Çağdaş Eğitim Kooperatifi'nin *(ÇEK*)...
Kooperatizm çağımızda yaşadığımız vahşi kapitalizm sorununa düşünülmesi
gereken pek çok çareden en önemlisi.
Bunun eğitim alanında bir uygulamasıyla karşı karşıyayız zannediyorum.
Aslında üretici, tüketici, ve her türden kooperatif bireylerin devasa
şirketler karşısında ezilmesinin önünde tek engel.
Yeter ki, devlet tarafından kooperatiflerin yolsuzluk ve suistimallere
yataklık etmesinin önünü alacak yasal altyapının oluşturmuş olsun ve de
özellikle de devlet tarafından himaye görsün.
Bu güne kadar özellikle de AKP hükumetleri tarafından yapılan yasal
düzenlemeler ile kooperatiflerin çok uluslu şirketlere peşkeş çekildiği,
harcandığı, içinin boşaltıldığı, kadük bırakıldığı çok uygulama gördük.
Umarım AKP bu iyi işe de el atıp söndürmez.
Bu güne kadar AKP'in el atıp da söndürmediği iyi bir iş olmamıştır.

Haaa bir ara saplama yapayım.
Bu güne kadar Savunma Sanayi Müsteşarlığı kapsamında gerçekleştirilen
bir sürü Milli Silahlanma Projesinin hep yetersiz olduğundan bahsettim.
Ve her zaman mühendislerin gereğini yaptığını, prototiplerin
üretildiğini ancak seri üretim için gereken finansman sağlanmadığından o
çok büyük tantanalarla duyurulan projelerin kadük kaldığından bahsettim.

Son zamanlarda yeni bir gelişme baş gösterdi.
Havelsan, Aselsan, Roketsan, TAİ ve benzeri kuruluşlarda çalışan
mühendisler ülkenin çağdaş, modern eğitim kurumlarından yetişmiş beyinlerdi.
Bunlar ODTÜ ve benzeri üniversitelerin mezunlarıydı.
Şimdi bu kurumlarda badem bıyıklı yöneticilerin kurumlarındaki
kendilerince dinsiz imansız gördükleri bu mühendisleri tasfiye ve tenkis
etmeye çalıştıklarını duyuyor ve öğreniyorum.
Ve yeni iş müracaatlarında asla ODTÜ ve benzeri okullardan mezun
olanları görüşmeye kabul etmediklerini duyuyorum.
Badem yöneticiler o kıt zekalarıyla bu kurumlarda kendi zihniyetlerinde
yeni bir mühendis kadrosu kurmak için çabalıyormuş.
Bu güne kadar yapılanlar, üretilenler esasen bu yöneticilere rağmen
olmuştur.
Bunu bilin.

Evet, bu ülkede ve diğer bütün İslam ülkelerinde iyi bir şeyler olduysa,
bu dindar yöneticilere rağmen olmuştur her zaman.
Şimdi bu kurumların tasarım ve üretim yeteneklerini çökertmeye yönelik
bir eylem başlatılmıştır.
Bunun da kamuoyunun duymasını isterim.

Her zaman dinin, dindarların zararından bahsetmiştim.
Şimdi anlaşılan hastalık bu kurumlara da bulaşmakta.

Bu güne kadar zaten başarılmış olanlar yetersizdi, TSK envanterine
teslim edilmiş sistemler zaten azdı.
Bademlerin böylesi bir beyin kıyımından sonra hepten imkansız olacak.

Bakın başka milletlerin yöneticilerin bizim inovasyon yeteneğimizi
küçümsediğini özellikle bilmenizi isterim.
S400'lerin teknoloji transferi için Ruslar zaten bizde bu işleri
anlayabilecek, üretimini becerebilecek mühendislik yeteneğinin
olmadığını söylüyorlar.
Şimdi elde olanın da yitirilmesi tehlikesi vardır.

Ve ben mühendislerimize inanıyor ve güveniyorum.
Bizde eksik olanın finansman ve siyasi irade olduğunu her zaman söyledim.
Şimdi anlaşılan siyasi irade oluşmuş, ama yıkıcı yönde bir siyasi irade.

Oraj POYRAZ ( [email protected]
<mailto:[email protected]> / [email protected] /
[email protected] )
           L2fSIJNoA0xfSNxA      

------------------------------------------------------------------------


  *UĞUR DÜNDAR*: BİR HAYAL GERÇEK OLDU: KÖY ENSTİTÜLERİ YAŞIYOR!..

​Dün Halk Arenası için Adana'ya giderken, hâlâ geçen haftaki programı
yaptığımız Bursa-Nilüfer'de gördüklerimin etkisi altındaydım.

Çünkü belediye başkanlığında*18*'inci yılını dolduran Mustafa Bozbey,
tarihi dokusu ve yeşiliyle ünlü Bursa'nın içinde yepyeni, modern bir
kent yaratmıştı.İlk kez karşılaşıp tanıştığım sevilen Başkan Bozbey'e,
yolu buraya hiç düşmemiş kişilere bir cümle ile Nilüfer'i nasıl
anlattığını sordum. /*"İlçemiz örnek alınması gereken bir bilim, eğitim,
kültür-sanat ve spor kentidir"*/ dedi. Sonra da bu sözlerini doğrulayan,
çarpıcı şehircilik uygulamalarını göstermeye başladı. Her şey, her
görüntü öylesine etkileyiciydi ki, hiç abartmıyorum, bir ara rüya
görüyorum sandım.

O nedenle canlı yayın sırasında, /*"Eskişehir'den sonra Nilüfer'in de
herkesin ölmeden mutlaka görmesi gereken kent olduğunu"*/ söyledim.

* * *

Karşılaştığımda rüya etkisi yaratan Nilüfer gerçeklerinden biri de Köy
Enstitüleri'nin günümüze uyarlaması olan Çağdaş Eğitim Kooperatifi'nin
*(ÇEK*) imece ile kurup yaşattığı örnek çağdaş eğitim kurumlarıydı.

*CHP*'nin çok çalışkan, değerli vekillerinden Dr. Ceyhun İrgil'in daveti
üzerine gittiğimiz, onun da kurucuları arasında yer aldığı eğitim
kompleksini gezerken, gelecekten umutlanmamız için bu modelin mutlaka
Türkiye geneline yayılması gerektiğine inandım.

Başkan Buğra Kayalar ve çalışma arkadaşlarının sıcak ilgisiyle
karşılandığımız bu eğitim yuvası,*22 yıl* önce,*23 Bursalı* aydın
tarafından, kapatılan köy enstitüleri ilham alınarak kurulmuş. Sonra da
üye sayısı hızla artmış.

Kırsal kesimde okuma olanağı bulamayan yoksul yavrularımızın ilkokuldan
başlayarak liseyi bitirinceye kadar aynı çatı altında çağdaş eğitim
almaları, bunun da imece geleneğiyle gerçekleşmesi, merkezdeki tüm
siyasi eğilimleri temsil eden kurucuların ortak hedefi olmuş.

* * *

Bugün*ÇEK*'de, kırsaldan gelen yüzlerce /*"Kır Çiçeği"*/ modern
binalarda eğitiliyor. Ayrıca kız öğrenciler kurumun çiçek gibi bakımlı
yurtlarında kalıyor.

Kooperatif devletten hiç yardım almıyor. Gelirlerini üye aidatları ve
bağışlarla sağlıyor. Kâr payları dağıtılmayıp, tüm kazanımlar, yeni
yatırımlara yönlendiriliyor. Böylece imecenin nelere kadir olduğu
kanıtlanıyor.

*ÇEK*'in yeni hedefi; üniversite kurmak…

Olmazsa olmazı ise; Cumhuriyet'e, Atatürk ilke ve devrimlerine yürekten
bağlılık…

Tesisleri gezdikçe, öğretmen ve öğrencilerle konuştukça, Cumhuriyet
devriminin en büyük itici gücü olan köy enstitülerinin günümüzde de
canlandırılıp yaşatılabileceğine yürekten inandım.

Ve bu inançla anı defterine şunları yazdım:

/*"Çağdaş Eğitim Kooperatifi'nin çatısı altında Köy Enstitüleri'nin
kuruluş felsefesinin yaşadığını görmekten büyük bir mutluluk duydum.
Değerli kurucularına, maddi-manevi katkıda bulunanlara ve özveriyle
çalışıp yavrularımıza çağdaş eğitim veren herkese minnet dolu
teşekkürler… ‘Kır Çiçekleri' hiç solmasın, daha da çoğalarak dünya
durdukça yaşasınlar…"*/

* * *

Nilüfer'den /*"Kır Çiçekleri"*/nin tüm Türkiye'ye yayılarak, içine
sürüklendiğimiz karanlığı aydınlatacakları günü yeniden görme hayali ve
dileğiyle ayrıldım…

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-171011223231 Oraj Poyraz At [email protected]
[email protected]
2017/10/12  03:08 4  58  [email protected]

 

Neredeyse kesin olarak, oyun teorik acidan beraberedir.

Fischer

Fussilet Suresinin 33.ayeti de Risale-i Nur a isaret ediyormus...
Ayetin anlami:
Allaha cagiran, guzel isler yapan ve ben Muslumanlardanim diyen kimsenin
sozunden daha guzel ne olabilir !?
Said-i Nursi ye gore: Hicbir sozun kendisininkinden daha guzel
olmayacagi Soz , Risale-i Nur Kulliyati ndan Sozler adli Risale yani
kitaptir.
Ayetle, iste bu kitap anlatilmak istenmis ve ovulmustur.
Said-i Nursi, ayetin kelimelerinden sayilar cikariyor ve bir tarih
meydana getiriyor.
Ayetle o tarihte her sozden daha guzel bir soz bulunduguna isaret
edildigini anlattiktan sonra soyle diyor;
-Demek ki; biri, o tarihte son derece guzel sozlerle meydana cikacak,
sozlerinin guzelligi ile halki buyuleyecek.
Bu ozellikse bu zamanda; Risale-i Nur un sozler adli: Sanat, guzellik,
tesir, buyuleyicilik yonunden yuksek bir mertebede bulunan Risalenin
kelimelerinde ve guclu sozlerinde bulunur.
Demek ki, bu ayet isaret anlami ile Risale-i Nur u ovmektedir Said-i
Nursi ye gore; ayetin anlami soyle oluyor:
Allah a cagiran, guzel isler yapan ve ben Muslumanim diyen Said-i Nursi
nin: Sozler adli kitabindan daha guzel ne olabilir?

Derleyen: Osman Turkoguz
INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK.

Turan Dursun : Kible nin Iki Kez Degistirilmesi

Yakla$ik on yillik 1. Mekke doneminde basarisiz olup, canini kurtarmak
icin Medine ye kacan Muhammed, bu sehirde basarili olmak icin Yahudileri
kendi safina cekmeye calisir. Kuran a Musa ile ilgili ayetler koyar, onu
da peygamber olarak kabul eder. En onemlisi ise kible Kudus yapilir,
namazlarda Kudus e donulur. Bilindigi gibi Yahudilerin kutsal kenti
Kudus tur. Ancak Yahudiler Islama ilgi gostermez. Gostermek soyle dursun
Muhammed ile dalga gecmeye baslarlar. Bunun uzerine Muhammed Yahudileri
kendisine inandirtamayacagini anlayinca sinirlenir ve kibleyi Kudus den
tekrar Kabe ye cevirir. Bu konuda Bakara Suresi nin 145. ayetinde bazi
ipuclari bulmaktayiz :
Yemin olsun ki resulum! Sen kendilerine kitap verilenlere (Ehli
kitap-Yahudiler) her turlu ayeti getirsen yine onlar sana uyup kiblene
donmezler; sen de onlarin kiblesine donecek degilsin. Onlar da
biribirlerinin kiblesine donmezler. Sana gelen ilimden sonra eger sen
onlarin arzularina uyacak olursan, iste o zaman sen hakki cigneyenlerden
olursun.
Bakara 145. ayet goruldugu gibi kiblenin Kabeye cevrilmesi olayi ile
ilgilidir. Ayetin basindaki Allahin yemin etmesinin mantiksizligini pas
gecelim. Yukaridaki ayette Kuran in tanrisi diyor ki: ..onlar senin
kiblene donmezler, sen de onlarinkine donme ! Yani yahudiler Muhammed e
uymadilar diye onlara kizarak kibleyi degistiriyor! Su soru akla
geliyor: Eger uysalardi kibleyi degistirmeyecek mi idi? Peki 17 ay
boyunca kible neden Kudus idi? Yahudilerin Muhammede uymayacagini allah
onceden bilmiyor muydu? En basindan beri kible Mekke (Kabe) olamaz mi
idi? Ayette tam bir kizginlik ve kulis havasi hakim:
...kiblene donmezler, sen de onlarin kiblesine donecek degilsin.
Ayetin son kisiminda da Muhammed sozum ona allah tarafindan uyariliyor:
...eger onlarin arzularina uyacak olursan hakki cigneyenlerden olursun .
Muhammedin bu kismi koymasindaki amac kendisini cevresindeki
muslumanlardan gelen kible neden degisti? sorgusundan kurtarmaktir. Bu
kararin kesinligi konusunda allah beni boylesine uyardi diyebilmek icin
eklemistir son kismi belliki. Bu kisim da gercekten ilginctir soyle ki,
allah , elcisinden suphe mi duyuyor ki onu uyariyor. Ustelik bu
siralarda Muhammed en azindan oniki yillik tecrubeli bir peygamber !
Acikca anlasiliyor ki allah da Muhammede supheyle bakiyor ve onlarin
arzularina uyacak olursan (onlarin kiblesine), hakki cigneyenlerden
olursun diyor. Eger Muhammed in allahin emrini cigneme ihtimali
olmasaydi herhalde allah (!) bu uyariyi yapmazdi.
Bakara 142. ayet ise:
Insanlardan bir takim beyinsizler, Onceki kiblelerinden onlari ceviren
nedir? diyecekler... diye basliyor.
Muslumanlarin rahman ve rahim gibi sifatlar atfettigi tanrisi nedense bu
ayete kufrederek basliyor!! Kiblenin degismesiyle ilgili gayet hakli
supheleri ve sorulari olan muslumanlara beyinsizler diyerek kufrediyor
Kuranin tanrisi!
Suphesiz ki aslinda kizan, kufreden Muhammed dir. Yahudileri Musluman
yapamayisinin hayal kirikligini Kuran a aksettirmistir. Kendi
taraftarlarindan gelen soru ve elestirilere bile tahammul edememistir.
Muhammed in 17 ay Mescid-i Aksa yi (Kudus) kible olarak kullandigina,
daha sonra bir gun ikindi namazini kildirirken tam namazin ortasina
geldigi bir sirada, Yuzunu cevirmek suretiyle kibleyi degistirdigine
dair birkac kaynak;
Tecrid-i Sarih, Diyanet terc., No: 38 ve 256; Buhari, iman, 30; Namaz,
31, Sa/cara tefviri 12-18; Muslim, Mesacid, No: 525; Buhari ve Muslim
Hadisleri, el-Lu luu ve 1 Mercan, No: 302-303; Tirmizi, Salat, No:
138/340 ve Bakara tefsiri, No: 2962; Nesai, Salat, 22 No: 486; Vahidi,
age, Bakara Suresi, 144. ayet; Diyarbekiri, Tarihi Hamis, 1/367.

http://www.turandursun.com/bilgi-arsivi/biliyormuydunuz/672-kiblenin-iki-kez-degistirilmesi


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap