İHL'lerin Çilesi Ne Zaman Bitecek
[EMAIL PROTECTED]
Ergenekon Operasyonu ve sonucunda hazırlanan iddianame ile
ekleri 28 Şubat sürecinin nasıl bir tezgahın ürünü olduğunu ortaya koyuyor.
Kalkancıların, Fadimelerin ve sair bir sürü piyonun hangi senaryoların
ürünleri oldukları ve ülkenin nasıl bir tezgaha getirildiği bir bir ortaya
dökülüyor. Ortaya dökülen cüruf o süreçte mağdur edilen inanan kesimin
uğradığı haksızlığı da gün yüzüne çıkartıyor.
Bütün bunlar olurken *"28 Şubat sürecinden mağdur olanların
itibarlarının iadesi ne zaman sağlanacak?"* sorusu zihinlerimizi meşgul
ediyor. Siyasi meseleler bir yana bu milletin inançlı evlatlarının en önemli
milli davalarından birisi olan İmam Hatip Liselerinin önüne konulan
engellerin kalkması beklentilerden birisidir. 28 Şubat ürünü ANAP-DSP-DTP
iktidarının ve o iktidarın başbakanı Mesut Yılmaz'ın *"siyasi hayatıma mal
olsa da çıkacak"* dediği *"kesintisiz 8 yıllık eğitim kanunu"* ile orta
kısımları kapatılan İHL'ler iade-i itibar bekliyor.
* "Meslek lisesi memleket meselesi"* diyerek reklamlar veren Koç
Grubunun arayışında olduğu gibi teknik eğitim veren meslek liselerinden
mezun ara elaman ihtiyacının hızla arttığı ülkemizde İHL'lerle birlikte
mağdur edilen diğer meslek liselerinin itibarının iadesi 5+3 şeklindeki yeni
bir sistemle mümkün olacak. Esasen bu iktidardan beklenilen en önemli
yeniliklerden birisi de İHL'lerin önünün açılması idi.Ama olmadı.
Başaramadılar.
Halbuki 12 Mart 1971 Muhtırası ile o zamanki adı İmam Hatip
Okulu olan İHL'lerin orta kısımları kapatıldığında bu süreç 10 yıl
sürmemişti. 1974 yılı başında kurulan *MSP-CHP Hükümeti 1 ay içerisinde bu
meseleyi çözmüş* ve İHO'ların orta kısmını açtırmıştı. 1975'de İHL'lere kız
öğrencilerin de devamına imkanı tanıyan düzenlemeleri çıkartan Milli
Görüş'ün partisi MSP, 1976 yılında ise İHL mezunlarının doğrudan üniversite
sınavına girmelerine olanak sağlayan adımı atmıştı.
28 Şubat'ın İHL'nin önünün kesilmesi cinayetinin temelinde hangi
korkuların yattığı TÜSİAD tarafından hazırlattırıldığı ifade edilen bir
rapora bakınız nasıl yansıdı. 25 Nisan 1997 tarihli Milliyet
Gazetesi'nde,*"Refah'ın 2005 yılı planı"
* adlı bir raporu haberleştiren Azer Bortaçina isimli yazar istatistiklere
dayanarak Refah Partisinin hangi aşamalarla iktidarı ele geçireceğini
topluma korkulu bir rüya şeklinde yaymaya çalışmıştı.* "Korku
tünelleri"*çalıştırılmış ve toplum kutuplaştırılmıştı.
Bu rapora göre: "2005 yılındaki seçimlerde, "Din Eğitimi" veren
okul ve kurslardan çıkacak ve RP'ye "oy" verebilecek "ilave" seçmen sayısı
6.5 milyon olacak, 2000 yılında % 34 ile tek başına iktidara gelmesi
beklenen RP böylece 2005'de bu sayıyı ikiye katlayıp toplam oyların ortalama
% 62'sini alacak ve Anayasa'yı da değiştirerek, Dine dayalı bir devleti çok
kolaylıkla kuracaktır. Beş binden fazla olan Kur'an Kursları'ndan, 2005
yılında; 1.5 milyon seçmen, 6-12 yaş gruplarının devam ettiği "Yaz Kur'an
Kursları"ndan, 2.milyon seçmen, Akşam Kur'an Kursları'ndan, 745.000 seçmen,
toplam olarak; 2005 yılında, sadece "Kur'an Kursları'ndan, 4.245.000 kişi oy
verebilecek çağa gelmektedir. Ayrıca; İmam-Hatip Okulları'ndan, 474.000
seçmen, İlahiyat Fakültelerindeki öğrenci, öğretim görevlisi, ve dış
ülkelerdeki öğrenci ve Din görevlileri, 135.000 seçmen ve bir kısmı da
seçilebilen insan!. Sonuç olarak *2005 yılında Refah Partisi'ne oy verecek
insan sayısı en az; 13.344.000 olacaktır." *
Bu korkuların temelinde; gelirinin %85'ini faizden elde eden
Rantiyeci kesimin olduğunu 28 Şubat sonrasında *"tıpkı işgal orduları
gibi"*toplumu nasıl sömürdüğünü gördükten sonra daha iyi anladık. Bu
soygun ve
krizler dönemi sonrasında şimdilerde Ergenekon operasyonu ile ortaya dökülen
28 Şubat cürufunun temizlenmesi ancak başta İHL'ler olmak üzere bu süreçten
zarar görenlerin itibarlarının iadesi ile mümkün olacaktır. Artık millet
"itibar iadesine" yönelik arayışı yüksek sesle ifade etmeli ve demokratik
haklarını *"bedel ödemeyi göze alarak"* savunmalıdır. Birde unutulmamalı ki;
bu savunma "bedel ödemeyi göze alan siyasi ve sivil oluşumlar
güçlendirilerek yapılabilir.
28 Ağustos 2008 Perşembe 22:55 tarihinde Ali Serdar Bolat <
[EMAIL PROTECTED]> yazdı:
>
> *Haham Tuncay'ın 2001 Savcılık İfadesi - 8*
> *+++++++++++++++++++++++++++++++++*
> **
> *Doğu Perinçek ile beraberim yiyorum içiyorum*
>
> *Haham Tuncay Güney'in 2001 sorgu tutanağından aynen alıntılıyorum.*(Cümle
> düşüklükleri ve yazım hataları aynen korunmuştur, renkli yerleri ben
> boyadım):
>
> *TUNCAY GÜNEY*: ...Veli Komutan o ara Akşam Gazetesine geldi... dedi ki
> Doğu PERİNÇEK lerle ilişki kuralım Adnan AKFIRAT - Ferit İLSEVER le falan bu
> arkadaşlara kaynaklar çok akıyor bunlardan yönlendirirsek daha iyi olur dedi
> ...ben Doğu PERİNÇEK lerle irtibat kurdum
> *SORGUCU: Nasıl irtibat kurdun?*
> *T.G.:* ....Adnan AKFIRAT tan İkibine Dergisinin eski sayılarını alıyordum
> işte bu haberler nasıl oluyor ben Akşam Gazetesinde çalışıyorum falan diye
> ama *Ferit İLSEVER bizi çözmüştü tanıyordu zaten tanımamazlıktan
> geliyordu...* *Veli KÜÇÜK ü Yüzbaşı MİT subayı diye ilk keşfeden Ferit
> İLSEVER' miş...*
> Adnan AKFIRAT hep böyle bize malzemeler getiriyordu mesela *CIA
> Güneydoğuda nüfus planlaması yapıyor diye FULLER in hazırlamış olduğu
> şeyleri verdi...* *Clinton'un danışmanı Davit Ekoln Yahudi... Abdullah
> ÖCALAN la başkan Clinton arasında mektup getiren adamdı... o adamın tutmuş
> olduğu fikrist raporu vardı... Clinton'a verdiği raporun orijinal
> fotokopisini verdi*... Diyeceksiniz ki bana bu raporları kendileri düzmüş
> olamazlar mı... buna cevap vereceğim tırnak içerisinde... Akşam Gazetesinde
> Amerika hakkında yayınlamış olduğum hiçbir haberimde tekzip yemedim, hiçbir
> açıklamam veya gazetemden dolayı dava açılmadı. *Marc GROSSMAN sorgu
> tutanağı da yine çok güzel bir haberdi.*
> ...
> ben Doğu PERİNÇEK le beraberim yiyorum içiyorum
> ...
> hala daha Doğu PERİNÇEK le beraberim
> ++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
>
> *Demek ki neymiş: *
> Haham Tuncay o dönemde Akşam gazetesi çalışanı olduğu için, gazetede
> çarpıcı haberler çıkmasının tiraj için iyi olacağını düşünen yönetim
> Tuncay'ı Aydınlıkçılara yollamış. O da Aydınlık'ın öncülü olan "2000'e
> Doğru" nun eski sayılarını alma bahanesi ile ve Akşam gazetesi çalışanı
> kimliği ile Aydınlıkçılara gitmiş, onlardan bazı haberler alıp gazetede
> basmışlar. O haberler hep doğru olacak ki, hiç tekzip yememişler, yani
> Aydınlıkçıların verdiği tüm haberler doğru çıkmış.
> E, ne var bunda diyeceksiniz.
> *Üç beş defa Aydınlıkçılara gidip geldi, Akfırat ve İlsever'i gördü ya
> hazret, onlarla akraba oluverdi.*
> *-ben Doğu PERİNÇEK le beraberim yiyorum içiyorum*
> *-hala daha Doğu PERİNÇEK le beraberim*
> diye konuştuğuna bakılacak olursa, halüsinasyonlar görmeye başladı.
> *Kazara İngiltere'ye gidip sarayı uzaktan görse, dönüşünde anlatacak:*
> *-Kraliçe ile sofraya oturdum... hala arkadaşız...*
> Deli galiba...
>
> ++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
>
> **
>
> >
>
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---