*Tarihi kaynaklarda Oğuz Kağan!*
**
**
**
Destan özelliğinde olan kaynaklarda ise, E. Bahadır Han, Reşidüddin, ve
Beyzavi'nin kayıtlarında M. Ö. bin yıllarında Oğuz Kağan'ı M. Ö. İskitler
devrinde ve İskitlerin başbuğu olarak M. Ö. 625 yılında öldürüldüğünü
gördük.
[image: oguz kagan kimdir tarihi kaynaklar turk dunyasi]











(Afrasyab Destanı) Destan özelliğinde olan kaynaklarda ise, E. Bahadır Han,
Reşidüddin, ve Beyzavi'nin kayıtlarında M. Ö. bin yıllarında yaşamış olarak
gösteriliyor. Reşidüddin Oğuz Kağan'ı kendinden (1310) iki bin yıl önce
yaşamış olarak kabul etmekle, M. Ö. 700 yıllarına götürmektedir. Bu tarih
İskitlerin İran üzerinden inerek Ön Asya'ya buyruk oldukları döneme rastlar.
Reşidüddin'in eski İsrail ananelerini çok iyi bildiğinden, söyledikleri
doğru olabilir. (Z.Velidi Togan, Oğuz Destanı, 128, İst. 1972) Sakaların
Ortadoğu'ya ve İran'a M. Ö. 7. y.y. da buyruk oluşları, Oğuz Kağan
destanının tarih kaynağını hazırlamıştır.

Oğuz Kağan'ın teşkilatında asıl budun olarak Uygurlar yer alıyor. Uygur,
Göktürk, Hun ve Karluk boylarının da Tiklerden geldiklerini ve bunların
çeşitli kaynaklarda SAKA adı ile anıldıkları da bilniyor. Oğuz Kağan, Alp Er
Tunga, Afrasyab ve Uygurların destan ve tarih kaynakları gösteriyor ki, Oğuz
Kağan'ın Asya'ya buyruk oluşu, Sakaların Asya'ya buyruk oluşlarına özellik
ve yapı bakımından uygundur.

Oğuz Kağan destanında, Uygurların yanı sıra yer alan Karluk, Kanglı, Kıpçak,
Kalaç (Halaç)lar, (Beşuygur)ın M. Ö. 7. y.y. da Asya'ya buyruk olan Sakalar
topluluğunda asıl unsur şeklinde, Asya'nın geniş illeri üzerinde tarih
izleri meydana çıkan boylar olarak görülüyorları.(a.g.e, 145) Destan
özelliğini taşıyan kayıtlarda, E. Bahadır Han, Reşidüddin, Beyzavi, Dagigi
ve Esedi Tusi Oğuz Kağan'ı, M. Ö. 1000 ile 3000 yılları arasında yaşamış
olarak göstermektedirler. Ebülgazi Bahadır Han yazılı ve sözlü gelenekleri
kaynak edinerek yazdığı Şecere-i terakime'de Oğuz'u İran padişahı Keyümers'e
çağdaş olarak göstererek 116 yıl, Uygur, Karluk, Kıpçak, Kalaç ve Kanglılara
kağanlık yaptığını anlatırken, Reşidüddin 100 yıl, Ebubekr Tahrani 60 yıl
kağanlık yaptığını kaydederler. (Ebulgazi Bahadır Han, Şecere-i Terakime 55
-Kononof Neşri-; Ebubekir Tehrani, Kitab-ı Diyarbekriyye, 24-25). Deguignes,
ise Doğu kaynaklarına dayanarak M.Ö. 2000 yıllarında buyruk olduğunu kabul
etmektedir. (Deguignes, c.1, 175)

Uygurca destanda, Oğuz Kağan'ın ordası olarak Yedisu, TaIas ve Sayram illeri
gösteriliyor. (Z.Velidi Togan, Oğuz Destanı, 89, İst.1972) Oğuz Kağan
buradan hareketle Amu su­yunu geçmiş ve İran üzerine yürümüştür. Bu durum
Ebulgazi Bahadır Han tarafından şöyle anlatılıyor:

"Oğuz Han Talas'dan geçip, Semerkand ve Buhara'ya gelip, Amu suyundan geçip
Horasan'a vardı. O zaman İran yurdunda iyi padişah yok idi. Keyhümers
ölmüştü, Huşink'i henüz padişah yapmıyorlardı. Öyle zamana Araplar,
mülükü'l-tavayif der. Manası her bir ilde bir töre demektir. Türkler öyle
zamana «ev başına KARA HAN» derler. Manası her evde kara kişi bir han
olmuştur her eve bir han demektir. O vakit İran yurdu böyle idi. Oğuz Han
Horasan'ı aldı, oradan geçip İran'ı, Acem'i ve Irak-ı Arab'ı ve Azerbaycan'ı
ve Ermen ve Şam'ı ve Mısır'a kadar aldı. Bu söylenen vilayetlerin çoğunu
savaşıp ve hepsini tabi kılıp kendisine bağladı."(Z.Velidi Togan, Oğuz
Destanı, 51, İst.1972) Bu olaylar Uygurca destanda farklı ayrıntılar içinde,
fakat asıl konu değişmeden işleniyor. Bahadır Han'ın kaydı ile, Oğuz Şam'da
bulunduğu yıllarda, oğulları tarafından çölde altun yay ve gümüş oklar
bulunur. Uygurca destanda ise Suriye'yi ele geçirdikten sonra (Şam'ın
Suriye'de bulunduğuna dikkat edelim) Suriye'nin güneyinde çok sıcak ve
halkının yüzünün rengi de kapkara olan bu ülkenin sahibi Masar (MISIR)
Kağanla savaşır ve Masar Kağan'ı mağlup eder. Bu tariften Masar Kağan'ın
Mısır olduğu açıkça anlaşılıyor. Bu gelişme Reşidüddin'de aynen
kaydedilmiştir. (Z.Velidi Togan, On Mübarek Şah Guhri, Belleten VI, 855)
Firdevsi'nin Şehname'sinde ise Turan Başbuğu Afrasyab, Nevrez ve Keyhüsrev
devrinde İran'ı baştan başa ele geçirmiş ve İran tahtına oturmuş, hatta
İran'ı Arapların istilasından kurtarmış olarak anlatılıyor (bk. Afrasyab
destanı özeti). Oğuz Kağan, Atil, Derbent, Mugan yolu ile İran'a ve diğer
Orta-Doğu ülkelerine gelerek savaşlarını tamamladıktan sonra Demavend ve
Nişabur yolu ile ülkesine döner. Firdevsi'de, Oğuz destanına çok yakın
olarak, Afrasyab'ın aynı yoldan Mugan ve İran'a geldiğini ve Damdan ve
Demavent yolu ile Turan'a döndüğünü kaydeder. Destanlarda yer alan bu
aynilik, aynı tarihi olayın ve Türk destanlarına işlenmiş olduğunu anlatır.

İran-Turan savaşlarında Afrasyab'ın yurdu olarak Ceyhun'un doğusu
gösteriliyor. İranlılar, hep Ceyhun'un üzerinden Turan ülkesine saldırırlar.
Bu saldırılara karşı koyarken, Afrasyab'ın buyruğunda görülen ve Şehname'de
padişah ünvanı ile kaydedilen pehlivanlar Oğuz Kağan'ın buyruğundaki boy
beyleri olmalıdır. Yine İran-Turan arasında gelişen savaşların coğrafyası,
Oğuz destanında görülen coğrafyayı vermektedir. Afrasyab'ın, Şehname'ye göre
buyruk olduğu ülkeler ise Oğuz Kağan'ın buyruk olduğu ülkelerdir.

Oğuz Kağan'ın buyruğu ile vergileri toplamak üzere görevlendir­diği,
kumandanlarından Piran, Maveraünnehir bölgesini, Türkistan'ı, Tibet'i, Çin
ve Hindistan'ı, kuzey ülkelerini, Afganistan bölgesini, Sar­has'ı dolaşır.
Bu coğrafya Oğuz Kağan destanında yer alan coğrafyanın kendisidir. Elle
tutulur vaziyette görülen bu destanlar aynı kay­naktan beslenmiş
olmalıdırlar. Şehname'de görülen Afrasyab'la ilgili anıları, Samanoğulları
ve Gaznelilerin buyruk oldukları yerlerde ya­şayan Türklerden olduğu gibi,
alınmış olması muhtemeldir. Firdevsi'­nin ve ondan önce Şehname'ye başlamış
olan Dakiki'nin (6. yüzyıl) de ay­nı kaynaklardan faydalandığını
düşünebiliriz. Gazneli Mahmud'un ordusunda genel olarak asıl gücü meydana
getiren Kalaç ve Karlukların varlığı da bu sebepten olmalıdır.

M. Ö. ki Türk ve İran tarihini incelediğimizde, destanlardaki olayların
tarih kaynaklarını bulmak mümkündür. Türk tarihinin etkisi altında kalan
İran, Çin ve Hind kaynakları, M. Ö. 3. y. y. da Asya'ya buyruk olan Hunları
Saka boylarından gelmiş olarak gösteriyorlar. (Fahrettin Kırzıoğlu, Kars
Tarihi, 23). Bazı arkeolojik kalıntılar da bunu doğrulamaktadır. Rus
tarihçile­rinden S. V. Kilev'in "Togar" adlı yerde bulunan KOÇ heykellerinin
ve heykellerin bulunduğu mezarların M. Ö. bu bölgede 7. y.y. da yaşamış
İskitlerden kalmış olduğunu, Güney Sibirya. tarihi adlı ese­rinde
.göstermiştir. (Heredot, Heredot Tarihi, 168). Bilhassa Hunlarda Totem olan
koyun-koç, heykellerinin Hun boylarına ait mezarlarda çokça bulunduğunu
düşünürsek, İskit-Sakalarla Hunlar arasındaki bağlantıyı izah etmesi
yönün­den faydalı olur. Hatta Kültigin Barkı'nın giriş kapısında iki yanda
bu­lunan koç heykellerinin de bu Saka-Hun-Göktürk bağlantısını anlatmış
olabilir. Böylece İskit-Saka tarih anılarının Oğuz destanını şekillendirmiş
olması mümkündür. Heredot İskitlerin İran'dan çekilişlerini anlatır­ken;
yurtlarına, Asya'ya döndüklerini kaydeder.

Oğuz destanında yer alan bazı motiflerin izlerini bulabiliriz :
«Targitaus'un, Lopoksais, Arpoksais, ve Koloksals adında üç oğlu vardı.
Bunlar İskit ülkesini yönetiyorlardı. Bir gün gökten bir altun sapan, bir
altun boyunduruk, bir altun bardak düştü. Bu üç kutsal eşya büyük kardeşlere
ateş almış şekilde göründüğü için yanaşıp el süremediler, sahip olamadılar.
Küçük kardeş Kolaksais bu kutsal eş­yalara sahip oldu. Böylece diğer
kardaşlar onun ululuğunu kabul ede­rek, krallığa Kolaksais'i
geçirdiler.(a.g.e. 46). Bu üç kardaş soyundan gelen­ler ayrı ayrı Üç İskit
boyunu meydana getirdiler.»

Bu menşe efsanesinde görülen kutsal altın eşya, Oğuz destanında kardeşler
tarafından çölde bulunan altun yay, gümüş ok motiflerini hatırlatmaktadır.
Ayrıca üç kardeşten üç İskit boyunun türeyip ge­lişmesi de, Oğuz
teşkilatında görülen her erkek evlattan bir boyun tü­remiş olma geleneğini
hatırlatıyor.

I- İskitler, Hazar'ın doğusundan (Heredot'ta Kafkasları batı yanlarına
alarak) İran'ı ele geçirdikten sonra, Mısır'a kadar ilerlemişlerdir.
Protelhyes oğlu Madyas (Madova)ın başbuğluğunda 28 yıl bu ülkelere buyruk
olduktan sonra, İran hükümdarı Keykavus'un hileli bir davranışı sonunda,
bütün başbuğlarını kaybeden İskitler, İran üzerinden Asya'ya, ülkelerine
çekilmişlerdir.(Bahaeddin Ögel, İlk Töles (Tölös) Boyları, Belleten XII) Bu
İran-İskit savaşı Afrasyab destanında (Şehname'de) olduğu gibi, destan
özelliği içinde anlatılmıştır. Nevzer'in ölümünden sonra İran tahtını ele
geçiren Af­rasyab, Nevzer'den sonra başlayan uzun süreli savaşlar sonunda
İran'ı terk eden Afrasyab'la Zen arasında yapılan anlaşma ile Ceyhun nehri,
her iki budun arasında sınır kabul edilir (bk. Afrasyab destanı). Bu olay
İskitlerin İran ve Ortadoğu ülkelerini istila etmeleriyle uygunluk gösterir.

II - Şehname'de, II. Keyhüsrev devrinde İran ordusu TURAN ülkesini ele
geçirerek Afrasyab'ın ordasına kadar ilerlemiş ve onu doğuya çekilmeye
mecbur etmiştir. Şehname'de yer alan bu olay, tarihte 2. KURUS (549-525)
(Keyhüsrev) un Baktariyan Sakaları üzerine yürüdüğü, Maveraünnehir, Harzem
bölgesindeki Türkleri buyruğuna ala­rak, Ceyhun üzerinden İndüs boylarına
kadar ilerlemesinin, destana aksetmiş şeklidir.

III- Oğuz'un Çin ve Hindistan üzerine yapmış olduğu seferler ise,
kaynaklarını Saka (Uygur-Hun-Dingling) ların M. Ö. ki tarihlerinden almış
olmalıdır. M. Ö. V-IV. asırlarda Asya'ya zaman zaman buyruk oldukları
((a.g.e) ve bu dönemde Çin' e akınlar yaparak, bu ülkeyi talan ettiklerini
biliyoruz (a.g.e). Destanda, Oğuz'un, Uygurların kağanı olduktan sonra,
beylik verdiği Karluk, Kıpçak, Kalaç, Kanglılar Uygur topluluğu içinden
çıkmışlar, hatta H. Namık Orkun'un yayınladığı Oğuzname parçasında BEŞUYGUR
adı ile kaydedilmişlerdir.(Hüseyin Namık Orkun, Oğuzlara Dair, 18, Ank.
1935)

Bu boylar Asya Dingling boylarından gelmektedirler. 5. yüzyıldan önce
Uygurlar arasında mevcut bir alfabe ile yazılmış olan Oğuz destanı (Z.Velidi
Togan, Oğuz Destanı, 118, İst. 1972) normal olarak Uygurların tarih
anılarından bazı kalıntılar almış olmalıdır. M. Ö. 4. asırda Hazar'ın
batısına göçen Dingling boyları (Avrupa'da Atilla Hunları) arasında bulunan
Uygur ve Dinglinglerin bu bölge ile ilgili tarihleri, Oğuz'un Hazar'ın
kuzeyine yaptığı seferin izlerini vermektedir. Bunun yanı sıra, destanda yer
alan karanlık ülke ise İskitlerin bu ülkedeki yaşantılarından destana geçmiş
olmalıdır. Destanda varlığı doğuda gösterilen Altun Kağan'ın tarihi izini
bul­mak mümkün değildir. Fakat Saka (ÇU) destanında adı geçen, yine Ebubekir
Behtuşşi'nin gördüğü Oğuzname'de Altun Kağan destanın­dan söz etmesi,
muhtemelen doğuda Saka (Dingling) boylarından Al­tun Kağan adında birisinin
anısını vermiş olmalıdır.

Uygurca yazılmış destanın dışında Oğuz'un soy kütüğünü veren destanlarda,
NUH PEYGAMBER'in sekiz oğlundan birinin adı SAK­LAB, diğerinin ise RUS'dur.
(Deguignes, c.1, 175-176-177) Bu iki isimden Rus, Oğuz'a karşı .çıkan güçlü
bir düşmandır. SakIab ise Rus'un oğlu olup, Oğuz'un üstünlüğünü tanımış ve
ondan ad almıştır. Destanda Oğuz'la aynı çağda yaşa­mış olarak görülen Rus
ve SakIab, diğer kaynaklarda Hz. Nuh'un oğlu Türk'le kardeştirIer. Oğuz'dan
çok önce yaşamış olarak gösterilen bu iki şahısla ilgili olaylar, Hazar'ın
doğusuna göçen Asya Dinglingleri­nin (Attila Hunlarının) bu bölgedeki
soylarla yapmış oldukları çarpış­maların anıları destana geçmiş olabilir,

E. Bahadır Han, Reşidüddin ve Beyzavi'nin kayıtlarında HZ.Nuh'un oğlu
Yafes'e Hazar'ın kuzeyi, kuzey-doğu ülkeleriyle Türkistan'ın Hanlığı
verilir. Yasef'ten sonra yerine oğlu TÜRK geçer. Türk'ün buyruk olduğu
ülkeler genellikle İskitlerin yaşadığı veya sahip olduk­ları
ülkelerdir.Şehname'de ise Afrasyab bazen-Müthiş Türk lakabı ile de anılıyor,
(bk. Afrasyab özeti). Dedesinin adı ise TUR 'dur. Şehname'­de görülen TUR
ile TÜRK adları arasında bir menşe birliği vardır.(Z.Velidi Togan, Umumi
Türk Tarihine Giriş, Turan Bölümü, İst. 1946) Yafes ve Oğlu Türk'ün buyruk
oldukları ülkeler Hazar'ın kuzey ve do­ğusu, İtil boyları, Türkistan'ın
destanda yer alışı, İskitlerin bu Ülkele­re M. Ö. 8 ve 7. yüzyıllara kadar
buyruk oluşlarının anıları olmalıdır. Dikkat edilirse, İskit adı da bu
buduna Yunanlılar tarafından verilmiş­tir. (Heredot, Heredot Tarihi, 169,
1973). Asıl adlarının anlamını çözmek mümkün değildir. Heredot'un kaydı ile,
yukarıda da belirttiğimiz gibi, İskitlerin asıl vatanı ASYA'­dır. (Z.Velidi
Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, 170, İst.1946). İskitler Karadeniz'in
kuzeyine Kimmerleri takiben ve Arimas­pilerle olan mücadeleleri sonunda
gelmişlerdir.

« ... Göçebe çoban kabileler halinde Asya'da yaşayan İskitler Mas­sagetlerin
baskısı altında Kimmerya'ya doğru itilmişlerdir .... »

Arimaspialardan başlamak üzere İssedonları Arimaspialılar, İs­kitleri
İssedonlar ve Kimmerleri de İskitler Karadeniz sahillerine
at­mışlardır».(a.g.e. 400). Heredot'un İskit ve komşuları ile ilgili bu
kaydı onları Asya'nın budunu olarak gösteriyor. İskitlerin Orta Asya ve
Türkistan illerine buyruk olmuş boylarına ise Doğu kaynaklarında SAKA adı
verilmektedir . Çin tarihlerindeki TİK adı (M.Ö. 13. asır) Türkçeye
TERK/TÜRK olarak tercüme edilir. (a.g.e. 421) Bu TÜRK adı ile YASEF'in oğlu
TÜRK, Şehname'de Afrasyab'a ve­rilen MÜTHİŞ TÜRK lakabı arasında bir
bağlantı kurulabilir. Aynı kay­nak veya düşünceden gelmiş olabileceğini de
kabul edebiliriz.

Tanküan'da yapılan bir kazıda, 8. y.y. dan önce yazıldığı kabul edilen bir
kitabede SAKA (Khute-Brahma)lara ait boyların isimleri yazılı olarak
bulunmuştur, (a.g.e. 422) Bu listede, Tan-huang (Kumul) ve Kü­midh -Ballg
(Uyguristan) bölgesinde yaşamış Türk boylarının adları veriliyor. Bu
boylardan «Yağlapar, Başgurt, Börübör, Gorborlar Tölös (Dingling, Tik)
boylarıdır. 7. y.y.da Göktürk birliği içinde görülürler. Sırtarduş
boylarından olan «Sikar, Tugara, Eyübör, Çarığ, Yabutkör, Yalpagut boyları
arasında ve Karadağ'da yaşayan Yalpagut adı, önem taşıyor. Yine bu listede,
Sölmi'de yaşadıkları söylenen Bayırgu ile Cu­mul (Kumul) boyları da
veriliyor. Bayırgular, Ötüken kitabelerinde (Göktürk) sözü edilen
BAYIRKULAR'dır. Cumul (Kumullar) ise Oğuz boylarından biridir. Tarduş
boylarından olan TUĞRALAR, Göktürk kitabelerindeki TOKHAR'lar, olduğu gibi,
Şehname'de de TUHAR olarak kaydedilmiştir. Bu ad Dede Korkut'da ise DUHA
(Duha Kocaoğlu) olarak geçmekte ve destanlarda yer almaktadır. Çe­şitli
kaynaklarda sözü edilen «TUGARA=TOKHAR=TUHAR=DUHA» adının palatal şekli ise
«TÜKER» olup 24 Oğuz boyundan biridir. (a.g.e. 400)

Sırderya ile İrtiş nehirleri arasında yaşayan Dinglinglerin soyla­rı tarih
sahnesinde Uygur adı ile bilindikleri gibi yine bu boylar Gök­türklerin de
atalarıdır. Batı Göktürklerini meydana getiren «ON OK» lar ise Çin' in
kuzeyinden gelmiş ON KAM'ın (Şaman) soyları olarak rivayet ediliyor ki,
gerçekte, Çin'in yakınında oturan Dingling-Tölös (SAKA) boylarıdır. Çin'in
kuzeyindeki bu SAKA boyları yerlerinden göçle Orta Tiyanşan'a gelmiş ve
burada yerleşmişlerdir. Daha sonra Batı Göktürklerin kurucusu olan «ON OK»
lar bunların devamıdır. (a.g.e. 401) M. Ö. 593 olaylarında, Dingling
boylarından bir kısmı TOKSİN adı ile kaydediliyor. (H.Namık Orkun, Eski Türk
Yazıtları, c.I, Kültigin Yazıtı) Bu Toksinler, Göktürk kitabelerinde adı
geçen "TUKH-Sİ" ler olmalıdır. (Eberhard, Çin'in Şimal Komşuları, 118-119,
Ank. 1942) Oğuz destanında, Oğuz Kağan'dan ad alan Kıpçaklar da bu Dingling
boylarındandır. (Bahaeddin Ögel, İlk Töles Boyları, Belleten, XII-1948).

Buraya kadar üzerinde durduğumuz kaynaklar gösteriyor ki, İSKİT, SAKA,
toplumu içine giren ve doğuda Çin tarihlerinde TİK adı ile, daha sonra da
Dingling ve Tölös adı ile anılan boylarla, SAKA lar arasında bir bağlılık
görülüyor. Asya'da, SAKA üstünlüğü yıkıldıktan sonra müstakil halde,
birlikten uzak vaziyette yaşayan boylar, (Çin tarihlerinde
Tik-Dingling-Tölös adı ile kaydedilir). Asya üzerinde dağınık bir ortama
sürüklenmişlerdir. Bu boyların siyasi bir güç kurarak, zaman zaman Çin'e
saldıracak kadar güçlendikleri de olmuştur. (a.g.e.) Bunlar arasında
bazıları Uygur adı ile, M. Ö. 5. yüzyıllarda Asya'da üstünlüğü sağlayarak
Çin'i tehdit ettikleri de Çin kaynaklarından an­laşılıyor. (a.g.e.) Çin
tarihçilerinden Vei-Iüche'nin kaydıyla Uygurların (Dinglinglerin) devleti
Kangchu'nun kuzeyinde idi, Kang-chu bu de­virlerden kalma bir şehir adıdır.
Bazı araştırıcılarca Kang-chu, Göktürk kitabelerinde kendilerinden
bahsedilen KENGER'lerin etnik kay­nağıdır. (a.g.e.) M. Ö. 5. asırda
Uygurların Çin'e yapmış oldukları akınlar Oğuz destanında Tibet ve Çin'e
yaptığı seferlerin izlerini vermiş ola­bilir. Bu devirden sonra Hun
birliğine karışan Uygur-Hun kağanlığı yı­kıldıktan sonra güçlenerek 3.
asırda Balkaş Gölü'nün kuze­yine yerleştikleri anlaşılıyor. (a.g.e.). Asya
tarihi üzerinde yer yer etkili ol­duğu anlaşılan Uygurlar, diğer Saka
(Dingling) boyları ile Oğuz des­tanının kuruluşunda da temel unsurlardır.
Destanda Uygurların 6.-7. asır yaşantılarında Alp Er Tunga ve Afrasyab
anılarını devam ettirmeleri ve Böğü Kağan'a (759-780) Afrasyab adı verilmesi
de bu geleneğin sonucudur.

Bu kısa ayrıntılara göre, Oğuz Kağan'ın Hazar ve Kafkasya'nın kuzeyine olan
seferleri, İskitlerin bu bölgedeki yaşantılarının destanlaş­mış anılarıdır.
Attila Hunlarının ilk öncüleri olan Dingling boylarının M. Ö. 4. asırda
batıya göç etmelerinin anılan da bu olaylara karışmış ola­bilir.
Verdiğimiz kaynaklardan anlaşıldığı gibi, Sakaların - Uygur, Hun ve
Göktürkler yoluyla anılan 6. ve 7. yüzyıla kadar Asya'da yaşadığı
anlaşılıyor. Böylece, M. Ö. ki Saka üstünlüğünün geliştirdiği tarih. anıları
üzerine Oğuz Kağan destanı kurulmuş olabilir. Eski Saka (Tik, Dingling
Tölös) zincirinin devamı olan 5. ve 6. yüzyıl Uygurları ise bu tarih
anılarını destanlaşmış şekliyle yazıya geçirmişlerdir.
-- 
..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
-- 
Özkan BOSTANCI

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap