------------------------------------------------------------------------

  ÖMER DEMİR : HANGİ KUR’AN?

turkiye.net -*17 Mayıs*,*2016*



/*AutoResizeImage.http://turkiye.net/wp-content/uploads/2017/08/taskent-kurani-740x347.jpg"Kur’an’da
yazıyorsa doğrudur"*/.

İster Kur’an’ı okumuş olsun, ister okumamış, hemen her Müslüman değişik
bir soru karşısında Kur’an’dan âyetleri referans gösterir.

Kur’an’da yazılı olduğu söylenen âyetler gerçekten Allah’ın emri mi?

Bu yazılı metinlerin doğruluğu araştırılamaz mı? Tartışılamaz mı?

Kağıda basılı bu kitabı kim kaleme almış?


    *KUR*’AN*DEĞİŞTİRİLDİ Mİ*?

Hemen baştan söyleyeyim, burada Kur’an derken Hz Peygamber’e Cebrail
aracılığıyla gelen Allah’ın emirlerini (vahiy) ve onların doğruluğunu
tartışmıyorum (Hâşâ).

Bugün elimizde bulunan, çeşitli dillerde mealleri bulunan, hattâ
internetten de erişilebilen, içinde Hz Peygamberin sözleri, dolayısıyla
Allah’ın sözleri olduğu söylenen ve kutsal kabul edilen, tartışılması
bile kabul edilmeyen*BASILI KİTAPTAN* bahsediyorum.

Benim için asıl kutsal olan Allah’ın Hz. Peygamber yoluyla bize ilettiği
emirlerdir.

O emirler (vahiyler),*22 Aralık 609 tarihinden* itibaren*23 yıl* boyunca
*(632* yılına kadar) vahiy şeklinde, Cebrail tarafından Hz Peygambere
iletilmiştir. Bazılarının sandığı gibi Allah o emirleri basılı veya
yazılı bir kitap halinde değil, vahiy yoluyla, yani kutsal bir düşünce
şeklinde Hz. Muhammed’e iletmiştir.


    *KUR*’AN’IN*EZBERLENMESİ*

Hz Muhammed okuma-yazma bilmezdi. Cebrail yoluyla gelen emirleri
(vahiyleri) hiç bir yere yazmadı. Vahiy’den sonra o sözleri yüksek sesle
dile getirdi, etrafında bulunan hâfızlar (kurralar) bunları ezberlediler.

O zamanlar resmi yazılı kayıtlar olmadığı için bundan sonraki bilgiler
hadislerden öğreniliyor ki, bazı hadislerin de doğruluğu, veya yazılan
hadislerin sonradan ayıklanması, doğru veya şüpheli hadislerin neye göre
tasnif edildikleri de tartışmalıdır. Buradaki bilgilerde, dünyada en çok
kabul olan ve doğru oldukları geniş kitleler tarafından kabul edilen
bazı hadislerden yola çıkacağız.

*1*- Buhari, Fadailu’l-Kur’an*8 hadisinde* Amr İbnu’l-Ass şöyle der:
Peygamberin /*"Kur’an’ı dört kişiden alın, Abdullah Ibn Mes’ud, Sâlim,
Muaz ve Ubeyy Ibn Ka’n’den"*/.

*2*- Gene Buhari’de Enes söyle der: /*"Peygamber öldüğünde, dört kişiden
başka Kur’an’ı tümüyle ezberlemiş olan yoktu. Ebu’d-Derda, Muaz Ibn
Cebel, Zeyd Ibn Sabit ve Ebu Zeyd"*/.

*3*- Buhari Muslim*2405 Hadisinde* ise Katade şöyle der: /*"Malik oğlu
Enes’e sordum: Peygamber döneminde Kur’an’ı tümüyle ezberleyenler
kimlerdir?"*/. Cevap: /*"Dört kişi: Hepsi Medine’li olan Ubeyy Ibn Ka’b,
Muaz Ibn Cebel, Zeyd Ibn Sabit ve Ebu Zeyd"*/.

Bu üç hadisteki isimleri topladığımızda ortaya *7* (yedi) kişi çıkıyor:
Abdullah, Ebu’d Derda, Muaz, Zeyd ibn Sabit, Übeyy, Salim ve Ebu Zeyd.

Bu ezberlemeler yapılırken bir yandan da bazı ayetler deri (rıka), tahta
(usub), yaprak, kumaş, kemik (ektaf), küçük taşlar (lihaf) üzerine
notlar halinde alınıyordu.


    *KUR*’AN’IN*YAZILMASI*

Hz Muhammed öldükten sonra karışıklık çıkar. Dinden dönme hareketleri
(ridde) ve isyanlar başlar. Kur’an’ı ezberleyen kişiler gerek savaş
nedeniyle gerekse de tabii ölüm nedeniyle yok olmaya başlayınca Hz. Ömer
halife Ebubekir’e: /*"Kurra’nın da katıldığı savaşlar şiddetlendi.
Kurra’lar yok oldukça Kur’an’ın zayi olacağından endişe ediyorum. Bu
nedenle Kur’an’ın cem edilmesini emretmeni uygun görüyorum"*/ der.

Ebubekir /*"Resullullah’ın yapmadığı bir şeyi ben nasıl yaparım?"*/ dese
de, Hz. Ömer onu ikna eder ve Ebubekir Zeyd Ibn Sabit’e Kur’an’ı
toplatma görevini verir.

Ebubekir bu yazılan ilk Kur’an’ı ölünceye kadar saklar. Bu derlemenin,
Hz Muhammed’in okuduklarından eksik olduğu rivayet edilir. Örneğin Recm
ayetinin olmadığını bizzat Hz Ayşe söylemiştir (Dar-e Kutni, c:*4*,
s:*105*, Ibn’i Mâce, c:*1*, s*:625*, Muslim c:*4*, s*:167*, Tırmızî,
c:*2*, s*:309*, Kenz-ül Ummâl, c.*2*, s*.567*, Ed-Dürr-ül Mensûr
(Suyûtî), c.*5*, s*180*).


    *İLK KUR*’AN’IN*YAKILMASI VE YENİDEN YAZILMASI*

Kur’an, Halife Ebubekir öldükten sonra Hz Ömer tarafından muhafazaya
alınır. Ömer öldükten sonra Ömer’in kızı Hafsa muhafaza etmeye başlar.
Ancak Halife Mervan İbn Hakem bu Kur’an’ı Hafsa’dan alıp yakar ve
gerekçesini şöyle açıklar: /*"Onda yazılı olanlar, Osman tarafından
yazdırılan Mushaflara geçmiştir. Artık ona gerek kalmamıştır. Yakılıp
yok edilmeseydi, zamanla kuşkulara yol açılabilir, ondan alınarak
yazılan Mushaflar çevresindeki kuşkuları önlenemeyebilirdi. Bundan
korktum, o nedenle yaktırdım."*/ (Kaynak: İb Ebi Davud, Leiden*1937*,
yay.,s*.243*-Suphi e’s-Salih Mebahis Fi ulûm-il Kuran).

Halife Osman döneminde eldeki Kur’anların farklı olmasından ve yanlış
okunmasından şikayetler başlar. Huzeyfe’nin şikayeti üzerine Osman
Hafsa’daki suhufları (Kur’an’ın oluşturulduğu notlar) ister, yeni bir
Kur’an’ın yazılmasına Zeyd*bin *Sabit başkanlığında Kureyş lisanı
kullanılarak başlanır (Kütübü Sitte, Hadis*945*).

Burada da bir Ahzab suresinin bir ayetinin eksik olduğu söylenir
(Ahzab*23*). Ayrıca Zeyd, ilk derlemede de Tevbe suresinin son kısmının
sadece Huzeyme’de bulunduğunu söylemiştir.

Osman’ın yazdırdığı Kur’an’ların sayısı*4 olarak* kabul edilir. Birinin
kendinde kaldığı, diğerlerinin Şam’a, Basra’ya ve Küfe’ye gönderildiği
söylenir. Kimileri bu sayıyı*5-7* adet olarak öne sürer ve Mekke, Yemen
ve Bahreyn"e de gönderildiğini söyler. Ayrıca Osman’ın bu Kur’an’ların
aynısının kopyalanabileceğine izin verdiği de söylenir.

Ayrıca Osman bu Mushaflar haricinde elde bulunan tüm suhuf ve kitapların
yakılmasını emreder ve kendisi de çevresindekileri yakar. (Suyutî,
İtkan, I*/134*; Subhi Salih, el-Mebahis, s.*78-85*.)

Osman, farklılıkları ortadan kaldırıp tüm Müslümanları tek bir kitapta
birleştirmek amacıyla başka bütün mushafların ve Kur’an parçalarının
yakılmasını emretmiştir. (Beyhekî, es-Sunen, Kitabu’s-Salât,*2/42*)

Osman’ın Mushafları yaktırması büyük tepki çekmiş, öldürülmesindeki
nedenlerden birinin bu olduğu bilinmektedir.

Bu arada bazı mushafların da yakılmadan kurtarılıp saklandığı söylenir.
Bu mushafların da hepsi birbirlerinden farklı ve değişik oldukları
söylenir, ama biz bu konunun üzerinde fazla durmayacağız. Bu tartışmalar
diyanet işleri başkanlığı mensupları tarafından yapılmaktadır, isteyen
oradaki kaynaklardan Kur’an’in yazıldığı dil, sonradan eklenen noktalar
ve Elif harfleri konusunu da inceleyebilir.

Bilinen bir gerçek, bugün Osman’ın yazdırdığı Mushaflardan hiçbirinin
ortada olmadığıdır. Topkapı, Taşkent ve Kahire’deki Kur’an’ların
Osman’ın yazdırdıkları olmadığı ortaya çıkmıştır, çünkü kullanılan
noktalama işaretleri (hareke ve nokta) o tarihte yoktu (Prof. Dr. Suphi
es-Salih kitabı).

Üstelik, Halife Osman devrindeki derlemeden sonra Ibn’i Ömer söyle der:
/*"Hiçbiriniz Kur’an’ın tümünü aldım (elimde bulunduruyorum) demesin.
Bilemez ki, Kur’an’ın çoğu yok olup gitmiştir. ‘Ne kadar ortada varsa o
kadarını elimde tutuyorum’ desin yalnızca."*/ (Suyuti, El İtkan,*2/32*.)


    *SONUÇ*

Görüldüğü gibi Hz Muhammed’e vahiy yoluyla gelen Allah’ın emirleri, o
ölene kadar yazılmamış, ezberden ezbere geçmiş, daha sonra bir kitap
haline getirildiyse de ilk yazılan Kur’an yakılmış, ikinci de yakılmış,
üçüncü yazılanlar da ortada yoktur.

Günümüzde Kur’an’ın orijinal nüshalarına yönelik kapsamlı bir çalışma
Dr. Tayyar Altıkulaç tarafından yapılmış ve Türk ve İslâm Eserleri
Müzesi ve*İSAM* tarafından yayımlanmıştır. Dr. Altıkulaç daha önceki bir
çalışmasında Suudi Arabistan’da yayımlanan Fehd Mushafı ile Türk ve
İslam Eserleri Müzesi nüshası dil ve imla özellik ve ayrılıkları
karşılaştırılmış ve farklılıklar sayfaların altında gösterilmiştir.

Onun içindir ki günümüzde dahi değişik alimler değişik yorumlar
yapıyorlar, kaynakların bile tek olmadığı bir ortamda bize yorumlar
sunulmaktadır. Kaldı ki, değişik mezheplerin, örneğin Şii’lerin,
Hanefi’lerin, Sünni’lerin yorumları da değişiktir.

*Ben kendim, her ne kadar Allah’ın Hz Muhammed’e vahiy yoluyla
yolladıklarına inansam da onların 1500 yıl boyunca hiç değişmeden
günümüze kadar doğru aktarıldığına güvenemiyorum.*

Ben burada Allah’ın bana verdiği kendi vicdanıma, aklıma güvenerek
dinimi sürdürüyorum.

Saygılarımı sunarım.

Ömer Demir

*http://turkiye.net/kultur-sanat/hangi-kuran/*

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170823154053 Oraj Poyraz [email protected]
2017/08/23  17:53 6  64  [email protected]

 

Rast gele konusmak aklin israfidir.

Alaaddin Basar

Size gelen musibet, islediginiz (gunahlar) yuzundendir..

(Sura, 42/30)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet
gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili
kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.

Kur an daki Celiskiler Ve Nedenleri (4)
Kur an da Celiski Olmadigini, Celiskili Bir Mantikla One Surme Kurnazligi!

Fransizlar, Le coeur a sa raison, que la raison ne connait pas! derler
ki, Kalbin kendine ozgu bir mantigi vardir ki, mantik dahi onu tanimaz
anlamindadir. Kur an da celisme bulunmadigi iddiasina sarilan
Islamcilar, hani sanki bu yukaridaki formulu dogrularcasma, kalp denen
organin iyi ve kotu yonde belli bir gorus ve bilgilere sahip oldugunu,
bu gorus ve bilgilerin oraya Tanri tarafindan kondugunu ve iste kalbin
bunlardan birine dogru egilim gostermesiyle, kisinin dogru yola ya da
aksine sapikliga suruklendigini soylerler. Hani sanki kalp denen sey,
aklin gorevini ustlenmis gibidir ve bu niteligiyle iyi ya da kotu
olandan birini secmektedir ya da akil denen sey, insandaki bes duyunun
algilarinin varip dayandigi algilama yolunu aydinlatmaktadir.(1)

Seriatcilar, bu gorusu acikliga kavusturmak amaciyla, Enam Suresi nin
125. ayetini ornek alirlar. Bircok kez belirttigimiz gibi, bu ayet aynen
soyledir:

Allah kimi dogru yola koymak isterse onun kalbini Islamiyete acar. Kimi
de saptirmak isterse, goge yukseliyormus gibi kalbini dar ve $ikintili
kilar. Allah inanmayanlari, kufur batakliginda birakir (Enam Suresi,
ayet 125).

Dikkat edilecegi gibi, bu ayetin tumceleri celismeyle doludur: Tanri,
diledigini Musluman, diledigini de saptirip kafir yapiyor ve kafir
yaptigini kufur batakligina sokuyor! Yani kisiyi kafir yapan da Tanri
dir, kafir dirler diye kufur batakliginda birakan da odur. Ve iste bu
celismeyi ortbas edebilmek icin, Fahruddin Razi gibi yorumcular soyle
derler: Tanri insanin kalbinde, hem iman m iyi hem de imansizligin kotu
bir sey olduguna dair gorus ve bilgiler yaratir. Bu ikisinden birini
secmek kalbin isidir. Daha baska bir deyimle, Tanri, insanda iman
olmasini murat ettigi zaman, onun kalbinde buna iliskin egilim olusturup
guclendirir. Tersini murat ettigi zaman da tersini yapar . (2) Ve iste
guya kalp, bu iki egilimden dogru olani, yani Islama yonelik olani
sectigi zaman, kendi yararina is gormus olur; aksini yaptigi zaman ise,
kendisi icin kotu olur. Daha baska bir deyimle, Islamcilara gore, eger
kalp gecerli bir akla sahipse iman yolunu secer; sahip degilse, Tanri
nin gosterdigini anlayamayacagi icin inanmaz . Soylemeye gerek yoktur
ki, butun bu laf cambazliklarinin altinda, kalbin kendine gore ve
kendisinin de anlayamayacagi bir mantigi bulundugu safsatalari yatar.
Daha baska bir deyimle, seriatcilar, Kur an da celiski olmadigini,
celiskili bir mantikla kanitlama yolunu secmislerdir. Enam Suresi nin
yukaridaki ayeti vesilesiyle one surdukleri goruslerin safsata oldugunu
ortaya koyan olaylar vardir ki, bunlardan biri, ilerideki sayfalarda ele
alacagimiz Ebu Talib olayidir. Cunku, Islam kaynaklarinin bildirmesine
gore, bu ayet, Ebu Talib le ilgili olarak, daha dogrusu onun olumu
sirasinda konmustur. Daha once deginmis olmakla beraber tekrar
belirtelim ki, Ebu Talib, Muhammed in amcalarindan biri olup, onu kendi
oglu gibi yetistiren bir kimseydi. Kureys in ileri gelenlerinden biri
oldugu icin, Muhammed onu Musluman yapmak icin cok ugrasmistir. Ebu
Talib olum dosegindeyken, onun basucuna giderek Musluman olmasi icin cok
yalvarmis, fakat basari saglayamamistir. Saglayamayinca,
cevresindekilere karsi kendisini temize cikarmak uzere sorumlulugu Tanri
ya yuklemis ve Tanri diledigini Islama sokar, diledigini sokmaz
seklindeki ayeti Kur an a yerlestirmistir. Yani demek istemistir ki, Ebu
Talib in Islam olmadan olmesini Tanri istemistir! Bu dogrultuda olmak
uzere Kur an a. koydugu ayetler arasinda, Tanri nin iman denen seyi
insanin kalbine suslu (sevimli) bir sekilde yerlestirip, onu insana
sevdirdigini (ornegin, Mucadele Suresi, ayet 22) ya da aksini yapip
insanlarin kalplerini muhurledigini, kulaklarini perdeledigini (Bakara
Suresi, ayet 6-7; Nahl Suresi, ayet 106-109; Casiye Suresi, ayet 23
vd...) ve Ey Muhammed! Tanri dilese nenin kalbini de muhurler... (Sura
Suresi, ayet 24) dedigini yansitanlar vardir. ote yandan, yine Muhammed
in soylemesine gore, Tanri, diledigini dogru yola soktugunu anlatmak
uzere soyle demistir:

(Ey Muhammed!... (Taun) seni yetim bulup barindirmadi mi? Sasirmis bulup
da yol gostermedi mi? Seni fakir bulup zengin etmedi mi?.. (Duha Suresi,
ayet 6-8).

Yine bunun gibi, Tanri, iman etmek konusunda tereddut eden kimseleri,
diledigi zaman inandirma yoluna gitmistir. Ornegin, Kur an da Ibrahim
in, Tanri ya inanmak konusunda tereddut gosterdigi, tereddudunu gidermek
icin ondan oluleri nasil dirilttigini bana goster! .diye mucize
bekledigi, bunun uzerine Tanri nin, (Sen) Bana inanmadin mi? demekle
beraber mucize gosterme yoluna gittigi yazilidir (Bakara Suresi, ayet
260). Yine bunun gibi Isa nin havarilerinin de, Tanri ya inanabilmek
icin, Ey Meryem oglu Isa, Rabbin bize gokten donatilmis bir sofra
indirebilir mi? diye Tanri dan mucize bekledikleri ve Tanri nin da
onlari inandirmak icin gokten sofra indirdigi yazilidir (Maide Suresi,
ayet 111-115).

Muhammed in Kur an olarak ve Kur an olmayarak ortaya koydugu
yukaridakilere benzer hukumlerden anlasilan su ki, kisileri diledigi
gibi dogru yola sokan ya da saptiran ne akildir ne de kalptir; sadece ve
sadece Tanri dir. Ve Tanri, yine Muhammed in soylemesine gore, dogru
yola soktuklarini mukafatlandirmakta, saptirdiklarini da azaba
sokmaktadir. Nereden geliyor bu celiski? diye sorulacak olursa, cevabini
asagida ozetleyecegiz.

Dipnotlar;

1) Bu konuda bkz. Turan Dursun, Kur an An$iklopedisi. Kaynak Yayinlan,
Istanbul, 1994, c.l,s.295

2)Fahruddin Razi den bu alinti icin bkz. Turan Dursun, Kur an
An$iklopedisi. Kaynak Yayinlari, istanbul,1994, c.l, s.308.
https://kuranelestirisi.wordpress.com/2011/11/25/kurandaki-celiskiler-ve-nedenleri-4/


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap