http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/10821799.asp adresinde birkaç günlük
bir haber var.

Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Doç. Dr. Abdurrahman Çelik bazı
açıklamalarda bulunmuş. İndirdiğimiz her şey takip altına alınacakmış, önce
uyaracaklarmış, sonra tepemize bineceklermiş.

Üç gündür Internet sitelerini takip ediyorum, yorumları okuyorum, hiçbirinin
elle tutulur bir yanı yok. Kimisi rar'ladığım paketlere şifre koyarım, kimse
ne olduğunu bilemez; kimisi o teknoloji yok ki... modunda takılıyor. Kızgın
yazılar vb. argümanlar var. Ama Türkiye'de alışageldiğimiz süreç gene
işliyor. Kızgın Internet kullanıcıları, kahve köşesinde memleketi kurtaran
adamlardan pek farklı davranmıyorlar. İş sadece lâfta kalıyor.

Ben bir vatandaşım ve kurumlar benim mahremiyetime saygı göstermek
zorundadır. Mesela polisin evinize gelip, "Biz ne olur ne olmaz, evinize bir
kamera yerleştirelim, bakarsınız suç işlersiniz..." demesini mantığınız
kabul ediyor mu? Bence Kültür Bakanlığı'nın yaptığı işlemin bundan hiçbir
farkı yok. "Biz n'olur, n'olmaz sizin her hareketinizi izliyoruz...
Bakarsınız sakıncalı bir şey yaparsınız..." şeklinde davranıyorlar. İşin
kötüsü, bu topladıkları bilgiyi kim nasıl muhafaza edecek, kimler
erişebilecek gibi hiçbir hayati bilgi yok. Yarın öbür gün kritik bir konum
için mücadele verirken, "Bu adam porno müptelası, alın log kayıtlarını
inceleyin" diye birileri karşınıza çıkabilir. Ya da neler yapmış, kimlerle
yazışmışsınız diye hakkınızda kişisel her türlü bilginin toplanacağını ve
bunun nelere yol açacağını, başka başka senaryolarla düşünün.

Youtube geçen sene kapatıldı. Hiçbirimiz inanamadık, feryat figan, itiraz
ettik. Bazıları umursamadı, proxy, DNS üzerine akıl verdi. Ama bunların
hiçbiri bir çözüm değildi. Şimdi kişisel mahremiyetimiz gidiyor, ve sağda
solda, "o kadar kolaysa izlesinler" görüşü yine hakim. Ben bunu tekrar
yaşamak istemiyorum. Çünkü kasıla kasıla nasıl olsa bize bir şey olmaz
mantığıyla, bir yere gelemiyoruz. Sinirli yazılarla da bir şey elde
edemiyoruz.

Geçen sene Haziran ayında Yargıtay, Jandarma'nın bütün ülkeyi sınırsız
dinleme talebini reddetti. (Gerçi sonra araya Adalet Bakanlığı girdi, başka
olaylar gerçekleşti.) Diyorum ki, biz Kültür ve Turizm bakanlığına LKD
olarak bir dava açsak... En azından tepkimizi gerçek anlamda ortaya
koysak... Böyle bir şeye ne dersiniz?

Gerçi iki itiraz noktası geleceğine inanıyorum:
1. LKD'nin görev tanımı içinde böyle bir şey bulunmuyor.
2. Biz ne yapabiliriz ki?

Bunlara açıklık getireyim:
1. Dünyada Özgür Yazılım hareketini yürüten diğer kurumların DRM vb.
konulardaki tutumlarını takip ediyorsanız, Özgür Yazılım'ın sadece Linux
tanıtımıyla sınırlı olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Ayrıca dernek tüzüğünü
de incelerseniz, aşağıdaki maddeler konuyla ilgili:

2.b. LİS ve Özgür Yazılım (ÖY) felsefesinin Türkiye'de tanıtılmasını ve
yaygınlaştırılmasını sağlamak
2.j. Bilgi Teknolojileri alanında ulusal ve uluslar arası tekellerin
oluşmasına engel olmaya çalışmak

2. Wordpress'in nasıl kapatıldığını herkes biliyordur. Ama kim tarafından ve
nasıl açıldığını biliyor musunuz? Sedat Kapanoğlu (Ek$i sozluk'un kurucusu
ssg), "Wordpress'te sitem var; insanlar giremediklerinden zarar ediyorum"
şeklinde dava açtı.

Yazdıklarımın ciddi olarak düşünülmesi dileğiyle... İyi çalışmalar,

Çağatay ÇEBİ

-- 
http://www.cagataycebi.com
_______________________________________________
Linux-sohbet mailing list
[email protected]
http://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-sohbet

Cevap