
da denilebilir.

Yani? Şeriat /*"selamünaleyküm ben geldim"*/ diye gelmeyecekti ki zaten.
Peki, asker selamı çakarak? Yani işte böyle önce parça parça ve sonra
tekmili birden secdeye vararak mı? Yoksa evrim sürecinde değişen bir gen
daha mı vardı?

Bu hafta müsaadenizle fikri sabit olmadan bir fikri takip yapayım, sekiz
yıl önce burada yazdıklarımın güncel sonuçlarını hatırlatayım:

*2015 Ocak *ayında o vakit içişlerine bakmayan ama*AKP* mühimlerinden
olan Süleyman Soylu, soyadı henüz*Erdoğan *olan Sümeyye Hanım’ın
seçimlerde aday olmasının *‘hoş’* olacağını belirterek, /*"Siyaset gen
işidir. Babadan, ailesinden insana iletilebilir"*/ demişti. Yani
Süleyman Bey, Evrim teorisi kitabının gen faslından konuşmuştu.

Böyle güzel pasımızı almışken topun gelişine voleyi çakmadan olmazdı ki!
Bu yüzden o vakitler şunu demiştim: Madem siyaset gen işidir, o halde
mutasyon,*DNA*,*GDO* falan filan da siyasidir. Peki, ama mesela
*‘mutasyon’* ne demektir?*DNA* diziliminde ortaya çıkan ve kalıtımla
aktarılabilen değişiklik demektir. Bu değişim bir *‘hata’* olarak bir
kuşaktan diğerine, genetik olarak babadan çocuğuna geçer ve bu durum,
bazı hastalıkların da sebebini oluşturur. Yani /*"babadan, ailesinden
insana iletilebilir."*/ Ama bu son cümleyi ben dememiştim Süleyman Bey
demişti. Her neyse…

Lakin dediğim gibi genetik meselesini siyaset diline ondan çok önce*2009
yılında* zaten tercüme etmiştim. Çünkü mesela Genetiği Değiştirilmiş
Organizma, yani*GDO* pekâlâ siyasette olup bitenlere de ışık
tutabilirdi. Hani, fare geni katılmış domates… Cemaat geni kakalanmış
demokrasi…*DNA*’sındaki sınıf geni bastırılmış bir toplum… Yani?
Toplumumuzun doğal evrimi siyasi bakımdan bir nevi mutasyona
uğratılmıştı. Böylece *‘değişim’* dedikleri de değişinimdi, yani
mutasyondu. Ortaya çıkan ucube mutant ise mezhepçi bir faşizm.

Hep Genetik Devrim olacak değil ya, Genetikte de karşı-devrim yaptılar!

Sekiz yıl önceki *‘Genetiği Değiştirilmiş Ordu’* ya da "Genetiği
Değiştirilmiş Osmanlı’ tespitimin öngördüğü süreç doğal ve siyasal
evrimini mutasyon yaşayarak tamamlamak üzere.

Bizim toplumumuz da aslında her normal toplum gibi*DNA* diziliminde
sınıf genlerine sahipti. Lakin iki başat toplumsal gen, Ordu ve Din,
ülke bünyesinde tarihsel bir mutasyon yaratmıştı. Ordu geninin taşıdığı
İttihatçılık ve Din geninin yapıştığı İtilafçılık sarmalındaki
mutasyonla bilumum hastalıklar bünyede epey yer etmişti. Vurgulamak
gerekiyor: Yer etmiş*İDİ*!

Çünkü*15 Temmuz 2016 tarihinde* ispatlandı ki Ordu da epeydir başka bir
mutasyona uğramış, ama dikkate alınmamış,*FETÖ*’nün eline geçmiş,
*‘İttihatçı/Kemalist’* değil düpedüz İtilafçı/İslamcı darbe yapacak bir
noktaya bile gelmiş. Vay canına! Ordu da mutasyonla İtilafçı olmuş.

Ama tarihten biliyoruz: İttihatçılık ve İtilafçılık, ezenler ve
ezilenler arasındaki iki sınıfsal karşıtlık olarak ortaya çıkmamıştı.
Yani evrensel düzlemdeki Sağcılık-Solculuk ayrımından farklı, özgül
özelliklere sahiptiler. Daha ziyade hâkim sınıfların farklı siyasi,
ekonomik tercihleri olarak tecelli ettiler. Konjonktürel olarak bazen
İttihatçılık *‘ilericilik’*, İtilafçılık *‘gericilik’* etiketiyle anılır
oldu.

Emperyalist faktörlerin de etkisiyle, İttihatçılık baskın gen olmaktan
çıkarıldı, İtilafçılık baskın gen haline getirildi. Artık devlette de
toplumda da İtilafçılık siyaset dininin iki mezhebi olarak*AKP*
ile*FETÖ* adını aldı ve geçen yıl bu siyasi mezhep çatışması ayyuka çıktı.

Önce *‘ılımlı İslam’* hattına yerleşmişlerdi;*ABD* Büyük*Ortadoğu*
Projesinde revizyona gidince, bu kez de Yeni Osmanlıcılık zuhur etti.
Yeni Osmanlıcılık, yani İttihatçı değil İtilafçı Osmanlıcılık! İşte bu
yüzden, diyebiliriz ki, siyasetteki*GDO*, şimdi *‘Genetiği Değiştirilmiş
Osmanlı’*dır. Ama bunun mümkün olması için bir başka*GDO* gerekiyordu:
*‘Genetiği Değiştirilmiş Ordu!’* Bunu da hallettiklerini yaşayarak gördük.

Ordu? Ordu’nun bir diğer adı da *‘rejimin bekçisi’*dir… Kendisi de bu
adı pek seviyor. Haliyle rejimin niteliği Ordu’nun iradesi dışında
değiştirilince rejimin bekçisinin de misyonu değişiyor… Çünkü şimdi
statüko, yani müesses nizam (kurulu düzen) yeniden tesis edilecek emri
verildi ve Ordu da şak diye gereğini yaptı.

Demek ki neymiş? Mutasyon sayesinde canlılarda olduğu gibi rejimlerde de
işte böyle kalıtsal özelliklerinin ortaya çıkmasını sağlayan genetik
şifre, *‘herhangi bir nedenden dolayı’* (ama bunun nedenlerini
biliyoruz) değişebiliyor ve bozulabiliyor. Şunu da biliyoruz: Bu
mutasyon yaşandıktan sonra kalıcı hale gelecek ve tekrar eski haline
dönmek kolay olmayacak. Ve dahi bazı *‘hastalıkların’* nedeni olarak
anılacak.

Lakin yirmi birinci yüzyıl (en azından) Genetik Devrimi çağıdır. Bilim
diyor ki: Mutasyonun sebebi olan bu iki gen, ancak sınıf geninin baskın
hale gelmesiyle etkisizleşebilir. İnanmayan Das Kapital’e bakabilir! Biz
evrimimizi tamamlamış devrimciler olarak, sadece zalimlerin genetik
kodlarını deşifre ediyoruz:*DNA* dizilimleri, hırsızlıktır, zulümdür,
sömürüdür. Ve bizim kitabımızda ise bir yerde /*"evrim-devrim aşamaları
iç içedir"*/ diye de yazar.

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170801234824 Oraj Poyraz [email protected]
2017/08/02  17:02 6  64  [email protected]

 

Alkisi en sessiz sekilde karsilayan, alkisi hak etmis demektir.

Konficyus

Baska bir hadiste ise Allah en cok sevdigi kullarina, en agir ve
siddetli musibetleri verdigi bildirilmektedir:

Insanlarin en cok musibete ugrayanlari evvela peygamberlerdir, sonra
derecelerine gore (veliler ve salihler) gelir.
Kisi dinine gore bela ve imtihanlara maruz kalir.
Eger dine bagliligi varsa, belasi daha da artar.
Fakat dininde gevsek yasiyorsa ona gore musibetlerle karsilasir.
Kisiye belalar gelir gelir de artik onun uzerinde hicbir gunah kalmaz

(Tirmizi, Zuhd 57; Ahmed b.Hanbel, I/172, 174)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet
gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili
kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.

Devlet ve milletimizin parcalanmasi ve Ermeni ve Yunan esaretine
dusulmesi soz konusudur.
Alti yuz elli sene efendilik eden bir milletin kole mevkiine dusmesi
kolay bir hadise degildir.

(6 Temmuz 1919)
K.ATATURK


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap