------------------------------------------------------------------------

  ORHAN GÖKDEMİR : LİYAKAT TEORİSİ

*19/08/2017* Cumartesi

Dincinin dinciye darbeye kalkışmasından sonra Meclis Darbe Girişimini
Araştırma Komisyonu*MİT*’e bir yazı yazarak /*"Fetö"*/cülerin devlete
sızmalarına nasıl engel olunabileceğini sordu.*MİT* de bunun üzerine bir
rapor hazırlayıp gönderdi. Raporda bunu önlemenin tek yolu olduğu
söyleniyordu; Kamu kurumlarına personel seçerken liyakate dikkat
edilmeliydi.

Liyakat, artık şapkası düşük olduğu için belli olmuyor, Arapça bir
kelime. Layık olma, yaraşma, uygunluk, yeterlilik, yetenek anlamını
taşıyor. Bir kimsenin, kendisine iş verilirken işe uygun olup olmadığına
bakılması durumu yani. Neden bakıyoruz liyakate? Çünkü Büyük Fransız
Devriminden bu yana biliyoruz ki liyakate bakmadığınızda devlet
yozlaşıyor, çürüyor. Sonra da isyan çıkıyor. Demek ki işi verirken kimin
yakını, kimin adamı, hangi aileden, soydan, soptan, inançtan diye
bakmayacaksınız. Neye bakacaksanız? Eğitimi var mı, işi yapma becerisine
ve birikimine sahip mi, işin ehli mi, ona. Diploma bunu göstermenin en
iyi yollarından biri mesela. Kamuda bir göreve talip olduğunuzda diploma
sorulması ondan. Diploma önce sizi diğerleriyle eşitler, sonra
eğitiminizle öne çıkarır. Devrimin meziyetidir diploma.

Peki, darbe kalkışması neden oldu? Çünkü liyakati kaldırdılar iktidarda
oldukları*15 yılda*. Soruları çaldılar, bütün sınavları kendilerinin
kazanacakları bir gösterişe çevirdiler. Bütün devlet görevlerine yobazın
adamı geldi böylece. Vaizin kirli peçetesini yiyen yükseldi, kirli
donunu koklayan ilerledi. Ve sonunda devlet gidip liyakatsizliğin o
karanlık duvarına tosladı. Diploma devrimin meziyeti ise adam kayırma,
biat da karşı devrimin meziyetidir.

***

Biliyoruz bu bir devlet pratiğidir. Hatırlatayım. Taa*1826*’da, şimdiki
muktedirlerin pek bayıldığı padişahlardan biri artık yozlaşmış olan
Yeniçeriliği kaldırıp orduda reform yapmaya kalkışınca Bektaşilik
duvarına tosladı. Fark ettiler ki ordu bütünüyle Bektaşilerin
kontrolündedir. Görüldükleri her yerde kovaladılar Bektaşileri.
Yerlerine Mevlevileri yerleştirdiler. Fakat Bektaşilerle Mevleviler
birbirlerine pey yakındılar. Kovalanan Bektaşiler Mevlevi postuna
bürünüp geri döndü. Saray baktı ki bu yolla baş edemeyecek, daha uysal
bir tarikata açtı kapıyı. Nakşibendiler o gündür bu gündür devletin içinde.

Cumhuriyet bu kapıyı kapatmaya çalıştı. Kapattı ne kadar tekke, zaviye,
tarikat varsa. Ama*1945*’ten itibaren Demokrat Parti’nin himayesinde
geri döndü Nakşibendiye. Bir de metastaza uğradı o arada. Nakşiliğin
içinden çıkan Nurculuk devletin içinde habis bir ur gibi yayılmayı başardı.

*12 Eylül *cuntası tarikatların halkın üzerinde nasıl bir uyuşturucu
etkisi yaptığını görmüştü. Dini anayasal bir kurum haline getirirken,
Nurcuları da el altından destekledi. Özellikle güvenlik kuvvetlerini
sadece Nurcu olanlara açtı. O sırada yedi göbek sülalesinde solcu
olanları şak diye kapının önüne koyuyorlardı.

*AKP* işte böyle bir denklem üzerinde iktidar oldu. Güvenlik kuvvetleri
zaten Nurcuların elindeydi. Onlarla ittifak yapıp çöreklendiler devletin
üzerine. Nakşibendilere de geride kalanı paylaşmak düştü. Sonra uygun
ortamı bulan Nurcular iyice palazlandı ve iktidarı paylaşmamaya karar
verdi. O gece devlet desteği altlarından çekilmese işi bitireceklerdi.
Liyakatsizliğin, dinbazlığın, biatin kötücül tarihidir bu.

Şimdi ne yapıyor peki devlet? Nurcuları gördüğü her yerde kovalıyor ve
onlardan boşalan yerlere Nakşileri yerleştiriyor. Kafa aynı kafa,
yozlaşma aynı yozlaşma, kayırma aynı kayırma. Öyle bir yıkım ki
yarattıkları, /*"yeni devlet kuruyoruz"*/ diye yumurtladı kendini
muktedir sanan salaklardan biri. Liyakatsiz olduğu üslubundan belliydi.
Böyle dönecek sanıyorlar hep devran. Çünkü unuttular Fransız Devriminin
yeşerdiği iklimi. Ama fırtına yaklaşıyor, devrimin ruhu kapılarını çaldı
çalacak...

***

*YAŞ*’ı topladılar geçen günlerde.*YAŞ* dedikleri kayıracak adam arama
toplantısı.*10 yıldır* askerleri dövüp durduklarından malzeme kıt, Deniz
Kuvvetleri’nde sıkıntı oldu. Onlar da tutup kuvvet komutanı olarak bir
korgenerali atadı. Hâlbuki donanma komutanlığında sıra bekleyen bir
orgeneral vardı. İstifa etti o da. Çıktılar açıklama yaptılar /*"kendi
isteğiyle istifa etti"*/ diye. Üç gün önce gelenin kendini üç gün sonra
gelenin komutanı saydığı bir hiyerarşik düzlemde başka ne yapsın
orgeneral, harakiri yapmadığına şükredin!

Bakın üniversitelerin haline. İktidardan aldığı feyzle karısını
üniversiteye sekreter atayan rektörü çoktan kanıksadık. O sırada
Mardin'de Artuklu Üniversitesi Rektörü ile Tanıtım Vakıf Başkanı
arasında genel başkan referanslı kavga çıktı. Vakıf Başkanı, rektör
hakkında /*"Rektör, partimizden elini çekmelidir. Cumhurbaşkanımızın
dediği gibi dava adamı olmayanlar teşkilatta yer alamaz"*/ dedi.
Üniversitenin rektörü ise kendisini /*"genel başkanımızın Mardin
temsilcisiyim"*/ diye savundu. Biliyorum parti ile üniversite birbirine
karışmış gibi görünüyor ama artık böyle. Bütün üniversiteler, bütün
kuvvet komutanları, bütün vakıflar, bütün dernekler genel başkanı bağlı.
Ne kadar kamu görevlisi varsa genel başkanın temsilcisi.

Üniversitelerde seçim yaptırıp, sonuncuyu seçe seçe bugünlere getirdiler
akademiyi. Seçtiklerinin çoğu cemaatçi çıktı, içeri tıktılar sonra.
Şimdi yerine ehliyetsizleri ve diplomasızları atıyorlar ve sorun
çıkmamasını umuyorlar. Düşünsenize*YÖK* üyeliğine bir*TV* şovmenini
atadılar. Kadın programlarının bir benzerini yaparak çuvalla para
kazanıyordu önceden, şimdi üniversiteleri yönetiyor.

Öyle bir yerleşti ki bu usul Adana’da bir caminin müezzini izne çıkınca
yerine cami cemaatinden birini bıraktı. Sesi müsait mi, okumasını
biliyor mu falan diye bakmadı. Vekil müezzin ilk ezanında bir çuval
dayak yedi haliyle. Caminin bitişiğindeki baba oğul bu eziyete daha
fazla dayanamamıştı. Demem o ki bu sistem patlar eninde sonunda…

***

Fakat hala idrak edemediler bizimkiler gidişin yönünü. Sallayıp
duruyorlar vara yoğa. Bakın mesela Bilal Erdoğan’ın tek özelliği
iktidarın başındaki kişinin oğlu olması. Fakat o kendini allame-i cihan
sanıyor son günlerde. Geçen hafta, kendine zimmetlenen vakıfların
birinde çıkıp /*"Batı medeniyeti bir ümit vaat etmiyor"*/ dedi.
Sanırsınız Batı medeniyetinin eleştirisini yalayıp yutmuş. Etmez tabii.
Orada sırf iktidardaki bir kişinin oğlusun diye kamu kaynaklarıyla sade
gazoz bile içirmezler adama. Öyle vara yoğa haddi olmayan şeyler
hakkında da konuşturmazlar. Konuşuyorsa deli muamelesi yaparlar. Orada
iktidara gelen birinin çoluğu çocuğu pat diye gemicik sahibi olmaz,
olamaz. Orada papaz çıkıp ayrıcalık isteyemez. Kilise Pazar ayinine zam
yapıp, Cumartesi de çanları çalalım ortamı hazırlayalım diyemez.
Başpiskopos milli eğitim müfredatını yazmaya kalkamaz. Batı
medeniyetinde diplomanı gösteremiyorsan anca bulaşık yıkarsın. Haklı
Bilal Bey, ümitsiz vakadır Batı.

E bir de devlet kurmaya kalkışıyorsun. Nasıl kuracaksın devleti? Sen
önce kuşkuları gider bakalım. Mesela bir numaranın diplomasının
olmadığı, iki numaranın da okuma yazmasının bilmediği söyleniyor ki
hakikaten öyle olduğunu gösteren bazı emareler var. Meclisin başındaki
üç numara meclise, laikliğe, cumhuriyete, fraka, papyona, elbiseye neyle
karşılaşıyorsa ona karşı ama maaş almaya karşı değil. Adalet bakanının
adaletten, sağlık bakanının sağlıktan haberi yok. Milli eğitim bakanı
okulları kapatıp medrese açmakla meşgul. Kültür ve turizm bakanı işsiz,
ne kültür kaldı ne de turizm. Kadın ve aileden sorumlu bakan var ama
Türkiye kadınlar için en tehlikeli ülkeler arasında. Diyanet işleri
bütçesi on bakanlığınkine eşit ama onlar da ahlaksızlığın hızla
arttığından yakınıyorlar.*KHK* ile üniversitelerdeki bütün öğretim
üyelerini atıp yerine badem bıyıklıları yerleştirdiler. Yargıyı hallaç
pamuğu gibi attılar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi *(AİHM*)’ne
gönderdiğiniz aday hâkimlerin hepsi reddedildi mesela. Büyük ihtimal
hiçbiri hukukçu yeterliliğine sahip değildir.

O sırada iktidarın yandaş gazetesinin çok meşhur köşe yazarı, Vatikan’ın
cin çıkardığını, çıkardığı cinleri de işe alıp istihbaratta kullandığını
iddia etti. Oluyorsa öyle, sen de çıkarıp alsana*MİT*’e. Belki bir
dahaki darbeyi önceden öğrenirsiniz!

***

Yıktılar laik cumhuriyeti. Yerine derme çatma bir gecekondu kurup hacı
yeşiline boyadılar duvarlarını. Fakat sıvası tel tel dökülüyor
gecekondunun. Siyasal islam deyince iki şey akla geliyor artık; Ya
masumların katili, ya yoksulların hırsızı...

Fransız Devrimi işte bunlar olduğu için patladı. /*"Eşitlik, özgürlük,
kardeşlik"*/ diye kralı alaşağı etmelerinin, sonra da gidip papazları
giyotine göndermelerinin sebebi bunlar.

Fantezi değil anlattığım, tarihin ve toplumun tunç yasasıdır: Liyakat
gitti mi arkasından mutlaka sert bir fırtına gelir!

*http://haber.sol.org.tr/yazarlar/orhan-gokdemir/liyakat-teorisi-206706*

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170819174434 Oraj Poyraz [email protected]
2017/08/19  19:36 6  64  [email protected]

 

Gomlegin ilk dugmesi yanlis iliklenince, oburleri de yanlis gider.

CIYORBANO BRUND

Tum kara kopekleri oldurunuz.
Cunku onlar seytandir.

Hanbel 4/85; 5/54

Kuran daki Celiskiler ve Nedenler (3)

Bazi Ayetlerin Muhkem (Kesin) Anlamli, Bazilarinin Da Mutesabih
(Supheli) Oldugu Ve Celismeli Gorunumun Bundan Dogdugu Iddialarindaki
Gecersizlikler

Seriatcilar, Kur an ayetlerinin cesitli anlamlara gelebilecek sekilde
indirildigini ve boyle oldugu icindir ki, hem muglak (guc anlasilir) hem
de celismeli ymis gibi gorunduklerini ileri surerler:

Kur an in bazi ayetleri herkes tarafindan anlasilabilecek nitelikte
seylerdir; bunlara muhkem ayetler adi verilir. Bazi ayetleri ise
herkesin anlayamayacagi sekilde gonderilmistir ki, bunlara da mutesabih
, yani supheli ayetler deniri Tanri kesin ayetler yaninda suphe
uyandiracak nitelikte ayetler yollamistir; cunku, gonderdigi ayetlerin
tumunun herkes tarafindan anlasilmasini istememistir. Bazi ayetleri
herkesin anlayamayacagi sekilde indirmis olmasinin nedeni, bir yandan
fikir ozgurlugunu gelistirmek ve diger yandan cahil Arabin inanc
bocalamasina kapilmasini onlemek icindir. Cunku, eger her sey anlasilir
sekilde aciklanmis olsaydi, cahil Araplara o anda akillarinin
alamayacagi bir sey soylenmis olur, bu da onlari tereddude dusurebilir,
urkutebilirdi. (1)

Ve iste guya bundan dolayidir ki, Kur an daki ayetler celiskiliymis gibi
gorunmektedir. Dikkat edilecegi gibi, seriatcilarin iddialarina gore
Tanri, esas itibariyle fikir ozgurlugunu olusturmak amaciyla ayetleri
farkli anlamlarda indirmistir. Guya bazi ayetleri anlasilmaz nitelikte
kilmakla, bunlarin yorumlanmasina ve boylece cesitli durumlara ve
ihtiyaclara uydurulmasina ve ayni zamanda Arabin inanc bocalamasinda
kalmamasina olanak yaratmak istemistir! Bununla da Islamiyette dinin
temellerinin guclenmesini saglamistir.(2)

Yukaridaki iddialara sarilanlar, genellikle Kur an in Al-i Imran Su-resi
ndeki su ayeti ornek verirler:

...Oyle bir Tanri ki, sana kitap indirdi. Onun bir kismi apacik
ayetlerdir ve bunlar kitabin temelidir. Diger kismiysa cesitli anlamlara
benzerlik gosterir ayetlerdir. Yureklerinde egrilik olanlar fitne
cikarmak ve onlari tevil etmek icin anlamlari acik olmayan ayetlere
uyarlar. Halbuki, onlarin tevilini ancak Allah bilir. Bilgide supheleri
olmayacak kadar kuvvetli olanlarsa derler ki biz inandik ona, hepsi de
Rabbimizdendir . Bunu akli tam olanlardan baskalari dusunemez (Al-i
Imran Suresi, ayet 7).

Hemen belirtelim ki, ne bu ayet (ve benzerleri) ne de seriatcinin
yukaridaki aciklamasi, Kur an daki celismelerin gercek nedenlerini
ortaya cikaracak yeterlilikte degildir. Ayetlerden bazilarinin mutesabih
(supheli, kapali) nitelikte olmasi, ne fikir ozgurlugunu saglamak
icindir ne de cahil Arabin tereddude dusmesini ya da urkmesini onlemek
icindir. Eger Muhammed in Tanrisi fikir ozgurlugunu yaratmak isteseydi,
ayetleri anlasilmaz ya da celismeli sekilde gonderecek yerde, anlasilir
sekilde kilar ve kisilere, ozgur akil rehberligiyle, bunlari uygulamak
ya da degistirme yeterliligini saglardi. Kalkip da, Bazi ayetlerin
tevilini ancak Allah bilir deyip, anlamini sadece kendisine sakladigi
ayetleri kisilere gozu kapali sekilde kabul ettirmez ve onlardan,
anlamini bilmedikleri bir sey icin Biz inandik ona, hepsi de
Rabbimizdendir demelerini beklemezdi. Cunku, bunu yapmakla, fikir
ozgurlugunu temelinden yikmis olacagini bilirdi. Mutesabih (supheli) ve
celismeli hukumler yoluyla fikir ozgurlugunu yaratmanin mumkun
olamayacagini ELBETTEKI dusunurdu. Zira, fikir ozgurlugu, herhangi bir
hukmu, sirf Tanri dan gelmistir diye kabul etmekle ya da yorumlamakla
degil, fakat onu akilci yoldan degistirebilmekle, yerine yepyenisini
getirebilmekle, cerh edebilmekle olusabilir. Oysa ki, Kur an a gore
aklin rehberligi diye bir sey soz konusu degildir; vahiylerin akil
suzgecinden gecirilerek yok edilmesi mumkun degildir. Aksine, Kur an da
Tanri ve peygamber emirlerinin mutlakligi, degismezligi, ongorulmustur.
Kisinin tum yasantilarini en ince noktasina kadar duzenleyen ve insan
aklina bunlari ogrenmekten baska bir olanak vermeyen bu emirleri insan
iradesiyle degistirmek, ilga etmek mumkun degildir; cunku
yasaklanmistir: Bakara Suresi ndeki Ayetlerimi degistirmeyin (Bakara
Suresi, ayet 41) seklindeki hukumden tutunuz da, Kitabi batil kilacak
hicbir sey olmadigina (Fussilet Suresi, ayet 41-42) ya da kitabi ciddiye
almayip reddedenlerin cehennemlik sayilacaklarina (Bakara Suresi, ayet
113-115) varincaya kadar, Kuranda yer alan buyruklar, fikir ozgurlugunu
kokunden kurutacak nitelikte seylerdir.

Araplari tereddude dusurmemek ya da urkutmemek icin bazi ayetlerin
mutesabih nitelikte gonderildigi iddiasina gelince... Boyle bir iddia,
Tanri yi aciz durumdaymis gibi tanimlamaktan baska bir ise yaramaz.
Cunku, eger Tanri, kendi yarattigi kullarini tereddude dusurmekten ya da
urkutmekten cekiniyor ise, bu takdirde, gucsuzlugunu, aczini itiraf
etmis oluyor demektir. Eger onlari urkutebilecek emir vermekten
cekiniyor da, bu emri bazilarinin anlayamayacagi bir dilde veriyor ise,
bu takdirde kullarindan korkuyor demektir! Ote yandan kullarina diledigi
gibi anlayis gucu sagladigini ya da onlari dogru yola sokmak,gonullerini
acmak olanagina sahip oldugunu soyleyen bir Tanri nin (ornegin, Enam
Suresi, ayet 125), bazi ayetleri mutesabih nitelikte gondermeye neden
ihtiyac duymus olabilecegi de ayrica anlasilmasi guc bir sorundur!

Butun bunlar bir yana, Muhammed in ilk anlarda yerlestirdigi ayetlerden
anlasilan odur ki, Tanri, kendi emirlerinin herkes tarafindan
anlasilmasini istemis bu nedenle de, buyruklarini apacik olmak uzere
gonderdigini bildirmistir. Daha once diger ummetlere -sirf anlasinlar
diye-, kendi dillerinde kitap gonderdigi gibi, Araplara da Kur an i,
apacik bir dille, Arapca olarak, yani Araplarin kendi anlayacaklari
dilde hem de yedi farkli okunusta gondermistir.

Yani anlasilmasini istedigi icindir ki, Kur an i apacik olmak uzere, en
acik ve en anlasilacak tarzda, hem de cesitli Arap kavimlerinin
kullandiklari yedi lehcede olmak uzere indirdigini soylemistir. Kur an
in apacik olmak uzere gonderildigine dair Kur an da sayisiz denecek
kadar cok ayet vardir. Butun bunlar ortadayken, bazi ayetleri muhkem
(kesin, anlasilabilir) ve bazilarini mutesabih (supheli, anlasilamaz)
sekilde gondermesinin ELBETTEKI anlami olamaz ve aksini iddia etmek
ELBETTEKI yersizdir.

Dipnotlar ;

1)Sahih-i..., c.ll,s.62 vd.

2)Cerrahoglu, age, s. 17 vd
https://kuranelestirisi.wordpress.com/2011/11/24/kurandaki-celiskiler-ve-nedenler-3/


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap