* BİRGÜL AYMAN GÜLER : ULUSALCILIK İÇİN BİR SÖZLÜK ÇALIŞMASI
    <#mozTocId164128>
      o ARAPÇA - TÜRKÇE DÜNYASINDA DURUM <#mozTocId263387>
      o İNGİLİZCE - TÜRKÇE DÜNYASINDA <#mozTocId717421>
      o TAŞ TAŞA DEĞMELİ Kİ... <#mozTocId790637>
  * ABDÜLKADİR SELVİ : YAŞ’TA İKİ KRİTER <#mozTocId226057>
      o TÜMGENERALLER BİLE VAR <#mozTocId523464>
      o ÖZAYDINLI OLAYI <#mozTocId939345>


Bakalım ulusalcılık öyle söylendiği gibi tu kaka bir şey mi?

Baksanıza adamlar cemaat mensuplarını ayıklarken meydanı ulusalcılara
bırakmamaya gayret etmişler.
Ulusalcı ne demek, milliyetçi.

Yani Türk ordusunda milliyetçi subay olmayacak.
Ya nasıl subay olacak?
Öyle etliye sütlüye karışmayacak, keçi boku gibi kokmayacak,
yapışmayacak cinsten olacak.

Oldu mu ya şimdi?
Böyle bir devlet, böyle bir millet, böyle bir ordu var mı dünyada?

Açın bakın sözlüklere millet/milliyet Arapça kökenli olanıdır,
ulus/ulusculuk ise Türkçe/özTürkçe olanıdır.
Hangi kelimeyi tercih ettiğiniz tamamıyla politik bir tercihin ürünüdür.
Osmanlıca hayranı iseniz millet/milliyetçilik dersiniz.
Öztürkçe severseniz ulus/ulusçuluk dersiniz.

Bu ikisi arasında bir nüans, illa ki bir fark bulacağım derseniz bu
sizin yaratıcılığınıza hatta uydurukçuluğunuza kalmıştır.

Oraj POYRAZ ( [email protected]
<mailto:[email protected]> / [email protected] /
[email protected] )
           L2fSIJNoA0xfSNxA      

------------------------------------------------------------------------


  BİRGÜL AYMAN GÜLER : ULUSALCILIK İÇİN BİR SÖZLÜK ÇALIŞMASI
  <https://www.aydinlik.com.tr/36728>

Aydınlık Gazetesi,*29.9.2014*

Bugünkü sıcak tartışmalar pek çok şeye takılıyor. Ama herhalde
konuşmaları hızla bir kör dövüşüne çeviren unsur, kullanılan sözcüklere
farklı anlamlar yüklenmiş olması. Siyasi ve medyatik saldırılar öyle
boyutlarda ki *‘ulusalcıyım’*demek cesaret işi.

/*"Milliyetçiyim"*/ diyen kimilerine göre ulusalcılık uydurmasyon!

Biri *‘yok öyle bir şey’* derken, F Tipi Emniyet daha*2007*’de var-yok
demeden ulusalcılığı terörist akımlar arasına almış. Biri *‘biz
milliyetçiyiz, ulusalcı değil’* diye incelmiş anlam çizgileri çekerken,
bir zamanların komünizmle mücadele dernekçileri ile bugünün şöhretli
sağ-sol liberalleri, mücadelelerinin hedefine ulusalcılığı oturtmuş
durumdalar.

_*Hedef etmişlere göre ulusalcılık bir dizi kötü şey: *_

         1.

            Asimilasyon, inkar, imhacılık; yani ırkçılık, faşistlik,
            şovenizm;

         2.

            vesayetçilik, askercilik, darbecilik,

         3.

            küreselleşen dünyaya sırtını dönüp içe kapanmak, yani Batıya
            sırt dönmek,

         4.

            küresel serbest piyasacılığa karşı devletçilik,

         5.

            hepsiyle birlikte*1930*’lar takıntısı!

_*Ulusalcılara göre ise bu düşünce bir dizi iyi şey: *_

         1.

            Küreselci sömürgeciliğe direniş ve dünyadan eşit
            uluslararası ilişki talebi,

         2.

            ülkenin siyasal - iktisadi bağımsızlığı,

         3.

            kon/federasyonculuğa karşı üniter devlet,

         4.

            çok resmi dilliliğe ve çok-hukukluluk gericiliğine karşı
            ulusal vatandaşlıkta yurttaşların eşitliği ülküsü,

         5.

            laik Cumhuriyet’le özgürleşme,

         6.

            planla, gelir dağılımı adaletiyle büyük kalkınma.

Tartışma şiddetli, kapsamlı, derin.

Bunun altından kalkmak için temel taşları tek tek dizmek, sözcüklerle
terim ve kavramları netleştirmek gerek. Aklı ve sözü netleştirelim ki,
politikaları inşa etmek için gerekli hızı kazanalım. Aşağıdaki tarama,
bu görevi yerine getirmek için.


    *ARAPÇA* -*TÜRKÇE DÜNYASINDA DURUM*

İsmet Zeki Eyüboğlu’nun*1998 tarihli* Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü’nde
ulus girişi var, ulusalcı girişi yok. Ulus sözcüğünün Kaşgarlı’da ve
Uygurca’da yer aldığı bilgisini veriyor. Bölüm, kesim, pay, topluluk
anlamında ülüş’ten doğduğunu; Uygurca’da uluş olarak ulus ve ülke,
Kaşgarlı’da köy ve il anlamında yer aldığını ve Moğolca’da koyun sürüsü,
halk, devlet anlamlarında kullanıldığını söylüyor.

Bu sözlükte millet girişi de var. Arapçadan gelen bu sözcüğün /*"gerçek
anlamı: Yazılmış, düzenlenmiş olan. Bir inanca, bir dine bağlı
topluluk"*/ diye belirtiliyor. Sözlükte milli girişi de açıklaması da yok.

Sevan Nişanyan’ın*2009 tarihli* Çağdaş Türkçe’nin Etimoloji Sözlüğü
sayfa*644*’te şu bilgiler var:

"Ulus -Nihai kökeni muhtemelen Türkçe olmakla birlikte Türkiye
Türkçesine Moğolcadan alındığı muhakkaktır. Türk Dil Kurumu Tarama
Sözlüğü’ne göre*14* -*18*. yüzyıllarda göçebe aşireti, Türkmen kavmi
demek. Türkiye Türkçesi’nde*TDK 1945*’te (Fransızca nation karşılığı
olarak) millet diye yer almıştır. Yeni Türkçe’de ulusal, ulusçu,
uluslararası, uluslarüstü gibi türemeleri vardır.

Ulusalcı -Yeni Türkçe’den, arşivlerde /*"1999’da geleneksel
ulusçu/milliyetçi düşünceden farklı sayılan bir siyasi görüş olarak yer
aldı. * 2000 yılı dolayında Mümtaz Soysal ve Doğu Perinçek tarafından
popülerleştirildi."*/

Bu sözlüğün sayfa*411*’deki /*"millet"*/ girişinde, bunun*11* -*19*.
yüzyıllarda din, mezhep, bir din veya mezhebe mensup cemaat anlamına
geldiği belirtiliyor. Fransızca nation karşılığı olan yeni anlamı
Türkçeden modern Arap dillerine aktarılmıştır deniyor. Milli için burada
da ayrı bir giriş yok.

Milliyet ise,*1900*’de millet, kavmiyet anlamında kullanılır. /*"19.
yüzyıl sonlarında Fransızca nation/nationalite kavramının karşılığını
millet sözcüğünün geleneksel [dini topluluk] anlamından ayırd etmek için
türetilmiş bir sözcüktür. Kamus-u Türki’ye göre kelimenin kendisi
müvelled [uydurulmuş] olup kavmiyet anlamında kullanımı galattır.
[yanlıştır]"*/

Ali Püsküllüoğlu’nun*2012 baskılı*Türkçe Sözlük çalışmasında ulus
/*"siyasal olarak örgütlenmiş... en geniş insan topluluğu"*/olarak
tanımlanırken, ulusalcı = ulusçu diye verilmiş. Kavramlardaki yeni
anlamlara ilişkin ipucu bulunmuyor. Millet girişi ise ulus ile eş
anlamlı gösterilmiş.

Arapça - Türkçe terimler dünyası bakımından karşımızda iki sorun bulunuyor:

*- Siyasal İslamcılar, ısrarla ulus değil millet terimini kullanırken
Arapçayı Türkçeye yeğ tutma gösterisi yapıyorlar. Doğru ama asıl olarak,
millet terimini günümüzde ümmet ile anlattığımız dini mensubiyet anlamı
nedeniyle yeğliyorlar. Bu siyasetçilerin milletin adını söylemekten
kaçmalarının nedeni budur. Demek ki sözlükler /"milletin eş anlamlısı
ulus"/ dese de, siyaset bu ikisi arasına büyük bir anlam mesafesi koymuş
durumdadır. Bir kesim, millet derken aslında ümmet demektedir. Millet
sözcüğü, kastedilen milletin adı [Türk milleti] koyulduğunda bir ulusu
anlattığından emin olabiliriz. Bundan kaçınıldığında ise, konuşan kişi
‘ümmet mi diyor, ulus mu?’ diye sormak zorundayız.*

*- Milliyet sözcüğü, 20. yüzyıl başında millet’in ümmet anlamından doğan
karışıklığı gidermek nedeniyle türetilmiştir. Doğuşu bilimsel
sınıflandırma ya da farklı ve özgün bir nesneyi adlandırma amaçlı
değildir. Terimin dilbilimsel anlamda temelini göstermemiz güçtür.
Kendisinden başka herhangi bir sözcük üretilmemiş olması, böyle bir
arayışın verimli olmayacağını göstermektedir. Bu durumda, milliyetçilik
sözcüğünün dinsel değil siyasal birlik olarak millet/ulus anlayışını
savunma anlamına geldiğini söyleyebiliriz. Zaman içinde farklı anlamlar
yüklenmiş olmasını ise ancak siyasal görüşler bağlamında açıklığa
kavuşturabiliriz. Daha önemlisi, bir anlam kargaşasını gidermek üzere
doğmuş bu terimi yerinde bırakarak, ulus konusunda başka sözcükler ile
yol alabiliriz.*


    *İNGİLİZCE* -*TÜRKÇE DÜNYASINDA*

İngilizce sözcükler ile karşılaştırıldığında, karşımıza dört önemli
sözcük çıkar.

*NATION*, Türkçe’de millet - ulus olarak çevrilen sözcük. /*"A nation"*/
olarak tek bir ülke, /*"The nation"*/ olarak da tek bir ülkede yaşayan
insanların tümü anlamında kullanılıyor. Bundan türetilen temel
isimlerden biri nation-state. Türkçe’ye ulus-devlet diye çevrildi.
Sözlüklerde anlamı, bir ulusun bir bölümünü değil tümünü kapsayan
bağımsız devlet.

İngilizce sözlüklerde milletçilik - ulusçuluk diye çevrilebilecek
"nationism gibi bir terim yer almıyor.

Nation adından national sıfatı, en çok türetme yapılan sıfat olmuş.
Türkçe’ye milli- ulusal diye çevirdiğimiz /*"a national/nationals"*/
İngilizce’de iki farklı anlama geliyor:

*- Türkçe’de milli ya da ulusal olarak karşıladığımız; yerel - küresel -
uluslararası olmayan, ülke düzlemini anlatan kavram. Ya da yabancı değil
de yerli yani yalnızca ülkeye ilişkin şeyler anlamında. Örneğin yerel
gazete - ulusal gazete ya da milli marş gibi.*

*- Bir ülkenin vatandaşı olan kişinin başka bir ülkede adlandırılışı,
vatandaş anlamında. [Türkiye’de yaşayan bir Alman vatandaşı için -German
national]*

Türkçe’de çeviri bakımından tartışmalı terimlerimiz hep /*"national"*/
ile ilgili. Nationalism, nationalist, nationalistic, nationality,
nationalize....

Başlıca özellikleri maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:

*NATIONAL* - Milli/Ulusal. Türetilmiş sözcüklerin anlamları
kendiliğinden açık değildir. Başka bir deyişle bunlar çoğu zaman
tanımlama işlemine tabi tutulmuştur, anlamlara her zaman serbest
çağrışım yoluyla erişilmesi güçtür.

Örneğin, national/milli/ulusal demektir ve bu sıfat genelde basitçe
ulusla ilgili şeylere işaret eder. Ancak siyaset bilimi çerçevesinde
örneğin national government/milli hükümet dendiğinde /*"özellikle bir
kriz sırasında kurulan koalisyon hükümeti"*/ gibi özel bir anlam
kazanır. Ya da national anthem/milli marş, bir ülkenin resmi şarkısı
anlamına gelir. National park/milli park dendiğinde ise kendisi ülkenin
tümünü kapsamayan ama devlete merkezi yönetime ait olan geniş yeşil
alanlar anlaşılır.

*NATIONALISM*- Millicilik/Ulusalcılık... İngilizce’de patriotizm,
vatanseverlik bunun eş anlamlısı kabul edilir. Bu isim, istekler ve
siyasal tavırlar dünyasına aittir. Anlamı, doğrudan tarihsel siyasal
hareketlere ve bunlara karşı tutumlara bağlı olarak ortaya çıkar.
Terimin yaygın kullanımında iki anlam bulunuyor:

*- Bir ulusun siyasal bağımsızlığını istemek.*

*- /"Millet aşkı"/ olarak kendi milletiyle gurur duyan, kendini üstün
sayan şovenizm ya da etnik önyargı. Bu daha çok, olsa olsa sözlüklerde
olmayan /"nationism-milletçilik"/ gibi bir şey.*

İlk anlamı savunanlar nationalist, ikinci anlamı savunanlar
nationalistic [şovenist, jingoistic] olarak adlandırılıyorlar. Bu
görüşün onaylanmadığını, ayıplanıp kınandığını ima eden ikinci sözcük
-nationalistic- unutulmuş gibi. Böylece iki anlam tek *‘nationalist’*
sözcüğünde kaynaşınca, bağımsızlıkçılık ile şovenizm aynı kapta
gösterilir hale gelmiş bulunuyor.

İngilizce dilinin anayurtlarında /*"bağımsızlıkçı"*/ olmak, bunların
kendilerinden kurtulmak isteyen üçüncü dünya ülkelerini akla
getirir.*ABD 1700*’lü yıllarda bu sorunu halletmiş, İngiltere’nin hiç
böyle bir sorunu olmamış. O nedenle olsa gerek, /*"nationalism"*/
deyince ulusal kurtuluş savaşlarını hiç görmemeyi yeğliyorlar. Sözcüğü
ikinci anlama bulayarak yol alıyorlar.

Doğrudan kendilerinin tarihi olan sömürgecilik geleneklerinden doğmuş
ırkçılığı, kendi çocukları olan Hitler, Mussolini, Franko faşizmlerini
ve şimdilerde kendi anayurtları Avrupa’da kendilerinin yarattığı yabancı
düşmanlığı kasırgalarını, /*"mazlum milletler"*/in bağımsızlıkçı
ulusalcılığını karalamaya araç ediyorlar. Ya da çok haksızlık etmeyelim.
Bindirme işini belki de onlardan çok, bu ülkelerin entelektüel
ürünlerini /*"oralara özgü"*/ değil de /*"evrensel ilke"*/ye işaret
sayan azgelişmiş ülke aydınları yapıyorlar.

*NATIONALITY* -nationalities- yine iki farklı anlama gelen bir sözcük:

*- Uyrukluk, vatandaşlık bağı. Bir kişinin bir devlete doğumla ya da
hukuksal kabulle bağlanma durumu. [İngilizce öğrenilirken belki ilk
duyulan şey: what’s your nationality?]*

*- Milliyetler, etnik topluluk. Bir ülkede aynı etnik kökenden gelen ve
kendi etniğine dayalı siyasal varlığı olmayan topluluklar.*

İkinci anlama Collins Cobuilt*1987*, s.*956 girişinde* şu iki cümle
örnek verilmiştir: /*"... the nationalities inhabiting Tsarist Russia
(Çarlık Rusyasında yaşayan milliyetler) ... European nationalities
struggling for cultural and political autonomy"*/ (kültürel ve siyasal
özerklik için çabalayan Avrupalı milliyetler).

Buna /*"kimlik"*/ yaklaşımını benimseyenler /*"alt-kimlik"*/ diyerek
neoliberal ideoloji çerçevesinde bir politika yolu açmaktadırlar. Benzer
biçimde*PKK/HDP* anlayışı bunun yerine /*"halklar"*/ terimini kullanmayı
yeğlemektedir. Böylece Birleşmiş Milletler jargonuna sığınıp kendi
siyasal amaçlarını uluslararası anlaşmaların zorlayıcı şablonuna
yerleştirerek yol almaya gayret etmektedirler.

*NATIONALIZE*, millileştirme/ulusallaştırma, bir şirket ya da sanayi
işletmesini devlet mülkiyetine ya da hükümet kontrolüne alma
işlemidir.*ABD* değilse de Avrupa bu işlemi iyi bilir. Ama*20*. Yüzyılda
üçüncü dünyanın /*"nationalized"*/ işlemleriyle dünyanın pekçok
ülkesinden kovulma kabuslarıyla da sırtları ürperir. Bu ürperti,
küreselleşmeci ideolojinin bu hatırayı bir daha dirilmemek üzere
gömülmesi için canhıraş çabalarının başlıca nedeni olmuştur.


    *TAŞ TAŞA DEĞMELİ Kİ*...

Aslına bakılırsa ulusalcılığa yönelik küfürlerin çeşitleriyle çokluğu ve
saldırıların şiddeti, zamanın çıkış yolunu gösteriyor. Bu çıkış yolu
ulusalcılıktır. Ulusalcılık zaman dışıymış, dar kalıpmış, marjinal
duruşmuş diyenleri bir tarafa koymak gerekir. Bu, zamanımızın
ideolojisidir; her yönüyle örmeye ve yükseltmeye hız vermeli.

*21*. yüzyıldayız. Tarih*2014*. Bundan daha*25 yıl* önce küreselcilik
peydah oldu ve pek kısa bir sürede hem kendisini hem de dünyayı batırdı.
Ulusala karşı yerellikleri yüceltti, etnik toplulukları cesaretlendirdi,
tekellerin dünya hükümetinin yönetiminde bugün sayıları*200 olan*
ulus-devletlerin yerine sayısı*2000*’i aşacak devletçikler hayali kurdu,
bu hayali barış içindeki dünyada zenginliği paylaşmak vaadiyle sattı.
Ama işler öyle yürümedi, küresel piyasalar şişti, patladı patlayacak.
Enerji kaynaklarını kontrol savaşı Afrika’yı ve Avrasya’yı kasıp kavurdu.

Dünya elbirlik yeni bir çıkış yolu arayışında. Ulusalcılık, bu arayışın
şimdilik en etkili parçası. Bu parçanın taşlarını tek tek yerine
yerleştirmeli. *Taş taşa değmeli ki, kurulsun gelecek.*

*https://www.aydinlik.com.tr/ulusalcilik-icin-bir-sozluk-calismasi*

 

------------------------------------------------------------------------


  *ABDÜLKADİR SELVİ : YAŞ’TA İKİ KRİTER*

*14 Ağustos 2017*

*YÜKSEK* Askeri Şûra’da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na Koramiral Adnan
Özbal’ın getirilmesi, sürprizle karşılanmıştı.

Oysa bir*YAŞ* üyesine göre bu durum*2 ay* önceden netleşmişti. Şûra
kararlarında iki kriter ağır bastı.

**1***-***FETÖ***’yle kararlı bir mücadele.*

**2***-***TSK***’yı***FETÖ***’den temizlerken **ulusalcılara teslim
etmeme**.*

Koramiral *Özbal*’ın atanmasıyla birlikte Oramiral *Veysel
Kösele*’nin*30 Ağustos*’tan itibaren geçerli olmak üzere emeklilik
dilekçesini gönderdiği söyleniyor. Aynı şekilde Deniz Kuvvetleri
Komutanlığı’na atanan *Özbal*’ın koramirallikte bekleme süresi dikkate
alınmadan*YAŞ*’ta oramiralliğe yükseltilmesi cihetine gidilmedi.*Aralık
*ayında yapılacak olan şûrada *Adnan Özbal*’ın oramiralliğe
yükseltilmesi beklenebilir mi?*Aralık *şûrası daha çok harbe hazırlık
şûrası olarak değerlendiriliyor. Beklenti *Özbal*’ın*2018 şûrasında*
oramiralliğe yükseltilmesi yönünde ama yine de siyasi irade ne der
bakmak lazım.


    **TÜMGENERALLER BİLE VAR**

Deniz Kuvvetleri'nde Komutanlığı'na korgeneralin atanması sürprizle
karşılandı ama ilk uygulama değil. Deniz Kuvvetleri’nde Korgeneral *A.
Zeki Özak *örneği var. *Özak*,*21 Haziran 1960 tarihinde* atandığı Deniz
Kuvvetleri Komutanlığı’ndan*19 Haziran 1961 tarihinde* emekliye
ayrılıyor. Tarih dikkatinizi çekmiştir,*27 Mayıs*’tan sonra. Koramiral
rütbesiyle Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan emekli olan *Özak*,
Danıştay kararıyla*30 Ağustos 1968 tarihinden* geçerli olmak üzere
oramiralliğe yükseltilmiş. Bir dönemler ünlü olan Danıştay paşası deyimi
buradan geliyor.

Kara kuvvetleri komutanları hep orgeneral rütbesini taşımış ama
korgeneral rütbeli hava kuvvetleri komutanı sayısı birden fazla. Hatta
tümgeneraller var.

*27* Mayıs’tan sonra ipleri ele geçiren Silahlı Kuvvetler Birliği’nin
lideri *İrfan Tansel*, cuntanın baskısıyla tümgeneral rütbesiyle Hava
Kuvvetleri Komutanlığı’na getiriliyor. Ne zaman?*3 Ağustos 1960
tarihinde*. Kuvvet komutanlığı sırasında cuntanın baskıyla
korgeneralliğe yükseltiliyor.*27 Mayıs*’ın lideri *Cemal Gürsel*, darbe
yapmasından çekindiği için *İrfan Tansel*’i bir punduna getirip
Washington Türk Askeri Müşavere Heyeti’ne atıyor. Darbeci, darbeciyi
bilir! Bunu haber alan cunta, Türkiye sınırlarını geçmeden *Tansel*’in
uçağını geri döndürüp *Gürsel*’e rağmen tekrar Hava Kuvvetleri
Komutanlığı koltuğuna oturtuyor.


    **ÖZAYDINLI OLAYI**

*Demirel* ise aşırı solcu olarak gördüğü Org. *İrfan Özaydınlı*’yı Hava
Kuvvetleri Komutanlığı’na getirmemek için*1976 yılında* Korgeneral
*Cemal Engin*’i Hava Kuvvetleri Komutanı yapıyor. *İrfan Özaydınlı* da
bunun üzerine ordudan ayrılıp siyasete giriyor.*CHP*’den milletvekili
seçilip *Ecevit *kabinesinde İçişleri Bakanlığı görevini üstleniyor.

Bırakın korgenerali ikinci bir tümgeneral var ki o da*1961 yılında* Hava
Kuvvetleri Komutanlığı yapan *Süleyman Tulgan*. Devlet Başkanı *Cemal
Gürsel*, yurtdışı görevle pasifize ederek *İrfan Tansel*’den kurtulmayı
planlarken *Süleyman Tulgan*’ı göreve getiriyor. *Tulgan*,*1 Haziran*’da
getirildiği Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan Silahlı Kuvvetler Birliği
cuntasının baskısı üzerine*18 gün* içinde apar topar emekliye sevk
ediliyor.

Sayılı günler Hava Kuvvetleri Komutanlığı yapan isimlerden biri de
Korgeneral *İhsan Orgun*.*27 Mayıs *darbesiyle oturduğu koltukta*4
Ağustos *tarihine kadar kalıyor. *İhsan Orgun* da*69 gün* yaptığı Hava
Kuvvetleri Komutanlığı görevini Tümgeneral *İrfan Tansel*’e devrediyor.
Ne *Tansel*’miş ama!

Bu arada*1957 yılında* getirildiği Hava Kuvvetleri Komutanlığında
korgeneral rütbesiyle*2 yıl* görev yapan *Hamdullah Suphi Göker*’i de
hatırlatmadan geçmeyeceğim.

*TSK*’da hangi komutanın göreve geldiği elbette ki önemli. Ama asıl
önemli olan sivil iradenin son söz sahibi olması.

*15* Temmuz’da bunu bir kez daha görmedik mi?

*http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/yasta-iki-kriter-40549169*

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170817220128 Oraj Poyraz At [email protected]
[email protected]
2017/08/17  23:42 6  64  [email protected]

 
-- 

Tehlike ogrenilmez.

Goethe

Osmanli Hukumeti Ermenilere toprak verilmesini kabul ediyor.

Hariciye Naziri Sefa Bey - 29.01.1921
Ingiliz Yuksek Komiseri Rumbold a..

Yasam korkusu ya da olum korkusu ya da kor inanc temeli uzerinde bir
Tanri kavramini kabul edemem.
Size kisisel bir Tanri olmadigini kanitlayamam, ama onun hakkinda
konusuyor olsaydim bir yalanci olurdum.

I cannot accept any concept of God based on the fear of life or the fear
of death or blind faith.
I cannot prove to you that there is no personal God, but if I were to
speak of him I would be a liar

Albert Einstein; from Ronald W.Clark, Einstein: The Life and Times, New
York: World Publishing Company, 1971, p.622.


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap