Merhaba,
Özetle daha en baştan bu yana DRM tartışıyoruz ve evet milyarlarca
doları korumaktan bahsediyoruz.
İlk soru DRM sorusuydu ama adını DRM olarak koymadan sorulmuştu. DRM'in
ana müşterilerinin yılda trilyon dolar ciro döndüren sektörler olduğunu
düşünürsek, o zaman DRM'in kanıtlanabilirliği konusunda endişe etmekte
hakları olduğunu düşünüyorum. O kadar teknolojiye ve reklama rağmen
gerçek anlamda DRM'e tabi içeriğin açık sistem elektronik ortamda
pazarlanması toplam tüketimin yüzde 5'ini geçmiyor. Kapalı sistem
elektronik ortamlar da maliyetler nedeni ile sıkıntı içinde. The
Economist'in bir kaç ay önceki bir sayısında bu konu derinlemesine
işlenmişti. İşletmelerin kapalı sistemde diretmesinin önemli bir nedeni
ise kendilerince haklı endişedir.
Bu arada ilk soruyu soran kişinin muhatap olduğu sektör de direkt olarak
aynı sektörün yerli ayağı. Bizdeki cirolar tabii ki daha küçük, toplamda
1 milyar dolara ancak yaklaşıyor. Çok sayıda şirkete bölüştürülmüş
olduğu için tek bir şirketin cirosu da asla dudak uçuklatmıyor. Ancak
yine işletmelerin var olma mücadelesi açısından önemli bir durum söz
konusu. Müzik tarafındaki güncel durumu bilemem ama Yayıncılar
Birliği'nin konuyu ne açıdan baktığını birinci elden deneyimlemiş birisi
olarak kolayca söyleyebilirim ki Türkiye'deki içeriğin elden ele
gezebilecek olmasından çok ama çok korkuyorlar.
Türkiye'deki tüm ilgili işletmeler kendilerinin katlanabilecekleri
maliyetler ile uyarlanabilecek bir DRM çözümünün peşinde. Bunu
önümüzdeki kısa süre içerisinde bulamazlarsa yavaş yavaş ABD ve AB
merkezli büyük şirketlerin şemsiyeleri altına girmeye başlayacaklar.
Hangi platform üzerinde hangi yazılımı geliştirecek olursak olalım, o
yazılımın kullanım amacı ve kullanıcıların gerçek ihtiyaçları bizim tüm
teknolojik tercihlerimizden daha öndedir. Eğer iş gereksinimlerini
anlayamazsak, x dili yada y işletim sistemi sadece kendi teknik
çevremizde anlaşılan geyik muhabbetine malzeme oluyor.
Android üzerinde gündelik olarak uygulama geliştiriyorsanız, pil ömrünü
etkileyecek donanımlar günümüzde meydanda olmadığı için kafanızı
takmanızı gerektirecek bir şey yok. Yaygınlaştığı zaman zaten ilgili
firmaların basın bültenlerinde görmüş olursunuz. O zamana kadar zaten
birileri de pil ömrü ile ilgili meseleleri çözmenin yollarını
bulacaktır. Belki cihazın taşınması sırasında salınımlardan elektrik
üretecek bir MEMS tasarımı ortaya konacak belki başka bir şey. Ama bu
kısa dönemde gerçekleşmeyecek. Çünkü ortada bir işletmecilik ikilemi
var. Programcılık ikilemi yok.
Sevgiler,
Bora.
On 27.11.2011 09:39, Ali Utku Selen wrote:
Şimdi ilk soru android'de doküman göstermeydi, herhalde soran arkadaş
tahmin ediyordur insanlar dokümanın ekran görüntüsünü yakalamayı
bırakın, fotoğrafını çeker yine başka bir cihazda gösterir. Güvenlik
kapsamlı, geniş ve her bilgisayar bilimleri alanı gibi zor bir konu.
Lakin soru android+drm üzerine, herkes az çok kafasında birşeyler
canlandırır bazı kısıtlar koyar cevap vermeye çalışır.
Benim merakımı bile cezbetmez.
İlgimi çeken sizin bu işi pil ömrünüze bağlamanızdı - ki benim günlük
olarak uğraştığım (+android) bir konudur. Merak ettim ne demeye
çalıştığınızı ve bunu açmanızı istedim. Cevap aldığımı düşünmüyorum,
zira bir yerlerde alman uçakları uçmaya başladı :)
Biri basitleştirilmiş bir güvenlik sorusu sormuş, herhalde milyar
dolarlık dokümanları korumaya çalışmayacaktır - ki milyar dolarlık
dokümanları koruma işini bu listeye soracak birine vermezler zaten.
Yani o tartışmanın çok önemi yok, soruyu soran gönlüne göre yapabilir.
Gürültüyü aza indirmek için, benim de katkım şu olsun:
[email protected] <mailto:[email protected]> diye
bir yerel android listesi var, belki oradan başka cevaplar gelebilir.
Saygılar...
2011/11/26 Bora Güngören <[email protected]
<mailto:[email protected]>>
Merhaba,
Donanım desteği olmadan güvenlik mekanizmalarının doğru
çalıştığından emin olamayız demek istiyorum. "Peki bekçileri kim
gözetleyecek?" diye ünlü bir söz vardır. Problem orada.
Kastettiğim tam olarak şu, işletim sisteminden daha alt katmanda
bir güvenlik denetimi tesis edemezseniz hiç bir yazılımsal
güvenlik mekanizmanızın doğru çalıştığını *kanıtlama* şansınız
olmaz. Kırmızı-Siyah ayrıştırma prensibine göre bu durumdaki bir
güvenlik sistemi güvenilir değildir. Güvenlik ve güvenilirlik iki
ayrı niteliktir. DRM gibi sistemlere ahlaki bakış bir yana,
işletmeler çok ciddi varlıklarını emanet ettiklerine göre
güvenilir bir mekanizma isterler değil mi?
Bahsettiğim konu pratik önemi olan bilimsel bir mevzu. Güvenlik
konusu bilgisayar mimarisi alanına giriyor. Hangi mimariden
bahsederseniz edin güvenlik için ön koşul güven ilişkisidir. Her
hangi bir konuda güven tesis etmeniz için de doğrulanabilir veya
yanlışlanamazlık testi yapmanız gerekli. Mevcuttaki sistemlerin
güven ilişkilerini doğrulamak mümkün değil. Yanlışlamak ise
mümkün. Zaten ortaya çıkan her güvenlik açığı yanlışlama anlamına
geliyor.
Bunun gündelik bir örneği de şu. Bir çok tesiste, gece bekçileri
rotalarında dolaşırken belli noktalardaki diyafonlardan merkezi
arayıp, "şuraya geldim asayiş berkemal" demek mecburiyetindedir.
Merkez hangi diyafondan konuşulduğunu görebildiği için bekçinin
gerçekten tur attığından emin olur. Şu an için siz güvenlik, DRM,
"SECURE ELEMENT", vs derken bekçileri konuşuyorsunuz. Ben ise
diyafonu ve merkezi konuşuyorum. Diyafon, bekçi ve merkez arasında
güvenilirlik ilişkisini kurmaya yarıyor.
Öte yandan güvenilirliği tesis edemediğiniz zaman eldeki ile idare
ediyorsunuz. Bu pratik bir sonuçtur. Örneğin ABD ve İngiltere 2.
Dünya Savaşı'nı radar teknolojisi ile uzatabildiler. Radar
olmasaydı Almanya kolayca İngiltere'yi işgal edebilecekti. Peki o
tarihte radar ne kadar güvenilebilir idi? Yaklaşık %50. Yani
ekranda bir yerde yanıp sönen noktanın gerçekten bir Alman uçağı
olması olasılığı %50 idi. Yazı tura atmaktan farkı yoktu. Ama
kullanmak zorundalardı ve kullandılar. Bugün kesine yakın bir
güvenilirlik söz konusu.
Yazılım güvenliği için de aynı şeyden bahsediyorum. Bugün tipik
uygulama sahalarında güvenilirlik açısından çok kötü durumdayız.
10 sene sonra oldukça iyi bir yerde olacağız. Ama kimsenin de 10
yıl bekleyecek hali yok.
Oyun sektöründeki cihazlar ister tetris oyuncağı olsun ister PS3,
uzun süre boyunca önemsiz cihazlardı. Çünkü riskler düşüktü; kimse
dert etmiyordu. Ne zaman çevrim içi sistemlere abone olmak için
kredi kartı bilgileri bu cihazlara kondu, o zaman işler karıştı.
Güvenliği donanımsal olarak bu cihazlara koymak mümkündü ama
cihazları çok pahalı hale getireceği için kısmi çözümler ile idare
edilmişti. Birileri de aldılar kısmi çözümü kırdılar. Sonra da çok
sayıda insanın kredi kartı bilgisi çalınıverdi.
Yani anlayacağınız kullandığımız platformlardaki donanım
üreticilerinin ticari başarısı adına yaptıkları tercihler biz
yazılımcıları çok fena etkiliyor.
Öte yandan o tarihte PS veya X-BOX'ı tasarlayanlara da hak vermek
lazım çünkü ihtiyaç onlara iletilmemişti. SIM kart ile DRM için
gereken güvenlik araçlarını karşılaştırmak da bu nedenle hatalı.
İhtiyaçlar çok farklı. Örneğin GSM güvenliğinin önemli bir bölümü
aslında SIM kartta değil, ağın merkezi idaresinde
gerçekleşmektedir. SIM kartın kendisine yapılacak zamana bağımlı
bir saldırı senaryosu (örnek replay) yoktur. O zaman SIM kart çok
daha basit bir donanım olabilir ve olmalıdır çünkü ucuz olması
gereklidir.
Donanım temelli güven zinciri tesis ettiğiniz zaman X-Box, vs'de
firmware değiştirdiğiniz zaman ekranda ünlem işareti görüp "olmadı
ya" deme durumu gerçek olacak. Çünkü bu kontrolü gerçekleştiren
güvenlik bileşenine güvenebileceksiniz. O zaman da güvenlik
açıkları olacak ama sistemdeki bir bileşenin tahrif edilmesine
dayanan güvenlik sorunları yok olacak. Bu da önemli bir dizi
saldırıyı bertaraf etmek, diğerlerini de çok zorlaştırmak demek.
Şu anda piyasadaki akıllı kartlarının hemen tamamı da
güvenilmezdir. Ama kullanım alanları gereği zaten bu büyük bir
dert değildir. Ama kalkıp gaza gelip akıllı kartın içine bir sürü
kritik veriyi koymaya başlarsanız o zaman iş karışır. Akıllı
kartınızın güvenlik mekanizmasına güvenmeniz için test yapmanız
gerekir. Bu testler pahalıdır. O nedenle her akıllı kart üreticisi
veya akıllı kart içine gömülü yazılım geliştiren üretici bu
testleri yapmaz. Uygulama alanınız kritik ise o zaman bazı testler
yapılır. Bazen de yasal gereksinimler ortaya konur.
Mesela bir yazarkasanın içindeki yazılım belli testlerden geçmeden
Türkiye'de satışa sunulamaz. Aynı şey kredi kartları için
kullanılan POS cihazları için de geçerli. Sayısal imza amaçlı
kullanılacak olan akıllı kart için de geçerli. Dünyada yüzlerce
akıllı kart üreticisi var ama sayısal imza için akıllı kart işine
giren ve gerekli testlerden geçen işletme sayısı iki elin
parmaklarını bulmuyor.
Yani güvenebileceğiniz bir güvenlik tesis etmek isterseniz çok
para harcamanız gerekiyor.
Öte yandan Google Wallet ve benzeri uygulamaları tamamen
yazılımsal temele dayandırmak önemli bir risk. Çünkü GSM veya POS
cihazları gibi sistemler genel olarak kapalı devre olduğu için
riskleri sınırlamak ve dar alandaki risklere odaklanmak mümkün.
Yazılım işine girince, hele mobil dünyaya girince riskleri
sınırlama kabiliyeti düşüyor. RFID temelli NFC cihazlarının ise
çok sayıda güvenlik sorunu var.
Yazılımsal herhangi bir API kullandığınız zaman, o API'nin tüm alt
katmanlarında herşeyin düzgün olduğuna inanmak zorundasınız. Yani
varsayılan bir güven ilişkisi var. Kanıtlanabilir bir güven
ilişkisi tesis etmek için ise bir yöntem yok. Mevcut durumda DRM
veya benzeri mekanizmaların güvenliğinin şüphe götürür olması da
bu nedenledir. Çünkü güven ilişkisini kanıtlamak için (bilimsel
doğrulanabilirlik veya yanlışlanamazlık üzerine kurulu) bir
mekanizmaya sahip değiliz.
Örneğin Java'da bir sürü güvenlik alt yapısı var; ama güvenilirlik
alt yapısı henüz yok. Benim de (kendi çapımda) üyesi olduğum bir
standart komitesi daha yeni oylamaya soktu. Bu arada standart
geliştirilmesi yaklaşık 6 sene sürdü. Ayrıca referans API de şu an
için mobil sistemleri hedeflemiyor çünkü varsaydığımız donanım
mimarileri mobil cihazlarda yok.
Güvenlik konusunda en ileri diyebileceğimiz Java platformunda dahi
güvenilirlik konusu önümüzdeki 5-10 yıl içinde ancak yaygın
kullanıma girecek. Android'in Java'yla paralel gitmesi bu açıdan
umut verici. Ama bugünü konuşuyorsak daldaki kuştan bahsediyoruz,
eldekinden değil.
Dolayısı ile şimdilik Android veya başka bir yerdeki DRM API'nize
veya o API'nin güvendiği bir alt yapıya dönük başarılı bir saldırı
olduğu zaman açıkçası ruhunuz duymayacak. Şimdilik radar örneğinde
olduğu gibi idareten kullanıyoruz. Bunu peşinen kabul etmek gerekli.
Mobil dünya derken özellikle ARM temelli düşünüyorum. Bunun çok
çeşitli nedenleri var. Saysam bitmez. Ama güvenllik açısından
üstün nitelikli bir platform olduğunu iddia etmekte sakınca
yoktur. ARM'ın özellikle Cortex serilerinden sonra ortaya çıkan
belirli güvenlik özellikleri önemli bir adım; ancak hala güvenilir
olmak için gereken teorik koşulları eksiksiz sağlamıyor.
Snapdragon Windows'u ARM'da çalıştırma iddiası ile medyada yer
almakla birlikte, benim tartıştığım konuda yeni bir şey getirmiyor.
Öte yandan DRM'in müşterisi olan işletmeler çok muhafazakar.
Fiziki olarak kontrol altına alamadıkları platformlar konusunda
çok rahatsız oluyorlar. Bunun iktisadi sebepleri ortada. O zaman
DRM'in pratikteki kullanım alanı daha uzun bir süre için sınırlı
kalacaktır demek sağlam bir iddiadır.
Bir diğer problem de şu. Android'e bu tür güvenlik özelliklerini
eklemek isteyenlerin GPLv3 ile sorunu olacak. Çünkü bir çok kritik
bileşen GPLv3 ile lisanslı ve bu lisans bu tür özellikler için
kullanımı (DRM'i öneren düşünce biçiminden farklı bir düşünce
biçiminin ilkeleri gereği) açıkça reddediyor. GPLv2 olsa sorun
yok. Bu durumda ya Android önemli miktarda kodun tekrar
yazılmasını gerektirecek yada mahkemelerde çok kavga olacak.
Bunlar da işi yavaşlatacaktır.
Sanırım bu kadar uzun uzun yazmamdan nasıl olup da (ekip olarak)
1.000 slayt (sayfa değil) yazdığımızı anlamışsınızdır.
Sevgiler,
Bora.
On 26.11.2011 21:58, Ali Utku Selen wrote:
Valla ben sizin epostanıza cevap yazmıştım, Mucip cevap yazınca
yanlış yazdığımı hatta sadece direk ona yazdığımı düşündüm - ki
android/gmail'den cevap yazmıştım. Şimdi Gmail/Web'den bakıyorum,
ve bana herşey beklediğim gibi gözüküyor. Ben mesajı sizin
mesajınızdan sonra yazmışım ama Mucip cevap vermiş.
DRM konusuna gelince hala ne demek istediğinizi anlayamıyorum.
Yani donanım desteği olmadan güvenlik olmaz mı demek
istiyorsunuz? Mükemmel güvenlikli birşey mi olmaz mı demek
istiyorsunuz?
Kendi fikrimi söyleyeyim sanırım daha kolay anlaşılır - mesela
bakın ps3 çok güçlü bir ortamdır ama bazı anahtarları
sızdırdıkları için konsola dışarıdan giriş mümkün olmuştur. Xbox
yine güçlü bir ortamdır fakat dvd sürücülerin firmwareleri
değiştirilerek konsola kandırmak mümkündür.
Basit sim kartınız neredeyse hiç elektrik harcamaz ama yeni nesil
sim kartlarının bilindik bir güvenlik açığını biliyor musunuz?
Bakın şimdi android'in yeni sürümünde (icecream) NFC'yi çok önde
tutuyorlar ve Google Wallet adlı bir ödeme sistemini
yaygınlaştırmaya çalışıyorlar ve bu cihazların içinde genelde bir
"SECURE ELEMENT" (dışarıdan müdahelenin çok zor olduğu güvenlikli
bir saklama alanı) bulunur. Bu donanımların hepsini bir akıllı
kart ya da benzeri olarak tasarlamak mümkündür. Yani ortada özel
güç gerektiren (elektrik ya da işlemci gücü) bir şey yok.
Düz DRM'e gelirsek android üzerinde zaten bunun için bir çatı
bulunmakta
http://developer.android.com/reference/android/drm/package-summary.html
Yani bu tür cihazlarda bu mümkün.
Belki mobil/gömülü diyince siz hala 8bitlik bir dünya hayal
ediyorsunuz.
Bu arada 1000 sayfa konusu da çok ilginç, siz öyle yazınca gittim
baktım amazona Bruce Schneier'in bile 1000 sayfalık kitabı yok :)
Son olarak mobil platformların son geldiği noktayı merak edenler için
http://www.qualcomm.com/documents/snapdragon-s4-architecture
Bu cihazla çalışmış biri olarak toplu iğne başı kadar bir SoC'un
28nm, oldukça uzun pil ömrü olacağına eminim.
2011/11/26 Bora Güngören <[email protected]
<mailto:[email protected]>>
Merhaba,
Alınıtı benim yanıtımdan yapıldığına göre aslında benim
epostama yanıt yazsanız daha doğru olurdu.
Şimdi şöyle bir durum var ki, yazılımcı camiamızın hemen
hemen tamamı için arkada tüketilen kaynaklar artık önemsiz
bir detay. Bu yazılım dünyası için güzel bir durum olmakla
birlikte, kaynakların oluşturabileceği kısıtlar hiç bir zaman
ortadan kaybolmuyor.
Mesela cep telefonundan eposta almak yollamak güzel ama üç
beş kelimelik kısa mesajlardan fazlası için arayüz yetersiz
hale geliyor. :) Aynı şey bazı güvenlik API'lerinin dayandığı
donanımlar için de geçerli.
Güvenlik amaçlı donanımsal özelliklerin daima (yada genelde)
aktif kalan elektriksel devre bileşenleri olmak zorunda. Bu
da prize bağlı olmayan, pille çalışan cihazlar için önemli
sorunlar getiriyor. Güvenli ama şarj süresi kat kat azalan
bir cep telefonu yada tablet bilgisayar ister miydiniz? Bu
tür cihazların pazarlanması zorlaşıyor. Pazarlanması zor
olunca da üreticiler fazla kasmıyorlar. Zaten piyasadaki
tablet bilgisayarların donanım tasarımlarına bakınca ucuza
temin edilenlerde güvenlik özellikli donanımsal özellik
göremiyorum. Pahalı olanlarda da çok kısıtlı olarak var.
Dolayısı ile harcıalem bir tablet bilgisayar üzerine başarılı
bir DRM uygulaması kurmak şu an için mümkün değil. Farklı ve
kısmen başarılı yazılım çözümleri mümkün ve şimdilik risk
azaltmak adına bunlara güveniliyor. Amazon Kindle gibi özel
tasarım cihazlarda yazılım alt yapısına müdahale etme şansı
kalmasa da bunların birim maliyetleri yüksek olduğu için
bizzat Amazon dahi riskleri kabul etmek zorunda kaldı.
Bu konuları uzun uzadıya anlatmak mümkün ama bu konuda
zamanında yazdığımız lisans üstü ders notlarının özet olarak
1.000 slaydı geçtiğini hatırlayınca, açıkçası eposta
listesinden çok bir yüksek lisans dersinin tartışma ortamı
olacağını görüyorum.
Sevgiler,
Bora.
On 26.11.2011 13:02, Ali Utku Selen wrote:
Pardon, cep telefonundan yazmaya çalışmıştım.
Şunu merak ediyorum
"
Yüksek güvenlik özellikleri için gereken donanımlar, önemli
oranda elektrik tüketen donanımlar olduğu için mobil
cihazlar için zorluklar yaratıyor. 2005-2008 arasında Open
Mobile Association (OMA) bu konuda önemli çalışmaları
yönlendirdi ve düşük elektrik tüketimli donanımlar veya pil
teknolojisinde büyük gelişme olmaksızın bu işin sıkıntıda
olacağı görüldü. Raporları benim de bir projede birlikte
çalıştığım küçük bir ekip yazmıştı; doğrudan olmasa da
dolaylı olarak işin içindeydim.
"
_______________________________________________
Linux-programlama mailing list
[email protected]
<mailto:[email protected]>
https://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-programlama
Liste kurallari: http://liste.linux.org.tr/kurallar.php
_______________________________________________
Linux-programlama mailing list
[email protected]
<mailto:[email protected]>
https://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-programlama
Liste kurallari:http://liste.linux.org.tr/kurallar.php
_______________________________________________
Linux-programlama mailing list
[email protected]
<mailto:[email protected]>
https://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-programlama
Liste kurallari: http://liste.linux.org.tr/kurallar.php
_______________________________________________
Linux-programlama mailing list
[email protected]
https://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-programlama
Liste kurallari: http://liste.linux.org.tr/kurallar.php
_______________________________________________
Linux-programlama mailing list
[email protected]
https://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-programlama
Liste kurallari: http://liste.linux.org.tr/kurallar.php