Fatih Projesi Katılımcı bir şekilde hayata geçirilmedir

Ülkemiz gündeminde bir yıldır FATİH (Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi 
İlerletme Hareketi) projesi vardır.  FATİH, MEB'in okullardaki bilgi 
teknolojisi kullanımını bir ileri düzeye  götürme projesidir. Proje 3 yıllık 
bir süreçte tüm okullardaki İnternet altyapısını yenilemek, tüm sınıfları 
etkileşimli tahta ile donatmak ve her sınıfa/öğretmene bir dizüstü bilgisayar  
vermeyi hedeflemiş, bu daha sonra her öğrenciye e-kitabı (z-kitabı) destekleyen 
bir cihaza, bir tableti vermeye dönüşmüştür. Projeyi koordine etme görevi 
Tübitak'a verilmiştir.  Bu ülkemiz için çok önemli bir projedir. 
Başarılı olduğu takdirde ülkemize ciddi katkıları olacaktır: bilişimi etkin 
kullanan kuşaklar, daha eğitimli kuşaklar, bilişim insan kaynağı zenginliği ve 
ülkemizde bilişim sektörün gelişmesine önemli katkıda bulunacak, ülkemizin 
Bilgi Toplumuna yönelmesine önemli bir ivme verecektir. Bu projeyi başarılı bir 
şekilde hayata geçirmek hepimizin; başta MEB ve Tübitak olarak kamu, 
üniversiteler,  bilişim ve eğitim sektörleri, ilgili STK'lar ve yurttaşların 
ortak sorumluğu ve görevidir. Bu nedenle, Fatih projesinin tüm paydaşların 
katılımı ile, saydam, planlı ve bilimsel bir şekilde hayata geçirilmesi 
gerekir. 
En önemlisi de “Bilgisayar Destekli Eğitim” adı altında ülkemizde yaşadığımız 
önceki deneyler ve uygulamalardan edindiğimiz deneyimlerden ve başka ülkelerin 
deneyimlerinden yararlanmalıyız.  Süreç, plan ve programlar, ortak akımızı 
ortaya çıkartmak için açık ortamlarda tüm paydaşların katılımı ile 
tartışılmalıdır.  Biz İnternet Teknolojileri Derneği olarak 16. İnternet 
Konferansında (inet-tr) Fatih Projesine geniş yer vereceğiz.

 Bilgi ve Bilişim teknolojilerindeki  gelişmeler, İnternetle somutlaşmış, mobil 
teknolojiler ile yaşamın tüm boyutlarını değiştirmeye başlamıştır. Dünya yeni 
bir toplum biçimi olarak Bilgi Toplumuna yönelmiştir. Ülkemizde 2006-2010'u 
kapsayan “Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı”nı hazırlamış,  kısmen hayata 
geçirmiş, yenisini hazırlama sürecindedir. Bu değişim yakınsama, mobil 
teknolojiler,  ve sosyal ağlarla kamu yönetimi, siyasal katılım, halkla 
ilişkiler gibi alanları yeniden tanımlamaya başlamıştır.  
Bunlara paralel olarak da  eğitim alanında ciddi arayışlara girilmiştir. 
Bilişim eğitimi ve  eğitimde bilişim sürekli bir inceleme, araştırma ve deney 
konusu olmuştur. Bu deneylerden birinde dünyanın farklı yerlerinde eğitim 
içeriğiyle yüklü  dizüstü bilgisayarlar öğrencilere verilmiş, yanında taşıması 
ve eve götürmesi söylenmiştir. Bunun sonucunda öğrencinin motivasyonunda olumlu 
bir gelişme olmuş, ve  bilgisayarın internete çıkabilmesi nedeniyle  ailenin 
dünyaya bakışında bir değişme gözlenmiştir. 
Bunun sonucunda  “100$'lık  dizüstü bilgisayar”  projesi başlamış, daha sonra  
“Her Çocuğa bir Dizüstü” projesine dönüşmüştür. Proje istenilen hızda olmasa da 
yürümekte, Hindistan da 35$'lık  Tablet projesine dönmüştür. Bu nedenle iyi 
düşünülmüş, planlanmış ve hayata geçmiş Fatih projesi ülkemiz için yararlıdır.  
 Ama özellikle öğretim tasarımı boyutuna en az donanım için harcanan düşünce, 
enerji ve kaynak harcanacaksa.

Fatih projesi maliyeti yüksek bir projedir. Bu tür projeler yüksek risk içeren 
projelerdir; başarısız olma ihtimali ciddidir.     Bu tür projele  aşamalı 
olarak, kapsamlı araştırmalar, pilot uygulamalar  sonrasında  hayata 
geçirilmelidir.  Donanım ve yazılımlar  sürekli gelişmektedir. Bu nedenle  
farklılıklar kaçınılmaz olacaktır. Pilot aşamasında  farklı seçenekler ve 
platformlar planlı bir şekilde denenmelidir.  Farklı  firmaların seçenekleri,  
firma ve MEB katkısıyla,  bağımsız bilimsel kurulların denetiminde yeterli 
uzunlukta ve kapsamda bilimsel olarak denenmeli, sonuçlar açık ortamlarda 
tartışılmalıdır.  
Bir büyük projenin başarısı için proje maliyetinin önemli bir  kısmı araştırma 
ve geliştirmeye  ayrılmalıdır. Ülkemizin  eğitimde Bilgi Teknolojileri Kullanım 
stratejisi ortaya konmalı ve eğitim stratejisi ve Bilgi Teknolojileri 
stratejisi uyumlu olmalıdır. Fatih projesinin  donanım boyutu  göreceli en 
kolay boyutudur. Öğretmenlerin eğitimi ve kazanılması, müfredatın yeni  
teknolojilere uyarlanması, içeriğin hazırlanması, öğretim tasarımının 
dikkatlice yapılması, yeni  teknolojilerin istediği özgürlük ve iş birliği 
ortamının oluşturulması işin en kritik boyutlarıdır.  
Ülkemiz ilkokullarında yetersiz bir “Bilgisayar Eğitimi” başlamış, ama daha 
sonra bu seçmeli bir ders haline gelmiştir. Yine  seçmeli olarak “Medya 
Okuryazarlığı” dersi sunulmuştur. Fatih Projesi başında Laboratuvarların 
kaldırılacağı söylenmişti. Benzeri bir şekilde Bilgisayar/Bilişim öğretmenlerin 
atanmasında isteksiz davranılmıştır.  Bilişim eğitimi ciddiye alınmalıdır; 
sadece bilişim okuryazarlığı ile yetinilmemeli, işin temelleri, güvenlik, etik 
ve estetik boyutu öğretilmeli, içselleştirilmesi sağlanmalıdır. ABD'de  saygın 
meslek kuruluşu ACM, lise fen kolundan mezun bir öğrencinin 6 bilgisayar dersi  
almasını önermektedir.  Bu dersler bilişim kültürünün yanında bilişim 
sistemleri, programlamanın temelleri, ağ ve veritabanın temellerini 
içermelidir. 
Bilişim/Medya/Bilgi okuryazarlığı yeniden  tanımlanmalı, araçların ötesinde 
düşünce ve alışkanlık düzeyinde içselleştirmeyi hedeflemelidir. Öğrencinin  
okuduğundan bir anlam çıkartabilmesi,  ve okuduğunun doğruluğunu tartabilmeyi 
öğrenmesi hayati önemdedir. Öğretmenlerin eğitilmesi, kazanılması, bu 
teknolojileri benimseyerek, gönül rahatlığı ile kullanması sağlanmalıdır; bu 
ise ciddi  bir iştir; çok hızlı yapılamaz. İnternet farklılığı, çeşitliliği ve 
çok kültürlülüğü  temsil etmektedir. 
Müfredatın bir çerçeve ile yetinmesi, öğretmene ve öğrenciye farklı olabilme 
esnekliğini ve özgürlüğünü tanımalıdır. Mevcut kitapların elektronik ortama 
aktarılması, yani z-kitap,  arzulanan e-kitap olmayacaktır. Teknolojiyi ve 
eğitimi anlayan, işin felsefesini iyi bilen uzmanlar  e-kitapları yeniden  
tasarlamalıdır.  Öğretmenler, internetde buldukları öğrenme nesnelerini, açık 
öğrenme malzemelerini rahatça kullanma ve onları geliştirme ve paylaşma 
özgürlüğüne ve ortamına sahip olmalıdır.  İnternet ortamında bu ilkelerle 
tasarlanmamış ve uygulamaya geçmemiş her düzeydeki “öğrenme” ortamının ve 
programının, eski paradigmayı destekleyen yani hala merkezi bir kaynaktan bilgi 
yüklemesi yapmaya çabalayan uygulamaları ezip geçtiğini ve onları birer birer 
yok ettiğini görmekteyiz.


Ayrıca uygulanacak programın sürdürülebilirliği de daha en baştan “ana 
uygulayıcıları” yani “öğretmenleri” işin içine çekerek sağlanabilir. Donanım 
gereksinimlerinin belirlenmesi, MEB müfredat kazanımlarının düzenlenmesi, yeni 
ders senaryolarının oluşturulması, ancak bundan sonra hiç değilse eş güdümlü 
yapılması gereken tablet üzerine konacak malzemenin seçimi ve tasarımı, sınıfta 
uygulama şartları, ödevler, sınavlar, bakım, onarım.. vb. Öğretmenlerin bütün 
bu adımların her birinde yer almaması baştan projemizi kendi kendimize sabote 
etmemiz anlamına gelir.  Bütün dünyadaki örnekleriyle araştırmalar “yukarıdan 
aşağıya” gelen en anlamlı ve etkileyici görünen “eğitim reformlarının” bile 
öğretmenleri bu biçimde işin içine dahil etmezsek onlar tarafından haklı 
gerekçelerle sabote edildiğini gösteriyor. 
Tüm süreci yönetecek çeşitli Bilimsel Kurullar oluşturulmalı, sonuçlar açık 
ortamlarda tartışılmalı ve kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Buna özen gösterilmezse, 
sadece milyarlar heba olmaz, Türkiye ciddi zaman kaybeder, ve her birlikte  
hayal kırıklığı yaşarız.  İlgili tüm paydaşları, Üniversiteler, Bilişim ve 
Eğitim STK'ları, uzmanlar, özel sektör, kamu, öğretmen, öğrenci ve velileri bu 
projeyi sağlıklı bir şekilde hayata geçirmek için çaba harcamaya davet 
ediyoruz. Hep birlikte, katılımcı, saydam ve bilimsel bir şekilde FATİH 
projesini hayata geçirebiliriz.
 

-- 
CE'70 Math/OR'74
Mustafa Akgul <[email protected]>
_______________________________________________
Linux-sohbet mailing list
[email protected]
https://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-sohbet
Liste kurallari: http://liste.linux.org.tr/kurallar.php

Cevap